+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Güreşin kuralları nelerdir güreşin kurallarını öğrenmek istiyorum Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Güreşin kuralları nelerdir güreşin kurallarını öğrenmek istiyorum








    güreşin kurallarını öğrenmek istiyorum







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    GÜREŞ, dünyanın en eski sporlarındandır. İki kişiyle yapılan bu spor yalnızca beden gücüne, beceri ve tekniğe dayanır. Galip gelmek için rakibin iki omzunu yere değdirmek gerekir. Buna “sırtını yere getirmek” de denir. Güreş yapanlara güreşçi ya da pehlivan adı verilir. Düşmana ya da vahşi hayvanlara karşı kendini savunabilmek için yapılan mücadeleler daha sonra insanların birbiriyle bu türden güç denemeleri yapmasına dönüştü ve böylece güreş sporu doğdu.

    Güreşin en eski uygarlıkların yaşamında önemli bir yeri vardı. Sümerler’de güreş bayramları düzenlenirdi. Mısır’da Beni Ha san’daki duvar resimlerinden İÖ 2000 yılların da güreşe çok önem verildiği ve tekniğinin oldukça gelişmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eski Yunan’da güreş jimnastik eğitiminin içinde yer alırdı. Düzenlenen Olimpiyat Oyunları’n da pentatlonun (bir sporcunun beş ayrı dalda yarışması) en önemli dalı olarak kabul edilir di. Güreş ortaçağda Avrupa’da da hemen hemen her sınıftan insanın ilgi duyduğu bir spordu. O kadar ki Fransa Kralı I. François ile İngiltere Kralı VII. Henry bir görüşme sırasında güreş tutmuşlar ve karşılaşma I. François’nın galibiyeti ile son bulmuştu.

    İlk kez 19. yüzyılın ortalarında uluslararası kurallar saptanarak kabul edildi. Grekoromen güreş ilk kez 1896 Olimpiyat Oyunları’n da, serbest güreş ise ilk kez 1904 Olimpiyat Oyunları’nda bir spor dalı olarak yer aldı. 1911′de uluslararası güreş karşılaşmalarını düzenlemek ve kuralları koymak üzere Uluslararası Güreş Federasyonu (FILA) kuruldu.

    Güreşi ulusal bir spor olarak benimseyen ulusların başında Türkler gelir. Dede Korkut Hikâyeleri’nde güreş tutan yiğitlerden sık sık söz edilmekte, kadınların da aralarında güreşe tutuştuğu anlatılmaktadır. Bazı araştırmacılar güreşin ilk kez Türkler tarafından yapıldığını ve Orta Asya’dan dünyaya yayıldığını savunur. Selçuklular döneminde “Güreşçiler Tekkesi” bile kurulmuş, güreş Anadolu’nun en yaygın sporu olmuştu. Düğünlerde, bay ramlarda, şenliklerde ve bazı cenaze törenle rinde bile büyük güreş karşılaşmaları düzenlenirdi.

    Güreş için sağlıklı bir bedenden başka hiçbir özel araç ya da donanım gerekmez. Bu yüzden güreş kırsal kesimde daha kolay yaygınlaşmıştır. Köy meydanları, harmanlar, çayırlar köy delikanlılarının fırsat buldukça güreş tuttukları spor alanları gibidir. Osmanlı sarayında da güreşe ilgi çok fazlaydı. Bazı padişahların güreşe meraklı olduğu, kendilerinin de güreştiği bilinmektedir. Bunlardan en ünlüsü Abdülaziz’dir. Abdülaziz, şehzadeliği döneminde uzun süre güreş yaptı. Ayrıca Abdülaziz döneminde güreşe büyük önem verildi. ABD ve çeşitli Avrupa ülkelerinde karşılaşmalar yapan Koca Yusuf Adalı Halil, Filiz Nurullah, Kurtdereli Mehmed ve Kara Ahmed dünyanın dört bir yanında ün kazandılar. Ayrıca Kel Aliço, Makarnacı Halil, Kazıkçı Bekir, Hergeleci İbrahim, Kızılcıklı Mahmud bu dönemde Türk güreşinin efsaneleşen adlarından birkaçıdır. 1900′de 20. yüzyıla giriş nedeniyle Paris’te düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası’nda Kara Ahmed uluslararası şampiyon sanını kazanan ilk Türk güreşçisi oldu.

