+ Yorum Gönder
Ekoloji ve Çevre ve Ekosistem Forumunda Sera etkisi konusunda bizi bekleyen tehlikeler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Sera etkisi konusunda bizi bekleyen tehlikeler








    Sera etkisi konusunda bizi bekleyen tehlikeler hakkında


    Küresel ısınma, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış sebebiyle kullanılan bir terimdir. Bu hadise son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve ehemmiyet kazanmıştır. Dünya‘nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı20. yüzyılda 0.6 (± 0.2)°C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş ise, “son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir tesirler oluşturduğu” yönündedir.

    Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının niçin olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi birtakım gazların, güneşten gelen radyasyonun 1 yandan dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir. Su buharı, diğer sera gazlarından değişik bi şekilde güneşten gelen radyasyonun şiddetine ve gezegenin ortalama ısısına göre statik olan bağlantılı 1 değişkendir. Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir. yalnız diğer sera gazları, mekan mekan bağımsız değişken bi şekilde küresel ısınma üzerinde etkin 1 tesir yaratabilirler. mesela karbondioksit, yoğun volkanik faaliyet sonucu veya insanlar tarafından fosil yakıtların yakılmasıyla yoğun bi şekilde atmosfere salınabilir. Bu durum, gezegenin ortalama ısısından bağımsız bi şekilde ortaya çıkabilen ve ortalama ısının artması sonucunu doğuran 1 etkili bi şekilde işlev görür. Bugün sebebiyle bilim çevrelerinde küresel ısınmadan başat rolün atmosferde karbondioksit oranının artmasına bağlanmaktadır. bütün ne kadar atmosferdeki karbondioksit, yeşil bitkilerin fotosentez olayında, karbondioksitin litosfer yüzeyinde suda çözünmesiyle, atmosferden çekilmekte ise de, bu mekanizmaların kapasitesinin üzerinde karbondioksit salınımı, gezegen üzerinde sera etkisi yaratmaktadır.

    Su buharı dışındaki sera gazları dolayısıyla gezegen yüzeyindeki ortalama ısının artması, buharlaşmanın artmasına yol açacaktır. Bu ise atmosferde daha çok su buharı, yani bulut oluşmasına yol açar. Bulutlar, güneşten gelen radyasyonun 1 bölümünü dış uzaya yansıtırken 1 bölümünü soğurarak ısınırlar, 1 bölümünü de yeryüzüne geçirirler. Litosfer ve hidrosfere ulaşan bu radyasyonun da 1 bölümü soğurularak ısınmaya yol açarken 1 bölümü dış uzaya yansır. Dış uzaya yansıyan radyasyon tekrardan bulut kütlesi birlikte karşılaştığında, eşdeğer hadiseler yaşanır, yansıtılır, soğurulur, dış uzaya kaçar. Bu mekanizma, su buharı dışındaki sera gazlarının atmosferde artması sonucu bulutların sera etkisini artırmakta, küresel ısınmaya yepyeni 1 katkıya yol açmaktadır.

    II. Dünya Savaşı sonrasında dünya nüfusu iki kat, buna bedel güç kullanımı 4 kat artmıştır. 1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m3 karbondioksit oranı 2004’te 379 ppm/m3 olmuştur. ABD dünya nüfusunun % 4’üne sahipken karbondioksit üretiminin % 25’ini gerçekleştirmektedir. İngiliz The Observer Gazetesi’nin Şubat 2004‘te yayımladığı Pentagon‘a ait Küresel Isınma Raporu’na göre önümüzdeki 20 sene içerisinde Avrupada birçok kıyı kenti sular altında kalacaktır. Guardian gazetesinde 2004 yılında mekan alan küresel ısınma haritasına göre de, bundan en az etkilenen bölgeler Türkiye ve Ortadoğu birlikte kıyı kesimleri hariç Kuzey Afrika’dır. Ölçümlere göre 1860-1900 yılları arasında, denizde ve karadaki küresel sıcaklık bütün ikisinde de 0,75 C° yükseldi. 1979‘dan beri siyah sıcaklığı deniz sıcaklığının 2 katı hızla yükseldi. Uydudan yapılan sıcaklık ölçümlerine göre alt troposferdeki sıcaklık 1979’dan beri 0.12 birlikte 0.22 C° arasında yükselmiştir. NASA‘nın hesaplamalarına göre, güvenilir ölçümlerin yapılabildiği 1800‘lerden beri 2005 yılı, 1998’i geçerek, en sıcak sene olmuştur. Dünya Meteoroloji Organizasyonu ve BK İklim Araştırma Biriminin hesaplamalarına göre ise 2005, 1998 yılının ardından halen ikinci sıradadır.

