+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Ege Bölgesi Forumunda Çamaltı Tuzlası ve tuz üretim Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Çamaltı Tuzlası ve tuz üretim








    Çamaltı Tuzlası ve Tuz Üretim Hakkında Bilgi


    İzmir ili, Çiğli ilçesi, Sasalı Beldesi yakınındadır. Aynı zamanda İzmir Kuş Cenneti ile iç içedir. Ege Denizi (İzmir Körfezi) ‘dedir

    Çamaltı Tuzlası İzmir Çiğli İlçesine yaklaşık 12 km. karayolu ile bağlantı olup, işletme sınırları içinde girişten itibaren 20 km. uzunlukta 6 mt. genişlikte asfalt yol mevcuttur. Ayrıca havuzlar arası şose yollar bulunmaktadır.

    Çamaltı Tuzlasının yaklaşık 140 yıllık bir geçmişi olup, Gediz Deltasında yaklaşık 73 km2 alan üzerinde Ülkemizin en büyük ve dünyanın ikinci (2.) büyük deniz tuzlasıdır. Güney ve batı kesiminde İzmir Körfezi ile Sasalı Beldesi, Sasalı Organize Sanayi Bölgesi, Süzbeyli Köyü, kuzeyinde İzmir-Menemen Organize Deri Sanayi Bölgesi ve İzmir Kuş Cenneti bulunmaktadır. Tuz Devletin sosyal, ekonomik ve mali konularında önemli bir role sahip olmakla birlikte son yıllarda özelleştirme politikaları çerçevesinde Kamu sektöründen özel sektöre kaymaktadır.

    cam alti tuzlasi.jpg

    Her yıl Eylül ayında Üretim (Hasat) mevsimi başlamaktadır ve yaklaşık olarak 2,5- 3 ay sümektedir. Bu üretim döneminde 1200 civarında üretim işçisi ile emek yoğun bir şekilde çıkarılmaktadır.

    Kuruluş yeri bölge eğiminin az olması, yağış miktarının düşüklüğü, net buharlaşmanın yüksek olması, kurutucu rüzgarların varlığı ve pazarlama imkanlarının geniş olması nedenlerine göre seçilmiştir.

    Yıllık ortalama 500.000 ton tuz üretim kapasitesine sahiptir. Tuzla 73 milyon m² alana kuruludur. Üretim sahası bu çeşit işletmelerde alan ile sınırlıdır.

    1863 yılında İtalyanlar tarafından kurulan Tuzla 1902’de Gediz Nehrinin taşması nedeni ile 1909 -1910 yıllarında yeniden inşa edilmiştir.

    1952 yılından itibaren yapılan kamulaştırma ve genişletme çalışmaları üretim kapasitesi 400.000 ton’a çıkartılmıştır. Bu çalışmalara 1973 yılında Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Organizasyonu’da (UNIDO) katkıda bulunmuştur.

    Bu kapsam dahilinde Hazırlanan raporda; eksik olan evaporasyon sahasından tam olarak yararlanılmaması, buralara yeterli rezerv su bulunmaması, yüksek bomeli su stokunun yeterli olmamasının üretimi düşürdüğü şeklinde değerlendirilmiştir. Bu nedenle 20 km2 ‘lik arazi kamulaştırılarak tuzla işletme alanı 73 km2 ve çıkarılmıştır.

    Tuzla konum itibariyle önemli bir alana sahiptir. Gerek Kuş cennetinin olması gerekse büyükşehire yakın olması açısından önemlidir.

    Tuzun doğada bulunuş şekillerinden birisi de eriyik halde deniz suyu içindedir.

    Ege Denizinin jeolojisini incelersek; Ege Denizinde neojenin temelini oluşturan litoloji birliklerinin kara alanlarında görülen birliklerden oluşmuş olması gerekir. Jeoloji haritalarından saptandığı kadarıyla çeşitli türden metamorfik, mağmatik ve ofiyolitik kayalar Ege Denizindeki sedimanların temelini oluşturmaktadır.

    Ege Adalarından Semadirek, Gökçeada, Bozcaada, Limni ve Skiros adalarında haritalanmış eosen ve oligosen mostraları görülmektedir. Yunanlılar tarafından açılan kuyularda Thermaikos-1’de tabanına gidilmeyen 500 metre oligosen kesilmiştir. Kavala-2’de 1000 metreye yakın, Limnos-1’de de 2000 metreye yakın eosen kesilmiş, her iki kuyuda da sediman içerisinde kalınmıştır.

    Ege Denizinin asıl sedimanları neojen-kuvaterner de gelişmiştir. Esasında Ege Denizi tümüne yakını ile neojende gelişmiş bir denizdir.

