+ Yorum Gönder
Biyografi ve Düşünürler ve Flozoflar Forumunda Herbert Spencer Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Herbert Spencer Hakkında Bilgi








    Herbert Spencer genel bilgileri

    Herbert Spencer.jpg


    Herbert Spencer (1820-1903)



    İngiliz sosyolog ve filozof. Evrim kuramının ilk savunuculan arasında yer almış, bireyin topluma, bilimin dine göre önceliğini savunan etkili bir bilgi sentezi oluşturmuştur. Başyapıtı 10 ciltlik A System of Synthetic Philosophy’dir (1862-96; Sentetik Felsefe Sistemi).



    Cambridge Universitesi’ne gitmeyi reddetti ve özellikle doğa bilimlerinde kendi kendini yetiştirdi. 1837’de birkaç ay süreyle öğretmenlik yaptı; 1837-41 arasında demiryolu mühendisi olarak çalıştı. 1842’de The Non conformist’e gönderdiği mektuplar sonradan bir kitapçık olarak The Proper Sphere of Government (1843; Hükümetin Ozgül Alanı) adıyla yeniden yayımlandı. Bu yazilann da doğal hakları yaşatmanın hükümetlerin görevi olduğunu, ama onun ötesine geçtiklerinde yarardan çok zarar verebileceklerini öne sürdü. Hipnotizma ve frenolojiye ilişkin yazılar yayımlayan The Zoist ile genel oy hakkı istemini destekleyen The Pilot gibi ilerici gazetelerde yazdı. 1848’de The Economist’in yayın yönetmeni yardımcısı oldu. 1851’de ekonomik ve toplumsal alanda laissezfaire (bırakınız yapsınlar) yanlısı görüşlerini de içeren Social Statics’i (yb 1955; Sosyal Statik) yayımladı. 1850’de Marian Evans’la (romancı George Eliot) tanıştı. Aynca G.H. Lewes, T.H. Huxley ve J.S. Mill’le de yakın dostluklar kurdu. Amcasından kalan mirasın sağladığı güvenceyle 1853’te The Economist’teki görevinden aynldı.



    1855’te The Principles of Psychology’nin (Psikolojinin Ilkeleri) ilk bölümünü -yayımladı. Principles of Psychology’ nin yanı sıra, ilk ilkeler, biyoloji, sosyoloji ve ahlak gibi konulara ayrılmış ciltlerden oluşan The Synthetic Philosophy’nin bir taslağını 1860’ta yayımladı. First Principles (İlk Prensipler, 1947) 1862’de, dizinin son kitabı olan üç ciltlik The Principles of Sociology (Sosyolojinin ilkeleri) 1896’da çıktı. The Principles of Sociology’nin ön hazırlığı olarak 1873’te Descriptive Sociology (Betimleyici Sosyoloji) adıyla, çeşitli toplumlann kültürel özellik lerini ve toplumsal kurumlarının yapısmı sınıflandırdığı sekiz ciltlik bir dizi yayımlamaya başladı. Mali güçlükler yüzünden dizi 1881’de yarım kaldı; Spencer’ın ölümünden sonra 19 bölüm halinde, ancak 1934’te tamamlanabildi.



    Spencer, düşüncesinin bütünsel bir sistem oluşturduğuna inanıyordu. Ona göre bilim ve felsefe bireyciliği ve ilerlemeyi temellendirip destekliyordu. Evrimi bir çöztilme izleyecek, bireyciik ancak bir sosyalizm ve savaş dönemi sonrasında tam olarak gerçekleşebilecekti. Felsefe özgül biimlerin temel ilkelerinin bir sentezi, ortaçağ ilahiyat sistemlerinin yerini alacak tam kapsamlı bilimsel bir bütün olmalıydı.



