+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sorular Forumunda Bilal-i Habeşinin Adını Kim, Neden Koymuştur Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Bilal-i Habeşinin Adını Kim, Neden Koymuştur








    bilal-i habeşinin adını kim, neden koymuştur?







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye






    Bilal-i Habeşinin Adını Kim Koymuşturile ilgili bilgi

    Bilal,Habeşistanlı bir köleydi. Umeyye bin Halef’ in kölesi. Bilal’in yüksek ru*hu bir hakikat arıyordu. Aradığı İslam nurundan başka bir şey değildi. Peygam*ber Efendimiz İslam dinini yaymaya başlayınca Bilal-ı Habeşi bu kudsi kerva*nın ilkler halkasında yer almakta gecikmedi. Ruhunun ezeli ihtiyacını İslami*yetle giderdi. Efendisinin işlerini aksatmamak üzere zaman zaman Resulullaha gider, mübarek sohbetini dinlerdi. Efendisi Umeyye bin Halef İslamiyete şid*detle karşıydı. Bilal’in Müslüman olmasını kesinlikle kabul etmezdi. Bilalin İslama girdiğini duyunca çılgına döndü. Yeni girdiği dinden caydırmak için her türlü baskıya başvurdu. Akıl almaz işkenceler tatbik etti. Ellerini ayaklarını bağlayarak kızgın kumların üzerine yatırır, karnının üzerine koca koca taşlar koyardı. Bu halde günlerce aç ve susuz bırakırdı. “Ya Muhamrned’i inkar eder, putlarımıza taparsın, yahut ölünceye kadar bu hal üzere kalırsın” derdi.

    Bilal, şayet dininden vazgeçer, Peygambere dil uzatırsa bütün işkenceler so*na erecek, azad bile edecekti. Fakat o sabır kahramanı Hz. Bilal, bu zalim efen*disine boyun eğnıedi. Arzularının hiçbirini yerine getirnıedi. “Allah” dedi, “Peygamber” dedi. Hatta işkencelerin şiddetinden inlerken bile bir an olsun Al*lah’ı unutmadı. Daima Allah’ın birliğini haykırarak “Ehad, Ehad” dedi. Azılı müşrik Ümeyye bu işkencelerle de yetinmedi. Taşkınlığını daha da arttırdı. Hz. Bilal’in boynuna ip takıp, Mekke şaşkınlarının ellerine teslim etti. Onlar da Mekke etrafında dağ tepe demeden dolaştınp işkence ettiler. Umeyye, imanı zorbalıkla boğacağını sandı. Fakat aldandı. Bilal’in imanı daha da parladı. 0 iş*kencelerinin şiddetini arttırdıkça Bilal hep “Ehad, Ehad” dedi.

    Bilal’in yanında bütün bu işkencelerin hiçbir değeri yoktu. Onu asıl üzen, yo*luna canını koyduğu zattan, Resulullahtan uzak kalmaktı. Resulullahın hasreti*ne dayanamıyordu.ı





    Birgün yine böyle işkenceler altında inlerken yanından Hz Ebü Bekir geçti.

    Bilal’in bu içler acısı halini görünce çok üzüldü. Dayanamayarak, “Umeyye,

    Allah’tan kork! Bu zorhalığa ne zamana kadar devam edeceksin?” diye çıkıştı.

    Umeyye utanmaz bir tavırla, “Onu bozan sensin, putlarımızdan sen soğuttun.

    Çok acıyorsan, gel de kurtar” diye küstahça karşılık verdi.



    Hz. Ebu Bekir bir müddet düşündü. Sonra, “Tabii ki kurtarırım, benim Müs*lüman olmayan bir kölem vardır. İstersen Bilal’le değişelim. hem o Bilal’den daha güçlü ve kuvvetlidir” diye teklifte bulundu. Uzun bir pazarlıktan sonra ni*hayet Ümeyye teklifi kabul etti, Hz. Ebü Bekir böylece Hz. Bilal’i bu işkenceler*den kurtardı ve Allah için azad etti.

    Bilal (r.a.) kendisini azad eden liz. Ebu Bekir’e teşekkür ettikten sonra ona şöyle dedi: “Eğer beni Allah rızası için azad ettiyseniz, Allah yolunda çalışrnam için beni serbest bırakın. Yok beni kendinize hizmctkar yapmak için bu iyiliği yaptıysanız çalışacağım yeri gösterin ki, çalışayım.”’Bu sözler karşısında son derece duygulanan Hz. Ebu Bekir (r.a.) şöyle dedi:

    “Evet, seni sadece ve sadece Allah rızası için azad ettinı. Allah rızası için ça*lış. Onun rızasını kazansan bana yeter. “2

    Resulullah ve Sahahiler mü’minleri namaza çağırmak için müzakerede bulu*yorlardı. Nihayet birçok Sahabinin gördüğü bir rüya üzerine mü’minlerin na*maza çağrılması için ezanın bugünkü şekli benimsendi. Ve ezanı okuma vazife*si de Hz. Bilal’e verildi. Günde beş defa işittiğimiz ezanın ilki Hz. Bilal tarafın*dan okundu. Sabahın erken saatlerinde yanık sesiyle okuduğu ezan-ı Muham*medi, kalblerde derin izler bıraktı. Beni Neccar’dan bir kadın Bilal’in czanıyla ilgili bir hatırasını şöyle anlatıyor:

    “Bizinı ev rnescidin etrafındaki evlerin en yükseğiydi. Bilal buraya erkenden gelir, tan ağarmasını beklerdi. Tan ağarınca ezan okurdu.”3 Oııun ezanıyla mü’minler namaz kılmak üzere camiye akın ederdi. Ezan okunması emredildiği günden itibaren Resulullahın vefatına kadar, ezanı hep o okumuştur.



