+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Doğu Anadolu Bölgesi Forumunda Bingöl halk oyunları için davul zurna Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Bingöl halk oyunları için davul zurna








    Bingöl halk oyunları için davul zurna

    Bingöl yöresi halk oyunları milli kültürümüzün benliğinde olan halkın yaşantısı,serüvenleri, yaşadığı coğrafya, sosyal olay , değişmeleri, gelenek ve görenekleri tamamını içinde barındırır. Halk oyunlarımızın yaşama biçimi doğa görüntüsü ve şekilleri ile oyunların oluşmasında en önemli etken olmuştur. Yöremiz oyunlarının karakteristik özellikleri insan figürleri belirli güncel yaşam tarzını yansıtmaktadır. Oyunlarımız yöre insanın yapısına uygun canlı ve hareketlidir. Hiçbir yörenin oyunlarından esinleme ve etkileme yoktur. Kendi yaşam tarzına uygun hareketlilik ve canlılık arz eden figür, ritim, müzik ve estetik gibi özelliklere sahiptir. Yöremizin oyunları üç ana aşamada incelemek mümkündür.

    bingol-halk-oyunlari.jpg

    - Helavki

    - Halay ( Gövend) ağızla söyleyip oynama

    - Billur ( Zel ) Kavalla çalıp oynama.

    - Davul-Zurna eşliğinde oynama. ( 1800 yıllardan günümüze denk süregelmektedir.)

    Bu vesileyle oyunlarımız çalgılarla aşamalı olarak günümüze gelmiştir. Oyunlarımız genelde 4 ritim sayıya dayalı olarak bir özellik taşımaktadır. Tempo olarak yavaş- hızlı- yavaş şeklinde oynama özelliğine sahiptir.

    Oyunlarımız da yöre insanının yaşanla mücadelesi, tabiat şekilleri, sıra dağların oyunlarımızdaki sıra dizilişleri, hayvan ve insan taklitleri, tabiat görüntüsünün izleri ve etkileşimini görmek mümkündür.

    Halk oyunlarının, insanların ve toplumların yaşamlarını yansıtan folklorun bir kesitini oluşturduğu kuşkusuzdur. Halk oyunları doğal olayları; sevinç, hüzün, mutluluk, kavga, barış üretim vb. olayları, kısacası yaşamı bir bütün olarak yansıtır. Birlik ve beraberliği simgeler. Amacımız köklü ve zengin değerlere sahip örf ve adetlerimizin yayılıp yaşatılmasıdır. Genç ve çocuklarımızın serbest zamanlarını bu tür olumlu faaliyetlerle değerlendirmelerini sağlamak kültürümüzü halk bilimi hakkında ufuklarını genişletmek bilgili bir nesil yetiştirmek ve onların halk oyunlarımızı en güzel en doğru biçimde icra etmelerine nesilden nesile taşımasına yardımcı olmaktır.


    GÜNEŞİN DOĞUŞU : İlimiz Karlıova ilçesinin 3250 m. yükseklikteki Bingöl Dağlarının Kale Tepesi'nden " Güneşin Doğuşu"nu normal durumundan çok farklı seyretmek mümkündür. Her yıl 15 Temmuz-15 Ağustos tarihleri arasında en iyi şekilde seyredilebilir. "Güneşin Doğuşu" çok değişik şekillerde, normal halinden çok farklı, heyecanlı ve oldukça korkunç sahneler yaratmaktadır. Dünyada tam anlamıyla "Güneşin Doğuşu" iki yerden izlenir. Birincisi İsviçre'nin Alp Dağlarından, ikincisi; Bingöl Dağlarının Kale Tepesi'nden seyredilir. Ulaşım imkanı güçtür. Karlıova ilçesine kadar yol asfalt, dağın zirvesine kadar ham yoldur. Dağın altına kadar arabayla gidildikten sonra zirveye 25-30 dk. yaya çıkılır. Etrafta soğuk su kaynakları ve yeşillikler görülür. Yol güzergahında dinlenme, konaklama tesisleri mevcut değildir. Güneş doğarken ilk etapta hafif bir kızartı ile belirir. Kızartı etrafta çok renkli güzellikler ve dekorlar yaratır. Daha sonra insana korku veren bir karartı şeklini alır. Kızarıklıklar kor parçası haline gelir. Kor parçası içinde insan yüzünü andıran üç büyük leke (Siyah renkli) belirir. Güneş karartı halinde yavaş yavaş açılmaya başlar. Ufukta görülerek oluşumunu tamamlamak üzere iken altın bir küre gibi görünmeye başlar. Döndükçe etrafa binlerce ışık saçar. İnsanoğlunun daha önce görmediği renkleri o anda görmek mümkündür. Daha sonra güneş elmas parçası gibi kristalleşip eski durumunu almaya başlar. Oldukça heyecanlı anlar yaşatır. Gözlerde yaşarma, ışık saçma ve anında seyir edememe gibi durumlar olur.


