+ Yorum Gönder
Sağlık Merkezi ve Engelliler Forumu Forumunda Zihinsel Engellilik Ve İletişim Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    Zihinsel Engellilik Ve İletişim








    Zihinsel Engelli Nedir

    Zihinsel engelli ne demektir arkadaşlar hemen bana açıklar mısınız?
    zihinsel-engellilik.jpg
    Sosyal hizmet uzmanı ve engelli arasındaki iletişim çok önemlidir. Bu çalışma zihinsel engelliler ve uzman arasındaki iletişim üzerine planlanmıştır. Sosyal hizmet uzmanının engelli kişi ile kurduğu hertürlü mesleki ilişki iletişime dayalıdır. Uzmanın kurduğu ilişki ise onun engelliye nasıl baktığına göre değişmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk başında engellilikle ilgili olarak teorik yaklaşım ve engellilik tanımları üzerinde kısaca durulacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise sosyal hizmet uzmanı ve engellinin etkileşimi ele alınacaktır. Son bölümde zihinsel engelli ile iletişimde oyunun önemi üzerinde durulacaktır.
    Giriş
    Sosyal hizmet mesleğinin en önemli uygulama alanlarından birisi engelli engelli ailesi ve engelli nüfusu bulunan toplumdur. Engelli olmayan toplumlar hemen hemen hiç yok gibidir. Ancak engellenen nüfusu az ya da fazla olan toplumlar sözkonusudur. Gelişmekte olan ya da az gelişmiş toplumlarda engelli nüfus daha fazla gelişmiş sanayi ülkelerinde ise daha az olarak tahmin edilmektedir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan toplumlarda engelli nüfusun artmasına yol açan faktörler daha fazladır ve engelli olmanın önlenmesi de zordur.
    Engellilik doğuştan ve kazanılmış olmak üzere iki ana grupta toplanabilir (BÖZİ 1999). Doğuştan olan engellilikte doğum öncesi doğum sırası ve anne ile ilgili faktörler çok belirleyicidir. Akraba evlilikleri kalıtım toplumda yaygın sağlık hizmetlerinin olmaması ya da bu hizmetlerin bölgeler arası eşit olmayan şekilde dağılmış olması kadın eğitiminin çok düşük olması anne olma yaşının küçüklüğü doğum öncesinde annenin sağlık kontrollerinin olmayışı çok çocuk dünyaya getirme doğumun sağlık personeli gözetimi altında yapılmamasıdoğum sırasında çocuk ve annenin bazı risklerle karşı karşıya kalması bulaşıcı hastalıklar çeşitli çocuk hastalıkları ateşlenme ve benzerleri doğum öncesi ve doğum sırasında engelliliğe yol açan faktörler olarak sayılırlar.
    Doğumdan sonra kazanılmış engelliliğe yol açan faktörler olarak ise kazalar hastalıklar ve doğal afetlerdir.
    Engelli olma durumu ile ilgili olarak öncelikle engeli bulunan kişilerin özel durumlarını belirleyici ortak isim bulmakta zorluk yaşanmaktadır. Özürlülük engellilik sakatlık anormallik muhtaçlık gibi çeşitli isimlendirmeler arasında ortak bir noktada buluşmak mümkün olmamaktadır. İkinci olarak ise engelli yada engelliliğin tanımlanması açısından bir güçlük sözkonusudur. Çeşitli kurum ve kuruluşlar engelliliğe bakış açılarını tanımlarına yansıtmaktadırlar. Örneğin 1475 Sayılı İş Kanunu 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu506 Sayılı S.S.K. kanunu 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu 2828 Sayılı SHÇEK kanunu 192 Sayılı gelir Vergisi Kanunu 2916 Sayılı Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar kanunu gibi.
    Ulusal mevzuatımızın içinde engelliler ile ilgili yaptırımların yanı sıra her kurum kendine göre engelliliği ve engelli olan kişiyi tanımlamıştır.
    Uluslararası mevzuat açısından bakıldığında ise Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) Dünya Sağlık Örgütü(WHO) Birleşmiş Milletler(UN)’in engellilik ile ilgili tanımlarının olduğu görülür. Engelliliğin tanımlanması engelli olma durumuna nasıl bakıldığını göstermektedir. Bu nedenle engelli olma durumun tanımlanmasından önce kısaca engelliliği ele alan bazı yaklaşımlar üzerinde durulacaktır.

