+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sohbetler Forumunda İslamda Evlilik Vaaz Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    İslamda Evlilik Vaaz










    İSLAM’DA EVLİLİK VE AİLE


    “İçinizden bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden iyileri evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah lutfiyle onları zengin eder. Allah geniş ve lütuf sahibidir, her şeyi bilendir.” (Nur, 24/32)

    Evlilik tabirinin karşılığı Kur’an dili Arapça’da zevciyettir. Zevciyet çift olmak demektir. Bu, Cenab-ı Allah’ın koyduğu bir kanundur.

    Evlilik, doğmak ve çoğalmak için, hayatın devam edebilmesi için Cenab-ı Allah’ın seçmiş olduğu bir üsluptur. Bu gayenin tahakkuku için Cenab-ı Allah, her iki tarafa (erkeğe ve dişiye) aktif roller vermiştir. Bu hususta şöyle buyurmuştur:

    “Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun.” (Nisa,4/1)

    Cenab-ı Hak, insanları diğer yaratıklar gibi kılmak istememiş, bu yüzden de onu başı boş bırakmamıştır. Erkeğin dişi ile birleşmesini belirli bir kurala bağlamıştır. Böylece insanın namus ve şerefini korumuştur. Bu kurala riayet edildiği takdirde erkekle kadının birleşmesi kutsal bir hüviyet kazanır. Bu kural da birleşmenin, her iki tarafın rızasına dayalı olarak icab ve kabülden, bunu şahitlerin huzurunda yapmaktan ibarettir. Bu şartlar yerine getirildiği takdirde taraflar artık birbirlerinin olurlar. (Dr.Abdülvehab Öztürk, Peygamberimizin Sünnetinde Evlilik, Kılıç Yayınları, s.11-12. Ankara,1997)

    Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) birçok hadis-i şeriflerinde evlenmeye teşvik etmiştir:

    “Ey gençler, içinizden evlenmeye gücü yetenler evlensinler. Zira evlilik gözü haramdan, namusu pâyimal olmaktan kurtarır.” (Buhari, Nihah, 21)

    Evliliğin, ruhi ve bedeni yararları yanı sıra maddi yararları da vardır. İlk bakışta geçen ayette görüldüğü gibi, Allah Teala evlenenlere zenginlik vereceğini müjdeliyor.

    Enes b. Malik’in rivayet ettiği bir hadiste ise Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:

    “Bir kimse evlenince imanının yarısını elde etmiş olur. Artık diğer yarısı için Allah’tan korksun.” (Aclûnî, Keşful-Hafa, Hadis no:2432.)

    İnsan bir düşünecek olursa görülür ki, birbirlerini tanımadıkları halde kaderin cilvesi olarak evlenip yuva kuruyorlar. Birbirlerinin huylarını, davranışlarını bilmeyen iki insan bir çatı altında toplanıyor. Ve her şeylerini paylaşıyorlar. Dertlerini ve zevklerini paylaşarak bir aile oluşturuyorlar. Aralarında sevgi meydana geliyor.

    Bu nasıl oluyor? Birbiri için canlarını verecek kadar yakınlık, mallarını, yiyeceklerini taksim edecek kadar muhabbet nasıl peyda oluyor? Birbirlerini tanımayan bu insanlar çabucak nasıl bir CAN oluyorlar? Nasıl gönülleri, kalpleri bir çarpıyor?

    Yüce Rabbimiz buyuruyorlar:

    “Kaynaşmanız için size kendi (cinsi) nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rum, 30/21)

    Demek ki eşler arasında sevgi ve merhamet, Allah’ın bir lütfudur. Bu muhabbeti yüce Mevla yaratıyor:

    İki gönlü kavuşturan ve kaynaştıran Allah’tır.

    Aralarındaki sevgiyi hiçbir menfaat gözetmeden yaşatan insanların, Allah’ın lütfu ile birbirlerine bağlandıklarını görmekteyiz.

    Aile, kutsal bir çatıdır.

    Allah’ın tesis ettiği ve devamını istediği bir yuva…

    Dağılmasından arşın titrediği bir birlik… (Ragıp Güzel, Minberden Mü’minlere Hutbeler, Çelik Yayınevi, İstanbul, 1992.)

    Evlilik, yani aile hayatı insan ömründe yeni bir çağın başlaması demektir. Yeni bir çağ! Olur, olmaz istekler, bencillikler, böbürlenmeler, şahsi rahatlıklar, sorumsuzluklar, aşırılıklar eski çağ kabul edilip bir kenara bırakılacak; tevazu, hoşgörü, nezaket, zarafet, efendilik, merhamet, şefkat, vicdan, idrak, iz’an ve de en önemlisi sabır dönemi başlayacaktır. İşte evlilik kısaca budur….

    Evlilik, insanın kendine denk bir hayat arkadaşı bularak maddi ve manevi huzur mücadelesine girişmesi, fakat bu mücadelede her şeye rağmen mutluluğu yakalayabilmesidir. (Abdülkadir Akgündüz, Dur ve Düşün, Sur Dergisi, Sayı:225, s. 10-11.)

