+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Dünya Tarihi Forumunda Müslüman Arapların Kuşatmaları Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Müslüman Arapların Kuşatmaları Hakkında Bilgi








    Müslüman Arapların Kuşatmaları Hakkında Bilgi kısaca







  2. FERAY
    Devamlı Üye





    Müslüman Arapların Kuşatmaları İle İlgili Bilgi

    Arap Müslümanların İstanbul Seferleri


    “Konstantiniyye muhakkak fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, askerleri de ne güzel askerdir.”
    Osmanlı’dan önce İstanbul’un kaç defa kuşatıldığı net olarak bilinmiyor.Müslüman Araplar tarafından ise bazı tarih kitaplarında biri Hz. Osman (r.a) dördü Emeviler ikisi de Abbasiler tarafından olmak üzere yedi defa kuşatıldığından bahsetse de bunların hepsinin tam bir kuşatma değil kuşatma niyetiyle düzenlenen seferleri de ihtiva ettiği anlaşılmaktadır.
    Tarihçiler İbnü’l Esîr, İbnü’l Haldun, ebu’l fida,ibnü’l Verdî,el-hamis tarihlerine başvurarak bu sekizini şöyle anlatırlar.

    Arap Müslümanların İstanbul Seferleri.jpg


    1.Sefer
    Hz. Osman (r.a) hilafeti döneminde 653 yılında Şam valisi Muaviye (r.a) komutasında İslam ordusu,
    İstanbul boğazına kadar ilerlemişlerdir. Konstanniye'nin coğrafi konumu ve surların müstahkemliği karşısında yeterli teçhizat olmadığı görülünce ordu geri dönmek zorunda kalmıştır. Bu sefer Müslümanların İstanbul üzerine ilk seferi olmuştur.

    2.Sefer
    Muaviye(r.a) halifeliği zamanında İslam ordusu 669 tarihinde İstanbul’u gerçek manada kuşatmış olup büyük savaşlar yapmışlardır.
    İslam’ın meşhur Abadile-i Seb’a(4 Abdullah)sından üçü bu savaşta bulunmuştur. Bunlar Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Zübeyir’(r.a)dir. Ve ayrıca günümüzde Eyüp Sultan diye meşhur Ebu Eyyüb el-ensarî’de bu seferde bulunacak ve bu kuşatmada vefat edip İslam askerleri tarafından büyük bir merasimle cenaze namazı kılınıp surlara yakın (şu an ki Eyüp ilçesi) bir bölgeye defnedilmiştir.
    Kaynaklara göre Süfyan B. Avf’ın kumandanlığında Konstanniye kuşatılmış olup, Yezid b. Muaviye takviye kuvveti ile sonradan kuşatmaya katılmıştır.
    İslam ordusu, Yedikule’den Ayvansaray’a kadar olan bölgeyi ablukaya aldı. Donanmanın karaya çıkardığı bir miktar asker ile Ayvansaray tarafındaki surlar zorlandı. O dönemde henüz keşfedilmiş olan Rum ateşi(grejuvar) ile Bizanslılar, İslam donanmasına ait birçok gemiyi yaktılar. Kostanniye’yi alamaya kesin kararlı İslam askerleri altı yıl kadar muharasayı devam ettirdiler. Kışın İznik’e çekilip baharda kuşatmaya kaldığı yerden devam ediyorlardı. Halife kuşatmadan bir sonuç çıkmayacağına kanaat getirerek donanmanın geri dönmesini emretti.
    Kostanniye’nin İslam askerleri tarafından ilk ve ciddi kuşatması bu sefer sonucunda olmuştur
    .
    3.Sefer
    Yine Muaviye (r.a) B. Ebu Süfyan’ın hilafeti döneminde 672 tarihinde Cünade B. Ebu Ümeyye’nin komutasında Rumlara karşı savaş ilan edilmiş İstanbul’a yakın bazı adalar zaptedilmişti.
    Bu seferde de İstanbul kuşatılmamış ama kuşatılma niyetiyle yakın bölgede üs edinilmiştir. Yezid b. Muaviye zamanına kadar ordu bu üste kalmıştır.

    4.Sefer
    Emevi’ler dönemi Halife Süleyman B. Abdumelik zamanında 717 yılında Müslümanlar Halifenin kardeşi Mesleme b. Abdulmelik kumandanlığında İstanbul’u yaklaşık 3 ay karadan ve denizden kuşatmıştı.

