+ Yorum Gönder
Ekoloji ve Çevre ve Ekosistem Forumunda Ülkemizde biyoyakıt üretimi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Ülkemizde biyoyakıt üretimi








    Ülkemizde biyoyakıt üretimi

    biyoyakit222.jpg



    EPDK’nın 19 Eylül 2011 tarihinde aldığı bir karar ile 2013 yılından itibaren akaryakıta her yıl artan oranlarda yerli tarım ürünlerinden üretilen etanol ve biyodizel katılması zorunlu hale getirilmektedir.

    Bu kararın Tarım Sektörü üzerindeki olası etkilerini dikkatle incelemek gerekmektedir. TZOB olarak, tarım ürünlerinden biyoyakıt üretiminin üreticimizi rahatlatacağı, ülkemiz için önemli bir gelir kaynağı ve istihdam yaratacağı düşünülmektedir.

    Biyoyakıtlar, başta petrolde dışa bağımlılığın azaltılması olmak üzere, tarımsal üretimde çeşitliliğin artırılması, kırsal kalkınmayı desteklemesi ve yem sanayisine hammadde sağlaması gibi sebeplerle büyük önem taşımaktadır.

    Son yıllarda dünyada biyoyakıtlara olan ilgi artarak devam etmektedir. Tarımsal üretimde söz sahibi olan ülkeler ürettiği ürünleri biyoyakıt üretiminde hammadde olarak da kullanmaya başlamışlardır.

    Biyoetanol üretimi başta ABD ve Brezilya olmak üzere, Çin, AB, Hindistan, Kanada, Tayland da yoğun olarak üretilmektedir. Biyodizel ise en fazla AB ülkelerinden Almanya, Fransa ve İtalya’da, ayrıca, ABD, Endonezya, Malezya, Brezilya, Çin, Kanada, Tayland, Hindistan, Arjantin gibi birçok ülkede gerçekleştirilmektedir.

    Biyoetanol ve biyodizel üretimi için gerekli olan hammaddelere bakıldığında oldukça geniş tarımsal ürünleri kapsamına aldığı görülmektedir. Dünyada biyoetanol üretiminde en fazla mısır, şeker pancarı, şeker kamışı buğday, arpa kullanılırken, biyodizel üretiminde kanola, soya fasulyesi, palm yağı, ayçiçeği, aspir kullanılmaktadır.

    Dünyada ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere çoğu ülke biyoyakıt üretimlerini çeşitli şekillerde desteklemekte, üretimlerini her yıl artırmaktadırlar.

    Dünyada öncelikli olan gıda amaçlı tarımsal üretimdir. Ancak, gıda temel ihtiyaç maddesi olmakla birlikte artan enerji fiyatları ülkeleri biyoyakıt üretimine yönlendirmektedir. Ülkeler biyoyakıt üretimini hergeçen yıl artırırken, Türkiye bu gelişmelerden uzak kalmamalı, gıda güvenliğini sağladıktan sonra, dünyadaki gelişmeleri de takip ederek tarımsal politikalarına biyoyakıt üretimine yönelik hedeflerini de eklemelidir.

    Ülkemizde biyoyakıt üretim çalışmaları 2005 yılında hızlanmış, plansız ve mevzuat çalışmaları tamamlanmadan kısa sürede 1-1,5 milyon ton kurulu kapasite ve 90.000 ton fiili üretime ulaşılmıştır. Ancak, yasal olmayan birçok firmanın kayıtdışı ve standartlara uymayan üretimleri sektörü sıkıntıya sokmuştur. Biyodizel üretimi için gerekli olan yağlı tohumların yetersizliğinin de etkisiyle biyodizel üreticileri de üretimlerini devam ettirememişlerdir.

    Geçen süreçte ülkemiz biyoyakıt üretim çalışmaları biyoetanol üzerine yoğunlaşmıştır. Pankobirlik tarafından yapılan çalışmalar sonucu biyoetanol üreten ilk fabrika Konya’da hizmete açılmıştır. Türkiye'nin en büyük biyoetanol tesisi olan ve 2007 yılında faaliyete geçen fabrika ülkemizde şeker pancarı tarımının sürdürülebilirliğinin sağlanması ve ülkeye yarattığı katma değer açısından son derece önemli bir yatırım olmuştur. Son yıllarda biyoetanol üretim tesisi sayısı 4’e çıkarılmıştır.

