+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Eski Misafir Soruları Forumunda Atatürkün insan sevgisi çocuk sevgisi millet sevgisi vatan sevgisi ile ilgili kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürkün insan sevgisi çocuk sevgisi millet sevgisi vatan sevgisi ile ilgili kompozisyon








    atatürkün insan sevgisi çocuk sevgisi millet sevgisi bayrak sevgisi vatan sevgisi ile ilgili kompozisyon lazım yardımcı olurmusunuz







  2. Gök Mavisi
    Devamlı Üye





    Atatürkün çocuk sevgisi

    Atatürk çocukları çok severdi. Onun dilinde çocuk sevgi demekti. Sevdiklerine hangi yaşta olursa olsunlar "çocuk"diye seslenirdi. Ona göre çocuklar saflığı temsil ederdi ve etrafında sürekli çocuk görmek isterdi. Çocuklar Ona neşe veriyordu.

    Atatürk'ün hayatı incelendiğinde savaş yıllarının en kötü koşullarında dahi çocuklarla yakından ilgilendiği ve birçok çocuğu koruması altına aldığı görülür.

    atatürkün çocuk sevgisi.jpg
    Atatürk çocukları ülkenin geleceği olarak görüyor, onlara çok güveniyordu. Çocuklara söz hakkı verilmesini ve iyi eğitilmelerini istiyordu.

    Bugünün küçükleri yarının büyükleridir. "diyen, Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı.

    Ataturk cocuklarla cok iyi gecinmesini bilir, onlari sevdigi kadar da kendisini sevdirirdi. Bir toplantida akilli bir cocuk gorunce dayanamaz, onunla konusurdu. Bu konusma cocugun sinifina gore olurdu. Bazen aritmetik, bazen Turkce dersinden sorular sorar, iyi cevaplar alinca memnun olurdu. Cocuk bir ustunluk gosteriyorsa ilgilenerek derslerine yardimci olurdu.

    Son yillarda Ulku'yu tanimisti. Ulku, her zaman Ataturk'un yaninda bulunurdu. O kadar ki bazen misafirlerin yaninda kucagina otururdu. Artik kimse kucuk kiza kizmiyor, ustelik icten gelen bir sevgi ile kucuk kizi seviyorlardi. Ulku, cok sevimli bir kizdi. Uzaktan Ataturk'u gorunce sevincle kosar, Ataturk'un kucagina firlardi. Ataturk, her zamanki tatli sesiyle kucuk kiza neseli seyler soyler onun kalbini elde etmege calisirdi.

    Ulku, onun bir parcasi gibiydi. Nereye gitse yaninda gotururdu. Kucuk kiz, hasta oldugu zaman doktorlarla beraber muayene eder, hastaligi hakkinda genis bilgi alirdi. Ulku, bir defa tifo olmustu. Doktorlar tifo gecici oldugu icin hastanin yanina sokmak istemiyorlardi. Ataturk, hic birini dinlemezdi. Hasta, Dolmabahce'de yattigi icin her gun Florya'dan Ulku'yu yoklamaya giderdi. Birgun, Ataturk, Yalova civarinda gezintiye cikmisti. Yaninda arkadaslari ve subaylar vardi.

    Yolu bir an icin karistirdi. Ataturk, subayligin verdigi gorus kuvveti ile derhal yolu kestirdi. Arkadaslarina donerek: "Bu patikadan" dedi.

    O sirada karsilarina bir sigirtmac cikti. Cocugun karni sis, yuzu sapsariydi. Ataturk'un sordugu suallere gayet akillica cevap veriyordu. Zeki gozleri parildiyordu. Ismi Mustafa idi. Sigirtmac Mustafa. Turk cocugunun zekasini begenen Ataturk, ona para vermek istedi. Almadi. Yol gostermek onun vazifesi idi. Para karsiliginda is yapilamazdi. Ataturk'u bile tanimiyordu. Israr karsisinda parayi almaga mecbur kaldi. Yalniz bir sarti vardi. Torbasindaki cevizlerden Ataturk'e verecekti. Ataturk o anda cocuga sordu:

    "Okumak ister misin",

    Cocuk cevapladi; "elbette", Ata yanindakilere emir verdi. Cocugu alarak Sisli'deki "Cocuk Hastanesi"ne yatirdilar. Ataturk, onu hem yokluyor, hem de doktorlarla cocugun sagligi hakkinda gorusuyordu.

    Bir kac sene sonra Sigirtmac Mustafa, Kuleli Lisesi'ne girmisti. Derslerine cok calisiyordu. Hic sinifta kalmadan subay cikti ve sanli Turk ordusuna katildi.




  3. laz3453
    Yeni Üye
    herkez atatürkü severdi gök mavisi yanlız biz diğil tüm dünya severdi

    ATATÜRK DİYOR Kİ;

    "Çocukları severiz, çünkü çocuk bizim devamımızdır. Her çocukta biz, sonsuzluğa doğru uzayıp giden özlemimizin doyumunu buluruz."


    "Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir güç ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizlersiniz."

    Atatürk çocukları o kadar çok seviyordu ki onlara bayram armağan etti. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, TBMM'nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, TBMM tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün Dünya çocuklarına ithaf edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, Türkiye'nin milli bayramıdır. 23 Nisan, TBMM'nin açılışı ve dolayısıyla da halkın yönetime tam anlamıyla hakim olmasının ilk günü olduğu için ulusal egemenlik açısından da önemli bir anlam taşır.

    23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine yabancı ulus*ların çocukları da katılır. 23 Nisan'da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan'da bütün Türkiye bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş*malar yaparlar, şiirler okurlar.




  4. Ziyaretçi
    şu kadar sevgin varsa sözü herşeyi açığa getirir

    ATATÜRK ÇOCUK OLMUŞ

    Çocuk Bayramı'nda
    Gelmiş katılmış aramıza,
    Atatürk çocuk olmuş bakın:
    Sallanıyor salıncakta!

    Gülüyor gözlerinin içi,
    Gülüyor,
    Gökler, denizler kadar mavi.
    Diyor ki: "Çocuklar, ben verdim size
    Bayramların en güzelini".

    "Dilerim, yurdumun çocukları,
    Tüm çocukları dünyanın
    Gülüp oynasınlar bugünkü gibi;
    Acıda, sevinçte kardeş olsunlar
    Çınlasın yeryüzünde barış türküleri".

    (Aziz SİVASLIOĞLU )

  5. Ziyaretçi
    TBMM’nin açılış günü olan 23 Nisan’ı Türk çocuklarına armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, çocuklara olan sevgisi ve çocuklara duyduğu güven ile ilgili en güzel anılar

    Çankaya’da gezi ve çocuklarla sohbet

    İki kardeş okul dönüşü annelerinden izin alarak sık sık Atatürk’ün köşkünün etrafında gezinip dururlarmış.

    Öğretmeni Ayşe’ye o gün yurdumuzun düşmanlardan kurtarılması için Ata’nın emrinde milletçe nasıl çok çalışıldığını anlatmıştır. İçinde bulunduğumuz ortamın nasıl meydana getirildiğini öğrenen Ayşe, kardeşi İsmet’i de alarak her zaman olduğu gibi belki Atatürk’ü görürüz diye köşkün etrafında gezip dururlar.www.alasayvan.net

    Tesadüf aynı gün, yaveri ve arkadaşlarıyla bir gezinti yapan Atatürk, Ayşe ile kardeşinin köşkü seyrettiklerini görünce yanlarına yaklaştı.

    - Adın ne senin yavrum.

    - Ayşe.

    - Senin adın ne yavrum.

    Ayşe’nin kardeşi hemen cevap verdi.

    - İsmet.

    - Niçin burada dolaşıyorsunuz?

    - Sizi görmek istedik efendim.

    - Peki ben kimim? Beni niçin görmek istediniz?

    İki kardeş bir ağızdan

    Gazi Mustafa Kemal Paşasınız.

    Atatürk ve yanındakiler gülümsediler.

    - Benzettiniz çocuklar ben gazi değilim.

    Yine iki kardeş bir ağızdan

    - Siz Gazisiniz.

    - Peki nereden bildiniz?

    Çocuklar aynı ağızdan gür bir sesle,

    Çünkü size hiç kimse benzemez.

    - Ayşe sen okuyor musun?

    - Evet beşinci sınıftayım.

    - İsmet sen kaçıncı sınıftasın?

    - Üçüncü sınıftayım.

    - Ayşe sen ne olmak istiyorsun?

    - Öğretmen olmak istiyorum efendim. Öğretmenler yurtlarına yararlı insanlardır. Biz her şeyi öğretmenden öğreniriz. Sizi de öğretmenimiz tanıttı.

    - Evet yavrum, biz her şeyimizi öğretmenlere borçluyuz. Beni de öğretmenim Gazi yaptı. Peki İsmet sen ne olmak istiyorsun?

    - Asker olacağım. Çünkü sizi çok seviyorum. Yurduma saldıran düşmanın kafasını kıracağım.

    Atatürk iki kardeşi bağrına bastı sevdi ve okşadı.

    - Aferin çocuklar.

    Yanındaki arkadaşlarına dönerek:

    - Evet! Milletin bağrından tertemiz bir nesil yetişiyor. Eserimizi bunlara gözümüz arkada kalmadan bırakabileceğiz. Şimdi çok huzurluyum! derken gözleri yaşardı.

  6. Ziyaretçi
    Atatürk’ün çocuk sevgisi ile ilgili bir anısı

    Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız. Bende sizin.

    Atatürk bir okula gitmişti. Her zaman olduğu gibi bütün çocuklar etrafını sardı. Hepsi sevinç içinde onu alkışlıyordu. Yalnız küçük bir çocuk bir kenara çekilmiş, ilgisiz gibi duruyordu. Bu durum Atatürk’ün gözünden kaçmadı. Onu yanına çağırdı:

    - Çocuğum, neden durgunsun? Bir derdin mi var? Hasta mısın?

    Çocuk:

    - Bir şeyim yok efendim.

    Çocuk arkasını döndü, gözlerinden akan yaşları gizlice sildi.

    Atatürk:

    - Niçin ağlıyorsun yavrum? Sen ağlayınca ben çok üzülüyorum.

    Küçük çocuk, o vakit yaşlı gözlerini Atatürk’e çevirdi:

    - Atam, seni böyle yakından görmek isterdik. Geldin, gördük, sevindik. Ama artık sıramızı savdık. Bir daha seni ne zaman göreceğiz? Ona ağlıyorum. Atatürk oradaki çocuklara baktı:alasayvan.net

    - Beni ne zaman görmek isterseniz aynaya bakın. Siz Türk çocukları benim birer parçamsınız. Bende sizin.

  7. Ziyaretçi
    vatan sevgisi ile ilgili şiir eklermisiniz lütfen
    vatan sevgisini anlatan şiir

  8. imam hatipli
    Üye
    Vatan sevgisi ile ilgili şiir


    Vatanı anlatan vatan başlıklı şiir

    VATAN SEVGİSİ

    Vatandan uzak vatan hasreti
    Çekmeden geçmiyor günler
    Vatandan kopulmuşluğun acısı dinmiyor
    Şu gönlüme ne etsemde nafile

    Neler çektim hasretine karşı
    Unutamam ki nerde olursam olayım
    Çünkü ben sevgiyi sende gördüm
    Vatan hasretini uzakken anladım

    Hemşeri sevgisini anladım
    Birlikteliğin kaçınılmazlığını gördüm
    Hasretinle esirliği yaşadım
    Senin hasretinle kıvrandım vatanım

    Hemşerimi kardeşim gördüm
    Kardeşimi canım bildim
    Sensizliğin acısını yüreğimde yaşadım
    Vatanım kalbime seni gömdüm


  9. Ziyaretçi
    Atamızın çocuklarla ilgili anısı
    atamız işte böyle çocukları severdi..


    İşte benim kuşaklarım.

    Atatürk bir gün çocuk balosuna gider. Ortalıkta bir şaşkınlık havası doğar. Küçük bir çocuk salonun orta yerinde kalır. Bu yavru hayranlıkla bir süre Atatürk’e baktıktan sonra: “Atatürk’üm, seni öpmek istiyorum” der. Ortalığa bir sessizlik dalgası yayılır. Bu derin sessizliği Atatürk’ün sesi bozar “Öyleyse, gel öp” der. Çocuk koşarak Atatürk’ün boynuna sarılır.alasayvan.net O sırada diğer çocuklar da: “Biz de.. Biz de..” diye bağırırlar.
    Böylece tüm çocuklar Ata’yı doya doya öperler. Bu görüntü çoğu kişiyi ağlatır. Büyük Atatürk’te ağlar. Evet, Türk çocuklarının bu engin sevgisi için ağlar. Hem de sevinç gözyaşlarını dökerek. O gün çevresindekilere övünçle: “İşte benim kuşaklarım” der.


  10. şımarım şey
    Yeni Üye
    arkadaşlar bende birşeyler eklemek isterim atatürk genç kuşağı gercekten çok severdi..


    Atatürk'ün Çocuk Sevgisi :
    Çağımıza adını altın harflerle yazdıran Önderimiz Atatürk, ölümünden bu yana her yönüyle araştırılmış; kendisini tanıyanlar da onu çeşitli yönleriyle anlatmaya çalışmışlardır. Çünkü O, öğrenilmesi, tanınması gereken çok yönlü bir liderdir. alasayvan.net Atatürk çocukları çok severdi; etrafında çocukları görmek isterdi; çocuk onun gözünde saflığı ve dürüstlüğü, temizliği temsil ederdi.

    Sabiha Gökçen, Ata nın bu özelliğini, bir konuşmasında şöyle anlatmıştır:
    Bizim yetişmemizde ise dikkat ettiği hususlar, yalan söylemememiz, dürüst ve ciddî olmamız, dedikodu yapmamamız ve başkalarını çekiştirmememizi, insanlarla ilişkilerimizin temelinin saygı ve sevgiye dayanmasını isterdi.

