+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sorular Forumunda Sünnet Olmanın Dinimizdeki Yeri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. D.K.F.Q
    Devamlı Üye

    Sünnet Olmanın Dinimizdeki Yeri








    Sünnet olmanin dinimizdeki yeri nedir


    Bazi kimseler, (Sünnet olmak bid’at olup, dinde yeri yoktur) diyorlar. Bunlara soruyoruz: 1400 yildan beri, âlimiyle, evliyasiyla, müctehidiyle, bütün Müslümanlar toptan bid’at mi isliyorlar?

    Kim olduklari ve neye hizmet ettikleri herkesçe bilinmeyen bir kisim insanlar, her seye bid’at diyorlar. Sanki din yeni gelmis gibi, dinin Peygamberi yokmus gibi, her firsatta dinimiz ve Resulullahin vârisleri olan Islam âlimlerini sorgulamaya çalisiyorlar. Bunlar kiyamet alametidir. Çünkü hadis-i serifte buyuruluyor ki:
    (Kiyamet yaklastikça, yeniler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacaktir.) [Ibni Asakir]

    Müslüman, sünnet olmaya bid’at demez. Misyonerlerin böyle uyduruk sözlerine müslümanlarin kanmasi çok acidir. Eskiden de, (gâvur icadidir) diyerek müslümanlari fenne teknige yaklastirmak istememislerdi. Simdi de her seye bid’at diyerek, müslümanlari dinlerinden uzaklastirmak istiyorlar.

    Sünnet olmak meshur bir sünnettir. Bilmeyen müslüman yoktur. Hatta müslümanlikta sünnet oldugunu bilmeyen kâfir bile yoktur. Gayri müslimler bile namazin, tesettürün ve sünnet olmanin Islam dininin esaslari arasinda oldugunu bilirler.

    Sünnet olmak Islam’in siârindandir. Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:
    (Sünnet olmak, erkekler için, sünnettir.) [Taberani]

    (Fitri sünnet bestir: Sünnet olmak, kasiklari temizlemek, tirnak kesmek, koltuk altini temizlemek ve biyik kesmek.) [Buhari]

    (Ibrahim aleyhisselam, 80 yasinda [sünnet emri gelince gecikmemek için] balta ile kendisini sünnet etti.) [Buhari]

    (Sünnetsiz adam, 80 yasinda da olsa, Müslüman olunca yine sünnet edilir.) [Beyheki]

    Resulullah, Müslüman olan erkege, 80 yasinda olsa bile, sünnet olmayi emrederdi. (Taberani)

    Sünnet ikiye ayrilir: Sünnet-i zevaid ve sünnet-i hüda.

    Sünnet-i zevaid: Resulullahin giyim, yemek, içmek, oturmak, barinmak, yatmak ve yürümekteki âdetleri bu sünnete dahildir.

    Sünnet-i hüda: Ezan, ikâmet okumak, cemaat ile namaz kilmak gibidir. Bunlar, Islam dininin siâridir. Çocuklarin sünnet edilmeleri de bu sünnete dahil edilmistir. Bu sünnete Arapça’da hitan denilir. Sünnet olmak [hitan], Islam’in siâri kabul edildigi için akil balig olanlari sünnet etmelidir. Imana gelen yasli adamin sünnet olmasi sart degildir. Hiç olmasa da olur diyen müctehid âlimler olmustur. Çünkü sünnet, avret yerinin görünmesi için özür olmaz demislerdir.

    Müslüman olan yasli erkek ve hastalar, sünnetin acisina dayanamazlarsa, sünnet edilmezler. (Hadika)

    Çocugun sünnet olmasinin belli bir yasi yoktur. Ancak, yedi ile on iki yas arasi en iyisidir.

    Sünnet olmayanlarda çesitli hastaliklar görülür. Fransiz kitaplari bu hastaliklari Affection du Prepuce adi altinda bildirmektedir. Bunlardan birkaçi ise tehlikelidir. Bu sebeple, Avrupa’da ve Amerika’da Hiristiyanlar saglik sebebiyle, kendilerini ve çocuklarini sünnet ettirmektedirler. Artik tabâbet yoluyla varilan sonuç, sünneti bugün tibbi bir zaruret haline getirmistir. Nitekim Dr. Dubais Raymond’un; “Sünnet çiçek asisi gibi bütün erkeklere mecbur edilmelidir” sözü de bu hususu vurgulamaktadir.

