+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Alevilik İnanç ve ibadet Esasları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Alevilik İnanç ve ibadet Esasları








    Alevilik İnanç ve ibadet Esasları hakkında bilgiler



    Alevilik İnanç ve ibadet Esasları.jpg


    Yaşadığımız zaman diliminde, Alevilik etrafında bir hayli şeyler yazılmakta ve çeşitli çarpıtmalar ile Alevilik kendi temel kaynaklarından koparılmaya çalışılmakta; Aleviliğe yalan-yanlış fikirler nispet edilmekte ve bu suretle muhtevası bozulmak istenmektedir. Alevi Aydını (!) diye öne atılan, ama Alevilikle alakası olmayan bazı insanlar Aleviliğe çeşitli tamınlar getirmekte ve bu suretle insanların beynini karıştırmaktadırlar. Bunun doğal bir sonucu olarak da, insanlar Alevilikten uzaklaşmaktadırlar. www.alasayvan.net/ Mesela Ömer ULUÇAY adında bir yazar yazdığı bir makalesinde Aleviliğe yirmiden fazla tanım getirmekte ve Onu kavramlaştırmaktadır.13 Kimi yazarlar ise Alevilik ile Bektaşiliği birleştiriyor ve bunları yerleşim birimlerine göre kavramlaştırıyorlar. Alevilik “Köy Bektaşiliği” olarak kavramlaşırken, Bektaşilik ise bir anda “Kent Aleviliği” oluyor. Durum o kadar vahimdir ki Alevilik konusunda araştırma yapan bütün yazarların tanımlarını bir araya getirsek işin içinden çıkamayız. Alevilikte insanı mutluluğa götüren, sağlam bir düşünce sistemi ve yaşam programı arayan insanlar ise, bundan vazgeçerler.

    Bu durumda bizim yapmamız gereken ilk şey ortaya atılan belli-başlı tanımlar etrafında konuşmak, bu tanımları değerlendirmek ve son olarak ta kendi Alevilik tanımımızı ortaya koymaktır.








  2. Asel
    Bayan Üye





    Alevilik İnanç ve ibadet Esasları


    Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.Alevilik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan ulaşmıştır. Sözlü gelenek nesilden nesile aktarılan bilgi ve uygulamalar ve Dedelerin günümüze ulaştırdığı bilgiler şeklinde günümüze ulaşmıştır. Sünni kitlelerin aksine eğitim kurumlarından yoksun kalan Aleviler inanç, gelenek ve kültürlerini daha çok bu yolla günümüze ulaştırmışlardır. Çevreyi temsil eden ve göçebe/ yarı göçebe kitlelerin oluşturduğu bu gruplar, resmi din anlayışına karşı bir dinsel anlayışı, yani heterodoksiyi temsil ediyorlar, toplumsal yapıları itibariyle, sünnî çevrelerin aksine, eğitim ve kültür kurumlarından yoksun bulunuyorlardı. Bektaşî dergâhlarında ise belli bir organizasyon bulunmaktaydı. Bu dergâhlarda bulunan bektaşî dervişleri ve onların nüfuzundaki kitleler, Ocakzade dedelerin faaliyette bulundukları kitlelerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumlaşmış idiler. Bu durumu arşiv belgelerinden rahatlıkla görebiliyoruz. Ocakzade dedelerin faaliyette bulunduğu yerlerde yaşayan kitleler Bektaşî dergâhlarından daha farklı bir organizasyona tabi bulunmaktaydılar. Bu kitleler arasında, bilgiler, yazılı olmayan yani sözlü geleneğe dayalı bir şekilde nesilden nesile aktarılıyordu. Merkezi iktidarların bu kitleler üzerindeki baskısı ve zaman zaman gerçekleşen sürgünlerin yarattığı olumsuzluklar bu kitlelerin yaşamlarının her alanına yansımış, örneğin cem ayinleri büyük bir temkinle ve gizlilik içerisinde yapılır olmuştur.

    Alevi Yol ve Erkânının günümüze ulaşmasının ikinci kaynağı ise yazılı kaynaklardır. Ancak bu kitlelerin sosyal yaşamlarının doğal bir sonucu olarak, sahip oldukları yazılı eserler de oldukça sınırlıdır. Alevî köylerinde yaptığımız araştırmalarda, daha çok dede evlerinde nefeslerin ve deyişlerin yer aldığı kitaplar (Cönkler), Menakıb-ı İmam Cafer-i Sadık, Hutbe-i Düvaz-deh İmam/Menakıb-ı Seyyid Safi, “Küçük Buyruk” olarak da bilinen “Dergah-ı Ali’de Seyyid Abdülbaki Efendi’nin Erenlere Muhib olan Temiz İnançlı Müminlere Gönderdiği Mektup” başlıklı bir kitapçık, Makalat-ı Hacı Bektaş-ı Veli ve Vilayet-name adlı el yazması (Osmanlıca) eserlerin varolduğunu biliyoruz. Oysa sünnî kesimler yüzyıllara yayılan zaman sürecinde medreseler ve şeyh-mürid ilişkisi çerçevesinde birçok eğitim kurumlarına sahip olmuş, bu şekilde yüzlerce eser kaleme alınmıştır. Bektaşi dergâhları eğitim faaliyetleri ve araçları bakımından da, ocakzade dedelere bağlı Alevilerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumsallaşmış idiler.Dergahlarda yüzlerce cilt eser bulunurken Alevi köylerinde sadece Dede evlerinde elyazması kitaplar bulunurdu.




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Günümüzde alevilik anlayışı çarptırılıyor ve yalan yanlış şeyler söyleniyor. alevilik hazreti alinin izinden giden ve din inançlarında onun yaptıklarını esas alan bir mezheptir. bunun dışında söylenen her şey yalandır.




+ Yorum Gönder