    Temel niçinler

    İklim sistemi manevi ve dışsal (insani tesirler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb.) nedenlerden etkilenmektedir. İklimbilimciler (Klimatolog) küresel ısınma konusunda hem fikirdirler. Bu değişimin ayrıntılı nedenleri açık 1 araştırma alanıdır fakat bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir. Atmosferdeki karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) oranlarındaki artış dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltmektedir. CO2 oranındaki artış dünyanın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır. Buzlar eridikçe yerlerini siyah ya da sular almaktadır. siyah ve suların buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini arttırmakta ve dolayısıyla buzullarda daha çok erimeye yol açmaktadır.

    Buzul dönemleri

    Buzul çağları dönemseldir. bütün yüz.000 yılda 1 sıcaklığın arttığı 1 sezon yaşanır. Bu dönemde kutuplardaki buzullar erir ve deniz seviyesi yükselir. Daha sonraları buzul dönemi başlar ve bu süreç böyle sürek eder.??1 sıcak 1 soğuk dönemin yaşanmasının nedenleri üzerine 30’dan çok teori geliştirilmiştir. Son günlerde en doyurucu yanıtı MIT’den 1 grup klimatolog veriyor. Peter Huybers ve Carl Wunsch adındaki bilim adamları son 7 ısınma dönemi birlikte Ğtortul kayaların incelenmesi sonucu elde edilen kayıtlara dayanarak- Dünya’nın yörüngesindeki hesaplanmış değişiklikleri karşılaştırdılar. ??Sonuçta gezegenin ekseninin eğimli olmasının epey kritik etkileri olduğuna karar verdiler. “Dünya kendi ekseni etrafında yan yatmıştır, yalnız bu eğim bütün vakit eşdeğer değildir” diye konuşan Huybers, “Eksen bütün 40.000 yılda 1 birkaç aşama aşağı yukarı oynar. Eğimin en çok olduğu dönemde daha çok güneş ışığı daha yüksek enlemlere düşer ve buzulları eritir” diyor.??Peki bu durum bütün yüz.000 yılda 1 ortaya çıkan buzul dönemini nasıl açıklar? “Buzulların artan güneş ışığına karşı direnebilmek sebebiyle olabildiğince genişleme eğiliminde olduğunu tahmin ediyoruz. Bu durumda buzullar bütün ikinci ya da üçüncü döngüde erir. ??Bu da ortalama yüz.000 yıldır” diyen Huybers, “Bu mantıklı 1 netice, sebebi 1000 sene geriye giderseniz, buzul çağlarının bütün 40.000 yılda 1 ortaya çıktığını görürsünüz. O tarihten sonraları Dünya soğuduğu sebebiyle devirler 1 atlayarak sürek etmiştir” diyor.??Bu teori bugünkü küresel ısınmayı açıklayabilir mi? Huybers bunu “Hayır” diye yanıtlayarak şöyle diyor: “Küresel ısınma epey yepyeni 1 hadise ve en son büyük erime 20.000 sene önce meydana geldi. Bugün 1 yöne doğru ilerliyorsak bunun ısınmaya doğru değil, 1 diğer buzul çağına doğru olduğunu söyleyebiliriz.” (26.03.2006-Hürriyet/Bilim Servisi)

