+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dualar Forumunda Dua'nın Önemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. IŞILAY
    Devamlı Üye

    Dua'nın Önemi









    Duanın önemi hakkında yazı





    Dua'nın Önemi


    Duâ, vesile-i rahmettir. İnsanı maddi ve mânevi sıkıntılardan kurtarır. Yunus’ (A.S)’u balığın karnından en sıkışık ve sıkıntılı olduğu bir durumdan kurtarmaya vesile olan duâsını ruhumuzun sıkıldığı, içinden çıkamadığımız sıkıntılara düştüğümüz anlarda biz de tekrar edelim ve Allah’ın kudret ve rahmetini celb edelim: “Lâ ilâhe illa ente sübhaneke inni küntü minez’zalimin…”

    Bilindiği gibi Hz. Eyyub (as) sabır ve metaneti ile dillere destan olmuştu. Bir rivayete göre o meşhur hastalığını on sekiz sene çekmişti. Hiçbir zaman isyan etmeyen Hz. Eyyub (AS)’e hanımı bir gün şöyle sorar:

    “ Bu hastalığın bitmesi, çektiğin dertlerin gitmesi için Cenab-ı Hakk’a duâ etsen olmaz mı?.. der.

    “ Benim bolluk ve refah içinde yaşadığım müddet 80 yıldır. Çekmiş olduğum darlık ve sıkıntılı zaman ise daha bu süreye ulaşmamıştır. Bu durumda ben Allah’tan utanırım. Ona (c.c) bu halin üzerimden gitmesi için nasıl duâ ederim ki?

    Bütün Peygamber ve nebilerin tek silahı olan duâ, günümüz insanı için de aynı görevi görmektedir. Ve kıyamete kadar da görecektir. Peygamber Efendimiz (SAV) buyurmaktadır ki: “Duâ Mü’min’in silahıdır”Yine sevgili Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmaktadır: “İki duâ reddolunmaz, yahut nadir olarak reddolunur: (Biri) Ezan okunurken yapılan duâ, diğeri de savaş şiddetlendiği zaman harp esnasında süngü süngüye yapılan duâdır.”

    Duâ’nın amaçlarını ve hedeflerini şöyle sıralamak da mümkün:

    Duâ, mü’min’in silahıdır.
    Duâ, ibadetin aslı ve özüdür.
    Duâ, ömrün bereketini artırır.
    Duâ, dinin temel ilkelerindendir.
    Duâ, Allah katında duâdan makbul bir şey yoktur.
    Duâ, kısaca istemektir İstemesini de bilmektir.

    Duâ ve zikirlerin ana kaynağına bakıldığı zaman, sevgili Peygamberimiz vardır. Ana kaynak Hadis-i Şerifler olup günümüze kadar gelebilmiş ve kıyamete kadar da gidecektir. Bir söz vardır: “Yer gök duâ üzerine durmaktadır” evet, bunu gören göz, duyan kulak, anlayan kalp, zikreden dil daha iyi görmektedir.

    Akıl derki; geriye iyi bakmak gerekir. Hani dünya malı için koşan, şan şöhret sahibi kişiler nerede? Herkesin gideceği yer belli değil mi? Madem belli! O halde neden bu dünyalık için telaş? “Muhannete muhtaç mı olalım?” diye bir deyim akla hakim olabilir. Kimsenin muhannete muhtaç olması söz konusu değil. Asıl insan Yaradanına muhtaçtır. Gayrisi palavradır. “Yattığımız yerde rızk ayağa gelmiyor ki?”denilebilir; elbette gelmeyecek. Hem size kim diyor ki yan gelip yattın?. İnsana düşen şudur ki; çalışacak, tevekkül edecek, hamd edecek, şükredecek, yarın azığım yetmez telaşına düşmeyecek “ çünkü yarına çıkmaya kimsenin senedi yoktur” haram yemeyecek, başkasının rızkına-namusuna göz dikmeyecek, hayat çizgisini yaratanın istediği doğrultuda çizerse, hiçbir zaman dünya korkusu olmaz. İnsan kendisini yaratana teslim olup, O’na sığındığı zaman korkmasına gerek yoktur. Ki, bu dünyaya imtihan için geldik, eğlenmeye, mal-mülk yığmaya değil!

    . Varlıkta bir imtihan şekli, yokluk da bir imtihan şeklidir. Sağlık da bir imtihan şekli, hastalıkta. Bunu böyle bilip, buna göre yaşamak zorundadır insan.

