+ Yorum Gönder
Masal ve Hikaye ve Eğitici Hikayeler Forumunda Hikaye Hakkında... Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Hikaye Hakkında...








    Hikaye

    Yaşanmış veya tasarlanmış bir olayı, bir durumu; yer, kişi ve zaman belirterek anlatan kısa yazılara öykü(hikaye) denir. Genellikle romandan kısa olurlar, dar bir zamanı kapsarlar, kişileri romana göre daha azdır, anlatılanları tek ve sınırlıdır ve olayla ilgili yer ve zaman belirtirler. Serim düğüm ve çözüm denilen üç bölümden oluşurlar.Olayı sürükleyen bir kişi(öykünün kahramanı) vardır. Hikaye kısalığı ve kurgusuyla masala, kişilerin nitelendirilmesi, eylemin işlenişi ve canlandırılmasıyla da romana yaklaşır. Hikayenin kısalığı yapısal olarak, kişinin niteliğiyle geliştiği eylem arasındaki sıkı bağdan kaynaklanır. Hikayenin çerçevesi, çoğu kez anlatıcının durumunu belirterek çizilir. Halk hikayeleri; konuları bakımından, Aşk Hikayeleri ve Kahramanlık Hikayeleri olarak ikiye ayrılır.Aşk hikayelerine örnek olarak Kerem ile Aslı’yı, kahramanlık hikayelerine ise Köroğlu ile Kirmanşah’ı verebiliriz. Türk hikayeciliği en parlak dönemini, Cumhuriyet döneminde yaşamıştır. Edebiyat-ı cedide döneminde hikaye türleri iyice gelişmiştir. Bu dönemdeki yazarların çoğu(Halide Edip Adıvar, Hüseyin Cahit Yalçın vb.) romancılığı öne almışlardır, hikayeciliği bir yan uğraş olarak kullanmışlardır.







  2. Uğur Baki
    Devamlı Üye





    Türk Hikayecileri:

    SAİT FAİK ABASIYANIK(1906-1954):
    Gerçek adı Mehmet Sait olan Abasıyanık, 23 Kasım 1906’da Adapazarın’da doğdu. 11 Mayıs 1954 İstanbul’da öldü. İlk öğretimini Adapazarı’nda yaptı. Kurtuluş Savaşı’nın ertesinde, ailesi ile İstanbul’a taşındı, İstanbul Lisesi’ne girdi ve ardından ortaöğretimini Bursa Erkek Lisesi’nde tamamladı. 1928-1930 yıllarında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okudu. Bir yıl sonra babasının isteği üzerine iktisat eğitimi için yurt dışına gitti. Burada fazla kalmadı ve Fransa’ya giderek doğal çevresi ve kültürel yapısı ile kendisine çekici gelen Groneble’de üç yıl kaldı. Groneble’de sürdüğü dağınık yaşam tarzı nedeniyle babası onu geri çağırdı ve yüksek öğretimini yarım bırakarak Türkiye’ye döndü. Yağ İskelesin’de açtığı ticarethanede işler yürümeyince burayı kapatır ve geçimini kaleminden sağlamaya başlar.
    Uçurtmalar ve İpekli Mendil adlı ilk öykülerinden sonra, kendini tamamen öykü yazmaya verir. Sait Faik, öykülerinde işçi ve emekçiler, kimsesiz çocuklar, köşe başındaki dilenciyi ve bankta pineklik eden ayyaşı konu eder. İlk yapıtları Semaver, Sarnıç ve Şahmerdan’da çocukluk ve gençlik yıllarının hatıraları, Fransa’da kaldığı yıllarda yabancı çevreye olan yabancılaşması ve insan ilişkilerine dayanan tutumu yer alıyordu. Kimi zaman İstanbul’un kenar semtlerini,yoksul insanları,küçük insanların serüvenlerini ve en önemlisi insan sevgisini anlattı.İkinci dönem öykülerinde ise insanları bireyler olarak ayrı ayrı değerlendirmeye ve eleştirmeye başladığını görürüz.Bunu takip eden üçüncü dönemde ise yazarın yaşama sevinci yavaş yavaş solar ve yerini hüzne bırakır.

