+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dualar Forumunda Dua ile ilgili hikayeler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HAYAT
    Devamlı Üye

    Dua ile ilgili hikayeler








    Dua konusunda hikayeler

    Allah, seni Hz. Musa'ya komşu etsin

    Musâ peygamber, Tûr Dağı’nda Allah u Tealâ ile konuşma şerefine erdikten sonra: “Yâ Rabbi, benim Cennet’teki komşularım kimlerdir, bazılarını bildirir misin?” diye bir istekte bulunmuştu.
    Allah, Musâ peygambere: “Senin Cennet’teki komşularından biri, falan yerde yaşayan bir kasaptır. Görmek istersen, dükkânı falan yerdedir. Git, bir gece kendisine misafir ol,” buyurdu.
    Musâ Peygamber, bu kasabın nasıl bir iyilik işleyerek kendine Cennet’te komşu olmayı hak ettiğini düşündü. Bu merakla, onun bulunduğu bölgeye doğru yola çıktı. Nihayet kasabı bularak: “Ey Allah’ın kulu, bu gece sana misafir olmak istiyorum, kabul eder misin?” dedi.
    Kasap: “Hay hay! Tanrı misafirlerine, kapım daima açıktır, akşam olsun da eve birlikte gidelim, dedi.
    Akşam olunca, kasap elindeki sepetin içini yiyeceklerle doldurdu. Birlikte evin yolunu tuttular. Eve gelince kasap:
    – Bana müsaade buyurun, evvela şu salıncakta, değerli bir misafirim daha vardır. Onun hatırını sorup ihtiyaçlarını karşılayayım, sonra sizinle ilgilenirim, dedi. Odanın bir köşesinde asılı duran salıncaktan yaşlı bir kadın çıkardı. Altını temizledi, elbisesini değiştirdi. Adeta bir iskeletten ibaret kalmış ihtiyarın bütün hizmetini görüp, yemeğini yedirdikten sonra, tekrar yerine yatırdı. O sırada İhtiyar kadının anlaşılır anlaşılmaz bir şeyler söylendiği duyuldu. Kasap da bu sözlere “âmin” dedi.
    Musâ peygamber sordu: “Bu kimdir ki, kendisine bu kadar özenle hizmet ediyorsun?”
    Kasap: “Bu benim anamdır. Vaktiyle benim bütün zahmet ve sıkıntılarıma katlanmış vefakâr bir kadındır. Şimdi ben de kendisine evlâtlık görevimi yapmaya çalışmaktayım.”
    – Peki, hizmetinin sonunda bir şeyler söyledi, sen de âmin, dedin; ne dedi ki?
    – Annem, hizmetlerimden çok memnun kaldığı için, bana her gün, “Oğlum, Cennet’te Musâ Peygambere komşu olasın.” diye dua eder; ben de âmin derim. Bu olacak iş mi? Musâ Peygamber kim, ben kim? Ben onun yanına bile yaklaşabilir miyim hiç?
    Bu esnada kendisini tanıtan Musâ Peygamber: “Müjdeler olsun sana,” dedi. “Ben Musâ Peygamber’im. Cennette senin bana komşu olacağını Allah haber verdiği için, komşumu görmek üzere buraya gelmiştim. Annene hizmetten sakın geri kalma,” diyerek oradan ayrıldı.








  2. HAYAT
    Devamlı Üye





    Dua konusunda güzel bir hikaye

    Talaş Amca'mın duası

    Rahmetli Talaş(*) Amcam ,bir gün Zekeriya isminde bir arkadaşıyla bir iş için dağa giderler.İşleri her neyse yapar ederler ve köye geri dönmek için yola koyulurlar. Yolda gelirken azgın iki köpeğin saldırısına uğrarlar.Haliyle telaşa kapılırlar ve ne yapacaklarını
    şaşırırlar. Talaş Amcam, arkadaşına -Zekeriya hadi şu ağaca çıkalım, bu köpekler Allah korusun bizi parçalarlar diye teklifte bulunur.Zekeriya bir müddet din tahsili almış olduğu için, kendince daha kolay bir çözüm yolu üretir. Der ki; -Talaş benim ağaca mağaca çıkacak halim yok.,buna gerek de duymuyorum. Çünkü ben 'Köpek Duasını' biliyorum Niyetim onu okumak.Ben duayı okuyunca köpeklerin bana hiçbir zararı dokunmayacaktır
    diye cevap verir. Talaş Amcam bakar arkadaşının ağaca çıkmaya hiç niyeti yok,köpekler de oldukça yaklaşmıştır. Bir hamlede tırmanır ağaca çıkar. Zekeriya ezberindeki köpek duasını okumakla meşguldür. Derken iki köpek kudurmuşçasına Zekeriya'nın üzerine atılırlar. Zekeriya gürül gürül dua okuduğu halde köpeklerin saldırısından kurtulamaz Çünkü okunan duayı köpekler anlamamıştır. Zekeriya her ne okuyup üflediyse bir faydasını
    görememiştir.Talaş Amcam ise hiç dua okumadan köpeklerin saldırısından kurtulur. Talaş Amcam bu olayı bana anlattığında katıla katıla gülmüş ve kendisine şu karşılığı vermiştim. -