    Halifenin “Konstanniye’yi almadan dönmeyeceksiniz” emrinden dolayı diğer seferlerden daha ciddi bir plan ve hazırlık yapılmıştı. İslam askerleri İstanbul civarında kışlaladılar, evler yaptılar, ekin ekip biçtiler ve uzun süre İstanbul’a giriş çıkışı kontrol altına aldılar. Bunalan Bizanslılar İslam komutanı Müseyleme’ye adam başı bir altın vermek şartıyla barışa razı olduklarını söyleseler de Müseyleme bunu kabul etmedi. Uzun kuşatma devam ettiği bir sürede sonunda Bizanslılar yaptıkları bir hile ile Müslümanların tüm zahirelerini bir kış vakti yaktılar. İslam askerleri açlıktan ve soğuktan zayıf duruma düştüler. Kesin emirden dolayı geri dönemeyen ordu vebadan ve açlıktan çok sayıda telef verdi.
    Süleyman B. Abdulmelik’in vefatıyla yerine hilafete geçen meşhur Ömer b. Abdulaziz göreve gelir gelmez ordunun geri dönme emrini verdi. Karaköy Perşembe pazarında bulunan Arap Camii ya bu sırada yapılmış veyahut 2.seferde yapılan camiyi yenilemişlerdir.

    5.Sefer
    Emevi Halifesi Hişam B. Abdulmelik zamanında 730 yılında Seyyid Battal Gazi unvanını alan Abdullah el-Antakî komutasında İstanbul’u fethetmek niyetiyle yola çıkılıp Rum ordusuyla karşılaşınca büyük bir meydan savaşı yaşanmıştır.
    İslam Ordusunun büyük bir zaferiyle sonuçlanan bu savaş sonrası Bizans İmparatoru V. Kostantin esir alınmıştır. Daha sonra yıllık vergi vermeye razı olan Bizansın üzerine gidilmeyip geri dönülmüştür.

    6.Sefer
    Abbasiler döneminde vukuu bulan bu sefer Halife Mehdi’nin oğlu Harun Reşid komutasındaki İslam ordusu Rum ordusunu bozguna uğratarak boğaziçine ve Üsküdar’a kadar gelmiştir.
    Rumlar yıllık 70 bin altın fidye vermeyi kabul ederek 3 yıllık barış yapıldı. Ancak ertesi yıl Bizans İmparatoriçesi İrene vergi vermekten vazgeçip barışı bozduğundan Harun Reşid 100 bin kişilik ordusuyla Rum ülkesine geçti. İzmit taraflarındaki savaşta İslam ordusu Rumları perişan edip ilerlemesini sürdürmüş ve nihayet Üsküdar’da Harun Reşit Rum ordugâhını yaktırmıştır. Bu büyük savaşta Rumlar 55 bin ölü verip Müslümanlar 6 bin esir ve 120 bin hayvan elde etmişlerdir. İstanbul’u kuşatan Harun Reşit Bizans’ın yılık vergiyi yenileme sözüyle kuşatmayı kaldırmıştır. İslam dünyasına büyük sevinç yaşatan bu zaferden sonra Harun Reşit ihtişamlı bir alayla Bağdat’a girmiştir.

    7.Sefer
    Bu sefer Harun Reşit kendi hilafet dönemine denk gelir.
    799 tarihinde ordunun başında bizzat halife olarak bulunan Harun Reşit Bizans’a karşı kaybetmezliğini İznik yakınlarında söğütçük denilen bölgedeki savaşta da devam ettirip ‘hüsü’s safsaf’ı fethetmiştir. Bu savaş sonunda Kadıköy’e kadar kısmı fetholunmuşsa da İstanbul kuşatılmamıştır. Bu savaş için şöyle bir beyit söylenmiştir:
    İnne Emire’l müminine’l Mustafa
    Kad tereke’s-safsaf kâen safsafa

    Evet, o zamanki ismi ile Kostanniye olan İstanbul Hz. Peygamberin “muhakkak fetholunacaktır” katiyetindeki hadisiyle birlikte, dokuz asra yakın nice emir ve askerler, bu şerefe nail olmak istemiş, birçoğu bu niyetle surların dibinde can vermiş ama Fatih Sultan Mehmed’e gelene kadar bu şeref kimseye nasip olamamıştır. Fatih’de bu olayı şöyle şiirleştirmiştir:
    Feth-i Kostantin’e fırsat bulamadılar evvelûn
    Feth edip Sultan Mehmed dedi tarih ‘ahirün’





+ Yorum Gönder