    Kâinatı yaratan Allah’û Zü’l-Celal hiçbir şeye muhtaç değildir. Muhtaç olan sadece ve sadece insandır. İnsan harici iki mahlukatın birbirine zarar vermesine insanın hayıflanması bile gerekmez, asıl onda hikmet araması gerekir. Çünkü akıl sadece insana verilmiştir. Diğer canlıların yaptıkları sadece insana ibret vermesi içindir. Madem ki yüce Allah’a inanıyoruz, haşa, kuşku duymak neden? Başka canlılar arasındaki yok oluşa sadece ibret ve hikmet aşkı için bakmalıyız. Kainatta bir zerre dahi, Rabbim’den habersiz hareket imkanı bulamazken, cüzi akıl ve olanak ile insan buna engel olma imkanı asla bulamaz ve verilmemiştir de. İnsanoğlu biraz nankörleşerek “ bunun sebebi de daha fazla kazanmak hırsıdır” kainatın, yaşadığı ortamın düzenini bozabilir. Bu da yine kendisine ve başka canlılara zarar verecektir. Başka canlıların helakı ise, kendi sonunu hazırlayacaktır.
    İnsan, hayatta bir imtihan için vardır. İşte bu nedenle başına gelen bir musibet karşısında hiddetlenmeyip, en büyük silahı olan duaya sarılarak, kendisinin ve kâinatın sahibi olan Allah’a duâ etmek, yalvarmak olmalıdır. Bir başka canlıdan medet ummak yerine, kendisini yaratandan istemek zorundadır. Bu da halis ibadet ve halisane duâ ile olur. Gayrisi nafiledir.
    Duâ, yapacağınız zaman, abdestli olmaya dikkat etmeli, birileri görsün diye değil, sadece durumunuzu Allah’a havale etmelisiniz. İnsanlar görür diye ameli bırakmak riyadır ve insanlar görsün diye amel etmek ise şirktir. Öyle ise bunlardan uzak durarak, yalnız siz ve Allah olmalı duâ esnasında. Duâ ederken bir aracı koymaya da gerek yoktur. Eğer bir aracı konulmak istenmişse, Allah’ın sevgililer mertebesindeki kullar hürmetine demek, duâyı daha da güzelleştirir. Bunu söylemekte bir beis yoktur.. Duâ içten ve samimi olmalıdır. Riya ve şirk asla bulaşmamalıdır. Duanız sizin virdiğiniz, zikriniz kabul oluncaya kadar devam edin. Ta ki, kanınızın her damlası bunu kabul etmiş olsun. Siz dille söylemezken, vücut diliniz zikretsin. Yolda yürürken , bir iş yaparken hatta uyurken bile vücut diliniz devam edebilsin. Bu o kadar zor bir şey değil. İnanarak, samimi bir şekilde yapılan duâ, siz isteseniz de istemeseniz de vücudunuzdaki tüylerin ayaklanmasına vesile olacaktır!

    İşte duanın doruk noktası da burasıdır. Bu noktaya erişebildiğiniz zaman, ağzınızdan hep hayırlı söz çıkar, çevrenizde hayranlık uyandırırsınız.

    Ben şahsen dûanın çok ama çok yardımı olduğunu hayatımın her zerresinde gördüm, yaşadım. Her dem Allah’tan istedim. Kuldan ne istedimse hep geri vermek zorunda kaldım. Ama Rabbim’den aldıklarımın karşılığı sadece O’na şükretmek, zikretmek ve hamd etmekti.








  2. zuzum
    Yeni Üye





    Çok teşekkür ederim çok güzel bir yazı. Bende duaya çok inanırım.




  3. HARBİKIZ
    Moderator
    Duanın önemini anlatan dua


    Utanırım ya Rahman senin aşkın ile açan ve hoş kokular veren bir gül olamadım. Bir güneş olup doğamadım bir rüzgar olup esemedim

    Bütün mahlukat sana itaat ederken aşk ile hu çeker aşk ile döner yunus misali

    Utanırım ya Rahman gaflet uykularımdan utanırım. Sabahlara kadar sana secde eden bir Ebubekir bir Ömer bir Osman olamadım. Onlar gibi Rasule aşık olamadım onunlayken bile hasret kalamadım

    Utanırım ya Rahman eshabı guzinin tövbesinden utanırım. Uzeyr olup harama baktım diye vuramadım kendimi dağlara ağlaya ağlaya AFFET YA RABBİ diyemedim

    Utanırım Ya Rahman mümin din kardeşlerim zulm altındayken gidip Ali olamadım. Senin rızan için öldüremedim onları. Ömer gibi hanımını çocuklarını yetim öksüz bırakmak isteyen gelsin diyemedim

    Utanırım Ya Rahman korkamadım yatağa girip uyumaktan Seddad Bin Evs olamadım yataktan kalkıp sabaha kadar secde edemedim.

    Ya Rahman ne güzel kulların var ben onlardan olamadım. Simdi ağlıyorum sessizce. Sanki oturduğum yerde ölümümü bekliyorum. Yok misali yasıyorum.. Her vasıtaya bindik fanide simdi sıra tabut denen cansız ata binmekte

    Şehadettir arzuhalım nasib edermisin Ya Rahman cennette cemalinle şereflendirirmisin bu acizi. RAHMETIMDEN GAZABIMDAN USTUNDUR buyurmuşsun. Rahmetinle muamele eyle bizlere biz aciz kullarınız. Öylesine bir ölüm nasip eyleki Azrail as geldiğinde hoş gelsin ve geldiğinde o görevini yerine getirmeden sen bizlerden Razı ol İnşaALLAH

    AMİN




  4. HARBİKIZ
    Moderator
    Allah dostlarını araya koyarak dua edin onlara karşı tevazu ve sevgi gösterin ki onlarda sizin için dua etsinler.
    Murat Tevetzade

  5. Nesrin
    Devamlı Üye
    Duanın anlamı istemek dilemektir. insanlar muhtaç varlıklardır ve her zaman allaha muhtaçtırlar. insan bir şey isterken allaha dua etmeli ve ondan istemelidir. insan dua ederken allaha daha çok yakınlaşır ve kendini hiç bir zaman yalnız hissetmez.

+ Yorum Gönder