    Spencer’ın bütün sistemi gerçekte biyolojik türlerin evriminden esinlenmişti. First Principles’da maddenin, kuvvetin korunumu olarak adlandırdığı temel bir yasası olduğunu savunuyordu. Buna göre herhangi bir etkimeye uğrayan türdeş bir şey olduğu gibi kalamazdı; çünkü dışsal bir güç bazı parçaları ötekilerden farklı etkileyecek, bu da bir farklılık ve çeşitliliğin doğmasma yol aça caktı. Aynca türdeş bir şeyi etkilemeyi sür düren herhangi bir gücün gitgide artan bir çeşitlilik yaratması kaçınılmazdı. Bilinme yen ve bilinemez mutlak bir güçten kaynak lanan bu “etkilerin çoğalması yasası”, gerek kozmik gerek biyolojik her türlü gelişmenin anlaşılmasımn ipucuydu.



    Spencer’ın biyolojik türlerin evrimine dış kim görüşü, Charles Darwin ve Ingiliz doğa bilimci Alfred Russel Wallace’ın görüşleri ün kazanmadan önce yayımlanmıştı. Spencer evrimi edinilmiş özelliklerin kalıtımına bağlarken, Darwin ve Wallace evriıni doğal seçmeyle açıklıyordu. Spencer doğal seçme nin biyolojik evrimin nedenlerinden biri olduğunu daha sonra kabul edecekti.



    Spencer’ın kendi genel evrim şemasım insan toplumu üzerine düşünerek geliştirdiği, ilk olarak Social Statics’te görülüyordu. Bu rada toplumsal evrimi artan bir “bireyleşme” süreci olarak ele almıştı. Ona göre insan toplumlan işbölümünün artması yoluyla, farklılaşmamış aşiretlerden karmaşık uygar lıklara dönüşmüştü. Temel toplumsal aynm, işbirliğinin zor yoluyla sağlandığı askeri top lumlar ile işbirliğinin gönüllü ve kendiliğin den olduğu sanayi toplumlan arasındaydı.



    Spencer’ın sosyoloji kuramlarında kullandığı tek biyolojik kavram evrim değildi. Spencer’a göre hem hayvanlarda, hem de insan toplumlannda bir düzenleyici sistem (birincisinde merkez sinir sistemi, ikincisin de devlet), bir besleyici sistem (birincisinde beslenme, ikincisinde sanayi) ve bir dolaşım sistemi (birincisinde toplar ve atar damarlar; ikincisinde yollar, telgraf vb) vardı. Hayvan organizması ile toplumsal organizma arasın daki büyük fark, ilkinde bütünle bağlantıh tek bir bilincin olması, ikincisinde ise bilin- cin ancak tek tek her üyede bulunmasıydı. Bireyler toplumun değil, toplum bireylerin yararı için vardı.



    Bireycilik Spencer’ın bütün düşünce siste minin anahtanydı. Askeri toplumlar ile sa nayi toplumlan arasındaki karşıtlık ilkel ve kötü olan despotizm ile uygar ve iyi olan bi reycilik arasında da vardı. Sanayi toplumunda, hiç kimse tarafından planlanmasa da ula şilan düzen tüm tarafların gereksinmelerine incelilde uyarlanmıştı. The Man Versus the State’te (1884; Insan Devlete Karşı) Ingilte re’de Tory’lerin genel olarak askeri, liberal lerin ise sanayiye dayanan bir toplumsal dü zenden yana olduklanm, ama 19. yüzyılın ikinci yansında çalışma saatleri, içki ruhsat lan, sağlık, eğitim gibi alanlardaki yasalarla liberallerin bir tür “Yeni Toryciik” geliştirdiklerini ve “yaklaşan köleliğin” yolunu döşediklerini savundu. Kitapta şu sözler yer alıyordu: “Liberalizmin geçmişteki işlevi kralların iktidarlarmı smırlamak olmuştu. Ger çek liberalizmin gelecekteki işlevi parlamen tolann iktidarlanna sınır koymak olacak”.