    Asıl ününü,bu dönemde kaleme aldığı,yaşadığı Burgaz Adasından ve çevresinden kaynaklanan,Rum balıkçıları,denizi,deniz kuşlarını,balıkları,doğayı konu edinen Lüzumsuz Adam,Mahalle Kahvesi,Son Kuşlar,Kumpanya ve Havuz Başı hikayeleriyle yaptı.Uzun öykülerinin yer aldığı ilk kitabı Havada Bulut‘ta Sait Faik,tamamen yalnızlığı,hüznü,çaresizliği,kaçıp gitmeyi anlatır.
    1940 yılında yayımlanan, yoksul insanların yaşam mücadelesinin anlattığı Medarı Maişet Motoru adlı roman, tema bakımından olduğu gibi, birbirine eklenmiş hikayeler dizisi oluşturmaları bakımından da diğer kitaplarının tekrarı görünümündedir. Bu kitabın ikinci baskısı 1952’de yapılır. 1951’de yayımladığı Kayıp Aranıyor romanı ise yerleşik ahlak kurallarını taşıması, toplumun türlü kesiminden insanları karşı karşıya getirmesi ve toplumdan kopmuş aydınları eleştirmesiyle dikkat çeker. Bilinçaltı dile getiren, çağrışımlarla gelişen, sağlığının bozulduğu son dönemlerdeki tedirgin, yalnız dünyasını yansıtan hikayelerinde(Alemdağ’da Var Bir Yılan) gerçeküstücü öğeler dikkat çeker. Şimdi Sevişme
    Vakti adlı kitabında ise, sevecen yaklaşımlı, serbest nazımla yazılmış şiirleri bir araya toplamıştır.

    1951’de Kayıp Aranıyor romanının toplatılması Sait Faik’in hayatında ara verdiği üç önemli olaydan biri olur. 1939 yılında babasının ölümü ile yazmaya ara veren yazar, 1946’da da kendisine siroz teşhisi konması üzerine bir süre edebiyattan uzaklaşır.

    Tedavi için 1951’de Paris’e giden Sait Faik,Samet Ağaoğlu’na yazdığı mektupta hastaneye yatmadan bir gece önce titrediğini,buz gibi terler döktüğünü ve hastaneye yatamayacağını anlayarak biletini alıp derin bir huzur içinde uçağa bindiğini anlatır…
    Paris’ten bu kararı alarak dönmesinden üç yıl sonra sıklaşan krizleri sebebiyle hastaneye kaldırılan Abasıyanık, 11 Mayıs 1954’te yaşama veda etti.
    Sait Faik,yazarlığı boyunca yaşamı ve doğanın eşsiz güzelliklerini satırlarının arasına kattı.O’nu Sait Faik yapan sıradan insanda,evrensel insana giden ruhun özünü bulabilmiş olmasıdır.




  3. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    SAMİH RIF’AT(1892-……)
    1892 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Sultanisini ve Edebiyat Fakültesini bitirdi. Askeri Baytar Alisi’nde, Darülmuallimini Aliyde, Türkçe ve Fransızca öğretmenliği yaptı.
    Yazarlık hayatına 1914′te mütercimlikle başladı. 1918′de Yeni Gün muhabiri olarak Kafkasya’ya, Tasviri Efkar muhabiri olarak Sivas’a gitti. Dergi ve gazetelerde mülakat ve gezi türünde yazıları yayımlandı. 1920′de Anadolu hükümetinin çağrısı üzerine İnebolu yoluyla Ankara’ya gitti; Türk Kurtuluş Savaşına katıldı.
    1922 yılında Buhara elçiliği başkatibi oldu. Lozan Konferansında matbuat müşavirliği yaptı. TBMM ikinci döneminde Afyonkarahisar Milletvekili seçildi. Riyaseti Cumhur Umumi Katipliğinde, Tiran, Atina, Budapeşte elçiliğinde ve Roma, Londra ve Atina Büyükelçiliğinde bulundu. 1952′de emekliye ayrıldı.
    “Servet-i Fünun”, “Donanma”, “Tedrisat”, “Türk Yurdu” ve “Yeni Mecmua”da yayımladığı mülakat, mensur şiir ve hatıra türünde yazılarıyla tanındı. Mustafa Kemal Paşa’nın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal Paşa’yı Türk basınında ilk defa tanıtmasıyla ünlüdür.




