+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve El Sanatları Arşivi Forumunda Kilim Sanatının Tarihi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mesport
    Moderators

    Kilim Sanatının Tarihi








    Kilim Sanatının Tarihi hakkında bilgi

    Halı-kilim sanatından söz etmeden önce onun ham maddesinin elde edilmesini sağlayan koyun ve onun ortaya çıkmasını sağlayan sosyal şartlardan söz etmek daha yerinde olur kanısındayız. Çünkü halı-kilim sanatı ile koyunun ehlileştirilmesi, göçebe hayatın şartlarından dolayı çadırların içinin döşenmesi ve çadır için gereken keçenin elde edilmesi arasında yakın bir ilişki vardır.

    Tarihçelere göre Altay bölgesindeki bir yer adından dolayı “Afanasevo kültürü” denilen kültür alanında, ilk kez at ehlileştirilmiş olup bu bölgede yaşayan insanların da Hunlar olduğu belirtilmiştir[2]. “Hayvan yetiştiren atlı göçebelerin, göç ederken, yük taşıyan hayvanlarca taşınabilecek, kolay nakledilebilen çadırlara ve çadır eşyalarına ihtiyaç vardı. Çadırların tanziminde Avrupa üslubunda mobilyalar tanınmıyordu. Böylece çadırların tanziminde en önemli rolü halılar oynuyordu… Uhlemann’a göre halıcılığın asıl vatanın tam kuru istep bölgeleri olduğunu, Klimatik hususiyetler de ortaya koyar… İstep kuşağının en karakteristik göçebe kavimleri Türk kavimleri olduğu için, halı yapımı ve yayımı bakımından oynadıkları rolün en büyük olduğu yolundaki düşünceler de tabidir. Bu pek çok mütehassısın üzerinde birleştiği bir fikirdir”[3]. Atla beraber koyun bozkır şartlarının vazgeçilmez hayvanıdırlar. At manevra gücüyle yoğun Çin nüfusu karşısında Türklere hayat hakkını sağlarken, koyun da yapağıyla giyinecek ve barınacakları eşyaların yapımına imkan vermiştir. Türkler koyunların yünlerinden keçeler yapmışlar ve koç başlarını da keçelerine, kilimlerine-halılarına vb damga olarak işlemişlerdir. Mesela “… Yenisey’in yukarı akımında ve Uygurlar’dan sonra, bir müddet Moğolistan da yaşayan Kırgızların halıları da keçe cinsindendi. Bunlarda kullanılan bezek motiflerine yerliler koçkardıng müzü (koçların boynuzu) derler”[4]. Türkleri’nin hâlâ keçeden ayakkabı-çizme yaptıklarını ve üzeri koç başlı nakışlarla işlenmiş keçeleri, bütün Türk cumhuriyetlerinde görmek mümkündür.

    HASIRCILIK
    Hasır, kurumuş bitki sapları ve saz gövdelerinin birbirine geçirilmesiyle örülen, genellikle taban dösemesi bazen duvar ve tavan kaplamasi olarak kullanilan bir cins yaygidir. Hasirlar, yapildigi sazin incelik, kalinlik ve türüne göre Trablus hasiri, Misir hasiri, Kaba hasir vb.adlar alirdi. Boyanmis sazlarla hasirlara desenler yapilirdi. Osmanlilarda hasircilik, XVII.yy’dan baslayarak önemli zanaat kollarindan biri durumuna geldi. Istanbul’da Hasircilar Çarsisi adiyla çarsisi bile vardi.Günümüzde hasircilik sadece kirsal kesimde belli oranda devam etmektedir.

    Hasır Alm. Strohmatte (f), Fr. Natt (f), İng. Rush mat; matting. Sazdan veya kabuk, yaprak gibi bitki kısımlarıyla örülmüş, taban döşemesi, duvar ve tavan kaplaması gibi çeşitli yerlerde kullanılan bir cins kilim.
    Kurutulmuş veya kurumuş bitkilerin sap, kabuk veya yapraklarından yapıldığı gibi, saz gövdelerinden yahut rafyadan örülen türleri de vardır. Daha çok hasır otu adı verilen ve bataklıklarda yetişen bir sazdan örülür. Hasır otu, hasır kilim örmek maksadıyla kullanıldığı gibi çeşitli şekillerde örülerek çok değişik yerlerde de kullanılabilir. Genellikle alta serilmek üzere yapılan “kaba hasır” denilen bir hasır türü Anadolu’da çok yaygındır. Kalın sazlardan yapılan bu hasır, kır kahvelerinde, evlerde ve camilerde yaygı olarak kullanılır.

    Hasır, eski Türk evlerinde çok kullanılan yaygılardandır. Türklerde taş veya toprak odaların tahta zemin üzerlerine hasır serilirdi. Hasırcılık 17. yüzyılda Osmanlılarda önemli sanat kollarından biri durumundaydı. Yapıldıkları sazların incelik ve kalınlık durumlarına göre Trablus hasırı, Mısır hasırı, kaba hasır gibi isimler alırdı. İstanbul’da ayrı bir Hasırcılar Çarşısı vardı.

    Ayrıca, hindistancevizi elyafından veya abak denilen bir çeşit ottan yapılan hasır, denizcilikte halat olarak kullanılır.

    Hyüzyıldan yapılan çanta, sofra örtüsü, zembil ve şişe koruyucuları günümüzde de kullanılmaktadır. Günümüzde hasırcılıkta bitki lifleri yerine suni elyaftan istifade edilmektedir. Koltuk, tabure, sandalye ve iskemlelerin oturulacak yerlerinde, sun’i elyaftan yapılan hasır örgüler kullanılmaktadır.

    Hasır örgüsü, boydan boya gerilmiş ipler arasından ince sazlardan yapılmış her lif, ya bir alttan, bir üstten veya iki alttan bir üstten geçirilerek tezgahlarda örülür. Küçük eşyalar ve koltuk, sandalye için kullanılacak hasırlar elde örülür.

    Hasır, dürülerek ve yuvarlanarak kaldırıldığı için kullanılması kolaydır. Halıların altında, duvar ve tavanda kullanılırken, rutubet geçirmemesi, havayı tutması, ucuz ve kolay bir dokuma şekli olması yüzünden asırlardır Türkler tarafından çok kullanılan bir yaygı türü olarak bilinmektedir.








  2. Acil

    Kilim Sanatının Tarihi isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder