+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dualar Forumunda Kumeyl Duası Konusunu Okuyorsunuz..
  1. D.K.F.Q
    Devamlı Üye

    Kumeyl Duası









    Kumeyl Duası hakkında bilgiler


    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
    Allah’ım! Sen’den isterim;.. Her şeyi kaplayan rahmetinden: O’nunla her şeyi kahrettiğin kuvvetinden; önünde her şeyin boyun eğdiği ve önünde her şeyin zelîl olduğu ve kendisiyle her şeyi alt üst ettiğin kurtulunmaz ceberûtundan; ve karşısında hiçbir şeyin duramadığı izzetinden; ve her şeyi çevreleyen azâmetinden; ve her şeyin üzerinde (hakim olan) saltanatından; ve her şey yok olduktan sonra da bâkî kalan vechinden; her şeyi ihâtâ eden ilminden; ve.. her şeyi aydınlatan vechinin nurundan;.. (isterim!..).
    Ya Nur! Ya Kudüs! Ya Evvel’el-evvelîn! Ve Ya Ahire’l-ahirin! (olan) Allah’ım! İsmet perdesini yırtan günahlarımı affet!.. Allah’ım! Bedbahtlıkların işine sebep olan günahlarımı mağfiret et!.. Allah’ım ni’metleri değiştiren günahlarımı mağfiret et!.. Allah’ım! Duaların kabülünü engelleyen günahlarımı affet!.. Allah’ım! Belalar getiren günahlarımı affet!.. Allah’ım! İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet! (Hepsini bağışla!)!..
    Allah'ım! Senin zikrinle sana yaklaşırım ve senin zâtınla senden şefaat diliyorum; ve cömertliğinden beni kendine yaklaştırmanı diliyorum; ve bana şükrünü öğretmeni ve zikrini ilham etmeni (diliyorum)!..
    Allah'ım! Ben Sen'den 'huzu', 'hâl-i tezellül', 'hûşu' ve bana müsâmaha etmeni ve merhamette bulunmanı, bana verdiğine (beni) razı kılmanı ve kanaatkâr etmeni ve her durumda mütevâzi kılmanı 'istek(ler) olarak' istiyorum!..
    Allah’ım! Senden, ihtiyacı şiddetli olan ve hâcetini zorluklar anında kapına getiren ve senin katında istediğinde rağbeti olan kimsenin istedikleri(ni ve onun gibi) istiyorum!..
    Allah’ım Senden, ‘sultanlığın’ Azim’dir (uludur) ve mekânın Yüce’dir ve tedbirin de hâfi’dir. Ve emrin zahir’dir; kahrın ğaibdir; kudretin ise yaptırıcıdır. Ve Senin hükümranlığından kaçmak imkansızdır!..
    Allah’ım!.. Senden başka günahlarımı bağışlayıcı, suçlarımı setr edici ve kötü amel(ler)imi iyiye çevirici (hiçbir güç, asla) bulamam! Sen’den başka asla ilâh yoktur, ancak sen varsın! Tesbih de sana, hamd de Sana’dır! Kendime zulm ettim ve câhilliğimden dolayı itâât etmedim! Beni eskiden beri unutmadığından ve bana olan lütfundan dolayı kalbim rahat etti!..
    Allah’ım! Sen benim Mevlâmsın, her kötülüğümü örtersin; başıma gelen her ağır belayı hafifletir, azaltırsın! Ne (çok) günah belalarından beni korur ve ne (kadar) çirkin işleri benden giderirsin! Lâyık olmadığım halde, ne güzel övgüler yağdırdın üzerime!..
    Allah’ım! Belâm büyük, kötü halim haddi aşmış ve amelim de elimi kısaltmıştır. Zincirlerim beni çökertti, emelimin uzunluğu beni her faydadan alıkoydu; dünya gururuyla, nefsim de cinayetleriyle ve kayıtsızlığıyla beni (büsbütün) aldattı!..
    Ya Seyidim! Senin İzzetinden; kötü amelimin ve işlerimin, dualarımın sana ulaşmasına engel olmamasını dilerim! Sakladığım, ama senin bildiğin gizliliklerimle beni rezil etme! Ve gizlice işlediğim kötü amellerimden, günahlarımdan, devam eden aşırılılarımdan, cahilliğimden, şehvetlerimin çokluğundan ve gafletimden dolayı beni cezalandırmada acele etme!..
    Allah’ım! İzzetin (hakkı) için bana karşı her durumda acıyıp, bağışlayıcı; ve her işimde yardımcı ve kolaylaştırıcı ol!.. Ya İlahi! Ya Rabbi! Kötü halimi düzeltmesini ve işlerimi isteyeceğim senden başka benim kimim var?.. Ya İlahi! Ve Ya Mevlâ! Benim için hüküm koydun, ama ben nefsime uydum; düşmanımın süslü vesveselerinden (ihtiraslarından) ona sarılmadım; hevâm beni bu işte aldattı ve buna kaza da yardım etti! İşte, bu gibi sebeplerle koyduğun bazı (İlâhî) sınırları aştım ve birtakım emirlerine karşı geldim!..
    Bununla beraber, bütün durumlarda sana hamdetmek üzerime borçtur. Senin kazan’la bana her ne ki gelirse, onlara karşı (itiraz edecek) benim için hiçbir hüccet yoktur. (Çünkü) vereceğin hükmü ve belayı ben hak ettim! (İşte) bu kadar günahımdan ve aşırılıklarımdan sonra, sana geldim Ya İlâhî!.. (Allah’ım!) Özür dilerim, pişmanım, perişanım, müstakilim (kopuk durumdayım); beni yarlığanmış kıl! Sana dönüyorum, kendi günahımı ikrar ve i’tiraf ediyorum!.. Ve yaptığım günahlarda (Rahmetinden başka) sığınacak bir yer bulamıyorum. Zorluklarda (her zaman) sana sığınmak istiyorum ve özrümün kabulü için af diliyorum ve benin sonsuz rahmetine dahîl et! (diyorum!)!..