    Peygamber Efendimiz:

    “Evlenmek benim sünnetimdir. Sünnetimi tutmayan benden değildir. Evleniniz. Ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” (İbni Mâce, Nikah 1.)

    Evlilik önemli ve kutsal bir yuvadır. Bu kutsal yuvanın herhangi bir arızadan fena şekilde etkilenmemesi için daha başından sağlam temellere dayanması lazımdır.

    Evlenmeye karar veren bir erkek, bu gayenin tahakkuku için evleneceği kadında bazı nitelikler aramalıdır.

    İYİ BİR KADINDA BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

    1. İmanlı Olması

    “Allah’a ortak koşan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar, evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın, hoşunuza gitse dahi, inanan bir cariye, ortak koşan hür bir kadından iyidir.” (Bakara, 2/221.)

    Cenab-ı Allah, ayetin son kısmında bunun gerekçesini göstererek: “Çünkü onlar cehenneme çağırılırlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır” buyuruyor.

    İnanan bir kimse Allah’a itaat eder. Furkan suresinde geçen:

    “Rabbimiz! Bizi gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler ver! Ayetinin tefsirinde Hasan-i Basri Hazretleri şöyle diyor:

    “Ailesini ve çocuklarını Allah’a itaat eder görmek kadar, bir insanı mutlu edecek bir şey yoktur.” (Muhtasaru İbni Kesir, 4/641.)

    2. Saliha olması: İyi bir kadın, imanlı olduğu kadar salihadır da… Saliha bir kadın, tam anlamıyla dindar bir kadın demektir. Salihalık öyle bir sıfattır ki ondan daha üstünü düşünülemez. Peygamber Efendimiz (sav):

    “Dünya metâdan ibarettir. Dünya metaının en hayırlısı da iyi bir kadındır” buyurarak bunu en güzel şekilde ifade etmiştir. (Müslim, Rada 17; İbn Mâce, Nikah 5.)








  2. Mine
    Devamlı Üye





    Şu hadis ise saliha kadının hayırlı fonksiyonlarını tam olarak gösteriyor:

    “Mü’min bir erkek, Allah korkusundan sonra saliha bir kadından gördüğü hayır kadar hiçbir şeyden görmemiştir. Saliha kadına emrederse emrine itaat eder, yüzüne bakarsa kendisini sevindirir, onun adına bir yemin ederse yeminini boşa çıkarmaz, uzak bir yere gidecek olursa hem kendini, hem de efendisinin malını korur.” (İbni Mâce, Nikah 5)

    Ebu Hureyre’den (ra) Rasulullah (sav)’e:

    - Hangi kadın daha hayırlıdır? diye soruldu. Rasülullah (sav) şöyle buyurdu: “Kocası baktığı zaman onu neşelendiren, bir şey istediği zaman ona itaat eden, ne kendisinde ne de malında, kocasının hoşlanmayacağı şeyi bulundurmayan kadındır” (Ahmed b.Hanbel, 2?432; Nesâi, 6/455 (3217); İbni Mâce Tercüme ve Şerhi, 5/217 (1857).



    3. Dindar olması: Bu sıfat, genel olarak salihalığın içerisine girerse de daha belirgin olması için ayrı bir madde olarak veriyoruz. Bu hususta ise Peygamberimiz (sav) şöyle buyuruyor:

    “Kadınlar şu dört özelliklerinden dolayı nikahlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini. Sen dindarını al; tuttuğun altın olsun.” (İbni Mâce, Nikah, 6.)

    Abdullah b. Amr’ın rivayet ettiği şu hadis de dindarlığın, diğer sıfatlardan üstün tarafı gösterilmiştir:

    “Kadınları güzelliği için almayın; olur ki güzellikleri onları kötü duruma düşürür, onları malları için almayın; olur ki malları onları şımartır. Fakat onları dindarlıkları için alın. Yemin ederim ki burnu yirik, kulağı kesik dindar bir kadın diğerinden çok üstündür.” (İbni Mâce, Nikah 6)

    4. Başka özellikler: Mehrinin az olması, güzel olması, güzel ahlaklı olması, soylu olması, doğurgan olması, yakın akrabadan olmaması, kocasına bağlı ve çocuklarına düşkün olması ve bakire kız olması gibi özellikler aranmalıdır.

    KÖPEĞİN BİLE CİNS OLANI ARANIRSA

    Bir köylü başka bir köyden oğlunu evlendirir. Fakat itaat etmeyen bu gelin babasının evine gider. Gelinini tekrar geri getirmek için evinden çıkan bu adam yolun yarısından koyun sürüleri olan ve ipte bağlı bir de kocaman köpek tutan bir adama rastlar ve niçin köpeği bağladığını sorar. Adam der ki:

    - Falan köyde cins bir erkek köpek var. Onunla birleştirip iyi bir yavru almak istiyorum, der.

    Bunu dinleyen adam:

    -Ben buradan dönüyorum, der.

    -Niçin dönüyorsun?