    Ülkemizde şekerpancarı üretiminin biyoetanol üretiminde değerlendirilmesine yönelik çalışmalar devam ederken, biyoetanol üretiminin desteklenmesine yönelik EPDK’nın 19 Eylül 2011 tarihinde aldığı Karar üreticilerimizi memnun etmiştir. Kota ile engellenen şeker pancarı üretiminin kullanım alanının biyoetanole yönlendirilmesiyle özellikle İç Anadolu Bölgesi çiftçileri kota sıkıntısını aşarak rahat nefes alacaktır. Şeker pancarının yoğun olarak gerçekleştirildiği bölgelerde kurulacak biyoetanol üretim tesisleri ile şeker pancarı değerlendirilirken aynı zamanda bölgedeki istihdamın artırılmasına da katkı sağlanacaktır.

    EPDK tarafından alınan Karar ile akaryakıt olarak piyasaya arz edilen benzin türlerine, yerli tarım ürünlerinden elde edilecek biyoetanol katkısının, 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle en az %2, 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle en az %3 olma zorunluluğu getirilmiştir.

    Bu alınan karar ile biyoetanol tesis sayısı artırılacak, biyoetanol üretimi daha istikrarlı devam edebilecektir. Böylelikle benzin ithalatına ödenen döviz miktarı azalacaktır.

    EPDK benzer Kararı biyodizel üretimi için de almıştır. EPDK tarafından alınan karar ile akaryakıt olarak piyasaya arz edilen motorin türlerine yerli tarım ürünlerinden elde edilecek biyodizel katkısının 1 Ocak 2014 tarihi itibarıyla en az %1, 1 Ocak 2015 tarihi itibarıyla en az %2, 1 Ocak 2016 tarihi itibarıyla en az %3 olma zorunluluğu getirilmiştir.

    Ülkemizde biyodizel üretiminin artırılması amacıyla alınan bu karar gıda amaçlı yağlı tohum ihtiyacını daha da artıracaktır. Bu ihtiyacın karşılanarak ülkemizi 2014 yılına kadar yağlı tohum açığını kapatıp biyodizel üretecek seviyeye getirmek için başta GAP, KOP, BAP gibi büyük sulama yatırımlarının bir an önce tamamlanması ile yağlı tohum üretiminin artırılması önemlidir.

    Burada dikkate alınması gereken önemli husus şudur: 2009 yılında toplam yağlı tohum üretimi 2.2 milyon tondur. Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği verilerine göre ülkemizde üretilen yağlı tohumlardan elde edilen yağ miktarı ise 506 bin ton, tüketilen toplam yağ miktarı ise 1,8 milyon tondur. Görüldüğü üzere yağ ihtiyacının sadece %28’i ülkemizde üretilen yağlı tohumlarla karşılanmaktadır. Yağ ihtiyacımızın karşılanması amacıyla her yıl yağ ve yağlı tohumlar ithalatı gerçekleştirilmektedir.

    2010 yılı itibarıyla ülkemizin yağlı tohum ithalatı 2.732.000 ton, bitkisel yağ ithalatı 816.000 ton ve bunların işlenmesi sonucu arta kalan küspelerin ithalatı ise 944.000 ton olarak gerçekleşmiştir. Bütün bu ithalat kalemlerine ödediğimiz döviz tutarı ise 2,3 milyar dolardır. İthalat miktarları ve ödediğimiz döviz miktarı her yıl artış göstermektedir.

    Aslında ülkemizde ithalata bağımlı olduğumuz yağlı tohumlar başta olmak üzere, çeltik, mısır gibi üretiminin artırılması için gerekli potansiyel mevcuttur. Özellikle GAP bölgesinde, yağlı tohumların hemen hemen tamamı üretilebilmektedir. Ancak GAP bölgesinde üretimin artırılmasına yönelik uzun yıllardır hedefler olmasına rağmen halen bu ürünlerin ekilişi oldukça yetersizdir. Bu potansiyel değerlendirilerek üretimin artırılması sağlanabilir yağlı tohum açığı kapatılıp biyodizel üretimi gerçekleştirilebilir.







  2. Nesrin
    Devamlı Üye





    Bildiğiniz gibi dünyada kullanılan benzin ve petrol gibi yakıtlar havayı kirletmekte ve kirlenen hava da ozon tabakasını delmektedir. delinen ozon tabakası dünyayı olduğundan daha fazla ısıtmakta ve dünyayı arttık yaşanılmaz hale getirmektedir. bu yüzden bunlar olmasın diye biyo yakıt kullanmaya çalışalım.




+ Yorum Gönder