    Allah’ım! Zorluklarımda bana Rahmet et ve özrümü kabul et! Ve beni zorluklardan kurtar!.. Ya Rabbi! Bedenim zayıf ve derisi ince olduğundan dolayı; ve kemiklerimde ince (zayıf-güçsüz) olduğu için bana rahmet et! Ey Beni ilk başta yaratan ve rızk, iyilik, terbiyet ve zikrini edâ eden! (Allah’ım!) Şimdi beni, ilk baştaki kerâmetin (ikramın) ve geçmiş iyiliğin (bağışın) (hürmeti) için affet!.. (Senin Afv-ü Mağfiretin sonsuzdur!)!!
    Ya İlahi! Ya Seyidim! Ve Ya Rabbim! Senin “Tevhidine” kâi olduktan (ve vahdaniyetine inandıktan) sonra, beni “nâr” ile azab edici olarak seni görür müyüm? (Haşa); daha sonra, senin (ilâhî) ma’rifetinden kalbim üzerine “intâv┠geliyor! (Yüreğim kat kat, büklüm büklüm olup burkuluyor!) Ve senin zikrinden dolayı da lisanım açılıyor! Ve zamirim (içim derinden derine) senin muhabbetine (sevgine) inanıyor! Ve yaptığım i’tiraf(lar)ım ve dua(ları)m doğrulandıktan sonra, senin “Rububiyyetin” için “Huzu” ediyorum!
    (Ya İlahî!) Sen, kendi gözettiğini mahvetmezsin! Böyle bir muamele, senden çok uzaktır! Sen, her şeyden büyüksün; ve yaklaştırdığını uzaklaştırmaz ve koruduğunu da asla kovmazsın!.. Sen, kifayet ettiğin ve rahmet ettiğin kimseyi asla belaya düşürmezsin!..
    Eyvah! Ya Seyidim! Ve Ya İlahî! Keşke bilseydim ki acaba senin azametinin kapısında sana “secde” edene ateşi musallat eder misin? Ve senin tevhidini konuşan sadık dillerin dediklerini ve sana “şükür”(ler)le (edilen) medihleri (hiç) kabul etmez misin? (Sen ki; Rahman ve Rahim’sin, nasıl kabul etmezsin?)…
    (Allah’ım!) Kalpler; kesin, tahkik etmiş olarak senin (tek) ilah olduğunu i’tiraf ediyorlar! Ve zamirlerinde (kalplerin derinliklerinde) senin ilmin ile sana (olan sonsuz muhabbetten dolayı) “huşu” çığlıkları yükseliyor!.. (Ve Ya İlahi!) Sana ibadet için azalar senin emrinde çalışır; ve (kişi kendi günahına) işaret ederek, ancak senden af bekliyor!.. (İlâhî) Senin bu kadar afv-ü mağfiret edici olduğunu (maalesef) zannetmemiştik. Ve bu kadar (geniş ve sonsuz) fazlından habersizdik! (ki, bu hususlarda cahil kalmıştık!)…
    Ya Kerim! Ya Rabbi! Sen, benim dünya belalarından ve onun ukubatından gelecek olan (bela)lara karşı zayıflığımı ve direncimin azlığını biliyorsun! Görünmez belalar, ehli (ve layık) olana oradan gelir! Gerçi bu (dünyevî) belâ kötü’dür (Ama, yine de) etrafı az’dır; (Onun için de, ne de olsa) O’na tahammül etmek kolaydır; (Çünkü) süresi gayet kısadır! Fakat, ahiretteki belalara ve orada vuku bulacak fenalıklara (ve kötü akibete) nasıl tahammül edebilirim? Zira; o öyle bir beladır ki, müddeti çok uzundur ve etrafı da daimî’dir. (O belalar) ehil olanlardan asla hafifletilmez; onlara ancak senin ğazabın, intikamın ve hışmın vardır. Ve bu (azabları)na gökler ve yer (dahi) dayanamaz.
    Ya Seyidim! Bu nasıl olur benim için? Ben ki; senin kudretsiz, zelil, küçümsenecek ve ni’metine muhtaç bir kulunum! (ve biçare kölenim!)
    Ya İlahî! Ve Ya Rabbi! Ve Ya Seyidim! Ve Ey Yüce Mevlam! (bilemiyorum, acaba) hangi işimden dolayı (nefsimi) sana şikâyet edeyim? Ve O’nun hangisinden dolayı (daha fazla) korkayım? Ve hangisinin elîm ve şiddetli azabından dolayı ağlayıp sızlayayım? Acaba belanın uzunluğuna ve müddetinin çokluğuna mı? (daha çok ağlayım sızlayayım?)… (Ya Rabbi!) Eğer, beni düşmanlarınla beraber ukubatın’ (mahalli olan Nâr)a döndürsen (o zaman) benimle ‘bela ehli’nin arasını cem’etmiş olursun! Ve (böylece) kendi sevdiklerinle ve dostlarınla (dolayısıyla rahmetinle) benim aramı ayırmış olursun! (Ki, belanın ve musibetin en büyüğü de işte budur!)…
    Beni bağışla, Ya Seyidim! Ve Ya Mevlam! Ve Ya Rabbim! (Diyeyim ki) senin azabına sabrettim… Ama, senin (ve dostlarının) ayrılığına (asla) sabredemem… Bağışla beni (Ya İlahî!) Farzedeyim ki, senin ateşinin sıcaklığına dayandım… Peki, senin nazarından ve kerametinden ayrı kalmağa sabredebilir miyim? Senin affını reca ettiğim (ve umduğum) halde, ateşi mesken olarak seçebilir miyim?..








