+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Ege Bölgesi Forumunda Milas Müzesi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. RüzgarGülü
    Devamlı Üye

    Milas Müzesi








    MİLAS MÜZESİ HAKKINDA BİLGİ


    Milas Müzesi ilk kez 1983 yılında bakanlık onayı ile Bodrum Müzesi'nden devredilen eserler ve ilçe sınırları içerisindeki kazılardan çıkan eserlerin bir araya toplanmasıyla oluşturulmuş ve 1987'de ziyarete açılmıştır. Müze müdürlüğü Milas Kültür Merkezi binası içerisinde yer almaktadır. Kültür Merkezi, toplam yüzölçümü 1556 m² lik bahçe içinde bodrum katı üzerine iki katlı inşa edilmiş yaklaşık 400 m² genişliğinde bir binadır. Binanın giriş katında müze sergi salonu ile idari birimler yer almaktadır.

    Bodrum katında malzeme depoları ile Müze Müdürlüğü'nün eser deposu, fotoğrafhane ve laboratuvar yer almaktadır. Bahçe ise müzenin açık teşhir alanı olarak kullanılmaktadır. Milas İlçe merkezi ve çevresindeki antik yerleşim alanlarında bulunan taşınabilir kültür varlıkları bahçede sergilenmektedir.

    Müze teşhir salonundaki toplam 11 adet vitrinde Stratonikeia kazılarında bulunan altın eserler, İasos kazılarında bulunan pişmiş toprak kandil örnekleri, Milas ve çevresindeki kurtarma kazılarında bulunan eserler, mermer heykeler, mermer heykel başları ile vatandaşlardan satın alınan diğer eserler kronolojik bir sıra içerisinde yer almaktadır. 1998 Haziran ayı itibarıyla Milas Müzesi'nde 2615 adet arkeolojik, 75 adet etnografik ve 1047 adet sikke olmak üzere toplam 3737 adet envanterlik eser bulunmaktadır.

    1- Gümüşkesen: Milas İlçe merkezinde yer alan Gümüşkesen M.S. II. yüzyılda yapılmış bir anıt mezardır.

    2- Beçin: İlçe merkezine 5 km. mesafedeki Beçin Beldesi sınırları içerisinde yer alan Beçin Kalesi, antik dönem kalıntıları üzerine Menteşe Beyliği zamanında inşa edilmiştir.

    3- Labranda: İlçe merkezine 13 km. mesafede yer alan Labranda örenyeri Karya Döneminde önemli bir dini merkezdir. İsmini çift yüzlü Kar baltası labyristen alan Labranda'da 1948 yılından bu yana aralıklarla İsveçliler tarafından arkeolojik kazılar yapılmaktadır.

    4- Euromos: Milas-İzmir karayolunun 12. km. sinde yer alan Euromos örenyerindeki en önemli kalıntı halk arasında ayaklı adıyla bilinen Zeus Tapınağı'dır. 1970'li yıllarda Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu tarafından Zeus Tapınağı çevresinde kazı ve restorasyon çalışmalarına başlanmış, ancak daha sonra devam edilmemiştir.

    5- Herakleia: İlçe merkezine 40 km. uzaklıktaki Kapıkırı Köyü içerisinde yer alan Herakleia örenyeri çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Athena Tapınağı, Tiyatro, Agora, sur duvarları, Endymion gibi Hellenistik Dönem yapılarının yanı sıra Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olması nedeniyle Bafa Gölü içerisindeki adalarda birçok kilise kalıntısı bulunmaktadır.

    Herakleia örenyerinde Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Dr. Annelise Pejchlow halen yüzey araştırmasına devam etmektedir.

    6- İasos : İlçe merkezine 26 km. uzaklıktaki Kıyıkışlacık Köyü içerisinde yer alan İasos antik kentinde 1960 yılından bu yana İtalyan arkeoloji heyeti tarafından yapılmakta olan kazı çalışmaları Dr. Fede Berti başkanlığında agora ve çevresinde devam etmektedir. Antik kentin en büyük yapılarından biri olan ve halk arasında Balıkpazarı olarak bilinen Roma anıt mezarı, Kültür Bakanlığı'nca restore ettirilmiş ve İtalyan kazı ekibince teşhir ve tanzimi yapılarak 1995 yılında açık hava müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

    Labranda

    Zeus Labraundos'un kutsal alanı olan Labranda, eski Karia'da (Güneybatı Anadolu), bağlı olduğu Mylasa (Milas) şehrinin 14 km. kuzey doğusunda yer almaktadır.