    Dünyada ortalama yüzey sıcaklıkları geçen yüzyıldan günümüze yükseliyor. 20. yüzyılın son 15 yılından on?u, yüzyılın en sıcak yılları oldu. mesela 1998 kaydedilen en sıcak yıldı. Kuzey yarımkürede karla kaplı bölgeler ve Kuzey Buz Denizi’ndeki buzul miktarı günden güne azalıyor. Buna paralel bi şekilde geçen yüzyılda deniz suyu seviyesi birkaç cm yükseldi. Ortalama sıcaklık artışının insan eliyle gerçekleştirildiğine yönelik ispatlar da günden güne artıyor

    Sera Gazları nelerdir?

    Sera Gazları bi şekilde adlandırılan gazların çoğu, atmosferde doğal bi şekilde bulunan maddelerdir. Bunlar su buharı, karbondioksit, metan, nitröz oksit ve ozondur. yalnız insan faaliyetleri birlikte bu gazların miktarı artmaktadır. Katı atıklar, fosil yakıtlar (petrol, doğalgaz, kömür), odun gibi maddelerin yanmasıyla karbondioksit, kömür, petrol ve doğalgazın üretim aşamasında metan, tarım ve endüstride nitröz oksit açığa çıkmaktadır. Yine sera gazları arasında sayılan hidroflorokarbonlar (HFC), perflorokarbonlar (PFC) ve sülfür hegzaflorid (SF6) ise atmosferde doğal bi şekilde bulunmazlar. Bu nesneler sanayi faaliyetlerinin sonucu açığa çıkmaktadır. Bu saydığımız gazların atmosferdeki yoğunluğu, asla olmadığı kadar artmıştır. mesela, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu milyonda 375 moleküle (ppm) yükselmiş durumdadır. Bu kıymet 420 1000 yılın en yüksek değeridir.

    Sera Etkisi nedir?

    Yeryüzünden yansıyan güneş ışığı atmosferi terk etmeden önce sera gazlarına temas eder. Bu gazlar, enerjinin 1 bölümünü yeryüzüne doğru yansıtarak atmosferin ısınmasını sağlarlar. Bu etkiye sera etkisi denir. Sera etkisi, yeryüzündeki hayat sebebiyle lazım 1 olgudur. Bu tesir olmadan yeryüzü sıcaklığının yaklaşık 30°C düşük olacağı hesaplanmıştır. yalnız insan faaliyetleri sonucu sera gazlarının yoğunluğu arttıkça, yeryüzüne yansıyan enerjinin miktarı artmakta ve sıcaklık yükselmektedir.







  2. Asel
    Bayan Üye





    Kyoto Protokolü nedir?

    Kyoto Protokolü, sera gazlarının atmosfere yayılmasını azaltmak amacıyla oluşturulan 1 anlaşmadır. Protokolü onaylayan 160?tan çok ülke, Birleşmiş uluslar İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması dahilinde, atmosfere yaydıkları sera gazlarında, 1990 yılına göre yüzde 5,iki oranında 1 indirime gitmeyi kabul etmiştir. 16 Şubat 2005?te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü’ne en büyük kirleticilerden olan Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya ise imza koymamıştır. yalnız mesele bununla limitli değil. Kyoto Protokolü’nün geçerliliği 2012 yılında doluyor. Bu tarihten sonraları ne olacağı ise belli değil.

    Kaldı ki küresel ısınmada geri dönülemez noktayı geçtiğimize değin araştırmalar da bulunmakta. mesela İngiliz bilimadamı James Lovelock, küresel ısınmayı tersine çevirmek sebebiyle girişilen çabaların başarısızlığa mahkûm olduğunu, sebebi bunun sebebiyle epey geç kalındığını söylüyor. Karamsar 1 tablo çizen Lovelock, bildiğimiz anlamda uygarlığın bundan sonra hayatına sürek edemeyeceğini sav ediyor.