    Genellikle klastiklerden oluşan neojen istifinin içerisinde oldukça yaygın evaporitlerle karşılaşılmıştır. Bu evaporitler muhtemelen Orta Akdeniz Bölgelerinde yaygın olan, Mesiniyen yaşlı tuz gelişimi ile ilgili olduğu düşünülmektedir.

    Denizler dünyanın en büyük tuz rezervini oluşturmaktadır. Denizlerde yaklaşık olarak 30 kg/m3 tuz bulunur. Bu şekilde denizlerden alınan tuzlu su havuzlarda doğal buharlaşmaya (evaporasyon) tabi tutularak tuz kristallerinin çökmesi sağlanır. Çözeltinin güneş enerjisinden yararlanılarak derişik hale getirilmesi madencilik yönünden büyük avantaj sağlar. Çamaltı Tuzlasında eğimi az olan geniş alanların varlığı, yağış miktarının azlığı, net buharlaşmanın yüksek olması, kurutucu rüzgarların varlığı ve uzun sıcak iklimin olması tuzun oluşum mekanizmasında önemli faktörlerdendir.

    Sedimenter kayaçlarda en bol bulunan evaporit mineralleri halit, anhidrit ve jipstir.

    Normal tuzluluktaki deniz suyu jips, anhidrit ve halit yönünden doygun değildir. Ayrıca deniz suyu için halit(NaCl ) ‘in iyon aktiflik değeri diğer minerallerden yüksek olduğu için halitin jips ve anhidritten daha az doygun olduğu görülür. Böylece deniz suyunun buharlaşması ve bundan dolayı iyon aktifliğinin artması sonucu jipsin halitten daha önce çökmeye başlar.

    Deniz suyunun buharlaşması sırasında tuzların çökelme sırası üzerinde ilk olarak Usiglio (1849) tarafından çalışılmıştır. Usiglio normal deniz suyu ilk hacminin % 19’unun buharlaştırıldığında, ilk olarak jipsin oluştuğunu bulmuştur. Bu sırada yoğunluk 1.025’ten 1.126’ya değişmiştir. Su hacmi ilk hacminin % 9.5’ine düştüğünde ve yoğunluk 1.214 olduğunda ilk olarak halit görülmüş, andidrit çökelmesi görülmemiştir. Buharlaşmanın nispeten yavaş olmasına rağmen, bu değerler IAP = K(çözeltinin iyon aktifliğinin dengede olması durumu)olduğu buharlaşma kademelerini gösterir demek değildir. Çünkü çekirdekleşme ve çökelmenin olabilmesi için biraz aşırı doygunluk gereklidir.

    Daha önce değinildiği gibi, deniz suyunun ilk su hacminin yaklaşık % 9’dan % 10’a buharlaşması işleminin sonucu, deniz suyundan halit kristalleşecektir. Çok az aşırı doygunlukta karşılaşılır, başlatıcı olarak hiçbir orta derece kararlı katı oluşamaz ve büyük kristaller kolayca oluşur. Bu yüzden halitin termodinamik özelliği çok düzgündür. Bu da diğer bilinen bütün sedimanter minerallerin özellikleriyle taban tabana zıttır.

    Buharlaşan bir tuzlu sudan halitin kristallenmesi sırasında oluşturduğu karakteristik şekil, piramit hunisi şeklindeki kristaldir. Çünkü buharlaşma sırasında hava tuzlu su ara yüzeyinde çok dar bir aşırı doymuş film oluşur. Bu film içerisinde halit çekirdekleşir. Yeterli büyüklüğe erişen her bir kristal, aşırı doygunluk filminin dışına doğru aşağıya çökmeye başlar. Böylece büyüme sadece yukarı doğru ve dışa doğru devam edebilir. Çökmenin sürmesi ve yukarı ve dışa doğru büyümenin devam etmesi sonucu, boşluğu ters bir piramit veya huni şekilli bir kristal oluşur. En nihayet dalgaların hareketi ve benzeri nedenlerle kristalin huni şekli bozulur. Bunun sonucu olarak aşırı doygunluk filminin tamamen dışına düşer ve tuzlu su kütlesinin dibine oturur.

    Tuz dipteyken ve gömülmeden sonra, ilave halit çökelmesi veya huni şekilli kristallerin yeniden kristallenmesi olayları cereyan edebilir. Bunun sonucu olarak aşırı büyümeler, dolgular ve sekonder halitin berrak kristallerinin yerine geçmesi olayları oluşur. Bu yüzden huni şekilli kristaller, bir tuz yatağında bulunan primer evaporitik halit oranının kaba bir ölçüsü olarak kullanılabilir. Üzerinden büyük ölçüde diyajenetik yeniden kristallenme olayları geçmiş tuz yataklarında huni şekilli kristaller nispeten azdır.