  2. Fatih
    Yeni Üye





    Kumeyl bin Ziyad Hazretleri,miladi 624 yılında Yemende doğmuştur.Müzhac boyunun Naha kabilesindendir.

    Nasılki Hz. İmam-ı Ali ,İlm-i Hakikatta Resul-ü Erkemin sırdaşıdır,Kumeyl bin Ziyad'da Hz.Ali'nin sırdaşı idi.Kumeyl ayrıca Hz. Hasanın'da ashabındandır.



    İtret-i Tahirenin yanında manevi Ehl-i Beyt yolunun köprüsü durumundadır.
    Sivaslı Rüstem Raşidi Efendinin hazırladığı silsile kaynaklarından öğrendiğimize göre;Bir kolu,Abdulvahid b. Zeyd vasıtasıyla.Fudayl b. İyaz,İbrahim Ethem,Şakik-i Belhi yoluyla Muhyiddin-i Arabiye,,,
    Diğer bir kolu Ebu Yakub-u Susi,Osman Mekki gibi sufilerle İsmail Kayseriye ulaşır.
    Ariflerden Sarı Abdullah Efendi Semerat-ül Fuadında,yine İsmail Hakkı Bursevi de Silsilenamesinde, Cemaleddin Mahmud Hulvi ise Lemezat-ı Hulviyye'sinde Hz. Kumeyl'den bahsederler.



    Hazreti İmam Ali, bir gün deveye binmiş, Kümeyl'i de arka tarafa bindirmişti.
    Kümeyl, Yâ Emir'el-Mü'minin, "Hakikat nedir" diye sordu.
    Hazreti Ali, buyurdular"Hakikat, Esrar-ı Azametin keyfiyete sığmaz bir hâlde inkişafıdır"
    Kümeyl, biraz daha söyle dedi,
    Hazret "Vehmedilen şeylerin bilinen tarzda zuhuruyla fena bulmasıdır" buyurdu.
    Kümeyl, biraz daha söylemesini istedi.
    "Birliğin tevhid sıfatlarını cezp etmesidir"dedi.
    Biraz daha söylemesini ricâ edince,
    "Hakikat, ezel sabahından parlayan bir nurdurki eserleri birlik varlıklarına vurur"buyurdular.
    Biraz daha söylemesini niyâz edince de mumu dinlendir, sabah oldu buyurup sustular.

    Sûfiler, bu sözlere büyük bir ehemmiyet verip, bu sözler hakkında şerhler yazmışlardır.
    Mesela Sems-i Sivasi Hazretleri "Şerh-i Kelimâtü Kumeyl İbn-ı Ziyad"isimli geniş bir eser yazmıştır.Eser yazma halinde Süleymaniye Kütüphanesinde mahfuzdur.



    Nefsin, "Nâmiyye-i Nebâtiyye, Hissiye-i Hayvâniyye, Nâtıka-i Kudsiyye, Külliyye-i İlâhiyye" olmak üzere dörde ayrıldığı hakkındaki sözü de Kümeyl, Hazreti Ali'den rivâyet etmiştir.



    Hz.İmamın;"Ey Kumeyl, Resulullah'ın Ehl-i Beyt'inin sırrını başkalarına açmak, tahammül edilecek şey değildir; açan kimsenin tövbesi kabul olmaz, sana söylediklerimi yakin ehli Müminden başkasına açma"diye tenbihi Kumeyl'in, Sırkatipliğine bir işarettir.
    Ayrıca Ey Kumeyl,"Her gün Allah'ın ismini zikret" , "La havle ve la kuvvete illa billah" de ve Allah'a tevekkül et . "Bizi hatırla" , "İsmimizi anarak bize Salavât getir" gibi telkinleri, üzerinde düşünülecek ifadelerden bir kaçıdır.

    Şa'bânın on beşinci gecesiyle Cuma geceleri okunan ve "Kumeyl Duâsı" diye anılan esrarlı münâcâtı Hz.Ali'den rivayet etmiştir.Şöyleki;
    Mevlam Emir-ül Mümininle Basra Mescidinde oturmuş idim. O Hazretle birlikte ashabindan bir cemaatte bulunuyordu. Onlardan biri "Her hikmetli iş o gecede belirlenir"diye buyuran Allah Azze ve Celle'nin kavlinin manasi nedir, diye sordu. O Hazret; "Şa'ban ayının on beşinci gecesidir O gece" dedi ve sonra söyle buyurdu;
    "Ali'nin cani elinde olan Allah'a andolsun ki, her kulun yıl sonuna kadar başından geçecek olan hayır ve şer işlerin tümü Şaban ayının on beşinci gecesinde belirlenir. Karşımızda böyle bir gece bulunmaktadir. Bu geceyi ihya eden ve onda Hazreti Hızır'ın duasını okuyan herkesin dileği kabul olunur".
    Daha sonra Hazret bizden ayrıldı.
    Ben geceleyin evine gidip kapısını çaldım. Hz. Ali,"Ey Kumeyl! Seni buraya ne getirdi?"diye sordu. Hızır duası Ey Emir-ül Müminin, dedim. Sonra Hz. Ali "Otur ey Kumeyl, bu duayı ezberlediğinde onu her Cuma gecesi veya hiç değilse aydabir defa veya yılda bir defa veya ömründe bir defa oku, düsmanlardan korunursun, rızkın artar ve Allah'ın mağfiretinden asla ayrı düşmezsin,
    Ey Kumeyl, senin bizlerle uzun süren beraberliğin bu isteğini karşılayarak sana bu ihsanda bulunmamızı gerektirdi" diye buyurdu.



    Kumeyl,Sıffin'de ve Nehrivan'da Hazreti Ali'nin maiyetinde bulunmuştur.

    Haccâc'ın vâliliği sırasında Kûfe'de saklanmış, fakat Haccâc, Kumeyl'e mensup olanlara verilen parayı kesince onların zarar görmemesi için gidip Haccâc'a teslim olmuş, "zâten benim ömrüm sona erişti, Emir'ül-Mü'minin, beni senin öldüreceğini bana haber verdi" demiştir.
    Haccâc, "sen, Osman'ın katillerindensin" deyip Kumeyl'in başını kestirerek 90 yaşında iken şehid ettirmiştir.
    Kabr-i mübârekleri Kûfe Mescidi civârındadır.




+ Yorum Gönder