+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Kulluk makamı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gülehasret
    Devamlı Üye

    Kulluk makamı








    Kulluk makamı hakkında yazı


    Kalbin katılaşmaya toplandığı bir anda çatlıyor gökyüzü. Acı çekiyor kalp Kıvranıyor Kıvranıyor uçurumlarında hayatın Kıyılara çarpıp-çarpıp geri dönmeye yüz tutuyor

    Allah'ım

    Senin olduğun kalp, kaldırabilir mi bu ruh çöküşünü? Huzura ayarlı kalbimiz çatlamamak için ne kadar fazla tutabilirki ayakta kendini?

    Her şey susuyor

    Kapatın gökyüzünün bütün ışıklarını. Çekin yaşama bakan gözlerinize kalından perdeleri. Kabre girer gibi girin kalbinize. Ölür gibi yaşadığınızı fark edin. Ve çekin nefes alıp-vermekten kendinizin yaşam fişinizi. Bitin bir anda.

    Her şeyin bittiği, kül olduğu noktada, rahmet, bir umman gibi ruhumuzda açılıyor Açılıyor elimizin Kuran'a gittiği kulluk makamında.

    Sinemizde Kuran okunuyor

    Kalbimiz, bir pınara karışan çorak bir toprak kadar gevşiyor Kuran okunuyor kalbimize. Çözülüyor ruhumuza atılan düğümler bir-bir. Allah, kulluk makamında şerefli eyliyor benliğimizi

    İşte ferah kapısı İşte huzurun aynası, huzurun anahtarı…

    Bunca ayetten uzak yaşamlar dökülürken sokaklara, insanlar kirlendiklerinin farkına varmazken bile, bunca kalp mahrumken yaratan Rabb'in seslenşlerinin ışığından, nasıl buhranlara kapılmasın ki ruhlar? Adresine varamayan bir parça gibi nasıl bocalamasın ki? Nasıl huzuru tatmış olabilsin ki insan, gerçekten? Hangi mutluluk kalıcı olabilir, hangi şey bulmuş olabilir vücutta kendini, hangi sevinç ebediyete kavuşturur başka, ilahi seslenişten? Nasıl geçici olmasın ki tüm zevkler?

    Kuran, kara bulaşmış yüzümüzü temizliyor

    Kuran, billur gibi ışıldıyor ruhumuzun teninde Kuran ruhumuzda geziniyor inceden

    Ne çok ihtiyacımız varmış, ne çok uzak kalmışız Rabbimizden Sahi, bizimle konuşması için huzuruna geçmeyeli çok utanmalarımız çoğalmış Ölümün eşiğinden dönen bir pişmanlık abidesi kadar hüsran dolu imiş meğer ceplerimiz

    Dağlar kadar büyük günahımız olduğunu düşünmemiz gerektiği söylenirken, acizliğin insanı kudret sahibine karşı nasıl eğdiğini bulmamız istenmiş -Acizlik, yükselmenin merkezi bir kul için. Acizlik ki, insanı arkasına bakmakta ileriyi düzenletir, bulunduğu noktada insanı tertip eder, geleceğe baktırdığında ahreti işaret eder insanın kendisine.

    Bir-bir çözülür işte düğümler Kuranın insana indirilmiş 'Allah sözü' eteğinde kulun iyiliğini isteyen her hitap, iyileştirir bütün yaraları Diri kılar insanı Sen de biliyorsun, her şeyi en güzel şekliyle serer insanın ayaklarının uçlarına Rahman O'na ihtiyacının olması bundan

    Hissediyorum

    Ruhum iliklerimden açıldı.

    Allah'ım En çok söylemek istediğim şey sana; Seni seviyor, Seni seviyor, Seni seviyorum



    Belkıs TUNÇAY







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Kul hakkı, geniş bir kavram. Kulun bedenine ve malına yapılan tecavüzler maddî hukuk, kalp ve ruhuna verilen zararlar ise mânevî hukuk olarak değerlendirilmeli.

