+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve El Sanatları Arşivi Forumunda Ebru sanatının tarihi ve önemli sanatçıları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Ebru sanatının tarihi ve önemli sanatçıları








    Ebru sanatının tarihi ve önemli sanatçıları

    Ebru sanatının tarihi

    Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır. Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu kesindir. Bazı İran kaynaklarında ilk kez Hindistan’da ortaya çıktığı yazılıdır. Hindistan’dan İran’a, oradan da Osmanlılar’a geçmiştir. Gene bazı kaynaklara göre de ebru Türkistan’daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar’a geçmiştir. Batıda ebru “Türk Kâğıdı” diye adlandırılır




    ebrusanatnntarihi.jpg


    Ebru sanatı tarih olarak çok eskilere dayanmakla birlikte bilinen ilk ebru, 1595 yılına aittir. Bu yıla gelene kadar bu sanatın uzun bir süre gelişme süresi geçirdiğini de göz önünde bulundurursak 1595 yılından çok çok öncelere varabiliriz. Bulunan bu ilk ebrulu kâğıdın sahibi Şebek Memed Efendi’dir. Memed Efendi ebru sanatına en çok katkı yapmış sanatçılardan biri olması ile de bu alanda ün yapmıştır. Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılı Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.

    Bu sanatı anlatan ilk esere ise 1608 yılında ebru yapımını anlatan Tertib-i Risale-i Ebri isimli eserde rastlanır. Ebru dünyasının en ünlü sanatçılarından bazıları Üsküdarlı Şeyh Sadık, Hezarfen Edhem Efendi,. Osmanlı kültürüyle beslenen bu sanat, gelenekselliği ve Türklere özgü oluşu ile günümüze kadar önemini sürdürmüştür. Bilinen en eski ebru kağıdı 1554 yılına aittir. Ebrunun tarihi Malik-i Deylemi tarafından Gürcistan’da yazılmış italik kıt’ada geçen Arapça tarihten anlaşılıyor. Ebru kelimesi Çağatayca “Ebre”, Farsça “Ebrî” bulutumsu, bulut gibi anlamına gelip, daha sonraları dildeki vokal değişmesiyle Ebru haline gelmiştir. Bütün klasik sanatlarımız gibi ebru sanatının tarihi hakkında tam bir bilgimiz yoktur. Ebru kağıdı çok eski devirlerde hat sanatının bir yardımcısı ve ciltçiliğin bir kolu olarak yaşamış bir sanattır. Kitap kaplarının içlerini yaprakları veya yazı levhalarının kenarlarını bordür olarak süslemek için kullanılmıştır. Bugün tekrar gündeme gelmiş, kendini yenilemiş olarak görülüyor. Son yıllarda resim gibi paspartolanmış ve çerçevelenmiş ebru çeşitleri ile sergiler açılıyor, çerçeveli veya çerçevesiz dükkanlarda satılıyor. Evlerimizi, bürolarımızı süslediği gibi gömleklerimizden sarkan kravat olarak ipekli kumaşlara basılmış görüyoruz. Dahası çinilere renk vererek hatip ve çiçekli battal veya çark-ı felek olarak girmiş, kırlentlerde aynı renk cümbüşüne karışan ebrularla göz zevkimize katılmış olduğunu görüyoruz. Büyük Türk yazarı Şemseddin Sami Bey Kâmûs-ı Türkî adlı lügâtında ebru için şöyle demektedir: “Ebru; aslı, Farsça Ebrî = bulut renginde ve daha doğrusu, Çağatayca Ebre = roba (elbise yüzü, kürk kabı) hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş, kağıt) = (isim) cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt.”



    Görülüyor ki gerek Kâmûs-ı Türkî yazarı Şemseddin Sami Bey’in verdiği bilgiler gerekse bu sanatı Buhara’da öğrenmiş olan Sadık Efendi’nin verdiği bilgilere göre kelime, zaman süreci bazı değişikliklere uğramıştır. Aslı Çağatayca olan bu kelime Anadolu’ya göç sırasında İran’dan geçerken kelime benzerliği nedeniyle “ebri”ye yurdumuzda ise “ebru”ya dönüşmüştür.

    Ebrunun kağıt üzerindeki bulutumsu görünüşü mermerdeki damarlara benzediği için Avrupalılar “papier marble”, “marbled paper”, Arap aleminde ise “Varak’l-i mucazza” yani damarlı kağıt olarak adlandırmışlardır.

    Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.

    Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.

    Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.

    Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.

    Son zamanlarda ele geçen bir yazma risale ebru hakkındaki bilgi eksikliğini nispeten gidermiştir. 1608 yılında yazılmış olan bu Tertib-i Risale-i Ebrî o tarihte ebruya dair bilinenlerin bir araya getirildiği bir bilgi hazinesidir.

    Kitap sanatları hakkında en eski kaynak eserlerimizden olan Menâkib-i Hunerveran 1586 da Gelibolu’lu Mustafa Ali Bey tarafından yazılmıştır.

    Bu kitapta; hat, tezhip, minyatür, cilt, oyma sanatlarından ve onlarla meşgul olan kimselerden Herat’ta yetişenlere kadar söz edildiği halde ebruculuktan ve ebruculardan bahsedilmediği görülmektedir. Kitap sanatkârları hakkında bir diğer eser ise, merhum Kilis’li Rifat’ın çevirisi Nefeszade İbrahim Efendi’nin, hattatlar, aharcılık, kağıt boyamacılığı, mürekkepçilik gibi sanatlardan söz edilen “Gülizar-ı Savap” isimli eserlerinde de ebrudan ve ebrucudan hiçbir bahis olmadığı görülüyor. Günümüzde ise önemli ebru sanatçıları: Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman’dır

    Önemli ebru sanatçılarımız:

    Şebek Memed Efendi:

    Bulunan bu ilk ebrulu kâğıdın sahibi Şebek Memed Efendi’dir. Memed Efendi ebru sanatına en çok katkı yapmış sanatçılardan biri olması ile de bu alanda ün yapmıştır. Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılı Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır.

