+ Yorum Gönder
Ekoloji ve Çevre ve Ekosistem Forumunda Küresel ısınma Ve Doğal Afetler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Küresel ısınma Ve Doğal Afetler









    Küresel ısınma

    Atmosferdeki doğal sera etkisinin, insan faaliyetleri sonucunda daha da artarak küresel boyutta aşırı ısınmaya neden olmasıdır.

    Nedenleri; Fosil yakıtların dumanı ve endüstri gazları dengeyi bozması,
    CO2, metan, vb gazlar kontrolsüz olarak atmosfere salınması,
    Yer atmosfer arasında, doğal “Karbon Döngüsü”nün dengesinin bozulması,
    Maliyet artışları getireceği için yeterli derecede önlem alınmamasıdır.

    ETKİLERİ
    Her yıl milyonlarca ton “Karbon”un atmosferde birikmesi,
    Atmosferdeki fazla ısınmanın hızlı bir iklim değişimi yaratması,
    Kutupların ve dağ buzulların erimesine sebep olması,
    Kıyılarda deniz seviyesinin yükselmesi,
    Okyanus akıntılarının değişimi ile iklim dengesizliği,
    1998 yılı tarihteki en sıcak yıl olarak kayda geçmiştir.

    Deniz Seviyesi Değişimleri
    Günümüzün en önemli çevre sorunlarından biri küresel ısınma ve küresel iklim değişimidir. İklim değişimi senaryolarına göre iklim değişikliğinden en fazla, deniz seviyesinin yükselmesinden dolayı, kıyı bölgelerimiz etkilenecektir. Özellikle deniz su seviyesi artan bir hızla yükselmeye devam ederse gelecekte tuzlu deniz suyu ve dalgalar, denizlerin fırtınalardan dolayı kabarmaları çok daha yıkıcı etkilere sahip olabilecektir. Bu etkiler,
    a. Alçak arazinin su altında kalması,
    b. Plajlar ve dik sahillerde erozyon,
    c. Yeraltı ve yüzey sularının tuzlanması,
    d. Taban suyunun yükselmesi,
    e. Fırtına ve sel tahribatının artması,
    f. Deniz suyu seviyesindeki yükselme şeklinde özetlenebilir.

    Neler yapılmalı
    Atmosfere salınan gazlar kontrol altına alınıp azaltılmalı,
    “Kyoto Protokolü” hükümleri istisnasız uygulanmalı,
    Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin uygulaması denetlenmeli,
    İhlal eden ülkelere ağır yaptırımlar getirilmelidir.

    Küresel Isınma ve İklim Değişikliği
    Günümüzde iklim değişikliği toplumların en az kalkınma, açlık ve sağlık kadar dünyanın üzerinde durması gereken çevre sorunlarının başında gelmektedir. Tüm dünyada şehirleşme hareketleri kırsal kesimden olan göçler ile birlikte hızlanmakta, nüfus yoğunluğunun aşırı bir şekilde artması ve değişen yaşam standartları sonucuda, daha çok sanayi üretimine ihtiyaç duyulmaktadır. Artan şehirleşme, özellikle sanayi ve yerleşim bölgelerinden çıkan sera gazları ile çevre ve atmosferin büyük miktarda kirlenmekte ve küresel ölçekte havanın ısınma eğilimi de giderek artmaktadır. Böylece, canlı küreden (biyosferden) yukarı atmosfere (stratosfere) kadar olan kısım başta olmak üzere, günümüzde dünya atmosferinin kirlenmesi giderek artmaktadır. Bütün bunlar, doğayı tahrip ederek kentlerin iklimini değiştirmek ile birlikte su, kara ve havadaki yaşamı tümüyle tehdit eden çevre problemlerini de beraberinde getirmektedir.

    IPCC’nin Küresel İklim Modelleri ile yapılan projeksiyonlara göre 2030 yılında Türkiye’nin büyük bir kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecektir. Türkiye’de sıcaklıklar kışın 2C, yazın ise 2 ila 3C artacaktır. Yağışlar kışın az bir artış gösterirken yazın % 5 ila 15 azalacaktır. Bununla birlikte, şu an Türkiye’nin gece ve gündüz sıcaklıkları ile beraber yağış gözlemlerinin trend analizinde ise, Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özellikle gece sıcaklıklarında istatistiksel anlamda önemli artışların olduğu belirlenmiştir.

