+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Türkçe ve Yabancı Diller ve English Forum Forumunda İngilizce kısa hikayeler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    İngilizce kısa hikayeler








    İngilizce kısa hikayeler


    Bu başlık altında çevrisi yapılmış türkçe ingilizce hikayeler paylaşalım bir çok öğrencimize yardımcı olalım..








  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    İlk hikaye..



    KAYIP YÜZÜK.
    BU HAYATTA BİRÇOK KÖTÜ ŞEYLER VUKU BULUR.
    HERGÜN BİZ GAZETELERDE BİRÇOK ŞEYLER OKURUZ.
    BAZAN ONLAR BİZİM BAŞIMIZA GELİR.
    ONLAR BİZE VUKU BULUR.
    O ZAMAN BİZ DÜŞÜNÜRÜZ.
    ETRAFTA HİÇ İYİ İNSANLAR KALMADI.
    SADECE KÖTÜ İNSANLAR VAR.
    ONLAR KÖTÜ ŞEYLER YAPIYORLAR.
    SONRA BİZ SİNİRLENİRİZ.
    ŞİMDİ BEN SİZE İYİ BİR HİKAYE ANLATACAĞIM.
    O GERÇEK BİR HİKAYEDİR.
    O BENİM BAŞIMA GELDİ.
    KIRDA BİR ARKADAŞIMLA KALIYORDUM.
    BEN LONDRA'YA TRENLE GİTTİM.
    BİR DÜKKANDAN BİRŞEYLER SATIN ALMAK İSTEDİM.
    BİRÇOK İSTASYONDA DÜKKANLAR VARDIR.
    DÜKKANLARDAN BİRİNE GİRDİM.
    BEN İKİ KİTAP VE BİR GAZETE SATIN ALDIM.
    ONDAN SONRA İSTASYONUN ÖBÜR TARAFINA GİTTİM.
    VE TRENE BİNDİM.
    TRENDE OTURDUM.
    GAZETEYİ OKUMAYA BAŞLADIM.
    TAM O SIRADA .
    ELİME BAKTIM.
    BENİM ALTIN YÜZÜK ORADA DEĞİLDİ.
    YÜZÜĞÜ KAYBETMEK BENİ ÇOK ÜZDÜ.
    KIYMETLİ BİR ARKADAŞIM ONU VERMİŞTİ.
    TRENİN DÖŞEMESİNE BAKTIM.
    EL ÇANTAMA VE CEKETİME BAKTIM.
    YÜZÜK ORADA DEĞİLDİ .
    YÜZÜK ORADA YOKTU.
    BEN "NE YAPACAĞIM" DİYE DÜŞÜNDÜM.
    YÜZÜĞÜ DÜKKANDA BIRAKMIŞ OLMALIYIM.
    EVET,YÜZÜĞÜ ORADA BIRAKTIM.
    ONU NASIL GERİ ALABİLİRİM.
    DÜKKANA GERİ GİDEMEM.
    EĞER GERİ GİDERSEM, TRENLE GİDEMEM.
    ARKADAŞIM TRENİ BEKLİYOR.
    EĞER ORADA OLMAZSAM ,ARKADAŞIM ENDİŞELENİR.
    BEN NE YAPACAĞIM.
    TRENİN PENCERESİNE GİTTİM VE DIŞARI BAKTIM.
    BİR ADAM MEKTUP TORBALARINI KOYUYORDU.
    TRENDEN İNDİM VE YERE BAKTIM.
    FAKAT YÜZÜK ORADA DEĞİLDİ.
    ADAM BENİ BAKARKEN GÖRDÜ VE YANIMA GELDİ.
    "BİRŞEY Mİ KAYBETTİNİZ" ,O DEDİ.
    SİZE YARDIM EDEBİLİRMİYİM.
    BEN "EVET" DEDİM.
    BEN YÜZÜĞÜMÜ KAYBETTİM.
    O BURADA DEĞİL.
    HERYERE BAKTIM.
    İSTASYONDAKİ DÜKKANDAYDIM.
    YÜZÜK ORADA OLMALI.
    FAKAT ONU ARAMAK İÇİN GERİ GİDEMEM.
    TREN ŞİMDİ GİDECEK.
    TRENE BİNMELİYİM.
    ADAM "SİZİN İÇİN DÜKKANA GİDECEĞİM" DEDİ.
    FAKAT SİZİN ZAMANINIZ YOK.
    TREN HEMEN ŞİMDİ KALKIYOR.
    BEN ÇABUCAK DÜŞÜNDÜM.
    EĞER YÜZÜĞÜ BULURSANIZ ,BANA TELEFON EDEBİLİRMİSİNİZ.
    O(E) "EVET" DEDİ.
    SİZE TELEFON EDECEĞİM.
    BEN ONA NEREYE TELEFON EDECEĞİNİ SÖYLEDİM.
    VE O ONU BİR KAĞIT PARÇASINA YAZDI.
    BEN "İSMİNİZ NEDİR" DİYE SORDUM.
    O " BENİM ADIM HAWKINS'DİR" DEDİ.
    LONDRA'YA GERİ GELDİĞİMDE SİZİ BU İSTASYONDA BULABİLİRMİYİM.
    "EVET" DEDİ ADAM.
    BEN TRENLERDE ÇALIŞIRIM.
    ALBERT HAWKINS DİYE SORUNUZ.
    EĞER YÜZÜĞÜ BULURSANIZ ,LÜTFEN ONU MUHAFAZA EDİNİZ.
    ONU BULDUĞUNUZDA BANA BİLGİ VERİN.
    AHALİ TRENE ÇABUCAK BİNİYORDU.
    VE KAPILARI KAPATIYORDU.
    BEN DE TRENE BİNDİM.
    O BEN BAŞIMI PENCEREDEN DIŞARI UZATTIM.
    BEN "TELEFONUMU HATIRLIYORMUSUNUZ" DEDİM.
    O(E) "HATIRLIYORUM" DİYE CEVAP VERDİ.
    TREN HAREKET ETTİ.
    "ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM,MR.HAWKINS" DEDİM.
    TREN İSTASYONDAN ÇIKTI.
    VE BEN OTURDUM.
    VE YÜZÜĞÜMÜ DÜŞÜNDÜM.
    ONU BURADA BIRAKMAK BENİ ÇOK ÜZMÜŞTÜ.
    "ONU BİR DAHA GÖREMEYECEĞİM" DİYE DÜŞÜNDÜM.
    EĞER HAWKİNS ONU BULURSA .
    ONU BİR DÜKKANA GÖTÜREBİLİR.
    VE ONU BİRÇOK PARAYA SATABİLİR.
    VEYA BAŞKALARI ONU BULABİLİR.
    ONU SAKLAR VEYA SATAR.
    BİR DAHA YÜZÜKTEN HABER ALAMAYACAĞIM.
    ÇOK ÜZGÜNDÜM.
    DIŞARI UZAKLAŞMAK İSTEMİYORDUM.
    İSTASYONA GERİ DÖNMEK İSTEDİM.
    FAKAT TREN HIZLA GİDİYORDU.
    YAKLAŞIK BİR SAAT SONRA TREN DURDU.
    VE TRENDEN İNDİM.
    ARKADAŞIM BENİ İSTASYONDA BEKLİYORDU.
    ONUN EVİNE GİTTİK.
    BEN ONA(K) HİKAYEMİ ANLATTIM.
    VE O ÇOK ÜZÜLDÜ.
    BİZ EVE VARDIK.
    ARKADAŞIM ARABASINI KOYMAK İÇİN GİTTİ.
    O ANDA BİR TELEFON DUYDUM.
    BEN CEVAP VERDİM.
    VE BİR ADAM KONUŞTU.
    LİVERPOOL İSTASYONUNDAN ALBERT HAWKINS.
    "MR. HAWKİNS" DEDİM.
    YÜZÜĞÜMÜ BULDUNUZMU.
    O "EVET " DEDİ.
    ONU BULDUM.
    SİZ ONU DÜKKANDA BIRAKMIŞINIZ.
    BİRİSİ ONU BULMUŞ.
    VE DÜKKANDAKİ KADINA VERMİŞ.
    ONA(K) YÜZÜĞÜ BAHSETTİM.
    VE O(K) BANA YÜZÜĞÜ GÖSTERDİ.
    O SİZİN YÜZÜK OLMALI.
    " ÇOK MEMNUN OLDUM" DEDİM.
    ÇOK, ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
    ONU SİZDEN DAHA SONRA ALACAĞIM.
    O(E) "NİÇİN BEKLİYECEKSİNİZ" DEDİ.
    SİZE GÖNDEREBİLİRİM.
    "FAKAT SİZE ZAHMET OLUR" DEDİM.
    "HİÇ ZAHMET OLMAZ" DEDİ HAWKINS.
    "ÇOK MEMNUN OLURUM".
    BEN ONA(E) ADIMI VERDİM.
    O "YARIN GÖNDERECEĞİM" DEDİ.
    İKİ GÜN SONRA BANA BİR MEKTUP GELDİ.
    İÇİNDE BENİM YÜZÜĞÜM VARDI.
    KAĞITTA ŞUNLAR YAZILIYDI.
    "SİZE YARDIMCI OLDUĞUM İÇİN MEMNUNUM".
    BEN HAWKİNS'E BİRAZ PARA
    VE BİR TEŞEKKÜR MEKTUPU GÖNDERDİM.
    FAKAT YÜZÜĞÜ İLK BULAN KİŞİYE TEŞEKKÜR EDEMEDİM.
    ONLARIN ADLARINI ÖĞRENEMEYECEĞİM.
    ONLAR ZENGİN KİŞİLER DEĞİLDİ.
    ONLAR İYİ KİŞİLERDİ.