    Şubat 2007 tarihli BM Raporu

    Konu birlikte alakadar Birleşmiş uluslar raporu, Fransa’nın başkenti Paris’te yapılan Hükümetlerarası İklim Değişiklikleri Paneli’nde açıklanmıştır. Raporda küresel sıcaklık artışının muhtemel etkileri aşağıdaki şekilde özetlenmektedir

    + iki.4 aşama artış : Su sıkıntısı başlayacak

    Kuzey Amerika’da kum fırtınaları tarımı yok edecek. Deniz seviyeleri yükselecek. Peru’da on milyon şahıs su sıkıntısı çekecek. Mercan kayalıkları yok olacak. Gezegendeki canlı türlerinin yüzde 30’u yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

    + 5.4 aşama artış : Denizler 5 m. yükselecek

    Deniz seviyesi ortalaması 70 metre olacak. Dünyanın yiyecek stokları tükenecek.

    + 6.4 aşama artış : Göçler başlayacak

    Yüz milyonlarca insan elverişli iklim koşullarında yaşamak umuduyla göç yollarına düşecek

    Kadınlar su bulamadıkları sebebiyle saçlarını kestiricekler

    Okyanuslarımız çölleşecek

    Kuraklık yaşanacak

    Okyanuslardan aktarımla içme suyu elde edilecek

    Suda yaşayan birtakım hayvanlar, (kutup ayısı, fok balığı vs.) tırmanacak buz bulamayacaklar yüzmekten yorulup ölecekler

    İnsanlar 50 yaşındayken susuzluktan 85 yaşında gibi gözükecekler

    Bebeklerin sakat doğma olasılığı artacak

    Sekiz soruda iklim değişikliği

    İklim değişiyor, dünya ısınıyor. Bilim adamları kuraklık, seller ve olağanüstü hava koşulları konusunda devamlı bi şekilde uyarılarda bulunuyor. Giderek artan etkilerin en büyük çünkü ise insan. Öyleyse esas soruları ve cevapları araştıralım

    1) İklim değişikliği nedir?

    Dünyanın ısısı düzenli bi şekilde artıyor. Küresel ortalama yüzey ısısı şu anda 15 santigrat aşama civarında. Jeolojik ve diğer bilimsel ispatlar, geçmişte yüzey ısısının en yüksek 27 santigrat, en düşük de 7 santigrat aşama olduğunu gösteriyor. ama bilim adamları doğal dengenin, insanlardan kaynaklanan yoğun 1 ısınma süreciyle bozulduğunu ve bu durumun dünyadaki hayatın büyük bölümünün tabi olduğu iklimin istikrarı sebebiyle kritik çıkarımlara yol açacağını söylüyorlar.

    2) Sera etkisi nedir?

    Sera etkisi, atmosferde oluşan 1 tabakanın yarattığı tesir. Bu tabaka Güneş’ten gelen ışınların dünyadan yansıdıktan sonraları tekrar atmosferin dışına çıkmasını engelliyor. Sera etkisi olmasaydı dünya son aşama soğuk 1 gezegen haline gelirdi. Sera etkisini artırarak dünyanın normalden çok ısınmasına niçin olan gazlardan çoğu karbondioksit, metan ve azotoksit. Bu gazlar çağdaş endüstride ve tarımda kullanılıyor, fosil yakıtların yanmasıyla açığa çıkıyor. Atmosferin konsantrasyonu bütün geçen gün artıyor. mesela atmosferdeki karbondioksit konstanstrasyonu 1800’lü yıllardan beri yüzden 30’dan daha yüksek 1 seviyede arttı. Bilim adamlarının büyük 1 çoğunluğu sera etkisi yaratan gazların salımındaki artışın, dünyanın ısısının yükselmesine niçin olacağını düşünüyorlar.

    3) Isınmanın kanıtı ne?

