+ Yorum Gönder
Biyografi ve Düşünürler ve Flozoflar Forumunda Şeyh Nazım Kıbrısi Kimdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Şeyh Nazım Kıbrısi Kimdir








    Şeyh Nazım KIBRÎSİ kısa yaşamı


    Kıbrıs’ın Larnaka şehrinde 21 Nisan 1922 (26 Şaban 1340) Cuma günü doğdu. Soyu, baba tarafından, Kadiri tarikatı kurucusu Abdülkadir Geylani Hazretlerine, anne tarafından ise Mevlevi tarikatı kurucusu Mevlana Celaleddin Rumi Hazretlerine dayanır. Baba tarafından dedelerinin soyu Peygamber ailesine dayanır.

    Şeyh Nazım Kıbrısi1.jpg

    Çocukluğunda Kadiri tarikatı şeyhi olan dedesinden bu tarikatın disiplin ve maneviyatını öğrendi. Daha küçükken olağanüstü özellikleri vardı. Tavırları mükemmeldi: kimseyle kavga etmez ve tartışmazdı. Her zaman gülümser ve çok sabırlı idi.

    1974’ten itibaren Avrupa’yı ziyarete başlamıştır. Kıbrıs’tan Londra’ya uçak ile gidip dönüşünü kara yoluyla yapmıştır. Halen her ülkeden, değişik inanç ve kültürden her çeşit insanla görüşmeye devam ediyor, insanlar huzurunda şehadet getirip tarikata giriyor ve ondan manevi sırlar alıyor.

    1986’da uzak doğu seyahatini gerçekleştirmiş ve Brunei, Malezya, Singapur, Hindistan, Pakistan ve Sri Lanka’yı ziyaret etmiştir. Buralarda da sultanlar, başkanlar ve umum halk tarafından heyecan ve coşkuyla karşılanmış, büyük ikram ve iltifatlarda bulunulmuştur.

    Şeyh Nazım Kıbrısi2.jpg

    1991’de Amerika seyahatine çıkmış ve 15 eyalet dolaşmıştır. Bu esnada değişik din ve inançlardan birçok kişiyle görüşmüştür ve bunun neticesinde Kuzey Amerika’da Nakşibendi tarikatına ait 15 merkez açılmıştır. İkinci ziyaretini 1993’te yapmış ve yine birçok yeri dolaşmıştır. Sayesinde, Kuzey Amerika’da 10 000 kişi müslüman olup tarikata girmiştir
    Şeyh Nazım Kıbrısi3.jpg







  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Kerametleri


    1971’de Şeyh Nazım, Recep, Şaban ve Ramazan aylarını geçirmek üzere Kıbrıs’ta bulunmaktaydı. Şaban ayında birgün Beyrut havalimanından bir telefon geldi. Şeyh Nazım arıyor ve kendisini gidip almamızı istiyordu. Onu beklemediğimiz için geldiğine çok şaşırmıştık. Hemen gidip onu aldık. Bize ‘Peygamberimiz tarafından bugün size gelmem emredildi. Çünkü babanız yakında ölecek. Benim de onu yıkamam, kefenlemem, gömmem ve sonra Kıbrıs’a geri dönmem gerekiyor’ dedi. Biz, ‘Şeyh Efendi, babamız sağlıklı, hiçbir sorunu yok’ dedik. ‘Bana böyle emredildi’ dedi. Şeyh Nazım çok emindi ve biz de, Şeyh Efendi ne derse kabul edilmesi gerektiğini bildiğimiz için, ona teslim olmuştuk.

    Bize aileyi toplayıp babamı son kez görmelerini söyledi. Biz de bütün aileyi çağırdık. Herkes şaşırmış, bazıları da inanmamıştı. Kimileri gelmiş, kimileri de gelmemişti. Babamın olan bitenden haberi yoktu ve akrabaların kendini normal ziyarete geldiklerini düşünüyordu. Saat yediye çeyrek var idi. Şeyh Nazım, ‘Yukarıya babanızın dairesine çıkıp ruhunu teslim ederken ona Yasin-i Şerif okumam gerekiyor’ dedi. Yukarıya çıktı, kapıda babam tarafından karşılandı. Babam, ‘Oo Şeyh Efendi, Kur’an okuduğunuzu duymayalı çok oldu, bize okur musunuz?’ dedi. Sonra Şeyh Efendi Yasin-i Şerifi okumaya başladı. Tam bitirirken, saat yediyi vurdu. Tam o anda babam ‘Kalbim, kalbim!’ diye bağırdı. Hemen koşup onu yatırdık ve doktor olan erkek ve kız kardeşlerim kontrola geldiler. Kalbinin yavaşladığını tesbit ettiler. Bir iki dakika sonra babam son nefesini verdi.

    Herkes Şeyh Efendiye korku ve hayretle bakıyordu. Herkes nasıl bildi diye merak ediyordu. Kıbrıs’tan sadece bu olay için nasıl gelmişti? Saatini bu kadar kesin nasıl biliyordu?

    Bir keresinde de, Şeyh Nazım hac mevsiminde iki aylığına Lübnan’ı ziyaret ediyordu. Trablus valisi, Aşar ed-Daya, resmi hac kafilesinin başıydı. Şeyh Nazım’ı kendisiyle beraber hacca gitmeye davet etti. Şeyh Nazım, ‘Seninle hacca gelemem ama inşAllah(c.c.) seninle orada karşılaşırız’ dedi. Vali ısrar etti: ‘Eğer gidiyorsan, lütfen benimle git, başkasıyla gitme’. Şeyh Nazım, ‘Henüz gidip gitmeyeceğimi bilmiyorum’ diye cevap verdi. Hac mevsimi geçtikten ve vali de döndükten sonra hemen Şeyh Efendinin kaldığı eve koştu. Yüz kişinin önünde ‘Şeyh Efendi, niye benimle gelmeyip başkasıyla hacca gittin?’ diye sordu. Biz, ‘Şeyh Efendi hacca gitmedi ki! Burada kaldığı iki ay boyunca bizimle Lübnan’ı dolaştı’ dedik. ‘Hayır’ dedi, “Hacdaydı, şahitlerim var. Bir gün, Kabe’yi tavaf ederken Şeyh Nazım bana gelip, ‘Oo Aşar, burada mısın?’ dedi. Ben ‘Evet Şeyhim’ dedim. Sonra benimle tavaf etti. Geceyi Mekke’deki otelimizde beraber geçirdik. Arafat’ta günü bizim çadırımızda geçirdi. Üç gün Mina’da bizimle kaldı. Sonra bana ‘Medine’ye Peygamberimizi ziyarete gitmeliyim’ dedi”.

    Vali bunları anlatırken, dikkatlice Şeyh Nazım’ı izliyorduk, çünkü Lübnan’ı hiç terk etmediğini çok iyi biliyorduk. Onun benzersiz, gizli gülümsemesini gördük. Adeta şöyle demek istiyordu: “Bu, Allah(c.c.)’ın evliyalarına bahşettiği kuvvettir. Onun yolunda olduklarında, onun ilahi aşkına ve ilahi huzuruna ulaştıklarında, Allah(c.c.) onlara her şeyi bahşeder”.




+ Yorum Gönder


şeyh nazım kıbrısi kimdir