  3. Gizli @ yara
    Özel Üye
    The lost rıng.
    Many bad thıngs happen ın thıs lıfe.
    Every day we read ın the newspapers.
    Sometımes they happen to us .
    Then we thınk.
    There are some bad people.
    They are doıng bad thıngs.
    Then we get very angry.
    ıf we are angry.
    We are unhappy.
    ıf we are unhappy.
    We make other people unhappy.
    Now you wıll read a real story.
    ıt happened to me.
    ı was goıng to stay wıth a frıend .
    ı went lıverpool statıon.
    ı wanted to buy somethıng ın a shop.
    Bıg statıons have shops.
    ı went ınto one of the shops.
    And ı bought two books and a newspaper.
    Then ı went back to the other sıde of the statıon.
    ı sat ın the traın.
    ı started to read the newspaper.
    Just then, ı looked at my hand.
    My gold rıng was not there.
    ıt made sad me very much to lose the rıng .
    Thıs rıng was gıven to me by a dear frıend.
    ı looked on the floor of the traın.
    Then ı looked ın my coat and my handbag.
    "what shall ı do" ı thought.
    Dıd ı have ıt ın the shop.
    ı have lost ıt.
    How can ı get ıt.
    ı can't go back to the shop.
    ıf ı do.
    The traın wıll go wıthout me.
    My frıend wıll meet the traın.
    ı went to the wındow of the traın.
    And ı looked out.
    A man was puttıng some bags.
    ı got out of the traın.
    And ı looked on the ground.
    But the rıng was not there.
    The man saw me .
    And he came up to me.
    "have you lost somethıng" he saıd.
    "yes" ı saıd.
    ı've lost my rıng.
    ıt's not here.
    ı've looked at everywhere.
    ı was ın the shop on the other sıde of the statıon.
    ıt must be there.
    But ı can't go back to look for ıt.
    The traın wıll go now .
    "ı'll go to the shop for you" the man saıd .
    ıf the rıng ıs there.
    ı'll brıng ıt to you.
    "ıt's very kınd of you" ı saıd.
    But you have not tıme.
    "the traın goes very soon now".
    ı thought quıckly.
    ıf you fınd the rıng.
    Wıll you telephone to me.
    "yes" he answered.
    ı'll telephone you.
    He wrote the address on a pıece of paper.