    Sünnetin tarihi çok eskidir. Çünkü Peygamberlerin âdetidir. Peygamber efendimiz, sünnet olmayi fitrat olan bes seyden biri olarak bildirmistir.

    Sünnet dügünü
    Müslüman ülkelerinde bütün erkek çocuklar, ergenlik çagina gelmeden önce bir dügün havasi içinde sünnet olurlar. Bu bakimdan sünnet olmaya halk arasinda yaygin olarak Sünnet dügünü denir.

    Yüzyillardan beri Müslümanlar çocuklarinin sünnet dügünlerine ayri bir önem verirler bunu genellikle ailede birinci mürüvvet olarak kabul ederlerdi. Sünnete karar verilince herkes durumuna göre hazirliklara baslar. Sandiktan islemeli yatak takimlari çikarilir, oda takimlarinin yüzleri yenilenir, kaplar kalaylanir, ev halkina yeni yeni elbiseler yaptirirlardi. Çocugun yatagi süslenir. Genellikle islemeli bir torba içindeki yüce kitabimiz Kur’an-i kerim bas ucuna asilirdi. Durumu müsait olan aileler fakir çocuklari da tespit edip, onlari da sünnet ettirirlerdi. Bugün hayir kurumlari, toplu sünnet dügünleriyle bu gelenegi devam ettirmektedirler.

    Eskiden sünnet günü çocuk giydirilir, binecegi at hazirlanir, dualarla ata bindirilirdi. Sonra evliya türbeleri ziyaret edilir, sonra alay halinde davullar çalarak sokaklar dolasilirdi. Eve gelen çocuk, hediyeler verilmeden attan inmez, yakinlari, akrabalari hediyeleri verdikten sonra, dualarla indirilip içeri alinirdi. Bugün at yerine arabalarla bu is yapilmaktadir.

    Sünnetten önce veya sonra Kur’an-i kerim ve mevlid okunurdu. Sünnet çocugu el öptükten sonra bazi yerlerde kirve denilen, ailenin çok sevdigi bir sahis tarafindan sikica tutulurdu. Mesleginde usta, eli çabuk sünnetçi, hep bir agizdan getirilen bayram tekbirleri arasinda sünnet ediverirdi. Hemen süslü yataga yatirilan çocuga “Mâsaallah, bârekallah” deyip, hayir dua edilirdi. Misafirlere serbet, sekerleme ve benzeri ikramlarda bulunulurdu. Bundan sonra misafirler sirayla çocugun yataginin yanina gelirler, hediyeler verip ayrilirlardi.

    Saraylardaki, konaklardaki sünnet dügünleri dillere destan olurdu. Sehzadelerin sünnet dügünlerinden bazilari hâlâ anlatilmaktadir. Hâli vakti iyi ailelerin sünnetlerinde, kaynayan kazanlarla fakir fukara da doyardi. Misafirlerin yaninda herkese açik olan sünnet dügün evi, bayram yeri gibi olurdu. Eskiden genellikle etli pilav, zerde ikram etmek âdet halindeydi. Ayrica lokum, serbet gibi seyler de verilirdi.

    Günümüzde eski ihtisaminda olmasa bile bu güzel âdet her yerde benzeri sekilde devam etmektedir. Örf ve âdetlerine çok bagli olan Anadolu halki, sünnet dügünlerine ayni önemi vermektedir. Ancak bazi yerlerde bu güzel dügüne, haram karistirildigi, içkili ziyafetler verildigi görülmektedir. Sünnet olan böyle islerde haramlarin islenmesi daha büyük günah olur. Müslüman aileler bu islerden uzak durmalidir.