    Sıcaklık kayıtları 19’uncu asır sonlarında tutulmaya başlandı. Ortalama küresel sıcaklık 20’nci yüzyılda yaklaşık 0.6 santigrat aşama arttı. Sıcaklığın artmasıyla buzulların erimesi nedeniyle deniz seviyeleri de 10-20 santinmetre arasında yükseldi. Arktik deniz buzları, son birkaç on yılın yaz ve güz döneminde yaklaşık yüzde 40’a varan oranda inceldi. Buna bedel Antarktika’nın birtakım bölümleri daha da soğudu. Yüzey ısısı ve troposferdeki hararet arasında birtakım çelişkiler göze çarpıyor.

    4) Sıcaklık ne kadar yükselecek?

    Sera etkisi yaratan gazların salımı engellenmezse, 2100’e kadar ortalama küresel sıcaklık bir.4-5.8 santigrat aşama artacak. Olayın vehameti şöyle açıklanabilir: Medeniyetin ortaya çıkışından beri küresel ortalama sıcaklık yalnızca bir santigrat aşama arttı. Sera etkisi yaratan gazların salımı hemen kesilse dahi, bilim adamları etkinin uzun 1 süre daha sürek edeceğini söylüyor. Çünkü büyük buz ve su parçalarını da kapsayan iklim sisteminin normale dönmesi yüzlerce sene alabilir. birtakım bilim adamları, Grönland buzullarında yaşanan erimenin hemen önlem alınsa dahi geri dönülmez olduğunu düşünüyor. Yüzlerce sene sürecek bu işlem, deniz seviyelerinde yedi metrelik 1 yükselmeye niçin mümkün.

    5) Hava durumu ne olacak?

    Küresel anlamda epey daha sert hava olayları ortaya çıkacak. Kıyı bölgelerde yağış miktarı artarken, iç bölgelerde sıcak havanın etkisiyle kuraklık baş gösterecek. Artan fırtınalar ve deniz seviyeleri nedeniyle daha epey sel meydana gelecek. Bununla ile, hava sıcaklıkları bölgelere göre epey büyük farklılıklar gösterecek. Ve bu durumun sonuçları tahmin edilmeyecek kadar kuvvet.

    6) Etkileri neler olacak?

    Tatlı su kaynaklarının azalması, besin üretimi koşullarındaki kapsamlı değişiklikler ve seller, fırtınlar, sıcak dalgaları ve kuraklık nedeniyle ölümlerde yaşanacak artış gibi potansiyel tehlikeler gündeme gelecek. Bu durum en epey, süratli iklim değişimine karşı hazırlık yapamayan fakir ülkeleri etkileyecek. hayat alanlarının süratli değişimine ayak uyduramayan birçok bitki ve hayvan türünün nesli yok olacak. Dünya afiyet Örgütü’nün verilerine göre, sıtma ve yetersiz beslenme gibi nedenlerden milyonlarca şahıs ölümle 100 yüze gelecek.




  3. Asel
    Bayan Üye
    7) Ne bilmiyoruz?

    Isınmaya insan etkisinin ne kadar olduğunu ve ısınmanın zincirleme etkilerinin neler olabileceğini bilmiyoruz. Küresel ısınma, statik buzulların erimesi birlikte sera etkisi yaratan metan gazının yüksek miktarda salımı gibi, gelecekte ısınmayı tetikleyecek değişikliklere yol açabilir. Daha sıcak şartlar nedeniyle büyüme hızları artan bitkilerin, büyüdükçe atmosferden daha epey karbondioksit çekmesi gibi ısınmayı hafifletici tesirler de mümkün. yalnız bilim adamları, karmaşık dengenin, bu müspet ve olumsuz etkilere nasıl 1 tepki verebileceği konusunda emin değiller.

    8) Şüpheciler ne diyor?

    Küresel ısınmaya şüpheyle yaklaşanlar dahi dünyanın giderek ısındığını yadsıma etmiyor. Şüphelerinin dayanağı, küresel ısınma etkisinin insan aktiviteleri nedeniyle ortaya çıkmış olması. çoğu şimdi tanık olduğumuz değişikliklerin olağandışı olmadığını söylüyor. Buna en büyük dayanakları ise insan var olmadan önce küresel iklim koşullarında yaşanmış olan değişiklikler. birtakım şüpheci bilim adamları, ısınmayı 1 süredir Güneş’te olan yüksek aktivitelere bağlıyor. Bununla beraber, iklimin doğal değişimlerinin en tepesinde dahi 1 şeyler olduğu ve bunda insanın suçlanması gerektiği yönünde görüşbirliği artıyor.

