+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve El Sanatları Arşivi Forumunda Cam yapımı, Cam Nasıl Yapılır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Cam yapımı, Cam Nasıl Yapılır








    Cam yapımı hakkında bilgi

    Mezopotamyalılar ile Eski Mısırlılar kum ve kül karışımının birlikte ısıtıldığında sert, say-dam ve kırılgan bir maddeye dönüştüğünü fark etmişlerdi. Bu yöntemle camın oluşabil-mesi için, kuma karıştırdıkları külde çok bol miktarda soda (sodyum karbonat) ya da potas (potasyum karbonat) bulunması gerekir; bu külleri büyük olasılıkla bazı deniz bitkilerini yakarak elde etmişlerdi. Tarihin bu ilk "cam yapımcıları" çok geçmeden, camın sıcakken kolayca biçimlendirilebilecek kadar yumuşak ve akıcı bir madde olduğunu, soğuduğunda ise toz halinde öğütülebilecek kadar sertleşti-ğini anladılar. İÖ 1500'lerde, sıcak camı ip gibi incelterek çamurdan bir kalıbın çevresine dolamayı ve birbirine kaynaşan cam ipler sertleşince bu kalıbı kırıp çıkararak değişik bi-çimlerde kaplar yapmayı öğrendiler. Suriyeli cam ustalarının bulduğu üfleme tekniği ise camcılık tarihinde çok ileri bir adımdı. Bu us-talar, çamurdan bir kalıbın çevresine camı ip gibi sarmaktansa, içi boş bir demir çubuğun ucunu sıcak cam kütlesine batırıyor ve delik-ten üfleyerek camı balon gibi şişirebiliyorlardı.
    Yüzlerce yıl önce cam yapımında kullanılan temel hammaddeler neyse bugün de hemen hemen aynıdır. Yalnız bugün, eklenen her maddenin cama ne gibi özellikler kazandıra-cağı biliniyor ve hammaddelerin türünde ya da oranında küçük değişiklikler yapılarak çok değişik nitelikte camlar üretilebiliyor. Camın değişmeyen temel maddesi silisli, yani silis-yum dioksitli kumdur. Bu kuma katılan öbür maddelerin niteliğine göre soda camı, potas camı ya da kurşun camı diye adlandırılan de-ğişik cam türleri yapılabilir. Günümüzde üre-tilen camların çoğu kum, soda (sodyum kar-bonat) ve kireçtaşından (kalsiyum karbonat) oluşan soda camıdır. El yapımı zarif kristal eşya ve sofra takımlarının, mercek, prizma gi-bi optik camların yapımında ise kum, kurşun oksit ve potastan (potasyum karbonat) oluşan kurşun camı kullanılır. Mutfak ve laboratu-varlarda kullanılan, payreks ticari adıyla tanı-dığımız ateşe dayanıklı borosilikat camları da kum, soda ve borakstan üretilir.
    Cam yapımında ilk adım, hammadde karı-şımını içindeki bütün maddeler eriyip birbi-riyle kaynaşıncaya kadar ısıtmaktır. Eskiçağ-larda bu eritme işi, odun ocaklarının üzerine oturtulan kil kaplarda yapılırdı. Oysa bugün genellikle mazot, gaz ya da elektrikle ısıtılan özel eritme fırınları kullanılır. Hammaddele-rin oranına göre 13Ü0°C ile 1500°C arasında ısıtılan karışım eridiği zaman macun kıvamın-da bir cam hamuruna dönüşür. Bu sıcak ha-mura istenen biçim verildikten sonra, camın soğurken gerilerek kopmasını ya da kırılması-nı önlemek için yavaş yavaş soğutulması, yani tavlanması gerekir. Tavlama fırını uzun bir tünel biçimindedir; cam eşya bu tünelden ge-çirilirken sıcaklık derece derece, öylesine ya-vaş düşürülür ki, camın soğuması açık havada kendi kendine soğumasından çok daha uzun bir süre alır.
    19. yüzyılın sonlarına kadar hemen her çe-şit cam eşya el işçiliğiyle üretilirdi. Oysa bu-gün, bazı özel parçalar dışında, bütün cam iş-leri çok hızlı makinelerde seri üretimle yapı-lır. Ama her iki yöntemde de model tasarımı çok önemlidir. El işçiliğinde cam ustası mode-li önceden tasarlamış olsa bile yapım sırasında değiştirebilir. Makine üretiminde ise model tasarımı mutlaka önceden yapılır ve üretim sırasında değiştirme şansı yoktur.

