+ Yorum Gönder
Biyografi ve Edebiyatçıların Hayatları Forumunda Hacı Bektaş-ı Velî Hayatı ve Eserleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mesport
    Moderators

    Hacı Bektaş-ı Velî Hayatı ve Eserleri








    Hacı Bektaş-ı Velî Hayatı ve Eserleri

    Hacı Bektaş-ı Velî Hayatı ve Eserleri.jpg
    Gerçek adı Seyid Muhammed bin Seyyid İbrahim Ata'dır.Âhiler’in reisi olan ve Kırşehir’de yaşayan Ahi Evran’nın Hacı Bektâş Veli ile de dostlukları vardı.

    Hacı Bektaş Velî, Horsan’ın Nîşâbûr şehrinde doğmuştur. Babası İbrahim Sani annesi Hâtem Hatun’dur. Yaşadığı tarihler hakkında farklı bilgiler bulunmaktadır. Yaklaşık söylemek gerekirse 1209 ile 1337 tarihleri arasında yaşadığı kaynaklarda belirtilmektedir(1). İlk eğitimini Ahmet Yesevi’nin halifesi Lokman Perende’den almıştır. Daha küçük yaşta iken gösterdiği kerâmetlerle etrafındakileri hayrette bırakmıştır. Velâyetnâme’ye göre, Ahmed Yesevî tarafından Anadolu’ya insanları irşâd etmesi için gönderilmiştir. Anadolu’ya gelişi 1271 tarihindedir. Aşıkpaşazâde tarihine göre kardeşi Menteş ile önce Baba İlyas’a daha sonra Kayseri ve Kırşehir’e gelmiş, Menteş tekrar kendi memleketine dönerken Larende’de (Karaman) veya Sivas’ta şehit olduğu bilinmektedir. Buna rağmen kardeşi olmadığı yönünde de bilgiler vardır. Hz. Pîr’in babası Sultan İbrahim Sânî’nin vefâtında, kendisine onun yerine sultan olmasının teklif edildiği, onun bu teklifi reddederek bu mevkii amcası Hasan’a bıraktığı ve bir dergâhta kırk yıl halvet olup kendisini insanlardan çektiği de Vilâyetnâmelerde kayıtlıdır.
    Hacı Bektaş Velî ise bugünkü Hacı Bektaş ilçesi olan o günkü adıyla Suluca Karahöyük denilen yere gelir, İdris Hoca ve eşi Fatma Nuriye (Kadıncık Ana’nın) evine yerleşir. Gün geçtikçe ünü her yere yayılır. Hayatı ile bilgilerin önemli bir kısmına Velâyetnâme adlı eserden ulaşıyoruz. Bu eserde yaşamı, çevresinde bulunan insanlar, çeşitli hikâyeler, değerli sözleri yer almaktadır. Kendisi hakkında: “Horasan erenlerindenim, aslım Muhammed soyundandır. Türkistan’dan geliyorum, İbrahim el Sâni denilen Seyyid Muhammed’in soyundanım. İbrahim el Sâni, Musa-i Sâni oğludur. Musa-i Sâni İbrahim el Mücab’dır onun babası İmam Musa-i Kâzım’dır” sözler bulunmaktadır.
    Hacı Bektaş Velî’nin bir soy zinciri vardır, yani kimin soyundan geldiği yazılıdır, bir de yol zinciri vardır kimden el alarak peygambere ulaştığıdır. Anadolu’ya geldiği zaman halk büyük bir bezginlik içindeydi. Selçuklu devleti zayıflamış, oldukça İran etkisinde kalmıştı. Sarayda Türk dili konuşulmaz olmuş, Türk âdet ve törelerini unutmuşlardı. İran saraylarındaki yaşayışı taklit etmekteydiler. Aralıksız devam eden Moğol akınları karşısında Sivas ve Kayseri’yi kaybetmişler Anadolu halkı kılıçtan geçirilmişti. Moğolların başında bulunan Hülâgü Han Selçukluları vergiye bağlamıştı. Bu şartlarda