    YÜZEN ADA : Solhan ilçesi Hazarşah Köyü Aksakal Göl Mezrasındaki Ada, o yörede yaşayan halk tarafından keşfedilmiştir. Söz konusu ada, şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir. Bingöl-Solhan karayolunda 4.5 Km. uzaklıktadır. Yolu stabilize olup, 1.5 km'dir. Yolun asfaltlanması ve gölün ıslahı halinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini artıracaktır. Bingöl'ün turizmi doğa güzelliklerine dayanır. Yüzen Ada da tamamen doğaldır. Göl'ün üç tarafı dağlar ve tepelerle çevrilmiş düz arazi üzerinde bulunan krater göl konumundadır. Göl'ün şimdiki alanı 300 m2' nin üzerindedir. Islahı halinde 500 m2'den fazla olur. Gölün derinliği 50 metreden fazla olduğu sanılmaktadır. Göle devamlı akıntı olduğu tespit edilmiştir. Gölün altından ve kemerlerinden giren su, gölün alt tarafından, gölden daha aşağıdan dereyi beslemektedir. Ufak ufak kaynaklar bu görüşü teyit etmektedir. Yaz ve kış aylarında su seviyesi aynı kalmaktadır. Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir. Balık yetiştirmek mümkündür. Gölün ortasından hareket eden üç ada vardır. Adalar göl içinde bağımsızdır. Üstüne binildiği zaman sal gibi her tarafa ağır ağır hareket etmektedir. Adanın üzerinde 4-5 tane bodur ve dış budak ağacı mevcuttur. Çevredeki bitkiler gölün mevcut suyu ile beslenmektedir. Ada üzerinde bulunan ot kökleri sarılıcı olması nedeniyle toprak tamamen bitki kökleri ile kaynamış ve yapışmış durumdadır. Ayrıca Göl'ün ortasında bulunan adanın yapısı incelendiğinde çayır, ayrık ot ve suda yetişen çeşitli bitkilerin ada üzerinde mevcut olduğu görülmektedir. Göl'ün çevresinde de çeşitli bitkilere rastlamak mümkündür. Yeşil alanın dışında kalan arazi gölden çok yüksektir. Çevresi meşe ve yeşil alan ile kaplıdır.



    BİNGÖL YÖRESİ HALK OYUNLARI :

    GÜNÜMÜZDE OYNANAN BİNGÖL YÖRESİ HALK OYUNLARI ŞUNLARDIR:

    Halk oyunlarımızda yeni düzenleme 1980 yılından bu yana yapıldığı ve düzenlemeler Bingöl Halk Eğitimi Merkezinde görev yapan usta öğretici ve eğitmenler tarafından geliştirildi. Yöre oyunlarının tümünde yeni düzenlemeler yapılmıştır (Seyirlik oyunları bu değişmelerin dışında kalmıştır). Geleneksel oyunlar içinde "Kartal Oyunu"nda düzenleme yapılmamıştır.

    Oyunlar yörede hem geleneksel, hem de düzenlemeli türde, 10-12-14-16-18-20-24 sayıda sade erkek, sade kız, kız-erkek karma türünde oynanmaktadır. Oyun şekillerinde düz çizgi, yarım ay, halka, tam daire, sıra dizilişi, karşılıklı 4 cephe şeklinde oynanmaktadır.

    1- Kartal
    2- Derilo-Derile-Koçeri
    3- Çepik–Elçırpma
    4- Esmer – Harani
    5- Halay – Gövend-Dik Halay- Vuşke
    6- Çaçan- Çeçen- Kara yılan
    7- İki ayak – Dılıng – Keçike
    8- Meryemo- Meyremo
    9- Diz kırma – Sevkari
    10- Ters oyun – Kıleçep

    KARTAL OYUNU :

    KARTAL :


    Kartal hareketlerinin konu edildiği oyun en çok sevilen ve oynanan oyunlardan olup Bingöl’e özgüdür. Yöre insanın yaşamla olan mücadelesini çeşitli hareket ve figürlerle dile getirir. Oyunun ortaya çıkışıyla ilgili en yaygın bilinen iki rivayet vardır.

    1.RİVAYET : Bir avcı avladıktan sonra avladığı ceylanı suyun kenarında yıkamak için bir taşın üzerine bırakıp dinlenmeye koyulur o esnada heybetli bir kartal avı kaptığı gibi yüksek kayalıklara doğru uçmaya başlar. Durumu fark eden avcı tüfeğini kaptığı gibi kartalın konduğu kayalığa doğru koşar. Oraya vardığında ne görsün avı kapıp götüren kartal, avı kaptırmamak için diğer kartallarla büyük bir mücadele içindedir. Kartalların birbirleriyle olan amansız mücadelelerini gören avcı alelacele köye dönüp gördüklerini anlatmaya başlar. Anlatırken de kartalların yaptıkları hareketleri taklidi olarak yapmaya çalışır. Köy halkı figür ve hareketlerden esinlenerek günümüze dek kartal oyunu oynanmaya başlar.

    2.RİVAYET : Karlıova yöremizde zengin bir ağanın dilsiz, sağır bir çobanı varmış. Bu çoban sürünün içinde ağanın ve kendisinin çok sevdiği bir kara kuzusu varmış günlerde bir gün çoban koyunları otlatırken bir ağacın gölgesinde dinlenirken bu sırada kartalın biri o çok sevilen kuzuyu kaptığı gibi dağın zirvesine doğru uçmuş. Sürüde kara kuzunun olmadığını fark eden çoban dağın zirvesinde uçuşan kartalları görünce hemen o yöne doğru koşmaya başlamış, dağın zirvesine ulaştığında kartalların kara kuzuyu yemek için birbirleriyle kıyasıya dövüştüklerini görmüş hatta bazı kartalların bir iri kartala göre güçsüz olduğunu ve o kartalın tek başına kara kuzuyu yediğini adeta diğer kartalların onu koruduğunu kuzuya değil ulaşmak yanaşmak mümkün olmadığını görünce çaresiz çoban köye dönüp olup bitenleri ağaya anlatmak, taklit etmek kendisinin suçsuz olduğunu kanıtlamak istemiş. Ancak ağa kızının düğününde olduğunu durumu sıcağı sıcağına anlatmak için düğünün bulunduğu yere gider. Ağa çobanın yorgun ve bitkin olduğunu görünce derhal yanına seyisi çağırır. Çünkü sağır ve dilsiz olan çobanın dilinden anlayan en iyi seyis olduğundan ikisini yan yana getirip seyise ne olduğunu sormuş? Çoban ağlayarak kara kuzunun kartallar tarafından götürüldüğü parçalanarak yediklerini kartal figürleriyle daha canlı ağa ve köylülerin anlayabileceği şekilde taklit ederek oynamış. 200 yıllık mazisi olan bu oyun çevrede sıkça oynanıp günümüze dek gelmektedir.

    Oyunun oynayış şekli ise şöyledir: Ağzında koyun postu olan ve kartalı temsil eden oyuncu müzik eşliğinde oyun alanına girer. Ağzındaki koyun postunu da alana bırakarak çeşitli kartal hareketleri yapar. diğer oyuncular da ellerinde mendillerle kollarını kanat gibi çırparak yere çömelip kartal pozisyonunda leşin etrafında bir daire oluştururlar. Oyuncular leşi kapmak için sırayla yaklaşırken ilk gelen oyuncu uzaklaşır. Ardından oyuncular leşin etrafında toplandığı sırada baş oyuncu heybetle dairenin ortasına hamle yapar. diğer oyuncular dağılır. Tek başına kalınca oyuncular yarım daire şeklinde onun etrafında toplanıp, hep birlikte aniden leşi havaya kaldırarak oyunu bitirirler.