    Geleneksel karakucak ve yağlı güreşin yanı sıra minder güreşine yaygın olarak Cumhuriyet’ten sonra geçildi. 1924′te Paris’te yapılacak Olimpiyat Oyunları’na katılacak Türk güreşçilerini hazırlamak üzere Macaristan’dan antrenör Raol Peter getirtildi. 1924 ve 1928 Olimpiyat Oyunları’na katılan Türk Güreş Milli Takımı bir varlık gösteremediyse de önemli bir deney birikimi sağladı. Bu yıllarda Türk güreşçileri yalnızca grekoromen stilde güreşmekteydiler. Uluslararası yarışmalarda ilk başarılar 1932 ve 1933 yıllarında yapılan I. ve II. Balkan Güreş Şampiyonasın da alındı. Başarılarını daha sonraki Balkan şampiyonalarında da sürdüren Türk güreşçileri, 1935′te serbest güreş dalında da çalışma

    lara başladılar. Türk Milli Güreş Takımı’nı çalıştırmak üzere getirilen Finli antrenör Omni Pellinen’den serbest güreş tekniğini de öğrendiler. Böylece uluslararası karşılaşma larda serbest güreş dalında da karşılaşmalar yapmaya başladılar. 1936′da Berlin Olimpiyat Oyunları’nda kazandığı bronz madalya ile Mersinli Ahmet (Kireççi) Türk spor tarihinin ilk Olimpiyat madalyasını elde etti. Ahmet Kireççi bu madalyayı serbest güreşte aldı. Aynı Olimpiyat Oyunları’nda Yaşar Erkan da grekoromen dalında şampiyon olarak ilk altın madalyayı ülkemize kazandırdı.

    II. Dünya Savaşı yılları uluslararası spor karşılaşmalarının hemen hemen durduğu yıllardı. Savaşın ardından, 1946′da İsveç’in baş kenti Stockholm’de yapılan Avrupa Güreş Şampiyonası Türk güreşçilerinin zaferleriyle sonuçlandı. Nasuh Akar, Gazanfer Bilge, Celal Atik ve Yaşar Doğu kazandıkları altın madalyalarla Türkiye’ye döndüklerinde coşku ile karşılandılar. Halk güreşçilere büyük sevgi gösterisinde bulundu. Dünya basını Türk güreşçilerinden “kara saçlı güç ilahları” diye söz ediyordu. Türk güreşi altın çağım 1971′e kadar yaşadı. Ama 1960′ların ortalarında bu sporda bir düşüşün başladığı gözlenmekteydi. 1951′den 1971′e kadar yapılan 13 dünya serbest güreş şampiyonasının ll’inde Türk güreşçileri 23 birincilik, 13 ikincilik ve 13 üçüncülük elde ettiler. Dünya grekoromen şampiyonalarında da 1951-71 arası 15 şampiyonanın ll’inde 8 birincilik, 13 ikincilik ve 16 üçüncülük alındı. 1971′den sonra Türk güreşinde bir gerileme görüldü. 1971-83 arasında yalnızca üç altın madalya kazanıldı. Bu alandaki başarısızlık daha sonraki dönemlerde de sürdü.

    Güreşin Kuralları

    Olimpiyatlar’da güreş karşılaşmaları grekoromen ve serbest stillerde ve ağırlık sınıflamasına göre 10 dalda yapılır. Bunlar 48, 52, 57, 62, 68, 74, 82, 90, 100 kilogramlar ve 100 kilogramın üstü olarak belirlenmiştir. Uluslararası yarışmalarda güreşler yerden yüksek, kenarları eğimli bir minder üzerinde yapılır. Minder 9 metre çapında bir daire biçimindedir ve sının içerden 1 metre kalınlığında kırmızı daire ile belirlenmiştir. Güreşleri dört hakem yönetir. Bunlar minder amiri, minder hakemi, kenar hakemi ve zaman hakemidir. Yalnızca minder hakemi karşılaşmayı güreşçilerin yanında, minderin içinde izler. Her iki stilde de güreşçiler kırmızı ve mavi renklerde, göğüs ve omuzlan açıkta bırakan mayolar giyerler. Tek devre yapılan karşılaşmaların süresi 5 dakikadır.

    Güreşte amaç rakibin iki omzunu da mindere bastırıp üç saniye öylece tutmaktır. Buna “dokunmuş, dokunma” anlamına gelen “tuş” denir. Ayrıca rakibine oyun uygulayıp başa ran güreşçi puan alır. Bu puanlar rakibin düştüğü güç duruma göre belirlenir. Böylece tuşla sonuçlanmayan bir karşılaşmada daha fazla puan toplayan güreşçi karşılaşmayı sayı ile kazanır. 12 sayı farkını sağlayan güreşçi rakibini tuşla yenmiş sayılır. Güreşin berabere bitmesi durumunda karşılaşma uzatılır ve ilk puanı alan güreşçi galip sayılır. Karşılaşmalarda pasif güreştiği ya da uyarılara karşın ısrarla faul yapması durumunda üç ihtar alan güreşçi diskalifiye edilerek (oyun dışı bırakılarak), yenik sayılır. Fauller belirlenmiş kuralların dışında yapılan hareketlerdir. Rakibi-nin saçım, kulağını mayosunu çekme, onu sakatlayıcı hareketlerde bulunma (kafa, yumruk, tekme atma, ısırma gibi), rakibin kolunu 45 dereceden çok bükme ve boynunu sıkma faul sayılan hareketlerdendir.