yaşamak zorunda kalan Anadolu halkı ne yapacağını şaşırmış ümitsiz çaresizlik içinde kıvranır olmuştu. Adil bir devlet yönetiminden, düzenli bir cemiyet hayatından ümidini kesmişti. Halk devamlı bir kurtarıcı bulabilme gayretindeydi. Dış âlemde bulamadıkları huzuru ve sevgiyi bir güneş gibi halkın gönlüne doğan Hacı Bektaş Velî’de bulmuşlardı. Yaşadığı dönemde pek çok insanı aydınlatmış, etrafındaki insanların gönülleri huzuru kavuşmuştu. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keyhüsrev bile Hacı Bektaş Velî’yi saraya davet etmiş, ondan çok etkilenmişti.
    Bazı tarihçilerin kabul etmemesine rağmen pek çok kaynakta Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda hayır duada bulunduğu, Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşunda bizzat Bursa’da gülbank çektiği yazılıdır. Bu nedenle de Osmanlı Devleti içinde Yeniçerilik, Bektaşîlik ile beraber anılmış uzun bir süre oldukça önemli bir mevkide tutulmuştur. Padişah Orhan Bey, Bursa’da Geyikli Baba Dergâhı’nda derviş gibi hizmet etmiştir. Sarayda dervişler günün yirmi dört saati aralıksız devletin yücelmesi için dua etmişlerdir. Padişahlar zamanının yüce kişilerinin hayır duasını almadan yola çıkmamışlardır. Yeniçeriler gülbanklarının sonunda “Pirimiz üstâdımız Hünkâr Hacı Bektaş Velî demine hü diyelim hü” diyerek anmışlardır. Maaşlarını dahi alırken önce gülbank çekilmiş sonra almışlardır. Yüzyıllarca Yeniçeri Ocağı’nın pîri olarak anılmıştır.
    Velâyetnâme’ye göre Osman Bey Bizans tekfurları ile olan kavgaları nedeni ile Sultan Alaaddin tarafından yakalanıp huzuruna getirtilir, cezalandırma bakımından Hacı Bektaş Velî’ye gönderilir. Hacı Bektaş kendisine hayır duada bulunur, affedilmesini, ileride büyük bir imparatorluk kuracağını söyler, tacını, kuşağını, tekbirler. Osmanlı padişahlarının da “Hünkâr” diye anılmasının nedeni de Hacı Bektaş ile olan ilişkisinden kaynaklanmaktadır.
    Gerek Âşıkpaşazade tarihinde, gerekse Menakıbü’l-Kudsiyye’de; Hacı Bektaş’ın, Babalılar ayaklanmasına katılmadığı vurgulanır. Özellikle, 1277 yılında, Karamanoğlu Mehmet Bey’in “ayağı çarıklı, başı kızıl külahlı” Alevi Türkmenlerin başında Konya’yı ele geçirmesi ve burada yayınladığı ferman önemlidir. Bu fermanda, “Bundan sonra; devlet dairelerinde, evlerde, sokaklarda dinsel mekânlarda Türkçe’den başka bir dil kullanılmayacaktır. Aksi hareket edenler, idam olunacaktır” denilmesi çok anlamlıdır.
    Hacı Bektaş Velî’ye Ait Olduğu Bilinen Eserler
    Hacı Bektaş Velî’ye ait “Velâyetnâme, Makalat, Fevâid, Makâlât-ı Gaybiyye, Şathiyye, Hurda-nâme, Fatiha Tefsiri, Üss-ül Hakika, Besmele Tefsiri” olmak üzere sekiz adet eser vardır.