    Spencer, çeşitlilik ve farklılaşmayı vurgularken farkında olmaksızın Spinoza ve Leibniz’in 17. yüzyılda öncülük ettiği liberalizm metafiziğini 19. yüzyıl terimleriyle yinelemiş oluyordu. Spinoza “Tann’nın ya da Doğa’nın, içinde her olasilığın gerçekleştiği sonsuz sayıda özniteliği olduğunu savunmuştu; Leibniz ise Tanrı’nın yetkinliğinin evrenin sonsuz çeşitliliğinde sergilendiğini öne sürü yordu. Bu düşünürler zamanın gerçekliğin sonul biçimi olduğu görüşünde değildi, ama Spencer, varlığm olası her türünün sonunda edimselleşeceğine duyduğu inanç ile zama nın gerçekliğine duyduğu inancı birleştirdi. Böylece liberalizmin çeşitlilik ilkesine metafizik bir dayanak sağlamış oldu; buna göre, farklılaşmış ve gelişen bir toplum tekdüze ve durağan bir topluma yeğlenmeliydi.



    Spencer’ın evrim konusundaki görüşleri bugün geçerliğini yitirmiştir. Bununla birlikte sosyoloji alanındaki görüşleriyle, özellikle Descriptive Sociology’yle sistematik sosyolojiye öncülük etmiş, etkisi Durkheim’dan Radcliffe Brown’a kadar uzanmıştır. Öteki yapıtları arasında, 1885’te yazdığı ama yayımlatmadığı Philosophy and Religion. The Nature and Reality of Religion (Felsefe ve Din. Dinin Doğası ve Gerçekliği), Synthetic Philosophy dizisinden 2 ciltlik The Principles of Ethics (1892-93; Etiğin İlkeleri), Education: Intellectual, Moral, Physical (1861; Eğitim: Düşünsel, Ahlaki, Bedensel) ve Facts and Coniments (1902; Olgular ve Yorumlar) sayılabilir.








  2. Asel
    Bayan Üye





    Herbert Spencer Sözleri

    Eğitimin Yüce Amacı Bilgi Değil Eylemdir.
    Evrenin Büyüklüğü Ne Kadar?…” Sonsuz… Ama Daha Kanıtlanmadı… “Aşk Da Öyle…”
    Çalışmasının Karşılığında Ücret Isteyen Bir Emekçinin, Sattığı Mal Karşısında Bir Kar Bekleyen Tüccarın, Verdiği Tavsiye Dolayısıyla Muayene Ücreti Bekleyen Bir Doktorun, Verdiği Vaaz Karşılığında ‘Yaşamak Için’ Bir Gelir Beklentisi Içerisinde Olan Bir Rahibin Davranışının Gerisinde Yatan Çıkarcılık Sadece Meşru Değildir, Aynı Zamanda Gereklidir.
    Kahramanlara Tapınma Insan Özgürlüğüne En Az Saygı Duyulan Yerlerde Doruklara Çıkar.
    Herkes Ahlaklı Olmayınca, Hiç Kimse Tümüyle Ahlaklı Olamaz.
    Devlet Müdahalesinin Sınırı Var Mıdır? Ve Eğer Var Ise, Sınırı Nedir?
    Yirmi Yaşında Yakışıklı, Otuz Yaşında Güçlü, Kırk Yaşında Zengin, Elli Yaşında Akıllı Olmayan Insan Hiçbir Zaman Yakışıklı, Güçlü, Zengin Ve Akıllı Olamaz.
    Çoğunluğun Azınlık Tarafından Yönetimi Tiranlıktır; Azınlığın Çoğunluk Tarafından Yönetimi De Tiranlıktır. Her Iki Durumda Da ‘Senin Istediğin Gibi Değil, Bizim Istediğimiz Gibi Yapacaksın’ Kuralı Geçerlidir.
    Tüketicilerin Çıkarlarının Ve Değer Yargılarının Toplumun Yararı Için Yeterli Olmadığı Ileri Sürülerek Her Defasında Devlet Müdahalesinin Gerekliliğinden Sözedilmektedir… Tecrübe Açık Bir Şekilde Birbiri Ardına Devlet Müdahalesinin Doğru Olmadığını Bize Öğretmekte Ve Tüketicilerin Çıkarlarının Tüketim Mallarının Etkin Bir Şekilde Sunulmasının En Etkin Garantisi Olduğunu Göstermektedir.




+ Yorum Gönder