  2. Mesport
    Moderators





    Sünnet Olmanın Dinmizdeki Yeri hakkında soru

    Sual: (Sünnet olmak bid’at olup dinde yeri yoktur) diyorlar. 1400 yıldan beri âlimiyle evliyasıyla müctehidiyle bütün Müslümanlar toptan bid’at mi işliyorlar?

    CEVAP
    Kim oldukları ve neye hizmet ettikleri herkesçe bilinmeyen bir kısım insanlar, her şeye bid’at diyorlar. Sanki din yeni gelmiş gibi, dinin Peygamberi yokmuş gibi, her fırsatta dinimiz ve Resulullahın vârisleri olan İslam âlimlerini sorgulamaya çalışıyorlar. Bunlar kıyamet alametidir. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Kıyamet yaklaştıkça, yeniler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacaktır.) [İbni Asakir]

    Müslüman, sünnet olmaya bid’at demez. Misyonerlerin böyle uyduruk sözlerine müslümanların kanması çok acıdır. Eskiden de, (gavur icadıdır) diyerek müslümanları fenne tekniğe yaklaştırmak istememişlerdi. Şimdi de her şeye bid’at diyerek, müslümanları dinlerinden uzaklaştırmak istiyorlar.

    Sünnet olmak meşhur bir sünnettir. Bilmeyen müslüman yoktur. Hatta müslümanlıkta sünnet olduğunu bilmeyen kâfir bile yoktur. Gayri müslimler bile namazın, tesettürün ve sünnet olmanın İslam dininin esasları arasında olduğunu bilirler.

    Sünnet olmak İslam’ın şiârındandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Sünnet olmak, erkekler için, sünnettir.) [Taberani]

    (Fıtri sünnet beştir: Sünnet olmak, kasıkları temizlemek, tırnak kesmek, koltuk altını temizlemek ve bıyıkları kısaltmak.) [Buhari]

    (İbrahim aleyhisselam, 80 yaşında [sünnet emri gelince gecikmemek için] balta ile kendisini sünnet etti.) [Buhari]

    (Sünnetsiz adam, 80 yaşında da olsa, Müslüman olunca yine sünnet edilir.) [Beyheki]

    Resulullah, Müslüman olan erkeğe, 80 yaşında olsa bile, sünnet olmayı emrederdi. (Taberani)

    Sünnet ikiye ayrılır: Sünnet-i zevaid ve sünnet-i hüda.
    Sünnet-i zevaid: Resulullahın giyim, yemek, içmek, oturmak, barınmak, yatmak ve yürümekteki âdetleri bu sünnete dahildir.

    Sünnet-i hüda: Ezan, ikâmet okumak, cemaat ile namaz kılmak gibidir. Bunlar, İslam dininin şiârıdır. Çocukların sünnet edilmeleri de bu sünnete dahil edilmiştir. Bu sünnete Arapça’da hıtan denilir. Sünnet olmak [hıtan], İslam’ın şiârı kabul edildiği için akıl baliğ olanları sünnet etmelidir. İmana gelen yaşlı adamın sünnet olması şart değildir. Hiç olmasa da olur diyen müctehid âlimler olmuştur. Çünkü sünnet, avret yerinin görünmesi için özür olmaz demişlerdir.

    Müslüman olan yaşlı erkek ve hastalar, sünnetin acısına dayanamazlarsa, sünnet edilmezler. (Hadika)

    Çocuğun sünnet olmasının belli bir yaşı yoktur. Ancak, yedi ile on iki yaş arası en iyisidir.
    Sünnet olmayanlarda çeşitli hastalıklar görülür. Fransız kitapları bu hastalıkları Affection du Prepuce adı altında bildirmektedir. Bunlardan birkaçı ise tehlikelidir. Bu sebeple, Avrupa’da ve Amerika’da Hıristiyanlar sağlık sebebiyle, kendilerini ve çocuklarını sünnet ettirmektedirler. Artık tabâbet yoluyla varılan sonuç, sünneti bugün tıbbi bir zaruret haline getirmiştir. Nitekim Dr. Dubais Raymond’un; “Sünnet çiçek aşısı gibi bütün erkeklere mecbur edilmelidir” sözü de bu hususu vurgulamaktadır.

