+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Boşa Vakit Harcamak Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gülehasret
    Devamlı Üye

    Boşa Vakit Harcamak









    Boşa Vakit Harcamak dini yazı


    Her insan ancak, Allah(c.c.)’ın takdir ettiği süre kadar yaşar. Bu süreyi kısaltmak yada uzatmak, kesinlikle insanın kendi elinde değildir. Allah(c.c.)’ın belirlediği süre geldiğinde, insan bir anda ölüm meleklerini karşısında bulur. Bu yüzden ölümünden sonra Allah(c.c.)’a hesap vereceğinin bilincinde olan bir insan, kendisine verilen bu süreyi en iyi şekilde değerlendirmelidir.

    Ortalama 60-70 sene ömür süren insan, çevresinde sürekli meydana gelen ölümlere rağmen, kendisini ölüme çok uzak görür. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi davranarak kendisini tamamen dünyanın geçici nimetlerine kaptırır. Oysaki 70 sene, ahiret hayatındaki sonsuz hayatla kıyaslanamayacak kadar kısadır. Kaldı ki hiçbir insan 70 sene yaşama garantisine sahip değildir.

    Samimice düşünen bir insan dünya hayatının çok kısa bir süre olduğuna kanaat getirir, buradaki hayatın sadece bir sınavdan ibaret olduğunu kavrar ve hayatına bunları göze alarak devam eder. İşte burada günlerin, saatlerin, hatta dakikaların değeri ortaya çıkar.

    Zamanın ne kadar değerli olduğunu anlayan insan, her sabah uyandığında Allah(c.c.)’a şükretmelidir. Çünkü Allah(c.c.) ona yeni bir gün nasip etmiştir. Belki o gün Allah(c.c.)’ın rızasını kazanacak bir harekette bulunacak ve hüsrana uğramaktan kurtulacaktır. Ancak bir insan Allah(c.c.)’ın ona vermiş olduğu hayat süresinde Allah(c.c.)’ın rızasını kazanamayabilir, bu durumda sonsuz azabı tatmaktan başka seçeneği kalmamıştır.

    “İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur.”Fatır-37

    İnsanın ölümünden sonra sorumlu tutulacağı kaynak Kuran-ı Kerimdir. Kuran’ın bütününe bakıldığında, Allah(c.c.) insanları sürekli olarak ibadet etmeye ve çalışmaya teşvik etmektedir. Peygamberlerimizin hepsi yaşamlarının son anına kadar sürekli Allah(c.c.)’ın rızasını kazanabilmek için çabalamışlardır. Allah(c.c.) kitabında kendi rızasını kazanabilmek için çalışanların çabasını övmüştür. Peygamberlerimizden hiçbiri yaptıklarını yeterli görüp, Allah(c.c.)’ı zikretmekte ve ona ibadet etmekte gevşeklik göstermemişlerdir.

    “Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.” İnşirah-7

    Bu sebepten dolayı Kuran ayetlerini ve bu değerli insanların hayatını göz önüne alarak, her anımızı elimizden gelen en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Çünkü zaman Allah(c.c.)’ın bize sunmuş olduğu en kıymetli nimetler arasındadır. Nefsimizi ezerek, Allah(c.c.)’ın hoşnutluğu için harcadığımız hiçbir dakika karşılıksız kalmayacaktır. Biz unutmuş olsakta olmasakta, Allah(c.c.) yaşadığımız her dakikayı yaptıklarımızla birlikte karşımıza getirecektir.

    Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak Biz yeteriz. Enbiya-47
    ALINTI







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Boşa Vakit Harcamak

    Televizyon karşısında saatlerimizi geçiririz de geçen vaktin kıymetini hiç hesap etmeyiz. Halbuki hayatımızdan giden saniyeleri geri getirmek mümkün müdür?

    Dedesi, televizyon karşısında çok vakit geçiren Ahmed’e sormuş:

    - Sevgili torunum, söyle bakayım demiş, vakit mi daha kıymetli yoksa nakit mi?

    Ahmed düşünmeye başlamış:

    - Dedeciğim demiş, vaktin ne olduğunu biliyorum, mesela ben televizyon seyrederken geçen saatlerin vakit olduğu belli. Ama nakitin ne olduğunu bilmiyorum. Ne demektir nakit?