    Bilal’in en çok sevdiği şeylerden biri Resulullahın kendisine, “Bilal, kalk ezan oku!” hitabıydı. Resulullah, “Ne mutlu Bilal’e, o müezzinlerin efendisidir’ beyanıyla Bilal’e olan sevgisini dile getirmişti. Bilal Hazretleri bütün İslam tan*hinde müezzinlerin efendisi manasında “seyyidu’l-müezzinin” ünvanıyla yade*dildi.

    Peygamber Efendimizin Bilal’e ezanı okuma vazifesini vermesi, Islam düş*manlarını çılgına çevirdi. Eskiden köleleri olan biri, bugiin kalkıp onlan açıktan açığa Allah’a çağırıyordu. Mekke Fethinden sonra Hz. Bilal Ka’be’de ezan okur*ken kendi aralarında konuşan İslamın amansız düşmanları, “Muhammed ezan okutacak şu kara kargadan başka kimse bulamadı mı?” diyecek küstahlığı gös*teriyorlardı. Fakirlcrin, zayıfların böylesine şeref kazanmalarını, Isl~miyet ile yücelınelerini bir tiirlü hazmedemiyorlardı. Hatta Hz. Peygambere, “Şu Bilal gibi fakir ve kimsesiz kişileri yanından kovarsan sana iman edeceğiz. Bunlarla eşit olamayız” diyorlardı.

    Islam düşnıanlarının kin ve nefretlerine karşı Hz. Resulullaiıın sıcak sevgisi*ni kazanan, kudsi medih ve senalarına mazhar olan Hz. Bilal, müşriklerin söyle*diklerine aldırmazdı. Iman zevki, Resıılullah sevgisi mutluluğunun kaynağıy*dı. Maddi refahı yoktu. Kainatın efendisi olan Hz. Peygamberle (a.s.m.) o da aç dolaştı. Kalh ve ruhu huzur ve saadet içindeydi. Okuduğu ezanlarda o hazzı tat*tı, tattırdı.

    Resulullah Efendinıiz birgün Hz. Bilal’e, “Ya Bilal, Mirac Gecesinde Ceb*rail ile birlikte Cennet’e girerken arkamda ayak seslerini duydum. Cebrail’e, ‘Bu ayak sesleri kimindir?’ diye sordum. Cebrail bana, ‘Bilal’indir’ dedi. Sen hangi hayırlı işleri yapıyorsun ki bu dereceye vardın?” diye sordu. Hz. Bilal şöyle de*di:

    “Ya Resulallah, farzları yerine getiriyorum. Bir de her zaman abdestli bulun*maya dikkat ediyorum.” İşte Hz. Bilal’in manevi mertebesini yücelten haslet*lerden birkaçı bunlardı. Earzları yerine getirmek, haramlardan kaçınmak, müminin manevi silahı olan abdestli olmaya çalışmak.

    Peygamberimizin (a.s.m.) hakkındaki senası Bilal’i gurura sevketmedi.daima tevazu ve mahviyet içinde bulundu. Kendisine faziletleri, Peygamber Efendinıizin hakkındaki senaları hatırlatıldığında, “Daha dün Habeşli bir köle değil miydim?” derdi. Tevazu gösterdiğinden Cenab-ı Hak onun manevi maka*nıını yüceltmişti. Cennette Resulullaha komşu eylcmişti.

    Hz. Bilal Resulullah ile birlikte Bedir, Hendek ve Uhud gibi birçok savaşa ka*tıldı. Cihad etti, Allah’ın kelamını yiiceltmek için çarpıştı. Resultıllahın vefatı ruhunda derin bir yara açtı. Artık Medine’de kalamayacaktı. Çünkü Medine’nin dağları, taşları ona Resulullahı hatırlatıyordu. Hz. Ebu Bekir beraber kalması için çok ısrar ettiyse de ikna edemedi. Hz. Bilal Şam’a gitti. Şam’da Hz. Omer’in teşrifleri esnasında okuduğu bir ezanla bütün mücahidleri ağlattı.

    Şam’da gördüğü bir rüya üzerine Medine’yi ziyarete geldi. Hz. Hasan ve Hü*seyin’i Resulullahın kabri saadeti yanında gördü. Eski hatıraları tazelendi. Re*sulullahın vefatından sonra Medine’de hiç ezan okumamıştı. 0 büyük Peygam*ber bu fani dünyadan gittikten sonra ezan okuyamıyordu. Resulullahtan, “Bilal kalk ezan oku!” emrini almaya öylesine alışmıştı ki, ondan sonra ezan okumaya dayanamıyordu. Fakat son olarak Medine’de bir ezan okumaya karar verdi. Okuduğu sabah ezanıyla Medine’de dağ taş, adeta Resulullahın hasretiyle tu*tuştu. Sokaklar insan seli oldu. Bütün ahali sokağa dökülmüştü. Resulullahın devriııi hatırlıyor, ağlaşıyorlardı. Sanki Resulullah kalkmış, Bilal’e ezan okut*muştu. 0 gün Medine’de ağlamayan kalmamıştı. Herkes Resulullaha olan has*retini bir derece gidermişti.

    Hz. Bilal tekrar Şam’a döndü. Hicretin 20. senesinde Şam’da vefat etti







  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Bilali habeşi habeşistanlı bir köle idi. bilal habeşi daha sonra hakikatı aramaya başladı ve hakikatı islam dininde bulmuştur. bilal habeşi islam tarihinde ilk ezan okuyan kişidir.




+ Yorum Gönder