+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sohbetler Forumunda Ölümden İbret Almayanların Dünya Ve Ahiretteki Durumlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Ölümden İbret Almayanların Dünya Ve Ahiretteki Durumlar









    Ölümden İbret Almayanların Dünya Ve Ahiretteki Durumlar Hakkında



    İnsanların çoğunda "ölüm yaşamın bittiği andır" şeklinde eksik ve yetersiz bir inanışvardır Oysa biraz daha derin düşünülse ölümün diğer bir hayatın da başladığı an olduğu anlaşılacaktır Bu eksik bakışaçısı yüzünden, inkar edenler hedefledikleri herşeyi dünyadaki kısa sürenin içine sığdırmaya çalışırlar Ahireti tanımayanların, bu dünyadan gözü kapalı bir şekilde sınır tanımadan yararlanmak istemelerinin sebebi de budur Bunlar ölümle birlikte, herşeyden mahrum kalacakları endişesiyle, doğru-yanlışayrımı yapmadan yaşamaya, bu dünyadan maksimum derecede faydalanmaya, nefislerini tatmin etmeye çalışırlar Önlerinde çok uzun yılların var olduğuna kendilerini inandırıp, uzun vadeli planlar peşinde koşarlar Bu, şeytanın insanı aldatmak için kullandığı en klasik yöntemdirŞeytanın inkarcılar üzerinde uygulamak istediği oyununu Allah Kuran'da şu ayetlerle haber verir:

    Şüphesiz, kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenleri, şeytan kışkırtmışve uzun emellere kaptırmıştır (Muhammed Suresi, 25)
    (Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor Oysa şeytan onlara bir aldanıştan başka bir şey vaat etmez (Nisa Suresi, 120)

    Bu dünyada sonsuza dek yaşayacakmışgibi mal ve servet biriktiren inkarcılar, hayatlarını mal ve evlat çokluğu ile övünecekleri bir yarışhaline getirirler Bu sahte üstünlüğün verdiği gurura kapılarak ahiretten tamamen uzaklaşırlar Ancak içinde bulundukları büyük yanılgının kendilerini nereye doğru yönlendirdiği, ayetlerle açıkça bildirilmiştir:

    Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine vermekte olduğumuz mal ve çocuklarla, Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller (Müminun Suresi, 55-56)
    Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azaplandırmak ve canlarının onlar inkar içindeyken zorlukla çıkmasını ister (Tevbe Suresi, 55)

    Allah insana, imtihan için gönderildiği bu dünyada ölümü ve ahireti düşündürecek pek çok mesaj gönderir Bir ayette, insana uyarı olsun diye verilen belalara dikkat çekilir:

    Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar (Tevbe Suresi, 126)

    Gerçekten çoğu insan, sık sık tevbe etmesine, öğüt alıp düşünmesine vesile olacak belalarla karşılaşır Bunlar, ayette bildirildiği gibi yılda bir kaç kez karşılaşılabilen büyük belalar ya da günlük küçük sıkıntılar olabilir İnsan kaza, sakatlanma ve ölümle sonuçlanan birçok olaya tanık olurİnsana düşen, bu tip olayların kendi başına da gelebileceğini, her an kendi imtihanının da sona erebileceğini hatırlamak, hemen Allah'a sığınıp bütün samimiyeti ile bağışlanma dilemektir
    Müminlerin gördükleri olaylardan aldıkları ders ve ibret kalıcı olur Fakat, aynı olayların iman etmeyenler üzerindeki etkisi ve bunlara verdikleri tepki çok daha farklıdır İnkarcılar kendilerinde uyandırdığı dehşet hissinin bir sonucu olarak ölümün gerçekliğini kabullenmeyerek ya da unutmaya çalışarak kendilerini rahatlatmak için uğraşıp-dururlar Ancak bu yanıltıcı metodla kendilerine zarar vermekten öteye gidemezler Çünkü Allah, "Onları adı konulmuşbir süreye kadar ertelemektedir" (Nahl Suresi, 61) ve bu süre sandıklarının aksine aleyhlerine işlemektedir Kuran'da şöyle buyrulur:

    O küfre sapanlar, kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar, Biz onlara, ancak günahları daha da artsın diye süre vermekteyiz Onlar için aşağılatıcı bir azap vardır (Al-i İmran Suresi, 178)

    Ölüm en yakınındaki kimseye isabet ettiğinde bile bu uyarıyı hiç üzerine almayan, bundan bir öğüt ve ders çıkaramayan gaflet içindeki insan, günün birinde kendisi ölümle karşı karşıya kalsa, içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için bir anda dünyanın en ihlaslı insanı haline geliverir Kuran'da bu psikoloji bir örnekle şöyle tasvir edilir:

    Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)' olarak Allah'a dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak Sana şükredenlerden olacağız" (Yunus Suresi, 22)

    Ancak bu insanlar, Allah, kendilerini kurtardığında tekrar eski gafletlerine geri döner ve Allah'a verdikleri sözü unutarak, en ufak bir vicdani rahatsızlık duymadan sahtekarlık ve nankörlüklerini ortaya koyarlar Oysa bu sahtekarlıkları, kıyamet günü kendi aleyhlerine bir delil olacaktır Ayetin devamında şöyle denir:

    Ama (Allah) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır Sonra dönüşünüz Bizedir, Biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz (Yunus Suresi, 23)

    Bu psikolojideki insan, ümitsiz bir çabayla aynı sahtekarlığı ölüm esnasında da dener Fakat kendisine tanınan süre artık sona ermiştir:

    Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım" Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır (Müminun Suresi, 99-100)