  4. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Dünya Hikayecileri:

    Ernest Miller Hemingway (21 Temmuz, 1899 – 2 Temmuz, 1961), Amerikalı romancı, kısa-hikayeci ve gazetecidir. Kısa ve gösterişsiz yazı tarzı ile bilinir.
    Özellikle 20. yüzyıl kurgu romancılığını etkilemiştir. Kahramanları genelde kendisinin bir yansımasıdır ve zor durumlarda gururlarını korumaları gerekir. Hemingway’in çoğu eseri, bugün Amerikan edebiyatının başyapıtlarından kabul edilir

    John Steinbeck, (d. 1902 - ö. 1968) Amerikalı yazar.
    27 Şubat 1902′de Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaleti Salinas kentinde doğdu. 20 Aralık 1968’de New York’ta yaşamını yitirdi. 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi gerçekçi roman-öykü yazarı.

    Samuel Langhorne Clemens (30 Kasım 1835 – 21 Nisan 1910), daha çok takma adı
    Mark Twain olarak bilinir, Amerikan mizahçı, satirist, roman yazarı, yazar ve öğretmen.
    Finansal ve iş hayatı ile ilgili konularda başarısız olsa da, mizahı ve nükteleri keskindi. Mark Twain halk arasında popüler birisiydi. Kariyerinin zirvesinde döneminin en önemli Amerikan ünlüsü olduğu düşünülür. 1907′de Jamestown sergisinde kalabalık onu bir an görmek için uğraşmıştır. William Dean Howells, Booker T. Washington, Nikola Tesla, Helen Keller ve Henry Huttleston Rogers gibi birçok ünlü arkadaşı vardı. Arkadaşı William Faulkner Twain’i “ilk gerçek Amerikan yazarıdır, ve biz hepimiz onun sadece varisleriyiz” diyerek onurlandırmıştır. Twain 1910 yılında öldü ve Elmira, New York’a gömüldü.

    Victor Marie Hugo (d. 26 Şubat 1802, Besancon-Fransa – ö. 22 Mayıs 1885). Fransız yazar, ozan ve tiyatro yazarı.
    Babasının subay olması nedeniyle Avrupa’nın birçok kentlerini gezdi. On beş yaşındayken yarışmaya gönderdiği bir şiiri ile edebiyat ödülü kazandı. Annesinin erken ölmesi ve babasından yardım görememesinden dolayı yalnız yaşamak zorunda kalmıştı. Bu yüzden uzun yıllar yoksullukla savaştı. 1822′de ilk eseri olan “Odes et Poesies Diverses” yayınlanınca büyük ilgi gördü. Edebiyata karşı olan yeteneği ona para kazandırmaya başladı.

    Marie-Henri Beyle (d. 23 Ocak 1783 - 23 Mart 1842), ya da yazılarında kullandığı ismi ile Stendhal, 19′uncu yüzyılda yaşamış bir Fransız yazardı. Karakterlerinin psikolojilerini açıkgözlülükle analiz etmesi ve yazı tarzının kuruluğu ile tanınırdı. Gerçekçi formun ilk kullananlarından biri olarak olarak kabul edilmektedir.

    Jules Gabriel Verne (Jül Gabriel Vern) , Fransız bilim kurgu yazarı (8 Şubat 1828 - 24 Mart 1905).
    Fransa’nın Nantes şehrinde doğdu , yazmaya 1850 yılında başladı. İlk yazdığı eserler tiyatro oyunlarıydı. Balonla Beş Hafta adlı romanı ile büyük ün kazandı. Yazar birçok icatı önceden tahmin ettiği için “bilim falcısı” lakabı ile anılır. Denizaltı, uzay yolculuğu gibi onun zamanında olmayan birçok olayı öngördü. İnatçı Keraban adlı romanında Osmanlı İmparatorluğunu ve Türk insanını anlattı. Kitaplarında öngördüğü icatlara genelde onun kullandığı isimler verilmiştir. Jules Verne eserleri, dünyada başka dillere en çok çevrilmiş yazardır. Eserleri 148 dile çevrilmiştir. Jules Verne öldüğünde, ardında yayımlanmamış 6 roman bırakmıştı. Oğlu Michel Verne, yayımcının isteği üzerine, dönemin gereklerine uydurmak için bu kitaplarda çeşitli değişiklikler yaptı. Fakat yapılan hata anlaşılınca, yeniden Jules Verne’nin yazdığı orijinal metinlere dönüş yapıldı ve bu romanlardan Altın Yanardağı ve Wilhelm Storitz’in Esrarı (İthaki Yayınları, 2002) Fransa’da 1995 ve 1996 yıllarında basıldı. Daha sonra Macellanya (En Magellanie) TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları arasında 2002′de basıldı. Güzel Sarı Tuna ile Meteor Avı romanları da TÜBİTAK tarafından yayımlandı. Bu beş romandan önce de Jules Verne öldükten çok kısa süre basılmış bir kitabı daha bulunuyor: Dünyanın Ucundaki Fener (1905).

