+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Dine hizmet arınmak için fırsattır!.. Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    Dine hizmet arınmak için fırsattır!..










    Dine hizmet arınmak için fırsattır


    Günümüzde, sırf rıza-yı İlahîyi tahsil maksadıyla, Nâm-ı Celîl-i İlâhî'yi yüceltmeye çalışmak, Allah Teâlâ'ya ve Resûl-i Ekrem'e karşı alâkanın ifadesidir.
    Evet, özellikle bu asırda, Kur'an'a sahip çıkanlar arasında yürümek, bir yönüyle surî ve nazarî dahi olsa Hak maiyyetinin (Hak'la beraber olmanın) alâmetidir ve günah kirlerinden sıyrılmak için de çok önemli bir vesiledir. Bir insan, fâcir de olsa, Hakk'a hizmet yolunda bulunuyorsa, ona hâlâ temizlenme ve Cennet'e ehil hale gelme fırsatı veriliyor demektir. Günahlar, o maiyyet-i İlahiyeyi ve maiyyet-i Nebeviyeyi vicdanın derinliklerinde duymaya mani olabilir; fakat, "i'lâ-yı kelimetullah" hizmetinde yer alan herkesin Cenâb-ı Hak'la ve Resûlullah'la -bir ölçüde- beraber olduğu muhakkaktır. Şayet, insan Mevlâ'nın hoşnutluğunu hedefler ve sâlihlerle kol kola yürümesini sürdürürse, zamanla günahlarının engelleyiciliğinden kurtulacak ve o kudsî maiyyeti vicdan mekanizmasıyla da sezip duyacaktır.
    Hadis kitaplarında, Allah'a ve Resûlü'ne karşı şahsî alâkanın dahi çok büyük kıymet ifade ettiğine dair şöyle bir hâdise nakledilmektedir: Henüz içki, şıra ve şerbeti birbirinden tefrik edemeyen ve bağımlılıktan kurtulamayan bir sahabî, zaman zaman sarhoş olacak kadar mahmurlaşmakta ve her defasında da Resûl-i Ekrem tarafından te'dib edilmektedir. O sahabî, bir gün yine aynı suçtan dolayı Resûlullah'ın huzuruna getirilir. Cemaatten birisi, "Allah'ım şu adama lânet et! Bu kaçıncı defadır aynı günah yüzünden tecziye ediliyor ama bir türlü ıslah olmuyor." diye bedduada bulunur. Bu sözü işiten Şefkat Peygamberi (aleyhissalâtu vesselâm) "Ona lânet etmeyin. Allah'a yemin ederim, o, Allah'ı ve Resûlü'nü gönülden sevmektedir!" der; "Allah'ım, ona rahmet et ve onun taksiratını bağışla!" diye dua etmelerini emir buyurur.
    Demek ki Allah'ı ve Resûlü'nü sevme, bir ölçüde onlarla beraber olmayı netice verecek ve mü'minlerin hayır dualarını almaya yetecek kadar değerlidir. Böyle şahsî ve küçük bir alâkaya bu kadar teveccüh gösterildiği nazar-ı itibara alınınca, i'lâ-yı kelimetullahın insana neler kazandıracağı hakkında bir değerlendirme yapılabilir. Zira ruha mal olan sevgi meltemiyle cihana açılma ve Allah'ın adının kalblere nakşedilmesi için çalışma, o ferdî ve basit alâkanın kat kat üstündeki bir sadâkat ve muhabbetin remzidir. Dolayısıyla, bu yoldaki bir insanın mazhar kılınacağı teveccüh, sadece cüz'î planda sevgi besleyen birisine lutfedilenden çok daha fazla olacaktır. Bu itibarla, i'lâ-yı kelimetullah çok önemlidir; onun uğrunda mücahede eden bir insan ister muharebede şehit olsun isterse de yolun herhangi bir durağında kanatlanıp ötelere uçsun, mutlaka arınmış olarak Cenâb-ı Hakk'a kavuşacak ve O'nun sürpriz
    nimetlerine ulaşacaktır.









  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Allah İnancının Gücü

    Dünya hayatının süsüne kendisini fazlasıyla kaptırmış batının düşünce gücü anlayışı, bu dünyaya mahsus materyale sahip olabilmek için (hâşâ) Allah’ı dışlamakta, bir şeye sahip olabilme gücünün sadece insanın kendisinde bulunduğunu aşılamaya çalışmaktadır.

    Düşünce gücü denen zırvalık, uzun zamandır beynimi meşgul ediyordu. Neydi bu düşünce gücü? Nasıl bir şeydi ki gençlerimiz işi gücü bırakmış Allah'ın verdiği beyni O'na karşı kullanmaya başlamışlardı. Herhâlde elle tutulur güçlü kanıtları vardı ki bu kadar hararetli ve istekli bir şekilde bu anlayışın arkasında duruyorlardı. Kitaplarını okudum. Bir daha okudum. Bir daha okudum. Evirdim çevirdim. Yok Kitapların içine baktım, dışına baktım, sırt yazılarını okudum, yok Hiçbir kanıt yok ellerinde. Bir zannın peşine takılmış gidiyorlar. Ama ne gidiş. Sanırsınız birinciye cenneti verecekler. Bir de baktım ki işin sonunda büyük bir ödül var. Hem de çok büyük: Para! Aman o ne azamet, aman o ne caka satmak. Para kazanmanın yolunu bulduk işte diyorlar. Düşünce gücü = para. Bütün koparılan tantananın arkasında hiçbir elle tutulur kanıt yok. Sonunda da büyük ödül var: para. Para nedir Allah aşkına? Tamam gereklidir. Yaşamamız için elzemdir. Ama nedir para? Bir kâğıt parçası. Bir kâğıt parçasına değerinin (hoş benim gözümde hiçbir değeri yok) üzerinde anlam yükleyenler, kim bilir Allah'a nasıl sarılmışlardır diyecek oldum. Demez olaydım. Bunların kitabında Allah yazmaz olmuş. Bunlar parayı almış başlarının tacı yapmış, Allah’ı da kaldırmışlar; düşünceyi koymuşlar, evrensel zekâyı koymuşlar yerine. Efendim her şey düşüncede başlar, düşüncede bitermiş. Allah yoktur demiyorlar da evrensel zekâ, üstün akıl lakırdısıyla uzaylıları çağrıştıran bir algılama yaratıp, akıl bulandırıyorlar. Düpedüz (hâşâ) Allah yoktur diyorsunuz. Açık açık söylesenize şunu, ne laf dolandırıp duruyorsunuz. Ha Allah yoktur demişsin, ha Allah’ın yerine başka bir kavram veya varlık koymuşsun. İkisi de aynı kapıya çıkar.

    Bu kitapta okuduklarınız, kendimi buluşum, Allah'a ulaşmam ve kimliğimdir. Bu kitap, sevgi ve haykırışa ilişkin bir denemedir. Sevgi ve haykırışın ışığında, Allah'ın birliğine ulaşmak isteyenlere küçük bir kılavuz kitap. Allah birdir.

    Can Evin




+ Yorum Gönder