    Birinci eseri olan “Velâyetnâme“de Hacı Bektaş Velî’nin hayatı, kerâmetlerini sosyal ilişkilerini anlatan hikâyelerden oluşmaktadır. Hayatı ile ilgili ipuçlarının çoğuna bu kaynaktan ulaşmaktayız. Günümüze kadar devam eden yolun incelikleri ile geleneklerin izlerine bu eserden ulaşmaktayız. Asırlarca kerametleri ve hikâyeleri dilden dile dolaşmış şiirlere konu olmuştur. İnsanlar bu hikâyelerdeki mesajları kendi inanç yapılarının merkezine oturtmuş, Allah, Muhammed, Ali sevgisinin kendilerine en yakın yüzyıldaki ifadelerini bu menkıbelerde bulmuşlardır. Bu hikâyelerde Kur’ân, hadis, nasihat dolu anlatımlar bulunmaktadır. Yine bu menkıbelerde tekkelerde uzun yıllar devam eden Balım Sultan erkânnamesinde içinde bulunan öğelere Velâyetnâme’den ulaşmaktayız.
    İkinci eseri “Mâkâlât“tır. Aslı Arapça olarak yazılmış Molla Sadettin adı ile bilinen Sait Emre tarafından Türkçe’ye çevirilmiştir. Bilinen en eski nüsha 1409 yılına aittir. Bu eserde insanların anlayışları açısından kaç bölüme ayrıldığı, dört kapı kırk makam gibi yolun kurallarını anlatan bilgiler bulunmaktadır. Bazı alıntılar aşağıdadır.
    “Her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Hakk teâlâ âdemi dört türlü nesneden yarattı ve onun evlâdını da dört bölüğe ayırdı. Bu dört gurubun her birini dört türlü ibadete bıraktı. Yine bunların her birinin kendine mahsus dört halleri ve dört türlü arzuları vardır. Şimdi âdemi yarattığı dört türlü nesne şöyledir. İlk önce topraktan, ikinci olarak sudan, üçüncü olarak ateşten, dördüncü olarak rüzgârdan… Onun ayırdığı dört bölük insan şunlardır: ilk bölük âbîdlerdir. Bunlar şeriat topluluklarıdır ve asılları rüzgârdandır. İşte bu rüzgâr, hem temizdir hem güçlüdür. Çünkü rüzgâr esmeyince ekin taneleri samandan ayrılmaz. Ve eğer rüzgâr esmeseydi bütün dünya kokudan mahvolurdu. O halde helâl ve haram temiz ve murdar hepsi şeriat ile bilinir. Zira şeriat kapısı yüce kapıdır. Nitekim Allah cc. Bütün nesnelerin varlığı Kur’ân’da zikretmiştir. Yüce Allah buyurmuştur: Yaş ve kuru ne varsa apaçık bir kitaptır “.
    “Şimdi kim bu sözleri anlamadı, kendisini dahi bilmedi. Her ne kadar insan suretinde olsa da insan mertebesinde değildir. Henüz endişeleri ve malları çokluğu içinde boğulmuşlardır. Hayvanlar gibidirler, lâkin bu konuda tasarruf sahipleri de vardır ki onlar bilirler. Yetmiş yıldır yaptığımız dedikodu bir saat münacat ile eşit geldi. Zîrâ halkın dedikodu etmesi şüpheden ileri gelir. Zâhidin ibadeti aslını bilmeden işini yapmasıdır. Ârifin tefekkürü Allah’ın ilâhi sanatına bakarak iş yapmasıdır. Muhibbin yalvarıp yakarması ise sevgiliyle muamele etmesidir. Ancak bütün bunları yaparken riya ve tamahkârlık kişiyi kendi haline bırakmaz. Öyle olunca kişinin daima gönül şehrini araması gâfil olmaması gerekir “.








  2. Ömer
    Devamlı Üye





    Hacı Bektaş Veli 1209 yılında dünyaya gelmiştir. Osmanlı döneminde en önemli yazarlarımızdan biridir. Birçok önemli eserleri bulunmaktadır. 1271 yılında vefat etmiştir




+ Yorum Gönder


hacı bektaş veli hayatı,  hacı bektaş veli