    Ian Lancaster Fleming (d. 28 Mayıs 1908 - ö. 12 Ağustos 1964) James Bond karakterinin yaratıcısı ve romanlarının yazarı İngiliz gazeteci ve yazar. II. Dünya Savaşı’nda deniz subayı olarak görev yapan yazar abisi Peter Fleming gibi İngiltere’nin Eton Koleji’nden mezun olmuş ve buradan askeri okula devam etmiştir. Yazdığı casusluk romanları filmlere uyarlanmış ve ona dünya çapında ün kazandırmıştır.

  5. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Hikaye yada Öykü, olmuş veya olabilecek hayat olaylarını anlatan romandan kısa edebî yazılar. Özellikleri romanın özelliklerinin aynı olmasına rağmen, onun kadar uzun olmayıp, kısadır. Bu yüzden hikayelerde olay fazla genişletilmez ve ikinci plandaki kişilere fazla yer verilmez.

    Anlatımı bakımından romana benzeyen, ancak romandan daha kısa yazı türüdür.

    Öykü ya da hikâye, gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa düz yazı şeklindeki anlatı.

    Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.

    Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir. Genellikle
    Roman olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır. İlk örneklerini 15.y.y. da Fransız yazar Rabelais vermiştir. Ancak asıl niteliklerini Romantizm ve Realizm akımları döneminde kazanmıştır. Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.ironik bir rastlantı yoluyla yaratılan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma sürpriz sonlara olanak verir.


    İroni:(eski yunanca eironeí*a) Söylenenin tam tersinin kastedildiği ifadedir. Söylenen ya da yapılan eylem, ciddi görüntüsü altında, karşıt söylenceyi ya da eylemi, çelişki noktasına çekmeyi hedefler.Mizahdan farkı olarak ,ironi daha eleştirel yaklaşır .İroni mimik, jest ve tonlama ile söylemek istenenin altını, dolaylı çizer.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Eski Yunan’daki
    Eski Yunan terimi, Yunanca "Helias"tan dolayı "Helenler" de denen, Yunanistan Yarımadasında yaşayan kavimler ve onların kurduğu eski devlet ve uygarlıkları anlatmak için kullanılır.

    Çiftçi bir halk olan Helenler ya da Eski Yunanlılar, tarihlerinin başlangıcında çok sade bir yaşam sürerler, sırtlarına kendilerinin dokuduğu yünden bir gömlek, ayaklarına sığır derisinden çarık giyerlerdi. Köylüler tek bir odadan ibaret olan kulübelerde oturur, evcil hayvanlarla birarada yatarlardı
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.fabl ve kısa
    Fabl insanlar arasında geçmekte olan ibret verici olayların, hayvanlar arasında geçen olaylar haline dönüştürülerek anlatılmasıdır. Fabl, hem didaktik, hem de dramatik bir türdür. Latince Fabula kelimesinden gelir; masal, hikaye demektir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.romanslar,
    bkz. Roman dilleri
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Binbir Gece Masalları öykünün habercileridir. Ama öykü ancak
    Binbir gece masalları dünyaca ünlüdür. Yüzyıllar boyunca dilden dile dolaşarak günümüze ulaşmıştır. Masalların iki önemli kahramanı baş vezirin kızı Şehrazat ve ülkeyi yöneten sultan Şehriyar'dır. Şehriyar zalim bir hükümdardır. Her gün bir genç kızla evlenip ertesi sabah onu öldürmektedir. Akıllı ve zeki bir kız olan Şehrazat, buna bir çare düşünür. Şehriyar ile evlenir ve ama her gece bir masal anlatır.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.19. yüzyılda
    19. yüzyıl, miladi takvime göre 1 Ocak 1801 ile 31 Aralık 1900 günleri arasındaki zaman dilimi olarak kabul edilir. 19. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.romantizm ve
    Avrupa’nın 1790-1850 yılları arasındaki entelektüel yaşamının kimi temel yönlerini tanımlamak için kullanılan terim. 19. yüzyılın ilk yarısında, biraz da Aydın*lanmaya bir tepki olarak gelişen akım ya da hareket olarak romantizm, farklı ülkelerde farklı görünümler almıştır. Romantizm, belli bir tanıma girmeyen niteliğini korumakla beraber, var olmanın özgür bir ruh hâlini işaret etmektedir
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.gerçekçilik akımlarının yaygınlaşmasıyla edebi bir tür haline gelebildi.
    bkz. Gerçekçilik (Realizm)

    Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Edgar Allan Poe’nin
    Amerikalı yazar (Boston 1809-Baltimore 1849). Gezgin tiyatro oyuncusu olan ana-babası sefalet içindeydi; iki yaşında öksüz kalan Edgar'ı Richmond'lu tarım işletmecisi John Allan himayesine aldı ve öğrenimi için hiç bir fedakârlıktan kaçınmadı. 1815-1825 Yılları arasında Edgar, onu evlât edinen aileyle birlikte İngiltere'ye gitti ve öğrenimine Londra'da devam etti.

    1825'te Richmond'a döndü, ama kötü davranışları yüzünden Virginia üniversitesinde bir yıldan fazla barınamadı (1826). John Allan o
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Grotesk ve
    Klasik dönemin başlangıcından itibaren, grotesk terimi edebiyatta, gülünç görünüşlü kimseler ve telaffuzlarının gülünçlüğüyle dikkati çeken kelimeler için kullanılmaya başlandı. Ama terimin yeni bir anlam kazanması, romantiklerle birlikte ortaya çıktı ve groteski ayırt ettiren gülünç çirkinlik sanatın temel unsurlarından biri durumuna geldi.

    Gerçekten, Hugo Cromwell'in önsözünde (1827), insanda kalmış olan hayvansılığın sembolü olan grotesk yanın, insanoğlunun tanrısal yanı olan yüceliğin kar
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Arabesk öyküleri adlı eseriyle yalnızca
    ARABESK Alm. Arabeske, Fr. Arabesque, İng. Arabesque. İslam san’atlarında motifleri birbirine girişik ve iç içe geçme olan bezeme tarzına Avrupalıların verdikleri genel isim. Arabesk san’atı dar anlamda; başı, ortası ve sonu olmayan iki planlı yayvan güzel bir çiçek süslemesidir. Sınırsız olarak bir düzlemi kaplıyacak biçimde yayılır. Bu çeşit süslemeler daha çok sanatçının hayal gücüne dayanır. Avrupa’ya Arablardan geçmiş ve Avrupalılar Arablara ait man
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Amerika Birleşik Devletleri’nde değil
    Amerika Birleşik Devletleri; doğuda Atlas Okyanusundan batıda Büyük Okyanus a kadar 4.500 km genişliğindedir. Kuzey sınırını Kanada, güneyini ise Meksika körfezi çevirmektedir. ABD Amerika kıtasında yer alır. Dünyanın en büyük ülkelerinden biridir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Avrupa’da da etkili oldu.
    Avrasya olarak bilinen eski dünya kıtasının batısındaki büyük yarımada olan Avrupa, Sami dillerde Erep (yahut Irib) Güneşin Battığı taraf anlamına gelir. Fenikelilerden Yunanlılara geçen bu ad, Yunanca'da Europa olmuş ve Ege Denizi'ne göre batıda bulunan ülkelere bu ad verilmiştir. Avrupa, Afrika'nın kuzeyinde, Asya'nın batısında ve Atlas Okyanusu'nun doğusundadır ve bir yarımadadır.


    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Almanya’da
    Almanya Orta Avrupa'da Kuzey Denizi ile Alpler arasında uzanan bir devlet. Doğusunda Çekoslovakya ve Polonya; güneyinde Avusturya, İsviçre; batısında Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg; kuzeyinde Danimarka ve Kuzey Denizi yer alır. Almanya, birisi Baltık Denizinde, diğeri Kuzey Denizinde iki adaya sahiptir. Baltık Denizindeki Fehmarn Adası 185 km2, kuzeyinde bulunan Sylt Adası ise 99 kilometrekaredir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Heinrch von Kleist, ve E. T. A. Hoffmann,
    Resim:ETA-Hoffmann.JPG|thumb|right|E. T. A. Hoffmann
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.psikolojik ve
    Psikolji, Psykhe (ruh) ve logos (bilgi) kelimelerinin birleştirilmesi ile türetilmiş bir sözcüktür, insan ruhunun, özünü, değişik durumlarını inceleyen, duyum, coşku ve düşünme gibi olguların kurallarını bulmaya çalışan bilim dalıdır.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.metafizik sorunları öykülerinde masalsı bir anlatımla yansıttılar.

+ Yorum Gönder