    Teorik Yaklaşımlar
    Engelliliği tanımlamak hiç kolay olmayan birşeydir. Teorik yaklaşımların öncelikli hedefi konuya zemin oluşturmak ve yine konuya hangi açıdan nasıl bakıldığını göstermektir. Engellilikle en çok bilinen teorik yaklaşımlar medikal sosyal politik kültürel(Gilson ve Depoy2000) bakış açılarıdır. Bu yaklaşımların yanısıra engelliliğe ilgili olarak olumlu duygu ve düşüncelerin geliştirilmesine yönelik model çalışması da bulunmaktadır(Swain French2000) de bulunmaktadır.
    Engellilikle ilgili ilk teorik yaklaşım olan medikal modelin tıpta kullanılan hastalık bakışından doğduğu bilinmektedir. Bu görüş engelliliği bireysel bozukluklar ve biyolojiye bağlı olarak açıklamaktadır. Özellikle “normal” olmanın çok yaygın olduğu bir dönemde ortaya çıkan bu görüş engellilerin “normal” olması için gerekenler üzerinde durur(Arıkan2001).
    Sosyal model ise sosyal olarak yapılandırılmıştır. Engellilere yönelik olumsuz tavırlar engellilerin sınırlı fiziksel hareket etmelerisınırlı iletişimleri ya da kaynaklardan sınırlı yararlanıyor olmaları istedikleri şekilde rollerini yerine getirmelerine fırsat tanınmaması sosyal modelin gelişmesini hızlandırmıştır. Engellilik bir insan farklılığı olarak görülüp tedavi edilmesi ya da rehabilite edilmek zorunda olunan bir özellik olarak değerlendirilmemektedir. Bu bakış açısına göre kişinin iletişim içinde olduğu sosyal yapı ve hizmetler tarafından bu durum “problem” olarak görülmektedir. Engelli insanları değiştirmeye çalışmak ya da onu engelli olarak tutmak yerine tüm psikolojik fizikselsosyalmesleki gelişimi engelleyen çevresel ve sosyal engellerin kaldırılmasını ve hizmetlerin sunulmasını öngörür(Gilson ve Depoy2000).
    Politik ve kültürel yaklaşımların çıkış noktaları sosyal model olmaktadır. Politik model sosyal modele çok benzemektedir. Bu görüşe göre engellilik bireyin çalışma ve bir sosyal gruba ekonomik katkılarda bulunma kapasitesine müdahale eden bir koşul olarak görülür. Satınalma gücü olanlar tarafından elde edilen bazı ayrıcalıklar engelli kişilerden parça parça ya da tamamen uzak tutulmuştur. Çünkü engelli kişilerin değişecek şeyleri yoktur. Bu görüşe göre engellinin içinde yaşadığı toplum politikalar mevzuatlar ve hatta sosyal değişmeler engelliye uygun değildir. Ancak gelecekteki politikalar ancak engelliye uygun olacaktır(Gilson ve Depoy2000).
    Kültürel olarak engelliliği tanımlamak engelliliğin içsel belirleyicilerinin altında yatar. Engelli kişilerin biraraya toplanmasıyla özellik bulan bir söylevi vardır. bu görüşe görekendini engelli olarak tanımlayan kişiler aynı söylemleridilideneyimleri paylaştıkları özgün bir gruba dahildirler. Bu görüşe göre engellilik fikri bir gruba ait olma ve engellilik özdeşimini paylaşmayan diğer gruplardan ayrılmaktır. Irk sınıfcinsiyet ve güç bir birlik içinde sıkıca bağlanan engelli kişilerin paylaştıkları deneyimlerin önemli belirleyicileridir(Gilson ve Depoy2000).
    Engellilik ile ilgili teorik yaklaşımlardan kaynaklanan ya da bu yaklaşımlara yolaçan bazı engellilik tanımları ise şöyledir(BÖZİ1999):
    Dünya Sağlık Örgütü(WHO) engelliliği üç ayrı kategoride ele almaktadır.
    Yetersizlik(impairment): Sağlık bakımından psikolojikfizyolojik ve anatomik(fiziksel) yapı veya fonksiyonlardaki eksikliği ve anormalliği ifade eder.
    Özürlülük(Disability): Bir aktiviteyi normal tarzda veya normal kabuledilen sınırlar içinde gerçekleştirmekteki kısıtlılık veya yetersizliktir.
    Engellilik(Handicap): bir yetersizlik veya özür nedeni ile yaşa cinsiyete sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak kişiden beklenen rollerin kısıtlanması veya yerine getirilememesidir.
    Dünya Sağlık Örgütünün bu tanımı engelli kişilerin “kısıtlılığı” ve “normal” olmama durumunu vurgulamaktadır. Medikal modelin temelinde yatan “kısıtlılık” ve bireysel patoloji görüşünün temelinde bu tanımın önemli etkileri olmuştur(Arıkan2001).
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun İnsan Hakları Bildirgesi’ne ek 3447 Sayılı Sakat Kişilerin Hakları Bildirisinin 1. Maddesine göre özürlü[1] “normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar sakattır” şeklinde tanımlanmaktadır(BÖZİ;1999). Uluslar arası düzeyde kullanılan bu iki tanıma bakıldığında “normal” ve “kısıtlanma” konusunun vurgulandığı görülmektedir. Türkiye’de üzerinde anlaşılmış bir genel tanım ya da içerik çalışması bulunmamaktadır. Aynı zamanda engelli ve engelliliğe ilişkin biden fazla da kavram kullanılmaktadır. Özellikle son zamanlarda “özel ihtiyaç grupları “kavramı kullanılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavram yoksul korunmaya muhtaç engelli istismara uğramış bütün ihtiyaçları da kapsadığı için çok büyük bir genelleme yapılmış olmaktadır.
    Engellilik bedensel zihinsel ve ruhsal olmak üzere üç biçimde yaşanmaktadır. Bu çalışmanın konusu olarak zihinsel engelliler ele alınacaktır








  2. Merve Altıok
    Devamlı Üye





    zihinsel engelli insanlar kendilerini sosyal açıdan ifade edemeyişleri ve ihtiyaçlarını tek başlarına karşılayamayışları zihinsel engelli olarak adlandırılır. . .




+ Yorum Gönder