+ Yorum Gönder
Biyografi ve Edebiyatçıların Hayatları Forumunda Necip Fazıl Kısakürek kimdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Börtecine
    Devamlı Üye

    Necip Fazıl Kısakürek kimdir








    Necip Fazıl Kısakürek Hayatı Hakkında Bilgi


    Necip Fazıl Kısakürek kimdir.jpg
    1904 yılında İstanbul’da doğdu. Çeşitli okullarda, bu arada Amerikan Koleji'nde okudu. Orta öğrenimini Bahriye Mektebi'nde yaptı(1922). Bu askeri okulda, din derslerini, Aksekili Ahmed Hamdi, tarih derslerini Yahya Kemal'den gördü. Ama asıl anlamda onu etkileyen öğetmen İbrahim Aşkî oldu. İbrahim Aşkî verdiği kitaplarla, onun tasavvufla ilk temasını sağladı.

    Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır. 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi "...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum." şeklinde tanımlar.

    Bu tarihten sonra Türkiye'nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi'ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl'ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.







  2. GüllereVurgun
    Üye





    SAKARYA


    insan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
    Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
    şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

    çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

    Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
    Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

    Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
    Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

    Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    insandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

    şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
    öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    insan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

    Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

    Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
    Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!


    N.Fazıl Kısakürek




  3. GüllereVurgun
    Üye
    Canım İstanbul



    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

    İstanbul benim canım;
    Vatanım da vatanım
    İstanbul,
    İstanbul

    Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik
    Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat
    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet

    O manayı bul da bul!
    İlle İstanbul'da bul!
    İstanbul,
    İstanbul

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar
    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir " Katibim"i

    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.
    İstanbul,
    İstanbul

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler
    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.
    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar

    Gecesi sünbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul


    N.Fazıl Kısakürek




  4. GüllereVurgun
    Üye
    Ben


    Ben, kimsesiz seyyahı, meçhullerler caddesinin;
    Ben, yankısından kaçan çocuk, kendi sesinin.

    Ben, sırtında taşıyan işlenmedik günahı
    Allah’ın körebesi, cinlerin padişahı.

    Ben, usanmaz bekçisi, yolcu inmez hanların;
    Ben, tükenmez ormanı, ısınmaz külhanların.

    Ben, kutup yelkenlisi, buz tutmuş kayalarda;
    Öksüzün altın bahtı, yıldızdan mahyalarda.

    Ben, başı ağır gelmiş, boşluktan düşen fikir;
    Benliğin dolabında, kör ve çilekeş beygir.

    Ben, Allah diyenlerin boyunlarında vebal;
    Ben, bugünkine mazi, yarınkine istikbal.

    Ben,ben,ben; haritada deniz görmüş, boğulmuş;
    Dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuş.

    Hep ben, ayna ve hayal; hep ben, pervane ve mum;
    Ölü ve Münker-Nekir; baş dönmesi, uçurum.



    Necip Fazıl Kısakürek

  5. GüllereVurgun
    Üye
    Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
    Hedefe varmayan mızrak utansın!
    Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
    Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
    Eski çınar şimdi noel ağacı;
    Dallarda iğreti yaprak utansın!
    Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
    Onu sürdürmeyen çırak utansın!
    Ölümden ilerde varış dediğin,
    Geride ne varsa, bırak utansın!
    Ey binbir tanede solmayan tek renk,
    Bayraklaşmıyorsan bayrak utansın!


    N.Fazıl Kısakürek ' in bütün şiirlerini çok severim ama en beğendiğim bu. N.Fazılın hayatını bizlerle paylaştığın için teşk. muhm. kardeşim.Emeğine sağlık ..

  6. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Necip Fazıl KISAKÜREK (1901) ingilizce biyografisi

    In his own words, he was born in "a huge mansion at Çemberlitaş, in one of the streets descending towards Sultanahmet" (1904). He was educated at various schools, meanwhile at American College, and received his secondary education at Naval School (1922). He received religious courses from Aksekili Ahmed Hamdi and history courses from Yahya Kemal in this military school but he was actually influenced by İbrahim Aşkî, who he defines to have "penetrated into deep and private areas in many inner and outer sciences from literature and philosophy to mathematics and physics". İbrahim Aşkî provided his first contact with Sufism even at a "plan of skin over skin". "After completing candidate and combat classes" of Naval School, Kısakürek entered the Philosophy Department of Darülfünûn and graduated from there (1921-1924). One of his closest friends in philosophy is Hasan Ali Yücel. He was educated in Paris for one year with the scholarship provided by the Ministry of National Education (1924-1925). He worked at the posts of official and inspector at Holland, Osmanlı and İş Banks after returning home (1926-1939), and gave lectures at the Faculty of Linguistics and History and Geography and the State Conservatoire in Ankara and the Academy of Fine Arts in İstanbul (1939-1942). Having established a relation with the press in his youth, Kısakürek quitted being an official after that time and started to earn his living from writing and magazines.