    Bak Amca! Dua ikiye ayrılır.
    Birincisi fiili dua. Bu dua tıpkı senin yaptığın gibi ağaca çıkmaktır.Yani fiilen tedbir almaktır. En makbul dua da budur. Sen de bunu yapmışsın ve saldırıdan kurtulmuşsun. İkinci dua ise sözlü duadır. O da Zekeriya'nın yaptığı duadır. Aslında ikiniz de tam dua etmemişsiniz.
    Zekeriya ağaca çıkmayıp fiili duayı terk etmiş, sen de ağaca çıkmışsın ama sözlü duayı terk etmişsin. Dala çıktığında düşmemek veya dalın kırılmaması için sözlü bir dua da yapmalıydın, demiş ve epeyce gülmüştük..Talaş Amcamı yine hayırla yad ediyoruz, Allah rahmet eylesin


    Not: Bu hikaye aynen yaşanmış bir olaydır

    (*)Talaş=Bir lakap

    Mustafa Çağıran, And. Tk. Lise, Selçuklu Konya




  3. HAYAT
    Devamlı Üye
    Küçük Çocuk ve Topu


    Deniz kenarına oturmuş, gözlerini ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu. Onun bu hali, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:

    - Merhaba delikanlı! dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi? Küçük çocuk, başını çevirmeden;

    - Ama rüzgarlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü. Adam, çocuğun yanına oturup:

    - Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım, dedi. Ama şimdi adım bile atamıyorum.
    Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı.

    Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla:

    - Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi olur. Çocuk, büyük bir sevinçle:

    - Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri bilir mi?

    - Allah isterse eğer, ona öğretir, dedi ihtiyar. Topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter.

    Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allahtan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı. 0 topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgarın aniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük

    Akşam üstü hava biraz daha sertleşti. Ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü.

    Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte oyalandı. Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı. Sonunda onu bulup:

    - Avınız inşallah iyi geçmiştir!. dedi Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim.

    Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip:

    - Zaten ancak o kadarcık tutmuştum, dedi. Denizde “av” diye bir şey kalmadı.

    - Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk. Ümidinizi sakın kaybetmeyin!.

    Balıkçı için her şey tesadüftü. Bunun için de “rast gele” derlerdi. Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi. Çocuğun yanaklarını okşarken:

    - Dua ha!. diye mırıldandı. O zaman tutar mıyım?

    - Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter, dedi çocuk. Bunu yeni öğrendim. Balıkçı, böyle bir sözü ilk defa duyuyordu. Başını ağır ağır sallayarak:

    - Ben de yeni öğrendim!. diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir öğretmenden.

    Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı. Artık topun gitmesine üzülmüyordu.

    Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı. Bir top vardı orada. Henüz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan bir futbol topu.

    Balıkçı, onu çocuğa uzatıp:

    - Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez!. dedi. Bunu biraz önce denizde buldum!

    Küçük çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da
    Topu ise, işte ellerindeydi. Ona sıkıca sarılıp:

    - Bir daha benden izinsiz gezmek yok!. dedi. Ya dua etmeseydim ne olurdun o zaman?

    SİZLER DE DUA ETMEYİ DENEDİNİZ Mİ SIKINTILI ANLARINIZDA?

    BELKİ DUALARINIZ HEMEN GERÇEKLEŞMEYEBİLİR AMA 0 DUALARIN SEVABI YETER SİZLERE

    YENİ ÖĞRENDİM BEN DE

    DUA EN KIYMETLİ BİR HAZİNE BİZİM İÇİN.

    BİTER DİYE KORKMAYIN İSTEDİĞİNİZ KADAR KULLANIN

    ÖYLE BİR HAZİNE Kİ SINIRSIZ VE KARŞILIKSIZ VERİLMİŞ HEM DE




  4. BeLa_12
    Devamlı Üye
    Paylaşım İçin Teşekkürler ..

+ Yorum Gönder