    En eski buluntular yaklaşık İ.Ö. 600 yılına aittir. 6. ve 5. asırlarda kutsal alan, sonradan tapınak terası olarak kullanılan alan tek küçük suni bir düzeltiden oluşuyordu. 497'de kutsal alanda bir savaş yapılmış ve Karia ordusu müttefikleri Miletlilerle beraber Pers ordusuna yenilmiştir.




    İ.Ö.4. . tapınağın en önemli devridir. Mausolos (İ.Ö.377-352) ve İdrieus (İ.Ö. 351-344) adlı satraplar zamanında burası yeni bir görünüm kazanmıştır. 355'de Labranda'daki yıllık kurban şöleninde Mausolos kendisine yönelik bir suikastten son anda kurtulmuştur. Burada yer alan bir dizi suni teras, bir veya iki giriş binası, küçük bir Dor binası (olasılıkla çeşme binasıdır), anıtsal merdiven, iki geniş ziyafet salonu (andronlar), sundurmalı yapı (oikoi diye adlandırılır), Stoa ve etrafı sütunlu Zeus Mabedi gibi yapılar bu olaydan sonra yapılmış olsa gerekir. 344'de İdrieus'un ölümüyle bu tür çalışmalara son verilmiştir. İ.S. 4. yüzyılda meydana gelen büyük bir yangın felaketi nedeniyle kutsal alan kült yeri olmaktan çıkmıştır.

    Buradaki kazı çalışmaları 1948 yılında Uppsala Üniversitesi'nden A.W. Persson tarafından başlatılmıştır ve o zamandan beri aralıklarla devam etmektedir. Şimdiki kazılar P. Hellström tarafından yürütülmektedir.

    Mylasa'dan kutsal alana 8 m. genişliğinde olan kutsal yol ile ulaşılırdı. Bu yolun üzerindeki döşeme izleri bugün bile görülebilmektedir. Alana iki giriş binasından (propylon) biriyle geçilirdi. Bunlar Milas mermerinden yapılmış, iki sütunlu, her iki cephede İon alınlıkları taşıyan etkileyici geçit kapılarıydı.

    "Dor Binası" diye adlandırılan yapı, dikdörtgene yakın düzensiz oluşumuyla güney propylon binasının hemen doğusunda yer almaktadır. Kuzeye dönük, dört sütunlu, ön avlulu mermer cepheli, Dor düzeninde bir yapıdır. Muhakkak ki bir çeşme binası işlevindeydi. Roma Devrinde bu küçük bina hamam külliyesine dahil edilmiştir.

    Kutsal alanın 200 m. batısında, arkası istinat duvarıyla sağlamlaştırılmış stadyum bulunmaktadır. Yarışların başlama ve bitiş taşları her iki uçta da hâlâ mevcuttur. Kutsal alanda yapılan 5 günlük şölen sırasında burada da bazı yarışlar düzenlenmiş olsa gerektir.

    Menteşeoğulları Beyliği'nin Başkenti Beçin

    Beçin örenleri, Muğla'ya bağlı Milas İlçesi'nin 5 km. güneyinde, Milas Ovası'na hakim bir plato üzerinde kuruludur. Milas-Bodrum-Muğla yol kavşağından örene ayrılan karayolu üzerindedir.

