+ Yorum Gönder
Masal ve Hikaye ve Eğitici Hikayeler Forumunda El Sanatları Ile Ilgili Hikaye Örneği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    El Sanatları Ile Ilgili Hikaye Örneği








    el sanatları ile ilgili hikaye Örneği kısaca







  2. HaKHaN
    Özel Üye





    Kısaca El Sanatları Ile Ilgili Hikaye

    AKILLI İHTİYAR DOKUMACI

    Bir gün padişah sarayın balkonundan şehri seyrediyormuş. Bu arada bir evin üzerinde dalgalanmakta olan bir bayrak dikkatini çekmiş. Bu bayrak tanıdığı bayrakların hiçbirisine benzemiyormuş. Adamlarından birisini yanına çağırıp bayrağı göstermiş ve o eve gidip bayrağın ne olduğunu öğrenmesini istemiş. Padişahın adamı bu garip bayrağın asılı bulunduğu eve gitmiş ve kapıyı çalmış. Kapı açıldığında ev sahibine bir iş konusunda görüşmek üzere içeri girip giremiyeceğini sormuş. Beyaz saçlı ve seyrek sakallı ev sahibi onu içeriye kabul ederek oturması için yer göstermiş.
    ihtiyar adam tezgâhının başına giderek oturmuş ve çalışmaya başlamış. Saraydan gelen adam ihtiyar dokumacının pantolonunun çamurlar içinde olduğunu görmüş. Merak ederek sormuş, "Niçin pantalonundaki çamurları temizlemiyorsun?" Yaşlı adam şöyle cevap vermiş: "Görüyorsun tıvimin duvarlarında birçok fare delikleri var. Bu delikleri kapatabilmek için hır taraftan ellerimle tezgâhta çalışırken, ayaklarımla da çamur hazırladım. Işte bu yüzden pantalonum çamur oldu."
    Padişahın adamı, "Pekâlâ, bu tavana doğru yükselen direk de ne oluyor." diye sormuş.
    "O direğin ucunda bayrak asılı. Bu bayrak sallandıkça karımın yıkayarak çatının üzerine sermiş olduğu buğdayların üzerine gelen kuşlar kaçmış uluyor. Direk bir taraftan da tezgâha bağlı. Tezgâh hareket ettikçe direk ılnliH çok sallanıyor ve böylece kuşları daha iyi kovalamış oluyoruz."
    Padişahın adamı çok şaşırmış ve yaşlı dokumacıya, "Peki, o parmağına bağlı olan ip nedir?" diye sormuş.
    "Ah, o mu?" demiş dokumacı "Bir ucu çocuğun salıncağına bağlıdır. Karım hamama gittiği zaman çocuğu bana bırakır, ben de bu ipi çekerek çocuğun uyuması için sallamış oluyorum."
    "Pekâlâ" demiş padişahın adamı, "Şu köşede ellerinde kitaplar bulunduran çocuklar da kim?"
    "Onlar komşu çocuklarıdır. Ben burada çalışırken bir taraftan da onlara okuma yazma öğretiyorum" demiş yaşlı adam.
    Padişahın adamı aynı anda beş işi yürüten bu adam karşısında çok fazla etkilenmiş. Kendisini kabul ettiği için ev sahibine teşekkür etmiş ve evden çıkmış. Saraya döndüğü zaman padişaha gördüklerini bir bir anlatmış.
    Padişah adama, "Bu adama dikkat et. Onu buraya Saraya almalıyız. Böyle zeki birisine her zaman ihtiyacımız olacaktır." demiş. Böylece dokumacıya Sarayda iş verilmiş.
    Bir gün saraya bir yabancı gelmiş, Sarayın bahçesine bir daire çizmiş ve sonra bu dairenin ortasına oturmuş. Bu adam sorulan soruların hiçbiri¬ne cevap vermediği için kimse onun kim olduğunu ve ne istediğini anlaya¬mamış. Sadece oturuyor ve hiç konuşmuyormuş. Onu konuşturmaya hiç kimse muvaffak olamamış. Bunun üzerine padişah adamlarından birine yaşlı dokumacıyı getirmesi için emir vermiş. Dokumacıyı evinden getirmişler. Sarayın bahçesinde bir yabancı olduğunu, bu adamın bir daire çi¬zerek ortasına oturduğunu ve konuşmamakta direndiğini kendisine anlatmışlar. Padişah bu adamın ne istediğini veya ne anlatmak istediğini öğrenmesi için dokumacıya talimat vermiş.
    Bunun üzerine dokumacı kümese giderek bir horoz tutmuş, kolunun altına sıkıştırmış. İki tane de ceviz alarak cebine koymuş. Sonra sarayın bahçesinde oturmakta olan yabancının yanına gitmiş. Bu esnada padişah da tahtını pencerenin yakınına taşımış. Dokumacının yabancıyı konuşturup konuşturamayacağını görmek istiyormuş. Dokumacı yabancının yanımı gelince eline bir sopa alarak yabancının çizdiği daire içine yeni daire ve bu dairenin içine girip oturmuş. Herkes şaşkınlıkla dokumacının nn yapmakta olduğuna bakıyormuş. Yabancı cebinden bir avuç dolusu akdarı çıkarmış ve yere atmış. Yabancı bunu görünce çantasını omuzuna almıy ve oradan ayrılmış. Dokumacının işi burada sona erdiği için cevizleri tekrar cebine koyarak, horozu da yakalayıp tekrar evine dönmüş.
