+ Yorum Gönder
Masal ve Hikaye ve Eğitici Hikayeler Forumunda Ağlatan Anlamlı Dostluk Hikayeleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    Ağlatan Anlamlı Dostluk Hikayeleri








    Ağlatan Anlamlı Dostluk Hikayeleri


    Neyi, niye Öğrenmeliyim?
    - içimdeki çocuğun sesiyle Küçüklüğümden beri, matematik öğretmenim bana sayıları kullanarak nasıl para kazanacağımı öğretti. Kimya öğretmenimse çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırırsam zehirlenebileceğimi söyledi. Fizik öğretmenim de, yerçekimi kanununun olduğunu, buna göre dengede kalabilmem için ayaklarımın daima yere basması gerektiğini söyledi.

    Rehber öğretmenim mi? Onu zaten, sadece sınavlara hazırlanırken tanıdım. O da, sınavlara çok iyi hazırlanmam gerektiğini söyledi ve sınavlarda başarılı olmam için nasıl ders çalışmam gerektiğini öğretti. Bir de, mutlaka üniversiteyi kazanmak zorunda olduğumu, yoksa hayatımın zehir olabileceğini söyledi.

    Ben hâlâ hayatı öğrenemedim. Ama ben hayatı öğrenmek istiyorum. Hayatın içinde, hayatta var olanlarla beraber olmak istiyorum.

    Gitar kursundan tenis kortuna, oradan da, o tiyatro senin, bu sinema benim gezmek mi sizin sosyalliğiniz, hayatta var olma sevinciniz?

    Peki, bana yardımlaşmayı kim öğretecek? Yolda gezerken, çocuklarına ekmek parası için dilenen bir annenin kucağına harçlığımdan bırakacağım küçük şeylerin büyük bir mutluluğun sebebi olabileceğini, bunun için de cebimde küçük paraların olması gerektiğini kim öğretecek?

    Birilerine gerektiğinde yardım edebilmenin ve yine gerektiğinde birilerinden istemeden yardım görebilmenin gerçek sosyallik olduğunu kim söyleyecek?

    Bana kuşların dilini kim öğretecek? Onlara ekmek vermeyi ve onlarla arkadaş olabilmeyi Bir fidanın da bir çocuk gibi ilgiye ve sevgiye ihtiyacı olduğunu kim öğretecek?

    Bana yaşlılara neden saygı duymam gerektiğini, neden annemin ve babamın benim hayatıma bu kadar karıştığını kim öğretecek?

    Ben hayata hazırlanmak istiyorum. Ben belki de ayakkabı boyacılığı yaparak da karnımı doyurabilirim. Ama bana şefkati, sevgiyi ve bunların değerini kim öğretecek? Birilerinin yardıma ihtiyacı olduğunu, olduğunda da yardım edemesem de -insan olduğum için- en azından “vicdan” denilen şeyin azabını nasıl çekebileceğimi kim öğretecekti?

    Öğretmenim ben sıkıldım trigonometriden, logaritmadan… Periyodik cetvelin nasıl sıralandığından bana ne!

    Hayatın anlamını hâlâ bilmiyorsam… Ve en önemlisi, hâlâ gökkuşağının altından geçirecek hayallerim yoksa

    Son bir soru sorabilir miyim? Bana bir şeyler öğretiyorken, siz de bir şeyler öğrenebiliyor musunuz?
    Öğrendiğinizi uygulayabiliyor musunuz?

    Bahattin BAYRAKTAR
    ------

    GERÇEK DOSTLUK BÖYLE OLUR

    Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
    beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.

    Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
    ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider
    ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.

    Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
    öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
    yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
    düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
    uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
    bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
    kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
    sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
    kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
    geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
    Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
    isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
    sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
    fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
    Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
    İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
    Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
    istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
    Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
    şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
    istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
    Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
    üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz.

    Dostlukla ve Sevgiyle kalın.

    canim.net







  2. Acil

    Ağlatan Anlamlı Dostluk Hikayeleri isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


anlamlı dostluk hikayeleri,  ağlatan dostluk hikayeleri,  dostluk hikayeleri,  anlamlı hikayeler,  arkadaşlık ile ilgili hikayeler,  anlamli dostluk hikayeleri