    Ekolojik Denge

    Dünyayı tehdit eden ekolojik niçinler konusu insanları 1 defa daha düşünmeye sevk ediyor. Çok değil,yakın zamana kadar dünyanın önde gelen bilim adamlarının 21. Yüzyıl’a yönelik iklimsel kehanetleri 1 1 gerçekleşiyor. Emperyalist sistemin çığrından çıkardığı pazar ekonomisi uğruna, insanlık, 1 yandan kitle imha silahlarının durdurulması sebebiyle mücadele ederken, şu an 1 de buna kitle imha iklimi birlikte mücadele girmiştir. Bu işe tesir eden insan parmağı unsurlarını görmezden gelen veya bunu saklama uğraşı içinde olanlar da, bunun 1 jeolojik hadise olduğunu göstermek sebebiyle gayret sarf etmekteler. Emperyalist çevrelerin küresel ısınma ve iklim değişikliğinin muhtemel büyük felaketlere yol açması konusunda, “olabilir ya da olmayabilir” diye yaklaşmaları çağa damgasını vurmaya çalıştıkları bilinemezci (agnostist) anlayışın ürünüdür. Bu görüş bilimsel düşüncenin ve bilimle alakadar ne varsa bütün şeyden şüphe duyulmasını öngören 1 düşüncedir. Bilim, burjuvazi tarafından yepyeni 1 sahte bilimin yaratılmasına alet edilmek istenmektedir. Kuşkusuz dünyamızın maddi yapısı, maddenin enine boyuna derinliği anlamında son aşama karmaşıktır. fakat bu bizim hiçbir şeyi bilemeyeceğimiz anlamına gelmez. Bilimin bütün adımında doğrularla gerçekliğin 1 yanıyla daha derinden tanışılır. böylelikle geleceğe yönelik öngörülerde de bulunabiliriz. Doğamız devinim üzerine kurulu inanılmaz 1 diyalektik-dengeyi içerirken bize nasıl davranmamız gerektiğini de yani bilimsel analizi öğretir. Güney Asya’da yaşanan felaketlerin, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin 1 etkisi olduğunu ileri süren görüşleri 1 spekülasyon bi şekilde değerlendirmek hatalı olacaktır. Hele bu görüşler söz konusu olayın dünyanın çekirdeğini dahi etkileyebileceği ve daha büyük felaketlere yol açabileceği yönündeki varsayımlar kapsayan farklı neticeler doğurmuş olabileceğini de içeriyorsa, bütün insanlığı etkileyen 1 tehlike birlikte karşı karşıyayız demektir.

    Hindistan’a bağlantılı adalar zengin kültürüyle ile yok oldu

    Hindistan’a bağlantılı Andaman ve Nicobar Adaları üzerinde yaşayan insanları birlikte ile yok oldu. Bu adalarda insanlığın son avcı kabileleri yaşıyordu. 30 1000 yıl önce tarihçilerin Taş Devri dedikleri dönemlerde olasılıkla Afrika’dan gelmiş ve kendi kültürlerini bugüne kadar olduğu gibi korumayı başarmış bu lokal kabileler yok olup gittiler. Nicobar Adalarında yaşayan Shompeinler ise kendilerine hiç ad vermiyorlardı, onlara Mongoloid 1 kabile deniliyordu. İnsanlığın nerden geldiğinin tek örneği oradaydı. İnsanlık tarihinin dar 1 özetini kapsayan böyle 1 kabilenin yok olması, belleğimizin de onlarla ile yitip gitmesi demektir. Bu 1 daha geri döndürülemeyecek 1 şeydir