    Dedesi nakdi şöyle açıklamış:

    - Nakit de vakit içinde kazandığımız paranın adıdır. Bizim zamanımızda paraya nakit derlerdi. Onun için, vakit mi, yoksa nakit mi kıymetli, diye sordum.

    Ahmed, bu defa hemen cevap vermiş:

    - Dedeciğim demiş, öyle ise vakit nakitten kıymetlidir. Çünkü demiş, vakit içinde nakit kazanılır; ama nakitle vakit kazanılamaz. Yani ben televizyon karşısında geçirdiğim vakit içinde çalışsam nakit kazanabilirim. Ama kazandığım bu nakitle televizyon karşısında harcadığım bu vakti satın alıp geri getiremem. O artık uçup gitti. Kucak dolusu para versem de kaybettiğim vakti kazanamam.

    Bu cevaptan çok memnun olan Ahmed’in dedesi, değeri pek bilinemeyen iki şey hakkında bir hadis okuyarak şöyle demiş:

    - İnsanlar iki şeyin kıymetini bilmiyorlar; biri sıhhatleri, diğeri de değerlendiremedikleri vakitleri!..

    Evet, Ahmed’in dedesi okuduğu bu hadisle çok mühim bir gerçeği dile getirmiş. Gerçekten de hem sıhhatimizin hem de boş vakitlerimizin kıymetini pek bilemiyoruz. Bazen yaşlanıncaya kadar bu kıymet bilmezliğimiz sürüyor. Ancak ihtiyarlayınca sıhhatimizle boşa harcadığımız vakitlerin kıymetini biliyoruz; ama bir faydası da olmuyor son pişmanlığın Nitekim iki büklüm halde yere eğilerek yürüyen bir yaşlıya sormuşlar:

    - Baba demişler, neden eğilmiş halde yere bakarak yürüyorsun?

    - Evlat demiş, gençliğimi kaybettim de onu arıyorum. Eğer bulursam tüm nakitlerimi verip gençliğimde kaybettiğim vakitlerimi geri alacağım. Tek dakikasını da boşa geçirmeyeceğim. Ama demiş bulamıyorum ki harcadığım gençliğimi, tükettiğim boş günlerimi

    Basra’nın meşhur alimi Hasan Basri Hazretleri de:

    - Ben demiş, öyle zatlara eriştim ki, onlar sizin nakitlerinizi harcamaktan çekindiğinizden daha fazla vakitlerini harcamaktan çekiniyorlardı. Yani ya okuyorlardı ya da yazıyorlardı. Ya da ibadetle meşgul oluyorlardı. Tek dakikalık vakitlerini dahi boşa harcamıyorlardı

    Bundan dolayı bir ilim adamı yemekte harcadığı vaktine üzülerek şöyle demiş:

    - Ah şu yemek vakitleri olmasaydı Yemekte başka hiçbir işle meşgul olunamıyor, tümüyle mide işine yöneliyoruz. Halbuki, geçen vakitler sofrada tüketilecek kadar değersiz değildir!..

    Basralı ilim adamı Amir’i ziyarete gelenler: ‘Bize vakit ayırsan da oturup şöyle biraz sohbet etsek?’ demişler. Parmağıyla gökyüzünü göstererek demiş ki:

    - Tutun şu güneşi, yerinde saysın; ben de sizinle oturup sohbetle vakit öldüreyim. Bunu yapamıyor, vakti durduramıyorsanız, izin verin bir daha ele geçiremeyeceğim vaktimi pişman olmayacağım şeylerle değerlendireyim!..

    Şimdi bütün bu örneklerden sonra sorumu şöyle sorabilir miyim?

    - Nakdinizi boşa harcamaktan kaçındığınız gibi, vaktinizi de boşa harcamaktan kaçınıyor musunuz? Yoksa şimdiye kadar kimse size vaktin nakitten daha değerli olduğunu hatırlatmadı mı? Paranızı boşa harcamaktan çekindiğiniz gibi vaktinizi de boşa harcamaktan çekinme gereği duymadınız mı? Mesela televizyon karşısında harcadığınız vakitlerinizin paranızdan daha değerli olduğunu hiç düşünmediniz mi?




+ Yorum Gönder