    Herkes gibi padişah da olanları şaşkınlıkla karşılamış. İki adamın birbirleri ile nasıl anlaştıklarını bir türlü anlayamamışlar. Padişah dokumacıyı saraya çağırtmış. Dokumacı saraya gelmiş ve huzura çıkarılmış. Padişah olanları anlatmasını dokumacıdan istemiş. Dokumacı şöyle anlatmışı "Saygıdeğer Padişahım bu adam bir Moskof kâfiridir. Bir daire çizip içiıııİB oturmakla dünyanın kendisine ait olduğunu anlatmak istiyor. Fakat sonra onun dairesinin içine ben daha küçük bir daire çizmekle ben de o dünyanın bir parçası olduğumuzu ve o dünya üzerinde yerimiz olduğunu anlatmaya çalıştım. Yere bir avuç akdarı saçtığı zaman ise birçok askerleri olduğunu anlatmaya çalıştı. Ben horozu salıp, o'da yerdeki akdarıları yemeye başladığı zaman ise onların askerlerine karşı bizi de savunacak kahramanlarımız olduğunu anlatmaya çalıştım. Bunun üzerine yabancı 'Fakat kan dökülecek' dedi. Bunun üzerine ben yere iki tane ceviz atmak suretiyle daha da cüretkâr olabileceğimi ifade etmek istedim."
    Dokumacının açıklamalarından çok etkilenen padişah ona: "Bir milyondan fazla insanın yaşamakta olduğu bu şehirde senin dışında hiç kim¬se bu problemi çözemedi. Şimdi dile benden ne dilersin." demiş.
    "Padişahım" demiş dokumacı "Size sağlık diliyorum. Ben bir dokumacıyım. Kendi işim ve ilâve olarak sizin bana saray içinde vermiş olduğunuz işlerle hayatımı devam ettirebilirim."
    "Hayır" demiş padişah, "Padişahlar kendilerine hizmet eden kişilere ödül verirler."
    "Pekâlâ Padişahım" demiş dokumacı "O halde bana üzerinde şöyle yazan bir berat veriniz." "Bu adam dokumacı olanlardan bir kuruş, adı Hasan olandan iki kuruş, kafası kel olandan bir kuruş, iki karısı olandan ise bir kuruş alacaktır."
    "Bundan daha kolay bir şey olamaz" demiş padişah ve adamlarına dokumacının isteğini yerine getirmeleri için emir vermiş. Daha sonra Padişah yazının altını mühürlemiş. Dokumacı bu beratı cebine koymuş ve pfizara gitmiş.
    Pazara vardığı zaman kendi dokuduğu çarşafları satmakta olan bir dokumacı ile karşılaşmış. Ona: "Bana bir kuruş ödemelisin" demiş. Adam selıebini sorduğu zaman ise "Çünkü sen bir dokumacısın" demiş.
    "Niçin benden bir kuruş istiyorsun?" diye sormuş adam. "Çocuklarım vn iki karımı geçindirmek zorundayım."
    "Pekâlâ, o halde bana bir kuruş daha ödemelisin" demiş dokumacı.
    "Niçin?" diye sormuş genç dokumacı.
    "İki karın olduğu için" diye cevap vermiş yaşlı adam.
    Çarşaflarını satmaya devam eden adam dokumacının istediği parayı vermemekte direniyormuş. ikisi münakaşa etmeye başlamışlar. Akıllı yaşlı adam genç dokumacının fesine çarpıp yere düşürmüş ve onun aynı zamanda kel olduğunu görmüş ve "Şimdi bana bir kuruş daha ödemelisin, ödeyeceğin paranın tamamı üç kuruş oldu" demiş.
    (dokumacı sebebini sorduğu zaman ise, "Çünkü başın kel" diye cevap vermiş yaşlı dokumacı.
    O zamanlar ülkede pek çok dokumacı, pek çok iki karısı olan kişi, çok sayıda kel insan (o zamanlar sağlık kuralları fazla bilinmediği için), adı Hasan olan sayısız kişi varmış. Bunların neticesi olarak da yaşlı dokumacı kısa zamanda zengin olmuş ve bu yüzden pek çok insanın öfkesini de üzerine çekmiş. Bu insanlar toplanarak bir gün Sarayın önüne gelip Padişahla konuşmak istemişler ve Dokumacı'daki imtiyazların geri alınmasını Padişahtan rica etmişler.
    Bunun üzerine padişah dokumacıyı çağırtmış ve sebeb olduğu bu kargaşalığın kendisini zor durumda bıraktığını ve ülkesinin insanlarını isyana teşvik ettiğini ona hatırlatmış.
    "Doğru söylüyorsunuz. Padişahım" demiş dokumacı.
    "Pekâlâ, o halde neden bu hareketinde ısrar ediyorsun. Geçmişte ben seni kâfi derecede ödüllendirdim" demiş Padişah.
    "Evet Padişahım ödüllendirdiniz, fakat ben size bir ders vermek istedim. Dünyada bazı kötülükler vardır ki çabucak ortaya çıkarılır. Bazılarını ortaya çıkarmak ise oldukça uzun vakit alır." demiş dokumacı.
    Padişah önce bu konuşmasından dolayı dokumacıya çok kızmış, onu hapse attırmış. Beratı geri almış. Böylece ülkedeki insanların şikâyetleri sona ermiş.
    Fakat padişah iyi bir insanmış, bir süre sonra ihtiyar dokumacının gerçekten akıllı bir insan olduğunu düşünerek onu serbest bırakmış. Daha sonra dokumacı padişahın en güvendiği vezirlerden bir tanesi olmuş.





+ Yorum Gönder


El sanatları ile ilgili hikayeler ,  el sanatları ile ilgili hikaye,  el sanatları ile ilgili kısa hikayeler ,  el sanatlarıyla ilgili hikaye,  el sanatlari ile ilgili hikaye,  el sanatları hakkında hikaye