    -Efendi, ben önce sizin bu köpeği götürdüğünüz köyden bir gelin almıştım. O ise bize itaat etmedi, bırakıp babasının evine gitti. Sen bile köpekten iyi bir yavru almak için iyi bir nesil arıyorsun. Ben ise aldığım gelinin soyunu sopunu sormadan aldığım için başıma bir bela almışım. Şimdi de onu getirmek için gidiyordum, vazgeçtim, der ve oracıktan döner.

    İslam’da evlenmek sünnet iken, nikâh farz olup muhakkak bu emre uymak şarttır. Hem de asil bir aileden olmak şartıyla.

    Şunu kesinlikle bilelim ki, bir ailenin kurtulması ve huzurunun, İslam’ın emir ve kuralları doğrultusunda yaşamasında olduğu açıktır.

    Eğer tüm aile fertleri buna uyarlarsa ki, o zaman o devletin de kurtulması ve hatta tüm dünyanın huzuru dahi temin olunur kanısındayız.

    Bir bahçıvan elbette iyi mahsul için iyi tohum arar.

    Bir hayvan üreticisi iyi bir soylu hayvan arar da, insan soyunu aramaz mı?

    EVLİLİK HAYATINDA ADAB-I MUAŞERET

    İslam’da evliliğin iki maksadı vardır:

    1. Hayırlı çocuk sahibi olmak.

    2. Mutlu bir aile hayatı yaşamak.

    İslam bu mutluluğu temin için, evlilikten önce ve sonra olmak üzere çeşitli tedbirler önermiştir. Mesela, evlilikte eşlerin birbirine denk olması, mehir ve görev bölümü gibi.

    Bunların yanı sıra bir de geçimi kolaylaştırmak, eşleri mutlu bir hayata götürecek pratik tedbirler tavsiye etmiştir ki, bunlar âdâb-ı muâşeret (geçim usûl ve erkânı) denmektedir. Bu erkânın başında, kadınların ufak tefek kusurlarını görmezlikten gelmek ve ileride düzelir ümidiyle onların bazı sıkıntılarına katlanmak gelmektedir. İşte bu hususta Cenab-ı Allah evli erkeklere şöyle hitab etmektedir:

    “Onlarla (kadınlarınızla) iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.” (Nisa, 4/ 19.)

    İbni Abbas Hazretleri, bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: Olur ki Cenab-ı Allah o kadından hayırlı bir evlat verir de o sayede nefreti sevgiye dönüşür.

    Bir de ayet üzerinde şu yorum yapılmıştır. Eğer bir kimse nefret ettiği bir kadının sıkıntılarına Allah rızası için tahammül eder ve nafakasını teminde ve geçiminde elinden gelen gayreti gösterirse dünyada iyi bir ad, ahirette de bol sevap kazanır. (Tefsirü İbni Abbas, 2/38; Hâzin, 2?38.)

    Ebu Hureyre (ra)’den rivayet edilen bir hadiste de Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:

    “Mü’min bir erkek, mü’min karısından nefret etmesin. Eğer bir huyunu beğenmezse, diğer bir huyundan memnun kalır.” (Müslim, Radâ, 61; Ahmed b. Hanbel, 2/239.)

    KIZLARIMIZI MAHARETLİ YETİŞTİRMELİYİZ

    Ana-babasından maharetli bir ev hanımı olma terbiyesi almayan kızcağız gittiği evde akşam-sabah Kur’an okuyor, fakat bunun yanında ev hizmetlerini de bir türlü beceremiyormuş. Bu beceriksizlikten iyice bıkmış olan evin beyi, nihayet bir gün şu cümleyi söyleyerek evi terk etmiş:

    “Akşam Kur’an, sabah Kur’an

    Kör olsun bu evde duran.”

    Evet sadece Kur’an öğretmek kâfi değildir. Kızlarımızda, İslami kültür yanında, ev hanımlığı meziyetleri, beceriklilik, düzen, tertip de şarttır. (Evlilik Hatıraları, Sur Araştırma Ekibi, Sur Dergisi, Hairan 1997, Sayı:225, s.16.)

    KIRK YILLIK KÂNİ, OLUR MU YÂNİ

    Tokatlı Kâni, Bükreş’te Ulah Beylerinin hizmetinde bulunduğu sıralarda bir Romen kızına gönlünü kaptırmıştı. Güzelliği ile birlikte, dinine (Hıristiyanlığa) son derece bağlı olan kız, Kâni’ye şöyle der:

    -Benim dinimi kabul edersen, seninle hemen evlenirim.

    Kâni, derbeder bir hayatın içindedir, ama bu teklifi de kabul edemeyeceğini şu sözleriyle bildirir:

    -Kırk yıllık Kâni, hiç olur mu Yâni… ( Mehmet Dikmen, “Tüm Zamanların Üçlüleri”, Sur Dergisi, Haziran 1997, Sayı:225, s.37.)





+ Yorum Gönder


evlilik ile ilgili vaazlar,  evlilikle ilgili dini sohbet,  nikahla ilgili vaaz,  evlilik ile ilgili sohbet,  Evlilik hakkında sohbet,  evlilik ile ilgili vaaz