    Kulun maddî hukukuna en büyük tecavüz, öldürme hâdisesi. İnsanın yaşama hakkına son verme, onun bu kâinatla olan bütün münasebetlerini bir anda kesip atma, kulu, Rabbine ibadetten alıkoyma, İlâhî eserleri tefekkürden, rahmanî nimetlere şükürden menetme cinayeti. Allah’ı tesbih eden yetmiş trilyona yakın hücrenin bütün bu tespihlerini bir kurşunla delip geçme, yahut bir bıçakla kesip atma ihaneti.

    Fıkıh âlimlerimiz katlin üç yerde câiz olduğunu söylerler.

    - İmandan sonra küfre girme
    - evli olduğu halde zina etme
    - haksız yere bir insanın kanına girme.

    Bunlar dışında insanın hayatına son verilemiyor.

    Kul hakkı, geniş bir kavram. Kulun bedenine ve malına yapılan tecavüzler maddî hukuk, kalp ve ruhuna verilen zararlar ise mânevî hukuk olarak değerlendirilmeli.

    Kulun maddî hukukuna en büyük tecavüz, öldürme hâdisesi. İnsanın yaşama hakkına son verme, onun bu kâinatla olan bütün münasebetlerini bir anda kesip atma, kulu, Rabbine ibadetten alıkoyma, İlâhî eserleri tefekkürden, rahmanî nimetlere şükürden menetme cinayeti. Allah’ı tesbih eden yetmiş trilyona yakın hücrenin bütün bu tespihlerini bir kurşunla delip geçme, yahut bir bıçakla kesip atma ihaneti.

    Fıkıh âlimlerimiz katlin üç yerde câiz olduğunu söylerler.

    - İmandan sonra küfre girme
    - evli olduğu halde zina etme
    - haksız yere bir insanın kanına girme.

    Bunlar dışında insanın hayatına son verilemiyor.

    Kul hakkı, geniş bir kavram. Kulun bedenine ve malına yapılan tecavüzler maddî hukuk, kalp ve ruhuna verilen zararlar ise mânevî hukuk olarak değerlendirilmeli.

    Kulun maddî hukukuna en büyük tecavüz, öldürme hâdisesi. İnsanın yaşama hakkına son verme, onun bu kâinatla olan bütün münasebetlerini bir anda kesip atma, kulu, Rabbine ibadetten alıkoyma, İlâhî eserleri tefekkürden, rahmanî nimetlere şükürden menetme cinayeti. Allah’ı tesbih eden yetmiş trilyona yakın hücrenin bütün bu tespihlerini bir kurşunla delip geçme, yahut bir bıçakla kesip atma ihaneti.

    Fıkıh âlimlerimiz katlin üç yerde câiz olduğunu söylerler.

    - İmandan sonra küfre girme
    - evli olduğu halde zina etme
    - haksız yere bir insanın kanına girme.

    Bunlar dışında insanın hayatına son verilemiyor.

    Kul hakkı, geniş bir kavram. Kulun bedenine ve malına yapılan tecavüzler maddî hukuk, kalp ve ruhuna verilen zararlar ise mânevî hukuk olarak değerlendirilmeli.

    Kulun maddî hukukuna en büyük tecavüz, öldürme hâdisesi. İnsanın yaşama hakkına son verme, onun bu kâinatla olan bütün münasebetlerini bir anda kesip atma, kulu, Rabbine ibadetten alıkoyma, İlâhî eserleri tefekkürden, rahmanî nimetlere şükürden menetme cinayeti. Allah’ı tesbih eden yetmiş trilyona yakın hücrenin bütün bu tespihlerini bir kurşunla delip geçme, yahut bir bıçakla kesip atma ihaneti.

    Fıkıh âlimlerimiz katlin üç yerde câiz olduğunu söylerler.

    - İmandan sonra küfre girme
    - evli olduğu halde zina etme
    - haksız yere bir insanın kanına girme.

    Bunlar dışında insanın hayatına son verilemiyor.