    Biçim Verme ve Bezeme
    Camı üfleme yöntemiyle biçimlendirmede, üfleme ustası demirden yapılmış ince uzun ve içi boş bir boru olan üfleme piposunu ya da çubuğunu potadaki sıcak cama daldırarak, pi-ponun ucuyla gerektiği kadar erimiş cam alır. Bu camı önce demirden bir masanın üzerinde yuvarlayarak küre biçimine getirir. Sonra bir yandan ağız deliğinden üflerken bir yandan da pipoyu kendi ekseni çevresinde döndüre-rek, ucunda şişen cam balona istediği biçimi verir.
    Bu yöntemle yapılan cam eşya tavlandıktan sonra, genellikle, üzerine aşındırıcı toz kap-lanmış metal bir çarka tutularak kesme tekni-ğiyle bezenir. Bazen de kum püskürterek, asit banyosuna daldırarak ya da çok sert ve sivri uçlu bir kalemle oyarak üzerine istenen de-senler işlenir.
    Erimiş camı, istenen biçim ve büyüklükteki bir kalıbın içine üflemenin çok daha kolay bir yöntem olduğu Romalılar zamanından beri biliniyordu. 19. yüzyılın ortalarından başlaya-rak şişe ve kavanoz yapımını daha da kolay-laştırmak için birçok makine tasarımı gelişti-rildi. Günümüzde hemen hemen bütün şişe ve kavanozlar otomatik makinelerde üretilir. Bir kalıbın içine akıtılan erimiş cama basınçlı ha-va uygulandığında cam kolayca kalıbın biçi-mini alır. Aynı yöntem cam boruların, su, şa-rap ve çay bardaklarının yapımında da kulla-nılır. Bugün dakikada 1.000 elektrik ampulü üretebilecek kadar hızlı çalışan makineler vardır.
    Tabak, kâse, fırın tepsisi gibi geniş ağızlı cam mutfak kapları ise genellikle presleme yöntemiyle biçimlendirilir. Bu makinelerde biri kabın dışını, öbürü içini biçimlendirecek olan iki ayrı kalıp vardır. Bazı kapların iki yarısı ayrı ayrı kalıplanır, sonra sıcakken bir-leştirilir.

