+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Eski Misafir Soruları Forumunda çevre kirliliği nedir makale Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    çevre kirliliği nedir makale








    yha istediğim makaleyi bulamıyom







  2. Mine
    Devamlı Üye





    ÇEVRE KİRLİLİĞİ


    evre-kirlili-i.jpg
    Gülay Göktürk
    Gülay Göktürk tüm makaleleri
    Bugün Gazetesi'ndeki tüm makaleleri
    Bana kalsa, bu "Beyaz Türk" lafını hiç kullanmazdım. Ama kendileri, kendileri için kullanmakta bu kadar ısrarlı olunca, bizim de aynı kavrama atıf yaparak yazmamız kaçınılmaz hale geliyor..

    Merkez Bankası Başkanı'nın karısının görünüşü ve "kapıdaki ayakkabılar"la ilgili yazılıp çizilenlerin, "Beyaz Avrupalılar"ın Avrupa'daki Türkler ile ilgili şikâyetlerine ne kadar benzediği dikkatinizi çekti mi? Onlar da, tıpkı bizimkiler gibi Avrupa'daki yabancıların varlığını neredeyse bir "çevre kirliliği" sorunu gibi algılamıyorlar mı? Giyim kuşamlarıyla cadde ve sokaklarının görüntüsünü bozan, evlerinin içinde kurban keserek, çöplerini ortalıkta, ayakkabılarını kapı ağzında bırakarak mahallelerini "kirleten" yabancılara karşı duydukları tepkiyi yıllardır dinlemiyor muyuz? Onlar da sık sık kendi ülkelerinde azınlıkta kalmaktan, "ötekiler" tarafından kuşatılmaktan "tasfiye edilmekten" ürkmüyorlar mı?

    Görüldüğü gibi, "beyazlar"ın dünya çapında bir ittifakı söz konusu. "Uygar dünyayı öteki'lerin yarattığı çevre kirliliğinden korumak, estetik değerlere sahip çıkmak için bütün ülkelerin beyazları birleşiniz!"

    Yeni slogan bu

    Ne acayiptir ki, Avrupalılar tarafından söylenince "yabancı düşmanlığı" "ırkçılık" sayılan bu söylem, bizim basınımızda hiç çekinmeden, rahat rahat dile getirilebiliyor.

    Doğrusu merak ediyorum: O zaman Mine Kırıkkanat'ın kabahati neydi de, faşistlikle suçlayıp işten attınız? Onun şu meşhur plaj yazısının Merkez Bankası Başkanı'nın karısı hakkında yazılanlardan bir farkı var mıydı?

    "Çevre kirliliği" lafını boşuna kullanmadım. Gözden uzak köylerde, kasabalarda, kırsal alanlarda çevre kirliliğinden söz edilmez pek. Çevre kirliliği şehirler için kullanılır. Bugün Beyaz Türkler'i rahatsız eden "başörtü kirlenmesi" de tıpkı uygarlığın yan ürünü olan diğer kirlenmeler gibi değişimin bir yan ürünü. Aslında Merkez Bankası Başkanı'nın karısı gibi giyinen kadınların varlığı, hatta çoğunluk olduğu kimsenin bilmediği bir şey değil. Onlar hep vardı ve hatta hep çoğunluktaydı. Ama Beyaz Türkler'in göz zevklerini bozamayacak kadar uzakta yaşıyorlardı. Başörtüleri, sıvasız evleri ve kapı ağzına bıraktıkları ayakkabılarıyla oldukları yerlerde yani büyük şehirlerden uzaklarda kalsalardı, bugünkü gibi saygısızca aşağılanmayacak, tam tersine nostalji popülizm karışımı bir üslupla anılacaklardı.

    Ama işler öyle gelişmedi. Evet, köylerde doğmuşlardı ama o topraklara kök salmış ağaçlar da değillerdi sonuçta. Hareket edebilirlerdi ve nitekim ettiler. Kapitalizmin gelişmesi, globalleşme, demokrasi, derken bütün dünyanın kırlarından şehirlere doğru başlayan büyük akın sonucu şehirler kırlar tarafından kuşatıldı. Bununla da yetinmedi gelenler, Türkiye'de olduğu gibi, başbakan eşi, bakan eşi, Merkez Bankası eşi olarak ülkenin "vitrinine" de çıkmaya başladı.

    Beyaz Türkler en çok da bu vitrinin bozulmasına içerledi.

    Özetleyecek olursak, Akşam'daki o fotoğraf etrafında kopan tartışma, Türkiye'nin içinde yaşanan bir "medeniyetler çatışması"dır. Görüldüğü gibi, medeniyetler çatışması sadece dünya çapında değil, tek tek ülkelerin içinde de yaşanıyor.

    Bu tartışma dünya çapında bir tartışma ve daha çok sürecek, hatta korkarız ki eğer doğru ele alınmazsa tartışmayı da aşıp kavgaya dönüşecek.

    Gülay Göktürk tarafından yazılan bu makale, 25 Nisan 2006 Salı günü yayınlanan Bugün Gazetesindeki köşe yazısıdır.





+ Yorum Gönder