  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    BİNGÖL HALAYI


    GÖVENT (BİNGÖL HALAYI) :

    Hakkında net bir bilgi yoktur. Ancak bir hamle oyunudur. Bu hamlenin ileri bir atılım olduğu bu atılımın genç bir erkeğin bir olaya veya sevdiğini gördüğündeki çabası olarak değerlendirilir. Bazılarına göre de ağır başlılık olarak haraketlerin kontröllü yapılmasıdır. Diz kırmalar bu ağır başlılığın simgesidir. Hareketli bir oyundur üç sefer dizler kırılır yarım esten sonra vucut dizlerle birlikte bütünüyle titretilir. Çıkış sağ ayak dört sefer vurularak ileri çıkılır, üç hamleden sonra aynı şekilde geri gelinir. Figürlerden ziyade titretmeler net olmalıdır. Özellikle diz kırmalar ve titremeler bu oyunun karakteristik özelliğidir. Oyuncular dizilirken sağ omuz içerde sol omuz dışarıda olacak şekilde eller bacakların yanlarında arkada görünmeyecek şekilde tutulur.

    DELİLO


    DELİLO (DERİLEY -KOCERİ) :

    Yörede en fazla oynanan ve çok sevilen oyunlardan biridir. Kız, erkek ayrı ayrı oynadığı gibi umumiyetle kız-erkek karışık oynanan bir oyundur. Oyunda birlikteliğin verdiği neşe ve heyecan, müziğin ritmiyle adeta bir ahenk armonisi oluştururcasına müşterek olarak figürlere yansımaktadır.Delilo Oyununun ne zaman olarak ortaya çıktığı bilinmese de yöre halk oyunları arasında en eski geçmişe sahip olan oyunlardan biridir. Oyunun ortaya çıkışı ile ilgili olarak çeşitli rivayetler mevcuttur. Bu oyunun ortaya çıkışını konu olan bir rivayet şöyledir. "İlkbahar aylarında genç kızlar kuzukulağı, kuş yemi gibi yenilebilir türden yabanı bitkileri toplamak amacıyla kırlara, bayırlara, vadilere ve su kenarlarına yayılırlar. Topladıkları bitkileri de torbalarına doldururlar. Dağınık halde işe koyulan bu genç kızlar buluşup bir araya geldikleri yerde topladıklarını birbirlerine gösterip sevinçlerini dile getirmek için oyun oynarlarmış. Zamanla bu oyunu bir ritme ve kurala göre oynayarak sıkça oynamaya başlamışlar. Sevinçlerini ve heyecanlarını Delilo Oyunu ile yansıtan genç kızlar düğün ve benzeri eğlencelerde de oynayarak oyunu yaygınlaştırırlar. Böylece Delilo Oyunu hem erkekler hem kızlar tarafından oynanan bir oyun haline gelir."


    Bu dere buz bağlamış Bingöl dört dağ içinde
    Dibi yarpuz bağlamış Dört yanı bağ içinde
    Ana beni evlendir Kim Bingöl'ü sorarsa
    Bingöl'de kız kalmamış Bir yarim var içinde
    Delilo delilo seyrane Delilo delilo seyrane
    Ah lele le vah le le le Ah lele le vah le le le
    Ay lele le vay le !e le Ay lele le vay le !e le


    ÇEPİK (ÇAPKEY)


    ÇEPİK (EL ÇIRPMA) :

    Gücü, kuvveti ve çarpışmayı konu alır. Çok sert figürleri olan bir oyundur. Oyunda güç ve kuvvet sembolize edilmeye çalışılır. Oyunun ortaya çıkışı ile ilgili olarak en çok bilinen rivayet şöyledir:

    "Eskiden kurulan düğünlere civar köylerden misafirler gelir. Birbirlerine karşı kuvvet denemesi yapıp delikanlılık taslama. Bu oyunda karşılıklı İki kişi müziğin ritmiyle birlikte çeşitli figürlerle birbirlerinin ellerine sertçe vurup vücutlarım da esnek tutmaya çalışırlar. Oyundaki bu vuruşlar müzik bitene kadar ve yahut rakiplerden birinin elinin ağrısını hissederek oyunu bırakmasına kadar sürer. Karşılıklı ellerin birbirleriyle çarpışlarından esinlenerek "Çepik" adı verilen oyun oynandığı zaman kendisine güvenen ve vuruşma riskini göze alan kişi oyuna katılır. Zaten oyunda bir nevi kuvvet denemesi yapıldığı için güçlü ve kuvvetli olan kişiler bu hususiyetlerini oyuna sembolik olarak yansıtmaya çalışırlar.