    İnkarcıların bu tutumunun Allah'ın huzurunda bile devam ettiğini görürüz Bu durum ayetlerde şöyle haber verilir:

    Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmişolarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen Öyleyse bu (azab) gününüzle karşılaşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın Biz de sizi gerçekten unuttuk; yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın (Secde Suresi, 12-14)








  2. Asel
    Bayan Üye





    Aynı sonuçsuz çırpınışların cehennemde de devam ettiğini haber veren bir ayet şöyledir:

    İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım" Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur (Fatır Suresi, 37)

    Ahiretteki bu ümitsiz çırpınışlar ve acı sonuç, hep insanın dünyanın gerçek amacını ve değerini takdir edemeyişinden kaynaklanırİman etmemişinsan; dünyadayken Allah'ın etrafında yarattığı hikmetli olaylardan ibret almaz, Allah'ın gönderdiği uyarıları dinlemez, vicdanını bastırarak anlamazlıktan, görmezlikten gelir, ölümü kendinden çok uzakta görür, Allah'ın rızası değil, nefsinin istekleri doğrultusunda hareket eder Tüm bunlar, sonunda geri dönüşü olmayan ölüme hazırlıksız yakalanmaya ve yukarıdaki ayetlerde geçen umutsuz duruma düşmeye sebep olur Bu nedenle ölüm gelip uyandırmadan gafletin derin uykusundan uyanmak gerekir Çünkü ölüm anında uyanmak insana hiçbir fayda sağlamayacaktır Allah bu durumdan insanları şöyle sakındırır:

    Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin Oysa Allah, kendi eceli gelmişbulunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez Allah, yaptıklarınızdan haberdardır (Münafikun Suresi, 10-11)

    Biraz aklı olan insanın yapması gereken, ölümden sürekli kaçmak değil onu her an hatırda tutmaktır Ancak bu şekilde gerçek hedefinin bilincinde olarak hareket edebilir, nefsinin ve şeytanın kendisini bu geçici dünya hayatı ile aldatıp oyalamasına izin vermez
    Ölüme Hazırlık Yapmak
    Bu dünya insanların eğitim yeridir Allah insanlara dünyada çeşitli sorumluluklar yüklemişve onlara gözetmeleri gereken sınırları bildirmiştir İnsan, bu sınırları gözettiği, emredilenleri yerine getirip, yasaklanan şeylerden sakındığı ölçüde ruhen olgunlaşır, aklı ve şuuru gelişir Başına gelen olaylara sabretmesini, hiçbir durumda Allah'ın dininden taviz vermemeyi, her durum karşısında Allah'a yönelip dönmeyi, yalnız O'ndan yardım istemeyi öğrenir Allah'ı gereği gibi takdir etmeyi, O'na karşı içli bir sevgi ve saygı dolu bir korku duymayı öğrenir, Allah'a karşı katıksız bir iman ve tam bir teslimiyet kazanır Allah'ın yarattığı nimetlerin değerini gerçek manada anlar ve bu sayede Allah'a karşı olan şükrü, sevgisi, yakınlığı ve hayranlığı artar Sonuçta, Allah'ın beğendiği üstün akla ve ahlak özelliklerine sahip ideal bir mümin haline gelir Bu şekilde her yönüyle mükemmel yaratılmışolan cennete girmeye layık bir insan haline gelir
    Kısaca, Allah'ın özel olarak yarattığı bu hikmetli olay dünyadaki eğitimin bir parçası olan imtihan ortamının sırrını içerir İnsan bu dünyada başına gelen sayısız olaylarla sınanır ve bu imtihandaki başarısı oranında ebedi hayatında ceza veya mükafata kavuşur Hiç kimse kendi imtihanının ne zaman son bulacağını bilemez Ölüm, Kuran'da bizlere bildirildiği gibi "süresi belirtilmişbir yazıdır" (Al-i İmran Suresi, 145) Bu süre bazen uzun, bazen de kısadır Aslında en uzun olarak tanımladığımız süre bile nadiren 70 ya da 80 senenin üzerine çıkabilir
    Bu nedenle, uzun yaşama hesapları yapmak yerine insan, Allah'a karşı sorumlu olduğunu ve hesap gününde bütün yaptıklarının hesabını vereceğini bilerek, Kuran'ın ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetinin rehberliğinde ve onun gösterdiği yola uygun olarak yaşamalıdır Aksi halde, sonsuz hayatı için bir hazırlık yapmaması, bunun için kendisine tanınan bu tek ve son fırsatı kaçırması ve ebediyen cennetten mahrum kalması kendisi için gerçekten de çok acı bir durum olur Ebediyen cennetten mahrum olan biri sonsuz azap mekanı olan cehenneme gidecek bir ahlak gösteriyor demektir Bu nedenle dünyada boşa geçen her saniye hem çok büyük bir kayıp hem de çok acı bir sonuca doğru atılan yeni bir adımdır
    Madem gerçek budur, öyleyse bu gerçeğin dünyadaki herşeyden daha önemli olduğunu iyi anlamak gerekirİnsanın, hayatında karşısına çıkacak muhtemel olaylar için önceden hazırlık yaptığı gibi, hatta daha da fazla, ölüm ve sonrası için benzeri bir hazırlık yapması en mantıklı hareket olacaktır Her insan ölümden sonra karşılaşacağı olaylarla da tek başına muhatap olacaktır Ebedi kurtuluşu isteyen insanlara, Allah Kuran'da şöyle emreder:

    Ey iman edenler, Allah'tan korkun Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın Allah'tan korkun Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuşolanlar gibi olmayın İşte onlar, fasık olanların ta kendileridir (Haşr Suresi, 18-19)





+ Yorum Gönder