    Worldwatch Enstitüsü’nün “Dünyanın durumu” Raporu

    Sözü edilen raporda, yaşamın başlangıcından itibaren Darvin’in doğal seçilim kanununu haklı çıkartacak biçimde bütün biri evrimsel başarısızlığı ve yaşamsal anlamda fakirleşmeyi temsil eden beş büyük neslin tükenmesine mekan verilmekte ve altıncı büyük nesil tükenmesinin insan kökenli olabileceğini ifade edilmektedir. Ekolojik dengenin bozulmasında insanlığın bilinçsizliği faktörü bulunmaktadır. Yıkıcı fırtınalar ve aşırı iklim değişiklikleri birlikte yağmur ormanlarının azalması arasında kurulan bilimsel paralelliklerde, kapitalizm sorgulamayı gerektirmektedir. Kapitalizmin sömürü pahasına hunharca yarattığı doğayı tahrip eden anlayışı ilk canlı türlerinin yok oluşuyla ile ekolojik dengenin de bozuma uğramasına yol açmaktadır. Kapitalizmin insanlık adına doğaya egemen olma anlayışı onun sömürü kapsayan doğasıyla bütünüyle ters 1 doğrultuda gelişmektedir. Bu anlayışın kökten değişmesi gerekir. her canlıların yaşam kaynağı olan doğa bitimsiz değildir. Kapitalizmin bakış açısıyla doğanın sonuna kadar kullanılabileceği mantığının, doğanın uygarca diyalektik kanunlara elverişli bi şekilde değiştirilebileceğini kapsayan ekolojik 1 inkilap anlayışı birlikte mekan değiştirmesi gerekir. Dünyanın geleceğini tayin eden sorunlardan biri budur.

    Sermayenin Tutumu

    Depremlerden ve yaşanan tsunamiden en epey etkilenen ülkeler, Endonezya, Sri Lanka ve Hindistan oldu. 100 bini aşkın insan ölürken ve 1 o kadarı da can çekişirken Endonezya, Hindistan ve Hong Kong borsaları tavan yaptı. pay senetlerinde en büyük yükselişi 80 bini aşkın insanın öldüğü Endonezya borsasının yapması sermayenin insana verdiği değeri göstermesi bakımından çarpıcı 1 örnektir. Milyonlarca insan ziyan görürken, yapı, güç ve petrol hisselerinin yükselerek kıymet kazanmasının mantığı nasıl izah edilecektir? Felakete uğrayanların bazıları fakir insanlardılar ve 1 bazıları da ufak çocuklardı. Nagazaki ve Hiroşima’dan günümüze böyle büyük 1 felaketle yakından tanışmamışlardı. Sigorta şirketleri depremlerin daha sonra hemen “Korkulacak 1 şey yok” diye açıklama yaptılar. Sermaye sebebiyle gerçekten korkulacak 1 şey yoktu sebebi ziyan gören bu fakir insanların geleceklerini sigortalayabildikleri 1 şey yoktu. Yaşanılan yıkımın büyüklüğü, başta güç , petrol ve yapı olmak üzere bu alanda çalışan milletler arası tekelci grupların iştahlarını kabartmaktadır. Ve Güney Asya’da meydana gelen facia karşısında dünya borsalarının kılı dahi kıpırdamamıştır. Büyük sermaye gruplarından biri olan HSBC yöneticisi Stephen King bunu çekinmeden itiraf edebilmektedir; “ piyasaların kılı kıpırdamamıştır. bu böyle sürdürülemez “ Bu facia milletler arası tekellerin merkezlerinde meydana gelseydi acaba gene kılları kıpırdamayacak mıydı diye sormaktan insan kendini alamamaktadır.