    Yine aynı şekilde, Hasan Rıza Soyak Atatürk ün bu özelliğini anılarında şöyle anlatır:
    Çocukluk ne güzel şey.. deyip şunları ekler: Çocuklar ne güzel, ne tatlı yaratıklar değil mi? En çok hoşuma giden halleri nedir bilir misin? Riyakarlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını içlerinden geldiği gibi açıklamaları.

    Çocukluk günlerinden söz ederken Çankaya da yakınlarına Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince, bunun bir kuruşunu kitaba ayırırdım. Eğer, böyle olmasaydı, bu yaptıklarımı yapamazdım demişti.
    Atatürk, çocuklara olan sevgisinin en büyük tecellisi olarak, 23 Nisan 1920 de TBMM yi açmış, bu mutlu ve önemli günü Cumhuriyetimizin geleceği ve teminatı olan çocuklarımıza Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı adıyla armağan etmiştir. Dünyada ilk kez bizim ülkemizde, bir çocuk bayramı kutlanmaya başlanmıştır. Bu bayram daha sonra, UNESCO nun, 1979 yılını çocuk yılı ilan etmesiyle bütün dünya çocuklarının, Türkiye çocuklarının öncülüğünde kutladığı tek çocuk bayramı olmuştur.

    Atatürk ün dinine bağlılığından kaynaklanan samimi vicdanı, onu ülkedeki her konuya eğilmesini ve duyarlı olmasını sağlamıştır. Bunun en güzel örneği de, kimsesiz, öksüz ve yetimlere karşı duyduğu sorumluk duygusudur. Osmanlı devletinin yıllardır bir çok cephede giriştiği savaşlar, özellikle de Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı, çok asker kaybedilmesine ve neticede de bir çok çocuğun yetim ve kimsesiz kalmasına neden olmuştur. Savaşın getirdiği sosyal bunalımlar, büyük şehirlere göçü başlatmış; böylece bu sosyal yara büyümeye başlamıştır. Bu duruma bir çare bulmak için halkın ve devletin girişimleriyle çözüm aranmaya başlanmış; önce yetim evleri, sonra da İstanbul da Himaye-i Eftal Cemiyeti kurulmuştur. TBMM hükümeti de Mustafa Kemal in öncülüğünde 30 Haziran 1921 de bugünkü adı Çocuk Esirgeme Kurumu olan kurumun açılmasına öncülük etmiştir.

    Mustafa Kemal in o zorlu savaş yıllarında, insanların açlıktan sarsıldığı günlerde dahi geleceğimiz olan çocuklarlarla yakından ilgilendiğini; birçoğunu koruması altına aldığını, yakın çevresinden de görürüz. Sonraki yıllarda, Kurtuluş Savaşı nın yetim çocuklarının sağlık, eğitim ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için, günün şartlarına uygun bir çalışma içine girilmiştir. Memleketin çocuklarını korumayı üzerine alan Çocuk Esirgeme Kurumuna vatandaş yardıma mecburdur sözleriyle, konunun ehemmiyetine dikkat çeken Mustafa Kemal Atatürk; yurt gezilerinde bakıma ve korumaya muhtaç çocukların kaldıkları yurtları gezerek onlara hediyeler dağıtmıştır. Atatürk, bu konuda hassas olunması gerektiğini, himayesine aldığı manevi evlatlarla (Makbule, Afet İnan, Sabiha, Ülkü, Rukiye, Nebile, Abdurrahim, Afife, Zehra ve Mustafa) göstermiştir. Ülkenin içerisinde bulunduğu durumu yansıtması açısından, Atatürk ün Hatıra Defteri nde yer alan bir bölüm gerçekten dikkat çekicidir.

    9 Kasım 1916
    Yollarda birçok muhacirin gördük, Bitlis e avdet ediyorlar. Cümlesi aç, sefil, ölüme mahkum bir halde 4-5 yaşlarında bir çocuğu ebeveyni yol üzerinde terk etmişler, bu da bir karı kocanın peşine takılmış. Onları ağlayarak 100 metreden takip ediyor. Kendilerini niçin çocuğu almadıkları için tekdir ettim. Bizim evladımız değildir demişlerdir. Sanırız ülkenin içine düştüğü durumu en yalın şekilde bu cümleler özetlemektedir.

    Atatürk Bursa ya yapmış olduğu bir ziyaret sırasında kendisini karşılamaya gelen çocuklara şöyle seslenmiştir:
    Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz." (Atatürk Albümü-1992)




+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


atatürkün vatanseverlik güçlükler karşısında yılmama,  atatürkün güçlükler karşısında yılmaması ile ilgili anıları,  atatürkün vatanseverlik güçlükler ve atatürkün çocuk sevgisi,  atatürk ün kişilik özellikleriyle ilgili bir anıyı vatanseverlik güçlükler karşısında,  ataturkun gucluler karsisinda yilmama ile ilgili ani,  atatürkün güçlükler karşısında yılmama anıları