    “Kim bir nefsi, kısas yahut yeryüzünde fesat çıkarma sebeplerinin biri olmaksızın öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir.”
    (Mâide Sûresi, 32)

    mealindeki âyet-i kerimenin tefsiri sadedinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri, şu enteresan beyanda bulunur:


    “Bir mâsumun hayatı, kanı, hatta umum beşer için de olsa heder olmaz. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi, nazar-ı adalette de birdir.”
    ( Sünuhat)

    Yâni, Allah’ın sonsuz kudretine nazaran bir insan yaratmakla bütün insanları yaratmak arasında fark olmadığı gibi, Onun sonsuz rahmet ve adaleti noktasında da bir insanın katli ile, bütün insanların katli arasında fark yoktur.

    İnsanoğlu her nasılsa, başkalarının hakkını çiğnerken o insanların Allah’ın kulu olduklarını unutuyor. “Ben Allah’ın bir kuluna zulmedersem, Onun kahrına hedef olurum.” diye düşünemiyor. Bunun içindir ki, kendisine İlâhî ikazlar geliyor.

    Bu rahmanî ikazlara tercüman olma sadedinde Allah Resulü de (asm.) ümmetini defalarca ve değişik şekillerde ikaz etmiştir.

    Sadece üç misâl:


    “Mazlumun bedduasından sakınınız. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur.”
    (Buharî, Müslim)

    “Ümmetimden müflis odur ki, kıyamet günü namaz ve zekâtla gelir. Ama, bu arada sövdüğü şu kimse, dövdüğü bir başka kimse dahi gelir. Bunun üzerine kendisinin hasenatından şuna verilir, buna verilir. Üzerinde haklar bitmeden kendi hasenatı tükenirse, o zaman onların hatalarından alınır kendisine yüklenir. Daha sonra cehenneme atılır.”
    (Müslim)

    “Kaçmayarak, yalnız Allah’tan sevap bekleyip sabrederek, düşmana karşı durduğun halde öldürülürsen, borçlarından başka bütün günahlarına kefaret olur. Bunu bana Cibril söyledi.”
    (Müslim)

    Bu son Hadis-i Şeriften çok önemli bir hakikat dersi alıyoruz: Şehitlik de kul hakkını kaldırmıyor.

    Allah yolunda canını veren bir mümin bunun büyük mükâfatını görmekle birlikte, kullara olan borçlarından kurtulamıyor. Zira kul hakkının affını Cenâb-ı Hak kula bırakmış. Aynı şekilde, samimi tövbe eden bir müminin de geçmiş günahları affolunuyor, ama kul hakkı bu affa da girmiyor.


    “Tövbekâr olanlar hakkında hukukullah dâvâsı takip edilmez. Ancak hukuk-u şahsiye dâvâsı kalır.”
    ( Hak Dini Kur’an Dili)

    Meselâ, gıybet eden bir insan gıybet ettiği kimseden helâllik almadıkça bu günahın cezasından kendini kurtaramaz.

    Kur’an-ı Hakîm’de, ilk bakışta kul hakkı gibi görünen ve kullar arasındaki adalet esaslarını tespit eden birçok âyetlerden sonra, “İşte bu Allah’ın hudududur, onu tecavüz etmeyin.” mealinde İlâhî ikazlar gelir. Demek ki, kul hakkını çiğnemek, Allah’ın hududuna tecavüz olarak kabul ediliyor. Artık böyle bir cinayeti işleyen insan kime iltica edecek, kimden yardım dileyecektir?

    İnsan, Allah’ın kulu olduğundan onun hukukuna riayetsizlik de İlâhî azabı netice veriyor ve bu noktada hukuklar birleşiyor.

    Kendi parmağımızı niçin kesemez, hayatımıza neden kastedemeyiz? Çünkü, ne beden bizim, ne de ruh. Haneyi harap etmeye de hakkımız yok, misafiri oradan çıkarmaya da. Yaparsak ne olur? Allah’ın mahlûkatında Onun rızası dışında tasarrufa kalkışmış oluruz. Bu ise hem hukukullah’a karşı bir isyan, hem de kul hakkını ihlâldir. Demek ki aynı fiil ile iki hukuka birden tecavüz ediliyor.




+ Yorum Gönder