    Hükümetler ve devletler

    Kapitalist merkezlerin hükümetlerine gelince, onlar Bush örneğinde olduğu gibi Yılbaşı ve Noel kutlamalarının zevklerine birbirini ayırdıklarından bu facia karşısında 1 defa daha duyarsızlıklarını göstermişlerdir. Kapitalist hükümetler Güney Asya ülkelerinin çalışan fakir insanlarının sırtından kazandıkları milyarlarca dolarların yanında, facia sonrası yaptıkları birkaç milyon dolarlık yardımlarla ne kadar hayırsever olduklarını da duyuru etmekte birbirleriyle yarışmakta geri kalmamışlardır. Üstelik bütün şeye rağmen, göz göre göre ve hiçbir şeye aldırış etmeden güce dayalı ekonomileri birlikte ekolojik dengeyi yıpratıcı yepyeni kararnameler çıkartmakta asla çekinmemektedirler. New York Times’ın manşet yaptığı 1 habere göre Bush yönetimi çıkarttığı kararnameye göre ABD’nin 155 ormanlık arazisi üzerindeki koruma önlemlerini gevşetme kararı almışlardı. böylelikle milyonlarca hektarlık arazi maden, petrol arama ve yazlıklar yapılmak üzere yapı sektörüne açılmıştır. Diğer kapitalist merkezlerde de durum bundan pek değişik olmamakla ile, “Küçük Amerika” ülkesine gelindiğinde yani ülkemizde bunun gibi çarpıcı örneklere genellikle rastlamak mümkündür. AKP Hükümeti’nin ormanlık araziler üzerine çıkarttığı kararnamelere 1 göz atmak yeterlidir.Üstelik bizde ekoloji üzerine 1 planlı anlayış geliştirilmediğinden ve buna ilişkin kurumsal yapılanmalar da oluşturulmadığından bütün şey başıbozuk kapitalizmin kuralları çerçevesinde işlemeye sürek etmektedir.

    Örnek alınacak davranışlar ve Kyoto Sözleşmesi

    Doğu Timor halkı uzun zamandır bağımsızlık mücadelesinde Endonezya Hükümeti birlikte çatışıyordu. Buna karşın zelzele ve tsunaminin yol açtığı felaket karşısında Doğu Timor’un fakir halkı Başbakanları Mari Alcatiri nezdinde 50 1000 dolarlık 1 yardım yapması dünya konjenktürü içinde insanlık adına değerlerin ölmediğini göstermesi bakımından umut vericiydi. Emperyalist-Kapitalist sistemin gadrine uğrayarak yıllardır birbirleriyle savaşan ve bu savaşta Doğu Timor nüfusunun üçte biri yok etmiş olmasına karşın, bu ülkenin Endonezya halkına yardım elini uzatması kapitalize edilmiş ilişkilerin anlayabileceği 1 şey değildir. Onlar sera etkisi denilen dünyayı bekleyen tehlike karşısında dahi buna önlem almayı kapsayan Kyoto sözleşmesini uygulamakta sermaye kaybına yol açar endişesiyle tereddütler içindedirler. Bilindiği üzere on sene içinde dünyamız lüks tüketimde ve imalatta kullanılan malzemelerin değişmeden eşdeğer türden kullanılması karşısında yüzde ikilik 1 karbon dioksit gazı artışına daha maruz kalacaktır. Artan karbondioksit gazı dünyayı 1 fanus içine alarak, güneş ışınlarının dışarı çıkmasını bütünüyle önleyecek 1 sera etkisi yaratacaktır.




  4. Nesrin
    Devamlı Üye
    Sera etkisi bildiğiniz gibi dünyaya gelen güneş ışınlarının zararlı olanlarını yansımadfan dünyada kalmasına denilmektedri, sera etkisi yaşanması ve ilerlemesi ilke dünya gereğinden fazla ısınmakta ve dünyada bulunan yaşam faaliyetleri zarar görmektedir.

+ Yorum Gönder


değişik hava koşullarında bizi bekleyen tehlikeler,  değişen hava koşullarında bizi bekleyen tehlikeler,  küresel ısınmanın sonucunda bizi bekleyen tehlikeler,  degişen hava koşullarında bizi bekleyen tehlikeler,  küresel ısınma nedeni ile bizleri bekleyen tehlikeler nelerdir,  küresel ısınma nedeni bizleri bekleyen tehlikeler nelerdir