    Devamı aşağıda





  4. Gizli @ yara
    Özel Üye
    "what ıs your name" ı asked.
    "my name ıs hawkıns" he saıd.
    Can ı fınd you agaın on thıs statıon.
    When ı come back to london.
    "yes" the man saıd.
    "ı work on the traıns".
    "just ask for hawkıns".
    "ıf you fınd the rıng".
    Please take care of ıt.
    Please let me know .
    ıf you fınd ıt.
    People were gettıng ınto the traın quıckly.
    And they were shuttıng the doors.
    ı got ınto the traın ,too.
    Then ı put my head out of the wındow.
    You wıll remember to telephone.
    "ı'll remember " hawkıns answered.
    The traın began to move.
    "thank you very much, mr.hawkıns".
    ı called out to hım.
    The traın went out of the statıon.
    And ı sat down.
    And ı thought about my rıng.
    ıt made me very sad .
    "ı shall never see ıt agaın" ı thought.
    ıf that man hawkıns fınds ıt.
    He can take ıt to a shop.
    And he sell ıt for a lot of money.
    ı shall never hear anythıng about my rıng.
    ı was very sad.
    ı dıd not want to go away.
    ı wanted to go back to the statıon.
    And ı wanted to look for my rıng.
    But the traın went faster and faster.
    About an hour later.
    The traın stopped.
    And ı got out.
    My frıend was there wıth her car.
    We went to her house.
    ı told her my sad story.
    And she was very sorry.
    We got to the house.
    And my frıend went to put the car .
    ı took off my coat.
    And ı put my bag ın my room.
    Just then,ı heard the telephone.
    ı answered ıt.
    And a man spoke.
    "thıs ıs hawkıns speakıng" he saıd.
    "oh! Mr. Hawkıns " ı saıd.
    "have you found my rıng".
    "yes" he saıd.
    "ıt's all rıght".
    ı've found ıt.
    You left ıt ın that shop.
    Someone found ıt .
    And he gave to the woman ın the shop.
    ı asked her about the rıng.
    And she showed to me.
    ıt must be your rıng.
    "ı'm pleased" ı saıd.
    "thank you very much".
    "ı'll get ıt from you later".
    Why wıll you waıt so long.
    ı can send ıt to you.
    Where shall ı send.
    But that's a lot of trouble for you.
    "no trouble at all" hawkıns saıd.
    ı'm pleased .
    ı gave hım my name .
    "ı'll send ıt tomorrow" he saıd.
    Then he went away.
    Two days later.
    A letter came for me.
    My rıng was ın the letter.
    ı sent hawkıns some money .
    And a letter of thanks.
    But ı could not thank the people .
    Who found the rıng.
    ı shall never know theır names.
    They were not rıch people.
    They were good people.


    Son


  5. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Mavi kuş.
    Yaşlı *emma bir küçük evde yaşıyordu.
    Ev küçük bir kasabadaydı.
    O(k) bir yaşlı kadındı.
    çok fazla dışarı çıkamıyordu.
    Bazan o(k) hastalandı.
    O zaman o(k) yatakta istirahat etti.
    *emma çok kişiyi görmedi.
    Mrs. Mooney isimli bir kadın eve geldi.
    O(k) evi temizledi.
    O(k) *emma'ya biraz yiyecek getirdi.
    Fakat *emma çoğu zaman yalnızdı.
    Onun(k) arkadaşı bir küçük mavi kuştu.
    Kafasında bir beyaz benek vardı.
    O kuş kafesinde yaşadı.
    Dışarı çıkmak istediğinde bir ses yapardı.
    Ses konuşmayı andırırdı.
    *emma hergün küçük kuşla konuştu.
    Kuş çeşitli seslerle cevap verdi.
    *emma kuşu çok sevmişti.
    O(k) kuşu *bılly diye çağırdı.
    Ahali yeni evler yapıyordu.
    Bu evlerde yaşayan kişiler gençti.
    Onların çoğunun çocukları vardı.
    Birgün mrs. Mooney kuş kafesini açtı.
    Kapıyı açık bıraktı.
    Odada hiç kimse yoktu.
    Bılly kuş kafesinden çıktı.
    Ve pencereden dışarı çıktı.
    *emma odaya geldiğinde mavi kuş gitmişti.
    Zavallı *emma çok üzüldü.
    O(k) mrs. Mooney'i çağırdı.
    Niçin kuş kafesinin kapısını açık bıraktın.
    Bılly gitmiş.
    O asla geri gelmeyecek.
    Bazı hayvanlar onu yiyecek.
    Benim zavallı küçük kuşum.
    Ben ne yapacağım.
    O(k) ağlamaya başladı.
    "çok üzgünüm" dedi mrs. Mooney.
    Kapıyı kapatmayı unutmuşum.
    Ağlamayın.
    O tekrar geri gelecek.
    O başka yerleri görmeye gitti.
    Pencereyi açık bırakın.
    O zaman o yolunu bulabilir.
    Zavallı *emma çok mutsuzdu.
    O(e) bir hayvanın *bılly'i yediğini düşündü.
    O(k) başka birşey düşünemedi.
    Kasabanın diğer tarafında.
    Bir aile bir yeni eve taşınıyordu.
    Onların isimleri *davıd ve *vera idi.
    *vera kitapları yerleştiriyordu.
    *davıd çantaları eve taşıyordu.
    Güzel bir gündü.
    Küçük ev temiz ve yeni göründü.
    *vera mutluydu.
    Ev onun(k) ilk eviydi.
    Hemen hemen hepsi yeniydi.
    O esnada o(k) pencere yanında bir ses duydu.
    O(k) bakmaya gitti.
    Orada bir küçük mavi kuş oturmuştu.
    "çok güzel bir kuş" dedi *vera.
    "david".
    Gelirmisin.
    Ve bu küçük kuşa bakarmısın.
    Davıd odaya geldi.
    Ve o(e) da baktı.
    O "iyi" dedi.
    "o çok iyi".
    "mavi kuşlar insanları mutlu eder".
    Biz burada mesut olacağız.
    Onun(e) karısı güldü.
    O(k) "ne kadar hoş" dedi.
    Fakat o nereden geldi.
    O bizimle kalacakmı.
    "biz onu alıkoyamayız" dedi *davıd.
    Birisi onun sahibidir.
    Onlar onu kaybettikleri için mutsuzdur.
    Fakat o nasıl geri dönebilir.
    O yolu bulamayacak.
    "kuşlar çok şey bilir" dedi davıd.
    Pencere açık kalsın.
    Ozaman o istediği zaman gidebilir.
    Yemek için birşey istemeli.
    Biraz ekmek getireceğim.
    Onlar kuşa birkaç parça ekmek verdi.
    Ve o hepsini yedi.
    Sonra o biraz su içti.
    Ve sandalyede uykuya daldı.
    *vera ve *davıd bütün gün diğer odalarda çalıştı.
    Geceleyin onlar küçük kuşu hatırladı.
    Onlar öndeki odaya gittiler ve baktılar.
    Kuş hâlâ oradaydı.
    "biz onu dışarı koymamız lazım" dedi *davıd.
    Pencereyi bütün gece açık bırakamayız.
    Onu yatak odalarından birine koyalım.
    Pencereyi açık bırakabiliriz.
    O(k) küçük kuşu ellerine aldı.
    Ve yatak odasına götürdü.
    *davıd bir küçük kutu koydu.
    Kutunun içinde bir parça bez vardı.
    Kuşu onun içine koydular.
    Onlar kutunun yanına biraz su koydular.
    Ve onlar bir parça ekmek koydular.
    Sonra pencereyi açtılar.
    "iyi geceler, küçük kuş" dedi *vera.
    Bizi görmeye geldiğin için teşekkür ederiz .
    Biz burada mesut olacağız.
    Biliyorum.
    Ertesi sabah ,onlar diğer odaya baktılar.
    Mavi kuş gitmişti.
    Kasabanın diğer tarafındaki evde.
    Yaşlı *emma gözlerini açtı.
    O(k) mavi kuşu düşündü.
    Onun yokluğuna nekadar üzülmüştü.
    O(k) kalktı .
    Giyinmeye başladı.
    Tam o esnada.
    O(k) pencereden bir küçük ses duydu.
    Mavi kuş orada oturmuştu.
    Yaşlı *emma çok mutlu oldu.
    " bılly " dedi.
    Sen geri döndün.
    Sevgili küçük *bılly.
    Seni gördüğüme memnun oldum.
    Niçin uzaklaştın.
    O(k) kuşa dokundu.
    O konuşmaya çalıştı.
    O esnada mrs. Mooney geldi.
    "ben ne söylemiştim" diye bağırdı.
    "o salimen geri geldi".
    "evet" dedi *emma.
    Tekrar gitmemeli.
    O(k) kuşu ellerine aldı.
    Ve onu kafese taşıdı.
    Fakat kuş kafese girmek istemedi.
    Uzaklaşmaya çabaladı.
    "kuş kafese girmek istemiyor" dedi mrs. Mooney.
    "o kapalı kalmaktan hoşlanmıyor".
    "oraya koyma" dedi.
    "fakat tekrar gider " dedi *emma.
    "isterse gider" dedi mrs mooney.
    Pencerenin yanında kalsın.
    *emma kuşun gitmesine müsade etti.
    Ve kuş pencerenin yanına oturdu.
    O dışarı gitmedi.
    Ve sadece orada oturdu.
    Odada dolaşmaktan hoşlanmıştı.
    *emma onu tekrar kafese koymak için uğraşmadı.
    Pencere daima açık kaldı.
    Bazan kuş dolaşmaya gitti .
    Ve bir ağaçta oturdu.
    Fakat o daima geri geldi.
    Iki yıl sonra .
    Bir gün *emma iyi değildi.
    Yatakta kalmak zorundaydı.
    Mavi kuş yatağın yanına oturdu.
    Kuş daima orada oturdu.
    O gece *emma gözlerini açtı.
    Ve ışığı yakmaya çalıştı.
    Onun(k) eli küçük kuşa dokundu.
    O zaman o yatağa geri düştü.
    O(k) tekrar kımıldamadı.
    Mrs. Mooney sabahleyin geldi.
    Ve *emma'ya seslendi.
    Fakat *emma ona(k) cevap vermedi.
    Mrs. Mooney ona(k) dokundu.
    Ozaman o(k) çabucak gitti.
    Ve doktora telefon etti.
    Doktor geldi ve *emma'ya baktı.
    O(e) "o(k) geceleyin ölmüş" dedi.
    "o(k) hiçbirşey bilmiyordu".
    "o(k) çok yaşlıydı" .
    "şimdi o(k) sakin ve mesut gözüküyor".
    Mrs. Mooney odaya baktı.
    "kuş nerede " diye söyledi.
    O daima buradaydı.
    O gitmiş.
    "pencere açık " dedi doktor.
    "o uzaklaşmış".
    "doğru olmayacak".
    Yaşlı *emma kuşu çok sevmişti.
    O(k) bana demişti.
    "eğer ölürsem ".
    "lütfen *bılly'ye bak".
    Ben "pekala" demiştim.
    Onu memnun etmek için söylemiştim.
    Fakat onu istemiyorum.
    Evimde bir kuş istemiyorum.
    Fakat ona kötü birşey olmasını istemiyorum.
    "kuşlar kendilerine bakabilirler" dedi doktor.
    O başka bir ev bulmak için gitmiş.
    Mrs. Mooney pencereyi açık bıraktı.
    Fakat mavi kuş asla geri dönmedi.
    *scott'ların evinde .
    Onların kızları hastaydı.
    O(k) bir yaşındaydı.
    O(k) çok hastaydı.
    Onun annesi yanına oturmuştu.
    O(k) endişeli görünüyordu.
    çocuğun yüzü beyazdı.
    Ve o(k) hiç kımıldamıyordu.
    O esnada *vera_scott pencereden bir ses duydu.
    Orada mavi kuş oturmuştu.
    Mavi kuş geri geldi.
    şimdi iyi şeyler vuku bulmalı.
    Mavi kuş geldi.
    Sessizce kızın yanına oturdu.
    *vera ona baktı ve bekledi.
    Bir müddet sonra çocuk gözlerini açtı.
    O(k) mavi kuşa baktı.
    Ve eliyle kuşa dokundu.
    Onun(k) annesi içecek birşey verdi.
    Ve o(k) uykuya daldı.
    Az sonra doktor geldi.
    Dikkatle çocuğa baktı.
    Ve ona(k) dokundu.
    Sonra annesine döndü.
    "o(k) daha iyi" dedi doktor.
    "o(k) çok daha iyi".
    Artık endişelenme.
    O(k) yaşayacak ve iyileşecek.
    Sonra
    o(e) mavi kuşu gördü.
    "bu kuşu nereden getirdiniz" diye söyledi.
    "bilmiyorum" dedi *vera.
    O şimdi pencereye geldi.
    Daha önce bir sefer gelmişti.
    Fakat tekrar geri gitti.
    O aynı kuş.
    Onun hakkında birşey biliyormusun.
    "öyle zannederim" dedi doktor.
    O(e) ona(k) *emma hakkında anlattı.
    "o zaman bunu alıkoyabilirmiyiz".
    "niçin olmasın" dedi doktor.
    "hiç kimse onu istemiyor".
    "ben istiyorum" dedi *vera.
    O gelir gelmez kız çocuğumuz daha iyi oldu.
    Mavi kuş bizimle kalacak.
    Ve onu yaptı.


  6. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Ingilizcesi

    the blue bırd .
    Old emma lıved ın a small town.
    ın a small house .
    She was an old woman .
    She could not go out any more .
    Sometımes she was ıll .
    Or very tıred.
    She have to stay ın the bed .
    She dıd not see many people .
    A woman called mrs, *mooney came .
    She brought her some food .
    She cleaned the house .
    But *emma was alone .
    Her greatest frıend was a small blue bırd .
    ıt has a whıte mark.
    On ıts head.
    ıt lıved ın a bırdcage ın the room .
    ıt made a noıse .
    When ıt wanted to come out .
    The noıse sounded lıke talkıng .
    Emma spoke wıth the small bırd each day .
    Bırd answered her wıth the varıous noıses .
    Emma loved the bırd very much .
    She called ıt *bılly .
    There people were buıldıng the new houses .
    Lıvıng person ın these houses were young .
    The most of them had chıldren.
    One day mrs. Mooney cleaned the bırdcage.
    She left the door open .
    No one was ın the room .
    *bılly came out of the bırdcage.
    ıt went over to the wındow .
    When emma came ınto the room .
    Blue-bırd has gone .
    Poor emma was very sad .
    She called mrs. Mooney .
    Why dıd you leave the door of the bırdcage open .
    *bılly has gone .


    Devamı var


  7. Gizli @ yara
    Özel Üye
    He wıll never come back.
    An anımal can eat hım .
    My poor lıttle bırd .
    What shall ı do .
    She started to cry .
    Mrs *mooney saıd "ı am very sorry ".
    ı forgot closıng the door .
    Do not cry .
    ıt wıll come back agaın .
    ıt has gone to see the other places .
    Leave the wındow open.
    Then ıt can fınd ıts way .
    Poor emma was very unhappy .
    She thought *bılly .
    She could not thınk about anythıng else .
    On the other sıde of the town .
    A famıly was movıng to a new house .
    Theır name were davıd and vera .
    Vera was puttıng the books ın front room .
    Davıd was carryıng the bags to the house .
    ıt was a beautıfull day .
    The lıttle house looked very clean and new .
    Vera was very happy .
    The house was fırst house .
    Nearly all was new .
    Just then.
    She heard a small noıse by the wındow.
    She went to look at .
    A small blue bırd sat there .
    Vera saıd "very beatıfull bırd, ".
    "*davã�d ".
    Do you come .
    Do you look at to thıs small bırd .
    *davıd came to the room .
    And he also looked at ıt .
    He saıd "good ".
    " blue bırds make the people happy ".
    We wıll become happy here .
    Hıs wıfe laughed .
    She saıd "how_much nıce ".
    Where dıd ıt come from .
    Wıll ıt stay wıth us .
    Davıd saıd " we must not keep ıt ".
    Somebody must own ıt.
    They'll be unhappy to lose ıt .
    "how wıll ıt return " saıd vera .
    ıt wıll not fınd the way .
    *davıd saıd " bırd knows a_lot_of thıngs ".
    Leave the wındow open .
    ıt can go when ıt wants .
    " ıt must want somethıng to eat " saıd vera.
    ı wıll brıng some bread .
    They gave the bırd a few pıeces of bread .
    ıt ate them all .
    Then ıt drank some water .
    And ıt fell asleep on the chaır .
    Vera and davıd worked all day.
    ın other rooms .
    At nıght,.
    They remembered the small bırd .
    They went down and looked ın the front room.
    Bırd was stıll there .
    " we have to put ıt out " saıd *davıd.
    We can not leave the wındow open all nıght .
    We can open the bedroom wındow open .
    She took the blue-bırd ın her hands .
    And she carrıed ıt to bedroom .
    Davıd put one small box .
    There was a pıece of cloth ın the box .
    They put the bırd to the box.
    They put some water near the box .
    And they put a pıece of bread .
    Then they opened the wındow .
    Vera saıd "good nıght , small bırd ".
    Thank you for comıng to see us .
    We shall be happy here .
    ı know .
    The next mornıng.
    They looked at ın the other bedroom .
    Blue bırd has gone .
    ın the house ın other sıde of the town .
    Old emma opened her eyes .
    She thought about her blue bırd .
    She got up .
    She began to dress .
    Just then .
    She heard a small noıse by the wındow .
    Blue bırd has sat there .
    Old emma was very happy .
    She saıd "*bılly ".
    You returned .
    Dear , small bılly .
    You've come back .
    ı'm glad to see you .
    Why dıd you go away .



    Devamı var


  8. Gizli @ yara
    Özel Üye
    She touched the bırd .
    She trıed to talk .
    Just then.
    Mrs *mooney came ın .
    She crıed "what dıd ı say ".
    " ıt has come back ".
    "yes" saıd emma .
    ıt must not go agaın .
    She took the bırd ın her hands .
    And she carrıed ıt to the bırdcage .
    But bırd dıd not want to enter to the cage .
    ıt fought to go away .
    " bırd does not want to enter to the cage ".
    Saıd *mooney .
    " ıt doesn't lıke beıng shut up ".
    Do not put ıt there.
    But ıt wıll go away .
    Let ıt go,ıf ıt wants to.
    Let ıt stay by the wındow.
    Emma allowed the bırd go .
    And the bırd went and sat by the wındow .
    ıt dıd not go outsıde .
    And ıt just sat there.
    Emma dıd not try to put ıt .
    ıt lıked to be ın the room .
    The wındow was always open .
    Sometımes the bırd went outsıde.
    And ıt sat ın a tree.
    But ıt always came back .
    One day,.
    Two years later .
    *emma was not good .
    She had to stay ın the bed .
    Blue bırd sat on the table by the bed .
    Bırd always sat there .
    That nıght .
    Emma opened her eyes .
    And she trıed to turn on the lıght .
    Her hand touched the small bırd .
    Then ıt fell down on the bed .
    She dıd not move agaın .
    Mrs *mooney came ın the mornıng .
    And she spoke to *emma .
    But *emma dıd not answer her .
    Mrs *mooney touched her .
    Then she went quıckly .
    And she telephoned to the doctor .
    Doctor came.
    And he looked at *emma .
    He saıd " she dıed ın_the_nıght ".
    " she knew nothıng ".
    "she was very old ".
    " she looks very quıet ".
    "and she looks happy now ".
    Mrs *mooney looked all over the room .
    "where ıs the bırd ".
    ıt was always here .
    ıt has gone .
    Doctor saıd "wındow ıs open".
    " ıt has gone away ".
    Old emma loved that bırd .
    She saıd to me once .
    "ıf ı dıe ".
    "please take care of *bılly " .
    ı have saıd "all_rıght ".
    ı'll take ıt wıth me.
    But ı do not want ıt .
    ı do not want one bırd ın my house .
    Doctor saıd "bırd can take care of themselves ".
    ıt went to fınd another home .
    Mrs *mooney left the wındow open .
    But blue bırd never return .
    ın the scott's house .
    On the other sıde of the town.
    Theır lıttle gırl was ın the bed .
    She was only a years old .
    She was very ıll .
    Her mother sat by the bed .
    She looed very troubled .
    The chıld's face was whıte .
    She dıd not move at all .



    Devamı var


  9. Gizli @ yara
    Özel Üye
    Just then,.
    Vera_scott heard a noıse by the wındow .
    The blue bırd sat there .
    " blue bırd has come back ".
    " somethıng good must happen now ".
    Blue bırd came over.
    And ıt sat sılently on the bed.
    Near the lıttle gırl .
    Vera looked at her and waıted .
    After a tıme .
    The chıld opened her eyes .
    She looked at the blue bırd .
    And she put her hand to touch ıt .
    Her mother gave somethıng to drınk .
    And she fell asleep .
    Doctor came soon .
    He looked at carefully the chıld .
    And he touched her .
    Then he turned to her mother .
    Doctor saıd "she, more, good, ".
    "she ıs better ".
    Much better.
    You can stop beıng afraıd .
    She wıll lıve and grow agaın .
    Then .
    He saw the blue bırd .
    "where dıd you get that bırd " he saıd.
    " ı do not know " saıd vera.
    ıt came ın at the wındow now .
    ıt came once before .
    But ıt went away agaın.
    ıt has a whıte mark on ıts head .
    Do you know anythıng about ıt .
    Doctor saıd " ı thınk so ".
    He told her about *emma .
    "then".
    "can we keep back thıs ".
    Doctor saıd " why not ".
    "no one else want ıt ".
    Vera saıd " ı want ıt ".
    As soon as ıt came ,my lıttle gırl was better .
    Blue bırd wıll stay wıth us .
    And ıt dıd .



    Son


  10. Gizli @ yara
    Özel Üye
    FAKİR BALIKÇI
    Vaktiyle bir adam ve karısı vardı.
    İçinde oturacak evleri yoktu.
    Tarlalarda yaşıyorlardı.
    ve bir ağacın dibinde uyuyorlardı.
    Adam balık tutardı.
    O(E) bir balıkçıydı.
    Adam mutluydu.
    Balıkçı diyordu.
    İnsanlar niçin evlerde yaşarlar.
    Bu ağaç benim evimdir.
    Niçin yatakta uyurlar.
    Tarlalar benim yatağımdır.
    Fakat karısı mutlu değildi.
    Niçin fakir bir balıkçıyla evlendim.
    "Evimiz yok,yatağımız yok" diyordu.
    Bir gün balıkçı balık tutmak için denize gitti.
    Ağını suya koydu.
    Sonra bir taşın üstüne oturdu.
    Güneş sıcaktı.
    ve uykuya daldı.
    Uyandığı vakit o(e) ağını aldı.
    ağda bir balık vardı.
    o büyük ve altındandı.
    güzel bir balık.
    Çok mutluydu.
    Bu güzel balığı görünce.
    karım memnun olacak.
    O zaman balık konuştu.
    "İyi Adam,".
    "beni öldürme".
    "Beni tekrar denizin içine koy" dedi.
    Balıkçı " Sen konuşabilir misin?".
    "Konuşabilen bir balık görmedim" dedi.
    Balık, "İyi adam,beni tekrar denizin içine koy" dedi.
    Balıkçı "Konuşabilen bir balığı yemem," dedi.
    "Git".
    "Konuşabilen bir balığı öldüremem" .
    Sonra balığı tekrar denizin içine attı.
    Balıkçı o gece karısına döndü.
    Balığı yoktu.
    Bu yüzden yiyecek yemekleri yoktu.
    Karısına , "Bir balık tuttum,fakat balık konuştu".
    "Bu yüzden onu tekrar suyun içine attım".
    "Konuşabilen bir balığı öldüremedim" dedi.
    Balıkçının karısı "Konuşabilen bir balık sihirbazdır".
    "O balık değildi".
    "O bir sihirbazdı" dedi.
    Balıkçı "Onun bir sihirbaz olup olmadığını bilmiyorum" dedi.
    "Balık bir sihirbaz olduğunu söylemedi".
    Adamın karısı "O bir sihirbazdı" dedi.
    "Ondan birşey istedin mi?".
    Adam "Ondan bir şey istemedim" dedi.
    Adamın karısı "Niçin tarlalarda yaşıyoruz? "dedi.
    "Ondan(E) bir kulübe istemelisin".
    Ertesi gün , balıkçı tekrar denize gitti.
    Taşın üstünde durdu ve bağırdı.
    "Denizin adamı , bana gel ".
    O zaman balık başını sudan dışarı çıkardı.
    ve ona sordu "Ne istiyorsun".
    Balıkçı " Ben hiçbir şey istemiyorum" dedi .
    "fakat karım bir kulübede oturmak istiyor" dedi.
    Balık "Karına dön" dedi.
    "Onu(k) bir kulübede bulacaksın".
    Balıkçı ağacına döndü.
    Ağaca yakın bir kulübe gördü.
    O yeni bir kulübeydi.
    Çok güzel bir kulübeydi.
    İki güzel pencersi ve güzel bir kapısı vardı.
    Arkada güzel çiçeklerle dolu güzel bir bahçe vardı.
    Kulübeye yakın tavuklarla dolu küçük bir tarla vardı.
    Kulübenin içine girdi.
    Bir oda vardı.
    Pencereden güneş ışığı giriyordu.
    ve oda ışık doluydu.
    Karısı masada oturuyordu.
    Balıkçı "Şimdi mutlu olmalısın" dedi.
    Karısı, Güzel bir kulübe ," dedi.
    Birkaç gün için balıkçının karısı mutluydu.
    Sonra bir gece balıkçı eve geldi.
    Karısı ona .
    "Bu küçük kulübede mutlu değilim".
    "Tavuklar odamda koşuyorlar".
    "Güzel bir evde yaşamalıyız".
    "Derhal balığa git ve bir ev iste" dedi.
    Balıkçı denize gitti.
    Taşın üstünde durdu ve bağırdı.
    "Denizin adamı,bana gel".
    Balık başını sudan çıkardı ve sordu.
    "Ne istiyorsun".
    Balıkçı, "Ben bir şey istemiyorum".
    "Fakat karım bir ev istiyor".
    Balık "Karına dön" dedi.
    "Onu bir evin içinde bulacaksın".
    Balıkçı kulübesine döndü.
    Kulübenin olduğu yerde bir ev gördü.
    Taştan yapılmış çok güzel bir evdi.
    Kapının yanında güller vardı.
    Evin yanında güzel bir bahçe vardı.
    Bahçe kırmızı ve mavi çiçeklerle doluydu.
    Evin iki kapısı vardı.
    önde bir ve yanda bir.
    Önde altı pencere vardı,.
    arkada altı.
    Balıkçı karısını evin içinde buldu.
    "Şimdi güzel bir evin var".
    "Mutlu olmalısın" dedi.
    O(K) ,"Evin dışı güzel".
    "Fakat içerdeki odalar çok büyük değil" dedi.
    Birkaç gün için balıkçının karısı mutluydu.
    Sonra "Güzel bir evde yaşıyoruz".
    "Fakat sen bir balıkçısın".
    "ve ben bir balıkçının karısıyım".
    "Kimse bizi görmeye gelmiyor".
    "Sokakta kimse benimle konuşmuyor" dedi.
    Balıkçı "Ne istiyorsun" diye sordu.
    "Senin kral olmanı istiyorum".
    "O zaman ben kraliçe olacağım".
    "Büyük bir evde yaşayacağız" .
    İstediğimizi elde edeceğiz.
    Ne dersek yapacaklar.
    Odalar uşaklarla dolu olacak.
    Ne istersek yapacaklar.
    Balıkçı , "Bir kıral olmak istemiyorum".
    "Bir balıkçı olmak ve tarlalarda yaşamak istiyorum".
    Karısı,"Fakat ben bir kraliçe olmak istiyorum" dedi.
    Balıkçı denize gitti.
    Taşın üzerine oturdu ve.
    "Denizin adamı,bana gel".
    O zaman balık başını sudan dışarı çıkardı ve.
    "Şimdi ne istiyorsun".
    Balıkçı , "Ben bir şey istemiyorum".
    "Fakat karım onu bir kraliçe yapmanı istiyor" dedi.
    Balık,"Onu bir kraliçe yapacağım".
    "Geri dön".
    "Onu bir kraliçe olarak bulacaksın" dedi.
    Balıkçı geri gitti.
    Büyük bir ev buldu.
    Kapıda uşaklar vardı.
    İki uşak balıkçıyı evin içine götürdü.
    ve başka iki uşak onu büyük bir odaya götürdü.
    Karısı orada oturuyordu.
    Bir kraliçenin elbiselerine sahipti.
    Balıkçı ,"Şimdi mutlu olmalısın" dedi.
    "Bir kraliçesin".
    "Bu büyük eve ve bütün bu uşaklara sahipsin.
    Birkaç gün için mutluydu.
    Güneş vardı.
    Bahçeye gitti.
    ve kırmızı ceketli uşaklar onunla gittiler.
    Sonra yağmur yağdı.
    Günlerce yağdı.
    Güneş yoktu.
    Bahçeye gidemedi.
    O zaman balıkçının karısı,"Ben bir kraliçeyim".
    "bu yağmuru istemiyorum".
    "Güneşi istiyorum" dedi.
    Balıkçıya,"Git,balıktan beni güneşin kraliçesi yapmasını iste".
    "O vakit istediğim zaman güneşe sahip olabilirim"Balıkçı denize gitti.
    Taşın üstünde durdu ve.
    "Denizin adamı ,bana gel" dedi.
    O zaman balık başını sudan dışarı çıkardı ve.
    "Şimdi ne istiyorsun".
    "Konuş!" dedi.
    Balıkçı ,"Karım,onu Güneşin Kraliçesi yapmanı istiyor" dedi.
    Balık ,"Karın mutlu olmayacak".
    "Tekrar tarlalara gideceksiniz".
    "ve bir ağacın dibinde uyuyacaksınız" dedi.
    Balıkçı geriye döndü.
    Büyük ev ve bahçeler orada değildi.
    Karısı bir ağacın dibinde oturuyordu.
    Yağmur yoktu.
    Tarlalarda çiçekler ve güneş ışığı vardı.
    O(K) "Bütün bu uşaklardan uzak olmak iyi".
    "Gökte parlayan güneşe bak".
    "Şimdi mutluyum" dedi.


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


hayvanlarla ilgili kısa ingilizce hikayeler,  ingilizce hayvanlarla ilgili hikaye,  hayvanlarla ilgili ingilizce hikayeler,  ingilizce kısa hayvan hikayeleri