    Kentin adı Ortaçağ İtalyan kaynaklarında "Pezona", Türk-İslâm kaynaklarında ise "Barçın", "Berçin", "Peçin" ve "Beçin" şeklinde geçmektedir. Kentin Türk Dönemi öncesi tarihine ilişkin kesin bilgiler olmamasına karşın, bir takım buluntular, Beçin'in M.Ö. 2000 yıllarına dek uzanan bir geçmişi olduğunu düşündürmektedir. Bölgenin, XIII.yüzyılın ikinci yarısında Türk hakimiyetine girdiği bilinmektedir. Bölgeyi ele geçiren Menteşeoğulları, başlangıçta Milas'ı başkent yapmışlar, ancak XIV. yüzyılın başlarında, savunması daha kolay olduğu için, hükümet merkezini Beçin'e taşımışlardır. Beçin, Tacettin Ahmet Gazi'nin hükümdarlığı süresince beyliğin başkenti olarak kalmıştır. Bu kişinin 1391'de ölümünden sonra, yöre Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılınca, hükümet merkezi Balat'a (Milet) taşınmıştır.

    Kentte günümüze ulaşan yapı kalıntıları:

    Roma Mezarı: Beçin'in bugünkü yerleşim merkezinde, ören karayolu kenarındadır. Oda mezar şeklindedir.



    İç Kale: Kentin kuzeyindedir. Menteşeoğulları Döneminde bugünkü şeklini alan kale, kısmen bir tapınağın üzerine oturmaktadır. Oldukça harap durumdaki surlarla çevrili alanda varlığı saptanabilen yapılar, bir hamam,bir sarnıç ve tonozlu bir yapı kalıntısından ibarettir. Hamamın XIV. yüzyılda, Menteşeoğulları Döneminde inşa edildiği sanılmaktadır.

    Büyük Hamam: Ahmet Gazi Medresesi ile İç Kale arasındadır. XIV. yüzyıla tarihlenmektedir. Kentteki hamamların en büyüğüdür. Üç eyvanlı hamamın soyunmalık mekânı yıkıktır.

    Ahmet Gazi Medresesi: Kitabesine göre 1375 yılında, Menteşe Beyi Tacettin Ahmet Gazi tarafından inşa ettirilmiştir. Açık avlulu, iki eyvanlı bir yapıdır. Medresenin ana eyvanında, Ahmet Gazi ve yakınlarının mezarları yer almaktadır.

    Orhan Bey Camii: Ahmet Gazi Medresesi'nin karşısındadır. İbni Batuta' nın Beçin'i ziyaret ettiği 1330'lu yıllarda, yapının inşa halinde olduğu anlaşılmaktadır. Kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Girişi ve duvarlarının yaklaşık 1,5 m. yüksekliğe kadar olan kesimi ayaktadır. Kaynaklar ve kazı sonuçlarından, bunun ahşap destekli bir cami olduğu anlaşılmaktadır.

    Bey Konağı: Ahmet Gazi Medresesi'nin kuzey-batısındadır. XIV. yüzyıla ait olduğu düşünülen yapıda kazı çalışmaları sürdürülmektedir.

    Bey Hamamı: Konağın kuzeyindedir. Enine sıcaklı ve çift halvetli hamamın su deposu, külhanı ve soyunmalık mekânı, 1995 yılı kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmıştır.

    Kızılhan: XIV. yüzyıl sonu veya XV. yüzyıla tarihlenen han, iki katlıdır. Alttaki ahır mekânı, kısmen yıkılmış bir tonoz ile örtülüdür. Üst katta yer alan iki mekânın ise, birer kubbe ile örtülü oldukları anlaşılmaktadır.

    Şapel: Orhan Camii'nin yaklaşık 200 m. güneyindedir. Orta Bizans Dönemine ait olduğu düşünülmektedir.

    Yelli Camii: Kepez mevkiindedir. XIV. yüzyıla tarihlenmektedir. Tek kubbe ile örtülü kare planlı bir yapıdır. Kuzeyinde iki birimli bir son cemaat yeri bulunmaktadır.

    Yelli Medrese: XIV. yüzyıla tarihlenmektedir. Kepez mevkiinde, Yelli Camii'nin doğusundadır. Harap durumdadır.

    Karapaşa Medresesi: Açık avlulu bir medresedir. XIV. yüzyıl sonu veya XV. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Oldukça harap durumdadır.









  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Milas Müzesinden fotoğraflar

    Milas Müzesinden fotoğraflar1.jpgmilas-m-zesinden-foto-raflar2.jpgMilas Müzesinden fotoğraflar3.jpg




+ Yorum Gönder


milas müzesi