    Şeyh Sadık, Hezarfen Edhem Efendi

    1608 yılında ebru yapımını anlatan Tertib-i Risale-i Ebri isimli eserde rastlanır. Ebru dünyasının en ünlü sanatçılarından bazıları Üsküdarlı Şeyh Sadık, Hezarfen Edhem Efendi,. Osmanlı kültürüyle beslenen bu sanat, gelenekselliği ve Türklere özgü oluşu ile günümüze kadar önemini sürdürmüştü

    Edhem Efendi (1829-1904)
    1829da Üsküdar’daki Özbekler Tekkesi’nde doğdu. Arapça ve Farsça bilirdi. Önemli ilk ebrucumuz. Kami mahlası kullandı. Dülgerlik, demircilik, oymacılık, dokumacılık, matbaacılık ve makinecilik ustasıydı. İlk kurşun boruyu dökmüş, üç beygirlik motor yapmıştır. Hezarfen olarak anılırdı.



    Hatip Mehmet Efendi (…..-1773)

    Ayasofya Camii din görevlisi. Hatip adı buradan geliyor. Önemli ilk ebrucularımızdan. Doğum tarihi bilinmiyor. Zühdi İsmail Ağa’dan sülüs-nesih yazı dersleri almış. Figüratif ebruyu o bulmuş. Hocapaşa’daki evinde çıkan yangında eserleriyle yanarak ölmüş

    Necmettin Okyay (1883-1976)
    Mürekkepçilik, aharcılık, okçuluk, gülcülük, mücellitlik, hattatlık ustası. Bu nedenle Hezarfen adıyla anılır. Ebruculuğu Edhem Efendi’den öğrendi. Medresetül Hattatin’de ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmenlik yaptı. Figüratif ebrunun ilk örnekleri olan çiçekli ebru türünü geliştirmiştir.


    Mustafa Düzgünman (1920-1990) /

    Ebruculuğu kuzeni Necmettin Okyay’dan öğrendi. İyi bir cilt, ud ve fotoğraf ustasıydı. Hatip Mehmet Efendi ile başlayıp Necmettin Okyay’la ilerleyen figüratif ebru sanatını geliştirmiş, bu mirasa papatya ebrusunu eklemiştir. Aktar olan Düzgünman’ı 1990 yılında yitirdik. Mezarı, Karacaahmet’tedir.


    ÇAĞDAŞ EBRU SANATÇILARIMIZ

    Niyazi Sayın (1927-İstanbul)
    Üsküdar’daki attar dükkanında Necmeddin Okyay, Mustafa Düzgünman ve dönemin önemli müzik insanlarıyla buluştu. Burada ney’e ilgi duydu. Ney sanatçısı olarak radyoya geçti. Futbol ve tenis oynadı. Fotograf çekti. Necmettin Okyay ve Mustafa Düzgünman’dan klasik ebru öğrendi.

    Nusret Hepgül (1920-İstanbul)
    Emekli Dz. Albayı. Ebru tarihi arastırmacısı. Yapı Kredi’nin açtığı ebru kursunda Taşkın Savaş’tan ders aldı. Eski ebruları 30 albümde topladı. Süleymaniye Kütüphanesi’nde Günümüz Ebrucuları 1990 adlı albümü bulunuyor. Kültür Bakanlığı Kütüphanesi’nde çok sayıda albümü var.


    Hikmet Barutçugil (1952 Malatya) /
    DGSA tekstil eğitimli. Emin Barın öğrencisi. ‘Barut Ebrusu‘ türünü geliştirdi. Açtığı sergilerin 46sı yurt dışında 32si yurt içinde. Uluslararası ödüller aldı. MSÜ Geleneksel El Sanatları Bölümü öğretim görevlisi. British Museum gibi dünyanın birçok müzesinde ve özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.


    Alpaslan Babaoğlu

    İngiltere’de Elektronik Mühendisliği okudu. 1989da Mustafa Düzgünman’dan ebru icazeti aldı. İlk kişisel sergisini 1990da Topkapı Sarayı’nda açtı. Toprak boya kullanarak ebru yapıyor. 1999 yılında pigment boya da kullandı. MÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ebru dersleri vermektedir.


    Fuat Başar (1953-Erzurum) /
    Fakülte yıllarında (1976) Hüsn-ü hat ile meşgul oldu. 1977de Düzgünman’la mektuplaştı. 1980de İstanbul’a yerleşerek Hattat Hamid Aytaç’tan yazı icazeti, 1989da Mustafa Düzgünman’dan ebru icazeti aldı. Bu tarihten itibaren hayatını profesyonel hattat ve ebrucu olarak sürdürmektedir.



    Timuçin Tanarslan (1943-Adana)

    1969-70 döneminde AİTİA’nden mezun. Ankara’da sahaflık yaptı. 1981de ebruya başladı. M. Düzgünman’dan icazetli. 1984te Topkapı, 1989da Yıldız Sarayı’nda ebru sergisi açtı. Mısır’da ebru gösterisi yaptı. K. B. yarışmalarından birincilikleri var. 1989-90da Sidney de segi açtı.







  2. Acil

    Ebru sanatının tarihi ve önemli sanatçıları isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


ebru örneklerine nerelerde rastlanır,  ebru örneklerine nerelerde rastlanır kısaca