    Sığ sularda tuzluluk veya sıcaklıktaki hızlı değişmeler henüz yeni çökelmiş huni şekilli kristallerinin dip şartlarının daha sabit olduğu daha derin sulardaki huni şekilli kristallerinden daha yaygın yeniden kristallenmesine sebep olmaktadır.

    Yukarıda açıklandığı şekilde çöken tuzun oluşum mekanizmasını etkileyen önemli faktörlerin iyi değerlendirilmesi gerekir. Örneğin rüzgarın ne zaman ve nereden eseceği, havanın yağmurlu olup olmayacağı, sıcaklıkların ne zaman başlayacağı; kısacası coğrafi ve iklim özellikleri iyi takip edilmelidir:

    Çamaltı Tuzlasında Tuz üretimine elverişli arazinin tayininde çok geniş yüzeylere ve toprağın su tutma kabiliyetine dikkat edilmelidir. Tuzlalardaki gibi ister emek yoğun ister makine ile çalışılacak olsun tuz ve toprağın birbirine mümkün olduğunca karışmaması gerekir. Bu nedenle tuzun kristalleşeceği kristalize havuzlarının zemini bir tenis sahası kadar bakımlı olmalı ve yeterince basınç dayanımına sahip olması büyük önem taşımaktadır.

    İklim faktörü: İlk bakışta basit görünen güneş hareketi ile tuzlu suyun buharlaşması işi de rüzgar, güneş ve yağmur olarak üç önemli unsurun uygun koşullar oluşturması ile sağlanabilir.

    Sıcaklık Değişimleri:Tuzun oluşturulmasında deniz suyunun güneş enerjisinden faydalanmak şartı ile üstten ısıtılarak buharlaştırılması söz konusu olduğu için sıcaklıkların yüksek olması gerekmektedir. Çamaltı’nda sıcaklık değişimleri kışın dahi min. 8oC ile max. 25oC’lere ulaşır.

    Yağmurlar:Yağmurlar tuz kristallerini bozmada, yeni tuzun oluşumunda önemli faktörlerdendir. Yağmur suyu bome derecesini düşürerek iyonlaşmanın hızlanmasını sağlar, yeni tuzun oluşumuna olumsuz etki yaparak oluşan tuz tabakasında da erime olmasına neden olur. Ayrıca yağışların çokluğu oluşacak tuz kalınlığına da olumsuz etki yapar. Bu nedenlerle yağışların başladığı kasım ayından önce üretim sezonu (tuzun havuzlardan alınmasının) tamamlanması gerekir. Her ne kadar tuzun havuzlarda erimeden korunmasının çeşitli teknikleri var isede bu teknikler konusunda bugüne kadar bir çalışma yapılmadığı veya bu tekniklerden yararlanılmadığı bilinmektedir.








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Rüzgarlar: Tuzun oluşmasında en önemli faktördür. Özellikle kuzey rüzgarlarına açık bölgeler tercih sebebidir. Çünkü iyi bir buharlaşma sonunda bölgede yükselen yoğun rutubet tabakası rüzgarla dağıtılmaz ise yeni buharlaşmalar için yer açılmamış olur. Böylece evaporasyon yavaşlar ve hatta durur.

    Buharlaşma: Buharlaşmanın sağlanabilmesi yukarıda bahsettiğimiz iklim faktörler,ne bağlıdır. Çamaltı Tuzlası bulunduğu coğrafik konum itibariyle buharlaşma yüksektir. Net buharlaşma ise Net Buharlaşma= Buharlaşma Miktarı – Yağış Miktarı formülü ile de hesaplanır.

    Tuzdan söz edilirken tuz konsantrasyonu ile ilgili Baume (Bome, Bé) derecesinden bahsetmeden geçmek olmaz. Tuzlu suyun yoğunluğu ile ilgili bu birim metrik sisteme dahil değildir. Ancak tüm dünyada alışılmış ve yıllardan beri kullanıla gelmiş olması nedeniyle Fransız Kimyager Antoine Baume (1728 -1804)’ın adı ile anılan bu değerlendirme ölçüsünü açıklamakta fayda vardır: Bu kişi, bir aerometreyi saf suya daldırmak suretiyle tespit ettiği seviyeye “O” dereceyi işaretlemiş sonra 85 gr. saf suya 15 gr. deniz tuzunu karıştırarak cihazın yükseldiği noktaya 15 rakamını koyarak arayı 15 dereceye bölmüş yine bu esasa göre yukarı dereceler de yürütmüştür. Konsantrasyon ölçüsü bome esas alınarak çökme miktarları da şöyledir:



    KG


    %

    NaCl


    21,930


    97,85

    CaSO4


    0,230


    1,03

    MgCl2


    0,560


    0,25

    MgSO4


    0,100


    0,44

    Br


    0,096


    0,43



    Sonuç olarak, denizden alınan 3,5 bome derecesindeki sularda bome derecesi 26’ya ulaşınca geri kalan suları ayrı bir kısma almak (veya tahliye etmek) bu suretle CaSO4’ün % 85’inden, Fe’nin tamamından ve CaCO3’ın da tamamından kurtulmak ve bu suretle NaCl tuzuna bunların karışmasını önlemek lazımdır. 26-29 Bé de kristalleşen tuzların hepsini ayrı bir havuzda toplamak 30 Bé suları denize vermek suretiyle bu sulardaki tüm yabancı tuzlardan kurtulmak ve/veya içinde bulunan ekonomik değerleri değerlendirmek gerekmektedir. Ancak tuz üretimi esas alınacak ise en iyi yöntem bu suyun denize deşarj edilmesidir. Deşarj edilecek suyun içinde bulunan ekonomik değerlerden yararlanılması halinde başka bir stok alanına alınabilir. Hiçbir şekilde tekrar su stok sahasına (sıcak veya soğuk su havuzlarına) verilmemelidir.

    Tuzun Fiziksel, kimyasal özellikleri: Renksiz, beyaz, sarı, turuncu, kırmızımsı, mor, gri renk ve şeffaflıkta olan tuzun ergime noktası 800 0C , kaynama noktası 1412 0C olup, yüksek basınç altında plastik özellik gösterir. Çoğunlukla kübik sistemde kristalleşen tuz masif, tanesel, kompakt kristal yapısındadır. 2,5 sertlikte olup, yoğunluğu 2-2,5 arasındadır. Dilinim {001} mükemmeldir.

    Suda kolay çözünebilen tuzun molekül yapısı ağırlık olarak %40 Na, %60 Cl, elementlerinden oluşur. Güncel olarak playa ortamlarında oluşabilir. Jips ve silvin gibi minerallerle birlikte bulunur.



    İşletme Yöntemi: Kristalize havuzlarında çöktürülen tuz, bir nevi açık işletme yöntemi ile üretilmektedir. Yılın birçok ayında 3.500 m3/saat ‘lik pompalarla denizden alınan 3.5 bome su, önce toplam 32.382.000 m2 alana sahip 106 adet’ten oluşan evaporasyon havuzlarına alınır. Bu havuzlarda gerek kendi cazibesi gerekse cebir aktarma ile 25 bomeye çıkarılan tuzlu su Eylül ayına dek 3.148.000 m2 alana sahip 76 adet’ten oluşan kristalizasyon havuzlarına alınır. Yaklaşık 3 ay boyunca tuz kristallerinin çökmesi temin edildikten sonra çöken tuz, emek yoğun olarak (kürek) ile kürünerek toplanıp, 1 tonluk yandan boşaltmalı vagonların kullanıldığı raylı sistemiyle yığın yerlerine taşınmaktadır. Yığın yerine getirilerek elevatör veya yığınlama makinası ile olarak adlandırılan (elevatör) eğimli bant konveyörlerle üçgen prizma şeklinde stoklanır. Bu şekilde yaklaşık 500.000-550.000 ton/yıl tuz üretilmektedir. İş programı aşağıdaki şekilde gösterilmektedir.

    Temmuz-Ağustos ayında stok yığın yerlerinin hazırlığı yapılarak Eylül ayında üretime girilir.

    Açıklanan yöntemin yıllık iş akış şeması da şu şekildedir.



    Çamaltı Tuzlasında ana üretim yanında 2 yan üründen bahsedilebilir. Biri sedimantasyon sonucu tuz üretiminden arta kalarak denize deşarj edilen atık su içindeki MgCl2 , Br, KCl ve Mg(OH)2 gibi ekonomik değere sahip elementlerdir. Flotasyon tesislerinin mevcut kapasite ile rantabl olmayacağı değerlendirilmekle birlikte değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. İşletmede ikinci yan ürün olarak yüksek bomeli havuzlarda ve kanallarda yaşayabilen ve bilimsel adı Artemia Salina olan tuzla karidesi yetiştirilmesi olanakları bulunulmaktadır. Akvaryum ve kültür balıkçılığında balık yemi olarak kullanılan bu yan ürün için ek bir teknolojiye gerek duyulmamaktadır.





+ Yorum Gönder


Çiğlide tuz toplama işi,  çamaltı tuzlası hakkında bilgi,  izmir camalti tuzlasi