    Oyunun Oynanışı ise şöyledir: Oyun hareketli, vurucu ve sert bir oyundur. Oyun başlamadan evvel oyuncular arka arkaya dizilip davul-zuma eşliğinde sağ ayakla başlamak üzere oyun alanına girerler. Üç adım yürüdükten sonra, sağ ayağın topuğu yere bastırılır, sol ayağın sert bir şekilde yere vurulmasıyla birlikle avuç içleri birbirine vurulur. Bu hareketlerin birkaç' kez tekrarından sonra eşler birbirlerine dönerek ellerini sert bir şekilde karşılıklı vururlar. Bu vurma hareketleri birkaç kez yapılıp müzik kesilince oyuncular yine arka arkaya dizilerek oyunu bitirirler.

    Kollar birbirine kenetlenip oyuncular tek sıra halinde dizilirler. Sonra müzik eşliğinde dizler kırılarak hafif bir hareketlenme sonra tekrar dizler kırılır, Vücut iyiden iyiye titretilmeye çalışılır. Bu hareketler birkaç kez yapıldıktan sonra ayağın topuğu ile üç defa yere vurulur Sol ayakla da kuvvetlice yere vurularak tekrar başlangıç figürlerine gelir. Oyun bu şekilde sürerken şu türkü söylenir.


    ÇAÇAN (ÇAÇE - ÇEÇEN)


    ÇAÇAN (ÇEÇEN):

    Barışı ve barışın sevincini konu edinen oyun çevrede en çok beğenilen ve oynanan oyunlardandır. Ortaya çıkışı ile ilgili rivayet şöyledir:

    "Eskiden bu yörede yaşamış yabancı bir din adam (keşiş) ve Çaçan adında güzel mi güzel bir Çaçan oyunundan bir görüntü kızı varmış. Kızı çok seven komşu delikanlısı ne yapar yapmaz babasını razı edemez. Çaresiz kızı kaçırmış, keşiş bu duruma çok öfkelenmiş ve öfkesi bir türlü geçmek bilmiyormuş. Derken yörenin ileri. gelen büyükleri ve hatırı sayılır kişileri arabuluculuk yaparak keşişi razı etmeyi başarırlar. Bir müddet sonra da erkek tarafı düğün kurmuş, civar köylerden misafirler toplanmış ve değişik oyunlar-eğlenceler tertip edilmiş. Düğün sırasında damat ve arkadaşları sevinçlerini heyecanlarını

    ve biraz da tepkilerini dile getirmek için sert vuruşlarla, kıvrak hareketlerle ve ritmik figürlerle Çaçan adını verdikleri oyunu oynarlarmış. Böylece bu oyun ismini keşişin kızı Çaçan'dan alarak civarda tanınmaya başlar.

    Oyunun oynanışı ise şöyledir: Halayda olduğu gibi oyuncular yan yana dizilip birbirleriyle kol kola kenetlenirler. Ritme uygun olarak sağ ayaktan başlanarak ayak dizden geriye doğru çekilir. Ardından müzik eşliğinde dizler öne doğru kırılır ve sol ayak topuğuyla da yere vurulur. Aynı hareketlerle sol ayakla başlanarak tekrar başlangıç kısmına gelinir. Değişik figürlerle birlikte öne doğru eğilmek suretiyle üç ileri üç geri ayak hareketleri yapılır. Oyun bu tempoda sürerken şu türkü söylenir.


    Çaçe dibuser bire
    Avkuşandu zencire
    Zenciri kateya ketbire
    Halla yallah çaçane


    MERYEMO


    MERYEMO (MEYREMO) :

    El ele tutuşup bir çember halinde oynanan oyun sosyal dayanışma ve uzlaşmayı sembolize eder. Oyun sırasında kollar omuzdan önü ve arkaya doğru ritmik olarak sallanırken-ileriye doğru çökme hareketleri yapılır. Bu ve benzeri figürlerle oyun sürerken sonuna doğru sol ayakla ellerin üzerine atılarak sekme figürü yapılıp oyun bitirilir. Oyun oynarken şu türkü söylenir.




  3. Harbi @ kız
    Bayan Üye
    Şu dere baş aşağı
    Belinde şal kuşağı
    Her gün gel burdan savuş
    Çatlasın el uşağı

    GELİN GÖTÜRME:

    Düğün merasimi sırasında gelin, baba evinden alınırken oynanan bir oyundur. Kızın evden gidişine üzülen ana, babanın; bir yandan da baba evini terk etmenin üzüntüsü ile oğlan evine gitmenin heyecan duyan gelinin davul-zuma eşliğinde evinden dışarı çıkarılırken duyduğu hüznü dağıtmak için "Gelin Havası" denilen bir tarzda icra edilir. Bu sayede başta gelin olmak üzere gelinin ailesi neşelendirilmeye çalışılır. Hareketli olan müziğe uyan oyuncular iki ileri iki geri, hareketleri yaparken bütün vücutlarını titreterek bir halka halinde dizilip oynarlar. Oyun müzik eşliğinde sürüyorken, oyuncular şu türküyü söylerler:

    Al mendil allı mendil
    Kaldır kolların yendir (indir)
    At boynuma dolandır
    Her sözün yalandır
    Gir koynuma inandır.



    ESMER (HARANİ)


    Duygusal (lirik) ilişkileri konu alan bir oyundur. Ortaya çıkışı ile ilgili olarak anlatıla gelen bir rivayet şöyledir: Yörenin gençleri esmer tenli kızlara büyük ilgi duymuşlardır. Ancak duygularını ve isteklerini çekingenliklerinden ötürü bir türlü direkt olarak söyleyemedikleri için düğünlerde oynanan oyundaki hareket ve figürleriyle dile getirmeye çalışmışlar. Oyundaki yerinde saymalar sevginin belirtisi, ileriye doğru eğilme ve ayak atmalar duyulan ilginin erkek tarafından ifadesi, tekrar geriye atılan adımlar ise çekingenlik ve uzaklaşma olarak yorumlanmaktadır.


    İKİ AYAK (DILINK-KEÇİK):


    Oyunların figürlerinden ve söylenen türkü sözlerinden hareketle i bir oyun olup, bilhassa genç kızlar Tarafından çok sevilen ve oynanan bir oyundur. Oyun sırasında maniler ve türküler söylenerek ritme uygun olarak sağ ayaktan başlamak üzere iki adım ileri, iki adımda geri atılır. Tabii bu sırada vücut tüm uzuvlarıyla birlikte esnek bir yay gibi hareket ettirilir. Zaten oyuna heyecan ve tempo katan bu husustur. Oyun bu şekilde yarım halka şeklinde devam eder.

    DİZ KIRMA (ÜÇ AY AK-SEKARİ):


    Bu oyunda diz kırma ve bedeni tümüyle müziğin ahengine göre hareketlendirmek temel özelliktir. Oyuncular "Halay" da olduğu gibi dizilerek kollardan kenetlendikten sonra üç ayak ileri üç ayakta geri atmak suretiyle davul* zurna eşliğinde oynarlar.

    KILAÇEP (TERS OYUN ) : Son zamanlarda Genç ilçemizin zıktey bölgesinde yaygın olarak oynanan bir oyundur.

    SEYİRLİK EGLENCELİK OYUNLAR

    Bingöl ve çevresinde genellikle uzun kış geceleri İle düğün, bayram ve belli günlerde seyirlik ve eğlencelik oyunlar oynanır. Oyunlar seyircilerin ve oyuncuların sayısına göre büyük salonlarda veya geniş alanlarda icra edilir. Bu oyunlarda oyuncular doğal kıyafetleri İle oyunu sergiledikleri gibi giyim kuşamlarını değiştirip maske takabilir yada yardımcı malzeme kullanabilirler. Oyunun önceden belirlenmiş bir metni yoktur. Fakat oyunun ana çizgileri ve olayların sırası bellidir. Oyuncular bu şartlar dahilinde özgürce oynarlar.

    Oyunlar niteliklerine göre güldürücü, acıklı veya cirit oyunu gibi spora dayalı olmak üzere üç kısımda toplanabilir. İşlenen belli başlı konularda günlük yaşamdan alınan kesitler, esnaf ve meslek oyunları, tarım konulu oyunlar, çoban oyunları ve hayvan taklidi oyunlardır. Bingöl'de yaygın olarak bilinen ve oynanan seyirlik eğlencelik oyunlar hakkında yaptığımız İnceleme ve gözlemler ile bu oyunların oyuncuları ile yaptığımız görüşmeler neticesinde derlediğimiz ve tespit ettiğimiz oyunlar şunlardır.

    SARIMSAK OYUNU:

    En çok oynanan seyirlik oyunlardandır.

    Yöredeki yaşlı insanların belirttiğine göre bu oyun onlardan evvel de oynanmakta olup, hemen hemen her düğün ve eğlencelerde icra edilirmiş. Ancak oyun günümüze doğru unutulmak üzereydi. çünkü geleneksel düğünler zamanla yerlerini salon düğünlerine bırakınca bu oyunca işlerliğini yitirivermiş. Üstelik oyunu oynayabilecek ve tekrar tanıta bilecek elaman da yoktu. Konuya duyarlı olan kişiler ve folklorcular ile oyunun baş oyuncusu Hasan TEKİN bu oyunu oynayarak insanlara tanıtmaya başladı. Belli günlerde ve yerlerde oynanan oyun genç erkeklerin beğenisini alarak Bingöl'ün en sevilen halk oyunlarından olur.

    Sarımsak oyununun oynanış şekli şöyledir: Baş oyuncu önde olmak koşuluyla oyuncular birbirlerini arka kemerinden tutarak bir kuyruk halinde dizilip oyun alanına girerler. Baş oyuncu sağ ayaktan başlamak üzere üç ayak ileri atıp sol ayağıyla da çapraz bir şekilde sağ tarafa vurur. Elindeki uzunca bir sırıkla da sarımsağın nasıl ekilip biçildiğini canlandıracak figürlerle oyuna hareketlilik katar. Ayrıca sarıkla bu figürler yapılırken izleyenleri güldürüp eğlendirmek için arkasında kuyruk olanlara vurmaya çalışır. Diğer oyuncularda darbe almamak için kendilerini sağa sola veya aşağı doğru atarak figürlerle izleyenler eğlendirilmeye çalışılırken baş oyuncu da oyun sırasında aşağıdaki sözleri söyleyerek elindeki sırıkla da muhtevayı görselleştirir.

    Ha bole (böyle) bole, bole ekem
    Sarımsağı nasıl biçem
    Ha bole bole, bole biçem
    Sarımsağı nerde ekem

    Ha burda burda, burda ekem
    Sarımsağı nasıl ekem
    Sarımsağı nasıl döveni
    Ha bole bole, bole döveni.

    ÇULAPİ (ÜÇ AYAKLI ÇATAL AĞAÇ OYUNU): Bu oyunda gençler birer değnek alırlar (1 metre boyunda sopa) Çulapı (üç ayaklı çatal ağaç) bir çizgiyle daire

    DARI SULAMA: Bu oyun iki kişi tarafından canlandırılıp bilhassa kırsal kesimdeki köylerde su sırası yüzünden vukuu bulan kavgaları komik bir şekilde sembolize eder. Oyunda oyuncunun biri suyun yolunu değiştirir. Diğer oyuncu da gelip ona tepki gösterir, bağırır suyu da kendi tarlasına çevirtir. Derken bu İki oyuncu bu mesele yüzünden kavga yapacak hale gelirler. Tabi tüm bu olaylar komik bir çerçevede halkı eğlendirecek şekilde canlandırılır. Özellikle mimik hareketleri ve ilginç İfadeler oyuna renk katar.

    DEĞİRMENCİ : Bir değirmende çalışan işçi ile değirmene buğday getiren köylüler arasında gelişen komik olaylar ve muziplikler dile getirilir. Oyunda canlandırılan değirmenci tipi, gelen müşterilere ve hayvanlarına son derece ilginç muziplikler yapar. Onlarla şakalaşmaya çalışır. Değirmencinin bu tutumu karşısında şaşıra kalan müşteriler de oyuna akıcılık kazandırmak için komik hareketlerde ve İfadelerde bulununlar. Ayrıca eşek ve katır gibi hayvanların kılığına giren oyuncular da komik hareketlerle izleyenleri keyiflendirirler. Oyun değirmenci, köylüler ve köylülerin hayvanları arasında gelişen olayları anlatarak devam eder.