    Geleneksel Türk Güreşleri

    Karakucak, Türkler’in geleneksel güreş türü dür. Güreşçiler birbirlerinin cinsel bölgelerinin dışında istedikleri yerden tutabilir ve istedikleri oyunu yapabilirler. Galibiyet için rakibin iki omzunun yere değdirilmesi gereklidir. Ama, rakip kucağa alınıp üç adım taşınırsa, eller yere değecek biçimde arka üstü düşürülürse ve pehlivanların giydiği, kıldan dokunmuş bir çeşit kispet olan ve “pırpıt” adı verilen pantolon fazlaca yırtılırsa rakip yenilmiş sayılır.

    Yağlı güreş, güreşçilerin beli ve paçaları iple bağlı, meşin kispet giyerek ve zeytinyağıyla yağlanarak güreştiği güreş biçimidir. Yağlı güreşte kilolara göre ayrım yapılmaz. Kendisine güvenen her güreşçi daha fazla kilodaki güreşçiyle güreşebilir. Bu güreşte galibiyet için, rakibin iki omzunu yere getirmek zorunlu değildir. Çünkü yağlı bir bedeni bu duruma getirmek çok güçtür. Sırtı yere değdirmek, rakibin kispetini açmak yenmeyi sağlar. Ayrıca, ayaklan yukarı kaldırıp çivi gibi tutmak, rakibi pes ettirmek (güreşemez duruma getirmek), rakibin ayaklarını yerden keserek bedenini havada tutmak yenmeyi sağlar. Yağlı güreşte beraberlik yoktur. Güreşçiler birbirini yenememişse galip kura ile belirlenir.

    Yağlı güreşlerin ilk kez Eski Yunan’da yapıldığı bilinmektedir. Daha sonra Bizanslı lar’a, oradan da Türkler’e geçen yağlı güreş günümüzde yalnızca Türkiye’de yapılmaktadır. Yağlı güreş Edirne’de, Kırkpınar’da her yıl haziran ayında yapılır Kırkpınar güreşleri ne Türkiye’nin her yöresinden güreşçiler (pehlivanlar) katılır. Güreşler bir şenlik biçiminde düzenlenir

    Aba güreşi, Güneydoğu Anadolu’da yapılır Adım pehlivanların güreşirken giydikleri aba denen uzun etekli ceketten alır. Önü düğmesiz olan bu ceket abadan yapılır ve bir kuşakla bağlanır. Pehlivanlar ayrıca altlarına bezden yapılma uzun bir don giyerler En eski Türk güreşi olan aba güreşi Orta Asya’dan Hindistan’a oradan da Çin ve Japonya’ya geçmiştir

    Kaynak : Temel Brıtannıca cilt 7




  3. Ziyaretçi
    yha kurall dedik siz tarihini anlatmışsınız




  4. Ziyaretçi
    YAĞLI GÜREŞİN KURALLARI
    •Sırtüstü getirmek: Yağlı güreşin, en basit ve en çok bilinen kuralıdır. Rakip yerde iken sırtüstü çevrilerek veya ayakta iken düşürülerek yapılabilir.


    •Açık düşürmek: Rakibini kıç üstü yere düşürmek ya da rakibin kendi düşmesi. Rakibin sırtı yere gelmemiş olsa bile göbeği meydana çıkacak kadar arka üstü veya yan düşmüş ise düşen güreşçi kaybeder.


    •Çivi yukarı: Rakip ayaklarından yakalanır, baş üstü dikilir, sonra sırtı yere getirilirse, müsabaka kazanılmış olur.


    •Kıspet çıkarmak: Kıspetin herhangi bir nedenle tamamen çıkması ya da boydan boya yırtılması bir yenilgi sebebidir.


    •Pes etmek: Güreşçilerden biri herhangi bir nedenle "Pes ediyorum!" ya da sadece "Pes!" der veya rakibinin seyine vurursa müsaabakayı kaybetmiş olur.


    •Tartarak yenmek: Taraflardan biri rakibini kucaklar, ayaklarını yerden keser, en az 3 adım yürürse müsaabakayı kazanmış olur.

  5. Ziyaretçi
    yağlı güreşlerrr in tarihini yazmışlar vallaaaa iiii sabr

  6. Ziyaretçi
    -greko-romen güreşte belden üstü kullanılır.
    -Rakibin 2 omzunu mindere değdirip 3 saniye o şekilde tutarsan rakibin tuş olur.
    - Serbest stil güreşte yaşa göre oyun süresi değişir genellikle 3 dakika süreyle 2 devreden oluşur.
    -Rakibi sakatlayacak (kafa, yumruk, tekme, ısırma gibi hareketler faul sayılır ayrıca kafasını sıkmakta faul olarak kabul edilir.
    -Ter, uzun tırnak, uzun sakal asla kabul edilmemektedir.
    - Yapılan hareketin şiddetine göre puan verilir.
    - Mindere çıkmamak, diskalifiye, sakatlık gibi durumlarda hükmen mağlup sayılırsın
    - Müsabaka 4 hakem tarafından yönetilir.
    aklıma gelenler bunlar

+ Yorum Gönder


güreşin kuralları,  güreş kuralları,  güreşte sırtın yere gelmesine ne denir,  yağlı güreş kuralları,  yağlı güreşin kuralları,  yağlı güreşin kuralları nelerdir