    Küresel ısınmanın sonucu ısınarak (termal olarak) genişleyen deniz suları ile birlikte kutup ve dağ buzullarındaki erime nedeniyle yükselen deniz suyu seviyeleri, kıyılarımızı (Van Gölü civarında olduğu gibi) olumsuz bir şekilde etkileyecektir. Küresel ısınma ile birlikte deniz seviyelerindeki yükselme de, önümüzdeki yüzyılın sonuna kadar 15 – 95 cm’ye ulaşabilecektir. Deniz sevilerinin yükselmesi ülkemizde yaz turizmi ve tarım sektörlerinde kayıplara neden olabilecektir. Isınma ile birlikte kar yağışları azalarak kış turizmi olumsuz yönde etkilenecektir. Yüksek basınç kuşağının kuzeye doğru kaymasına neden olacak ve bunun sonucunda düzensiz bir yağış rejimi ve kuraklık tehlikesi doğacaktır. Orman yangınlarında artış meydana gelecektir. Tarımsal ürünlerdeki çeşitliliğin azalması yanında türlerin değişmesi ve tatlı su sıkıntısı söz konusu olacaktır.

    Öneriler:
    1997 yılında yapılan Kyoto Protokolü, ülkelerin CO2 emisyonlarını, 2008-2012 periyodunda 1990 yılına göre % 5 oranında azaltmalarını öngörmüştür. Yine bu protokole göre ülkeler 2006 yılına kadar sera gazları ulusal izleme sistemi kuracaklardır. Ülkemiz gelişme sürecini olumsuz yönde etkileyeceği düşüncesi ile protokolü imzalamak için gelişmiş ülkelerin yer aldığı listeden çıkarılmayı istemektedir. Ancak yinede protokol şartlarına uyum sağlayacak çalışmalar ülkemizde disiplinler arası olarak sürdürülmelidir.

    Küresel iklim değişimi probleminin çözümüne katkıda bulunmak için onu sadece ekstrem hava olaylarında hatırlayarak spekülasyonlarda bulunmak yeterli değildir. 21. Yüzyıla girmek üzere olduğumuz bu günlerde kalkınma çabaları ile çevreyi yitirme endişeleri “Sürdürülebilir Kalkınma” kavramını ortaya çıkartmıştır. Böylece, Haziran 1992′de Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Çevre Uluslararası Konferansı (UNCED) adında bir Dünya Zirvesi de gerçekleştirilmiştir. Bu zirve sonucunda imzaya açılan beş temel belgeden biri olan (Local Agenda 21) Gündem 21’i de Türkiye kabul etmiştir. Artık Dünya, Gündem 21 ile gelecek yüzyıla hazırlanmaktadır. “Küresel Düşün, Yerel Hareket Et” felsefesi, ister küçük ister büyük olsun, yurtdışında bir çok yerel yönetim, belde ve belediye tarafından Yerel Gündem 21 programları ülkemizde de bir an önce yaygınlaşması gerekiyor.

    Bu sözleşme yükümlüklerinin tüm ülkeler tarafından eksiksiz yerine getirilmesi ve artık dünya atmosferine gaz salınışının tümüyle durdurulması durumunda bile, şu ana kadar atmosferde biriken sera gazlarının, 2100 yılına kadar etkili olacağı hesaplanmaktadır. Bu nedenle, bu problem ve onun olası sosyo-ekonomik etkilerini günümüzde ayrıntılı olarak inceleyip araştırılması gerekir. Bu tür araştırmaların yapılabilmesi için de tüm bilimcilere açık bir “İklim Veri Tabanı” oluşturulmalı ve bilimsel çalışmalar teşvik edilmelidir.









  2. AZMİYE
    Devamlı Üye





    Küresel ısınma dünya üzerinde ki sıcaklığın normalin üzerinde bir artış göstermesi olayıdır ve küresel ısınma dünyada son 50 yıldan beri saptanmıştır. Küresel ısınma şehirleşmenin artması sonucu sera gazlarının çoğalmasıyla yaygınlaşmıştır.




+ Yorum Gönder


content