    MUHTAR : Muhtar rolüne giren oyuncunun köyün sorunları ile ilgili yaklaşımları ve çözümleri güldürü ve hiciv dairesi içerisinde- temsil edilir. Bu oyun muhtarı canlandıran tek kişi ile oynanıp oyuncunun özgürce oynayabileceği, komiklikler yapabileceği bir oyundur. Bilhassa düğünlerde ve uzun kış gecelerinde oynanır.

    KALAYCI: Oyunca kalaycıyı canlandıran tip izleyenlerden oyunu hiç bilmeyen birisini oyun alanına çağırarak onunla oyunu sahneler. Oyuna sonradan giren kişi Halk Oyunlarımızı kuran kişiler anlatılmak istenirse oyunların adlarına göre şöyle belirtilebilir.

    GELİN OYUNU: "Gelin oyunu"nda iki küme olunur. Ortaya dikilen üç taş uzaktan atılan taşlarla devrilmeye çalışılır. Taşları devirip oyunu kazanan küme, yitirenlerin sırtına biner.

    CİRİT OYUNU: Özellikle Bingöl'ün Karlıova çevresinde oynanan cirit oyunu hem seyirlik-hem eğlencelik oyun hem de yarışma niteliğinde olup, ta eskilerden beri oynana gelen bir oyundur. Değnek oyunu olarak da bilinir. At üstünde koşturulan iki takımın birbirine değnek atmasına dayanan oyun Erzurum ve komşu İllerin Bazılarında oynanır. Oyunda kullanılan cirit, mızraktan kısa bir değnek olup değdiği yere saplanmaması için ucu yontulmuştur. Cirit kavak ağacı dalından yapılmıştır. Düğünlerde, bayramlarda ve bahar şenliklerinde sıkça oynanan cirit oyununda aynı sayıda ciritçiden oluşan iki takım düz bir alanda karşı karşıya gelip oynarlar. Her oyuncu ciridini uygun bir uzaklıkta rakip takımdaki oyunculardan birine fırlatıp değdirmeye çalışır. Ciridini fırlatan oyuncu hızla geri dönüp kendi dizisine kaçarken karşı takımdaki bir oyuncu çıkarak bu kişiyi kovalar, ciridini atmaya çalışır. Oyun bu karşılıklı kaçıp kovalama ve hedefe cirit atma biçiminde sürer. Rakibine cirit isabet ettiren puan alır. Oyunun sonunda tarafsız bir kurul puanları toplayıp kimin kazandığını belirler.

    ŞEL ATMAK (TAŞ ATMAK) : Köy meydanında genellikle gençlerin kuvvetlerini göstermek ve adlarını duyurmak için yarıştıkları bir oyundur. Bir çizgi çizilir. En az 10 kg ağırlığında bir taş seçilir. Oyuncular çizgiye basmadan sağ ellerine aldıkları bu taşı omuzlarının üstüne kaldırırlar. Tek adımda var güçleriyle ileriye atarlar. Taşın düştüğü yere küçük bir taş işaret olarak koyulur. Taşı en uzağa atan oyuncu belirlene dek oyun devam eder.

    KEÇE OYUNU : Karlıova ilçemizde 1800 lü yıllardan beri çobanlara giysi olarak yapılan keçe kapalı salon veya odalarda keçenin içine silindir şeklinde bir ağaç konulur, keçe ağaca sarılır, karşılıklı dört kişi ayaklarıyla yörenin türkü ve manilerini söyleyerek işlenilen otantik ayak sanatı bir oyundur.




  4. Eleman
    Devamlı Üye
    Bingöl halk oyunları bingöl halkının gelenek ve göreneklerini içerisinde barındırmaktadır. Bölgede oynana oyunlar cirit oyunu, gelin oyunu, keçe oyunu, meryemo, çaçan oyunu, çepik ve delilo oynanmaktadır.

+ Yorum Gönder


bingöl halk oyunları,  bingol davul zurna cacane,  bingöl vuşke oyunu,  bing