    Nacip Fazıl Kısakürek died in his house at Erenköy after an illness that "lasted long but did not affect his intellectual activity and writing" (25 May 1983) and was buried in the graveyard on the ridge of Eyüp after an eventful funeral.

    Necip Fazıl was awarded the First Prize of C.H.P. Play Contest in 1947 with his play Sabır Taşı. Kısakürek was awarded the titles of "Great Cultural Gift" by the Ministry of Culture (25 May 1980) and "Greatest Living Poet of Turkish" by the Foundation of Turkish Literature upon the 75th anniversary of his birth.

    His Literature Life

    In his own words, having "learned to read and to write from his grandfather in very young ages", Kısakürek became "crazy about limitless, trivia reading" until the age of twelve starting from "groups of sentences belonging to lower class writers of the French". He writes as follows: "My interest climbing up to the works such as (Pol ve Virjini), (Graziyella), (La-dam-d-kamelya), (Zavallı Necdet) claiming to be sensational and literary, eventually transformed into an illness and surrounded my nights and days as a net". Having been involved in literature with such a reading passion, Necip Fazıl states that his "poetry started at the age of twelve" and that his mother said "how much I would like you to be a poet" by showing the "poetry notebook of a girl with tuberculosis" lying on the bed next to his mother's bed when he went to visit her staying at the hospital, and adds: "My mother's wish appeared to me as something that I fed inside but I was not aware of until twelve. The motive of existence itself. I decided inside with my eyes on the snow hurling on the window of the hospital room and the wind howling; I will be a poet! And I became".

    The first published poem of Necip Fazıl is "Kitabe" poem that he later included in his book Örümcek Ağı with the title "Bir Mezar Taşı" and it was published in the Yeni Mecmua dated 1 July 1923.

    After this date Kısakürek expanded his reputation until 1939 with his poems and articles published in magazines such as Yeni Mecmua, Milhi Mecmua, Anadolu, Hayat and Varlık and Cumhuriyet newspaper.

    After returning home from Paris in 1925, Necip Fazıl stayed in Ankara intermittently but during long periods and in his third visit he published a magazine called Ağaç on 14 March 1936 by providing the support of some banks. Ağaç, the writers of which included Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer and Mustafa Şekip Tunç, decided to follow a spiritualist and idealist line on the contrary to the materialist and Marxian ideas supported by the writers such as Burhan Belge, Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir and İsmail Husrev Tökin of closed Kadro magazine owned by Yakup Kadri and which influenced the intellectuals of the time greatly. Kısakürek later transferred Ağaç magazine published during six volumes in Ankara to İstanbul, however, not finding much readers, the magazine was closed at the 17th volume.

    Necip Fazıl this time published the magazine called Büyük Doğu in 1943 which also had religious and political identity, fronted the rulers with Büyük Doğu that he published intermittently as weekly, daily and monthly until 1978, he was prosecuted because of his articles and publications and the magazine was closed several times. Particularly objecting to secularism and supporting Sultan Abdülhamit, Necip Fazıl gradually became one of the leaders of the Islamist section. It should be stated that as in Ağaç, the writers' cadre is quite cosmopolitan in the first volumes of Büyük Doğu as well. From Bedri Rahmi to Sait Faik, many signatures of the new literature are seen on the pages of the magazine.

    However, as Necip Fazıl transferred Büyük Doğu into an organ of particularly religious quarrel, these writers have withdrawn from the pages one after another. Upon the collection of Büyük Doğu in 1947, Necip Fazıl also published a political humor magazine called Borazan, which he could publish only three volumes between November-December.

    His Works

    Poetry:
    Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928), Ben ve Ötesi (1932), Sonsuzluk Kervanı (1955), Çile (1962), Şiirlerim (1969), Esselâm (1973), Çile (1974), Bu Yağmur.

    Plays:
    Tohum (1935), Bir Adam Yaratmak (1938), Künye (1940), Sabır Taşı (1940), Para (1942), Namı Diğer Parmaksız Salih (1949), Reis Bey (1964), Ahşap Konak (1964), Siyah Pelerinli Adam (1964), Ulu Hakan Abdülhamit (1965), Yunus Emre (1969).

    Novels:
    Aynadaki Yalan (1980), Kafa Kağıdı (1984-Published as a series in Milliyet newspaper).

    Stories:
    Birkaç Hikaye Birkaç Tahlil (1932), Ruh Burkuntularından Hikayeler (1964), Hikayelerim (1970).

    Memories:
    Cinnet Mustatili (1955), Hac (1973), O ve Ben (1974), Bâbıâli (1975).

  7. Nesrin
    Devamlı Üye
    Necip fazı kısakürek türk edebiyatının en ünlü şairlerinden birid.r bunun dışında bilindiği gibi şair olarak tanınan Necip fazı kısakürek aynı zaman da bir yazar ve düşünür dür. bunu dışında Necip fazı kısakürek edebi hayatında iki farklı dönem yaşamıştır.budönemlerinden son dönem de daha çok dine yönelmiştir.

+ Yorum Gönder