+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Ünlü Pers kralı I. Hüsrevin lakabı Nedir? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ünlü Pers kralı I. Hüsrevin lakabı Nedir?








    Ünlü Pers kralı I. Hüsrevin lakabı Nedir?







  2. Asel
    Bayan Üye





    Ünlü Pers kralı I. Hüsrevin lakabı Nedir?

    Anuşiravan veya Nuşirevan





  3. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    I. Hüsrevin lakabı


    Yönetimde çeşitli görevler üstlenmiş Şiî mezhebine mensup bir ailenin oğluydu. Okula yalnızca kısa bir süre devam etti. 1045'te Mekke'ye hacca gitti. Ardından Filistin'i ve o dönemde Fâtımî hanedanının hüküm sürdüğü Mısır'ı dolaştı. Şiîliğe bağlı İsmâilîyye mezhebini benimseyen Fâtımî dâîleri aracılığıyla inançlarını bütün İslam dünyasında yaymaya çalışıyorlardı. Mısır'a yaptığı yolculuktan önce İsmâilî olup olmadığı bilinmeyen Nasır-ı Hüsrev bu dâîlerden biri oldu. Din ve felsefe ilimlerinde büyük şöhret sahibi olan “Muin’ed-Dîn Nâsır-ı Hüsrev”, Tuğrul Selçukî’nin kardeşi Çağrı Bey’in Horasan valiliği esnasında önemli memuriyetlerde bulundu. H. 437, M. 1046 yılında Hicaz’a gitti. H. 440, M. 1049’da Fâtımî halifesi Ebû Tamîm Ma’add el-Mûstensir bil-Lâh’ın emrine girdi. “İmâm-ı Zaman” tarafından Horasan Dâî ’zamlığına tâyin oldu. Tehame, Yemen, Lehsa Karmatîler’i ile ilişkiler kurdu. Oralarda bir hayli neşriyatta bulunduktan sonra Basra ve İsfahan’a uğrayarak kardeşi Ebû Said ile birlikte Belh’e geldi. Kendisine “Hüccet-î Mûstensir”, “Hüccet-î Horasan” ve “Sâhib-î Cezîre” ünvanları verildi.

    Sünnîliğin egemen olduğu bölgelerde İsmâilîyye öğretisini cesaretle savunmaya girişti. Nâsır Hüsrev’in fa’aliyetlerinden şüphelenen hükümet onu Horasan’dan çıkardı. Bu yüzden Bedehşan'a kaçmak zorunda kaldı. Uzun seyahatlerden sonra Belh’e oradanda Mazenderan’a gitti. Vardığı yerlerde hep Bedmezheplik ile suçlandı. Bu sebeple kimliğini gizlemek ve deruhte ettiği görevi tehlikesiz ifa edebilmek amacıyla kimi zaman bir tarikât üyesi gibi Ebû’l Hasan Kharakânî[1] zâviyesinde, kimi zaman da İsfahan ve Geylan âlimleriyle hikmet ve felsefeye dair münakaşalara giren bir hâkim olarak tanınmaktaydı. Sonraki zamanını etkin dâîlik yapamamaktan duyduğu üzüntüyü işleyen şiirler yazarak geçirdi. Bedehşan köylerinden Yemlekân’da öldü.[2] “Orta Asya Alevîleri” üzerinde derin izler bırakmış olan Muin’ed-Dîn Nâsır-ı Hüsrev’in mezarı bütün Rusya, İran, Hindistan, Afganistan ve Çin’den akın eden ziyaretçilerle takdis edilmektedir.[3]





+ Yorum Gönder