    Sünnetin tarihi çok eskidir. Çünkü Peygamberlerin âdetidir. Peygamber efendimiz, sünnet olmayı fıtrat olan beş şeyden biri olarak bildirmiştir.
    Müslüman ülkelerinde bütün erkek çocuklar, ergenlik çağına gelmeden önce bir düğün havası içinde sünnet olurlar. Bu bakımdan sünnet olmaya halk arasında yaygın olarak Sünnet düğünü denir.

    Yüzyıllardan beri Müslümanlar çocuklarının sünnet düğünlerine ayrı bir önem verirler bunu genellikle ailede birinci mürüvvet olarak kabul ederlerdi. Sünnete karar verilince herkes durumuna göre hazırlıklara başlar. Sandıktan işlemeli yatak takımları çıkarılır, oda takımlarının yüzleri yenilenir, kaplar kalaylanır, ev halkına yeni yeni elbiseler yaptırırlardı. Çocuğun yatağı süslenir. Genellikle işlemeli bir torba içindeki yüce kitabımız Kur’an-ı kerim baş ucuna asılırdı. Durumu müsait olan aileler fakir çocukları da tespit edip, onları da sünnet ettirirlerdi. Bugün hayır kurumları, toplu sünnet düğünleriyle bu geleneği devam ettirmektedirler.

    Eskiden sünnet günü çocuk giydirilir, bineceği at hazırlanır, dualarla ata bindirilirdi. Sonra evliya türbeleri ziyaret edilir, sonra alay halinde davullar çalarak sokaklar dolaşılırdı. Eve gelen çocuk, hediyeler verilmeden attan inmez, yakınları, akrabaları hediyeleri verdikten sonra, dualarla indirilip içeri alınırdı. Bugün at yerine arabalarla bu iş yapılmaktadır.

    Sünnetten önce veya sonra Kur’an-ı kerim ve mevlid okunurdu. Sünnet çocuğu el öptükten sonra bazı yerlerde kirve denilen, ailenin çok sevdiği bir şahıs tarafından sıkıca tutulurdu. Mesleğinde usta, eli çabuk sünnetçi, hep bir ağızdan getirilen bayram tekbirleri arasında sünnet ediverirdi. Hemen süslü yatağa yatırılan çocuğa (Mâşaallah, bârekallah) diye, hayır dua edilirdi. Misafirlere şerbet, şekerleme ve benzeri ikramlarda bulunulurdu. Bundan sonra misafirler sırayla çocuğun yatağının yanına gelirler, hediyeler verip ayrılırlardı.

    Saraylardaki, konaklardaki sünnet düğünleri dillere destan olurdu. Şehzadelerin sünnet düğünlerinden bazıları hâlâ anlatılmaktadır. Hâli vakti iyi ailelerin sünnetlerinde, kaynayan kazanlarla fakir fukara da doyardı. Misafirlerin yanında herkese açık olan sünnet düğün evi, bayram yeri gibi olurdu. Eskiden genellikle etli pilav, zerde ikram etmek âdet halindeydi. Ayrıca lokum, şerbet gibi şeyler de verilirdi.

    Günümüzde eski ihtişamında olmasa bile bu güzel âdet her yerde benzeri şekilde devam etmektedir. Örf ve âdetlerine çok bağlı olan Anadolu halkı, sünnet düğünlerine aynı önemi vermektedir. Ancak bazı yerlerde bu güzel düğüne, haram karıştırıldığı, içkili ziyafetler verildiği görülmektedir. Sünnet olan böyle işlerde haramların işlenmesi daha büyük günah olur. Müslüman aileler bu işlerden uzak durmalıdır.





  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Müslüman olan her erkeğin sünnet olması gerekir. sünnet olmanın belli bir yaşı yoktur. hatta Hz. isa yedi günlükken sünnet edilmiştir.sünnet ta eski zamanlardan günümüze gelen bir adettir. ayrıca sünnet olmak peygamberlerimizden gelen bir sünnettir.




+ Yorum Gönder


sünnet olmanın dindeki yeri,  sünnet edilirken tekbir şart mı