    Düz Cam
    Düz cam ya da pencere camı eskiden elle ya-pılır ve iki ayrı yöntem uygulanırdı. Bunlar-dan ilki, 3-4 kilogramlık erimiş bir cam kütle-sini bir çubuğun ucuna takıp, yaklaşık 1,5 metre çapında yuvarlak bir "tepsi" haline ge-linceye kadar hızla döndürmeye dayanıyordu. Crown yöntemi denen bu teknik gerçekten büyük bir dayanıklılık ve beceri gerektiriyor-du. Çünkü ustanın eli kayşa ya da döndürme hızı bir an için bile değişse cam düzgün bir yuvarlak olmaktan çıkıyordu. Böyle bir aksi-lik olmazsa, dairesel cam levha soğuduktan ve ortasındaki demir çubuk çıkarıldıktan sonra istenen boyutlarda kesiliyordu. Ama camın tam ortasında, çubuğun bıraktığı yuvarlak bir iz her zaman kalıyordu.
    Bu yöntemle üretilen cam sertleşmeden ön-ce hiçbir yüzeye değmediği için çok pürüzsüz oluyordu; ama dairesel levhadan ancak küçük boyutlarda düz cam kesilebiliyor, üstelik orta-daki çubuk izi kalın ve mat olduğu için kesip çıkarmak gerekiyordu. Bu yüzden, nitelikli crown camı özellikle mercek, prizma gibi op-tik camların yapımında kullanıldı.
    Silindir yöntemi denen öbür geleneksel yöntem daha büyük, en az 1 nr'lik düz cam üretmeye elverişliydi. Bu yöntemde, cam üf-lenerek önce bir balon oluşturulur, sonra yas-sıltılarak büyük bir silindire dönüştürülür. Uçları kesilip ayrılan silindir soğumaya bıra-kılır; sonra yan kenarı boylamasına kesilip açılarak özel bir fırında yeniden ısıtılır ve pü-rüzsüz bir yüzeye yayılarak iyice düzleştirilir. Bu yöntemin 1930'Iarda makinelerle uygulan-maya başlaması 450 kg ağırlığında ve 12 metre uzunluğunda silindirlerin yapılmasına olanak verdi. Silindir yöntemiyle üretilen levha cam'ların yüzeyi çok pürüzsüzdür; ama genel-likle lunaparklardaki devaynaları gibi görün-tüyü biraz çarpıtır.
    19. yüzyıldan başlayarak, hem görüntüyü çarpıtmayan hem yüzeyi pürüzsüz olan büyük boyutlarda düz cam üretmek için çok çeşitli yöntemler denendi. Bunlardan özellikle ikisi, düşey çekme yöntemi ile haddeleme yöntemi, yerlerini yeni bir üretim tekniğine bırakıncaya kadar çok uzun yıllar uygulanmıştır.
    Düşey çekme yönteminde, demirden bir çubuk erimiş cam havuzuna daldırılarak yukarı çekilirken, çubuğa yapışmış olan cam eriyiği süzülerek aşağıya doğru akar. Bu arada soğu-***** sertleştiği için düşey bir cam katmanı oluşur. Tavlama kulesine doğru çekilerek dö-ner merdanelerin arasına giren cam katmanı, istendiği kadar inceltilip tavlandıktan sonra kesme bölümüne gider ve istenen boyutlarda kesilir. Bu yöntemle elde edilen düz cam pü-rüzsüzdür, ama genellikle görüntüyü çarpıtır.
    Haddeleme yönteminde ise sıcak cam önce eğimli bir tablaya dökülür, sonra merdanele-rin arasından geçirilerek istenen kalınlığa ge-tirilir. Ama sıcakken tablaya ve merdanelere sürtündüğü için yüzeyi oldukça pürüzlüdür. Bu nedenle üretimin son aşamasında taşlanıp perdahlanması gerekir. Bu yöntemle üretilen camlara, bir tablaya döküldüğü için dökme cam, merdanelerin arasından geçirildiği için de haddelenmiş cam denir. Banyo penceresi ya da duş kabini camları gibi saydam olması gerekmeyen, hatta yüzeyinin özellikle pürüz-lü ya da desenli olması istenen camların yapı-mında haddeleme yöntemi bugün de sık sık uygulanır. Camın yüzeyine özel bir desen vermek istendiğinde, bu deseni merdanelerden birinin üstüne oymak yeterlidir. Ayrıca, ara-larına ince bir tel örgü yerleştirilmiş iki cam levhayı merdanelerden aynı anda geçirerek telli güvenlik camları da yapılabilir.
    1950'lerde İngiltere'de geliştirilen "yüzdür-me cam yöntemi" bütün bu yöntemlerin sa-kıncalarını giderdiği için son yıllarda öbür üretim tekniklerinin yerini almıştır. Çünkü bu teknikle üretilen cam hem görüntüyü çarpıt-maz, hem de yüzeyi levha cam kadar pürüz-süz olduğu için ayrıca taşlama ve perdahlama gerektirmez.
    Yüzdürme tekniğine bu üstünlüğü sağlayan erimiş kalay banyosudur. Çok yüksek sıcak-lıkta eritilen cam hamuru bu kalay banyosuna akıtılır. Bu banyonun yüzeyinde sürekli bir şerit halinde akarak yüzerken, camın içindeki katışkılardan kaynaklanan bütün pürüzler de eriyerek yok olur. Eriyik halindeki kalayın yüzeyi son derece düzgün olduğu için, yüzen cam da çok düzgün bir katman oluşturur. Bu arada banyonun sıcaklığı yavaş yavaş düşürülür ve cam iyice soğuduktan sonra tavlanarak istenen boyutlarda kesilir. Özellikle vitrin, pencere ve ayna camı gibi çok büyük boyutlu cam levhaların ve görüntüyü çarpıtmaması gereken bütün özel camların yapımında en ekonomik yol yüzdürme yöntemidir.
    20. yüzyılda yalnızca sanayi ve bilim alanın-da değil günlük yaşamda da cam kullanımı çok büyük ölçüde arttığı için çok değişik amaçlara yönelik yeni cam türleri geliştiril-miştir. Darbeye dayanıklı kırılmaz camlar, çok yüksek sıcaklıklarda bile erimeyen ateşe dayanıklı camlar, cıva ve sodyum gibi çok ak-tif elementlerle bile kimyasal tepkimeye gir-meyen özel camlar, gözleri güneş ışınlarının zararlı etkilerinden koruyan polaroit gözlük camları cam teknolojisinin sunduğu yeni ola-naklardan yalnızca birkaçıdır.








  2. Acil

    Cam yapımı, Cam Nasıl Yapılır isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder