+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Osmanlı devletinin savunmasız ve güçsüz bırakan maddeleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Osmanlı devletinin savunmasız ve güçsüz bırakan maddeleri








    osmanlı devletinin savunmasız ve güçsüz bırakan maddeleri







  2. Asel
    Bayan Üye





    osmanlı devletinin savunmasız ve güçsüz bırakan maddeleri


    XIX. YÜZYIL SİYASİ OLAYLARI

    A. XIX. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Durumu
    Osmanlı İmparatorluğu XIX. yüzyılda gücünü ta*mamen kaybetmiştir. Kendi varlığını kendi gücüyle koruma imkanını kaybetti. Bu nedenle çeşitli devlet*lerle sürekli değişen ittifaklar içine girdi. Çağın güçlü devletleri de Osmanlı toprakları üzerinde çeşitli pazarlıklar yapmaktaydılar.

    Rusya; XVIII. yüzyılda olduğu gibi, Boğazlar ve Balkanlar yoluyla sıcak denizlere inme idealindeydi. İngiltere; Uzak Doğudaki sömürgelerine giden yolları, yani Doğu Akdeniz'i ele geçirme amacındadır.

    Fran*sa ise İngiltere'yi güçsüz düşürmek amacıyla Mısır'ı almak istemektedir.

    Bu üç devlet arasındaki çıkar çatışmaları Osman*lı İmparatorluğunun varlığını korumasında etkili oldu. Herhangi bir saldırı anında çıkarları elden giden dev*letler Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldılar.

    B. Osmanlı-Fransız-İngiliz-Rus İlişkileri (1800-1806)

    Napolyon'un Mısır'a saldırması üzerine İngiltere ve Rusya Osmanlı Devleti'ne yardım ettiler, Mısır'da Osmanlı Devleti'ne geri verildi. Buna rağmen Ruslar Fransız tehlikesinin devam ettiğini iddia ederek işgal ettikleri yedi Ege adasını boşaltmadılar.

    Napolyon'un imparator olmasından sonra Fran*sa'ya karşı İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya arasında savaş başlayınca geleneksel Osmanlı-Fransız dostluğu yeniden başladı. Rusya ise yedi Ege adasında, Mora, Sırbistan, Eflâk ve Buğdan'da halkı isyana kışkırtmaktaydı. Bu kışkırtmalar sonunda 1804'de Sırplar ayaklandılar. Eflâk ve Boğdan beylerinin de isyana hazırlandıkları öğrenilince bu iki bey görevlerinden alındı. Boğazlar da Ruslara kapa*tıldı. İngiliz ve Rus elçilerinin istekleri reddedilince Ruslar Dinyester'i geçerek Eflâk ve Boğdan'a girdi*ler. Bunun üzerine Rusya'ya savaş ilân edildi.

    C. Osmanlı-Rus Savası ve Bükreş Antlaşması (1806-1812)

    Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması üzerine İngiliz donanması İstanbul'a geldi (1807). Babıâli'ye ültima*tom vererek Ruslarla anlaşılmasını, Eflâk ve Boğdan beylerinin tekrar atanmalarını, Fransa sefirinin İstan*bul'dan çıkarılmasını istediler. Eflâk ve Boğdan bey*leri yeniden atandı. Fakat Fransız elçisi İstanbul'dan çıkarılmadı. Rusların Eflak ve Boğdan'ı işgal etmesi üzerine İngiliz donanması geri döndü. Çanakkale Boğazı'ndan geçerken kayıp veren İngilizler İskenderi*ye'ye saldırdılar. Fakat Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, İngilizleri Mısır'dan çıkardı.

    Ruslarla savaşın devam ettiği sırada Napolyon Tilsit'te Rus Çarıyla görüşerek antlaşma yaptı (1807). İstanbul'da III. Selim tahttan indirilerek IV. Mustafa padişah yapıldı. Alemdar'ın İstanbul'a gelişiyle IV. Mustafa'nın yerine II. Mahmut padişah oldu (1808).

    Napolyon ise Rus çarı ile Efrut'ta görüşerek Eflâk-Boğdan'ın işgalini kabul etti (1809). Napol*yon'un bu iki yüzlü siyaseti Osmanlı-Rus savaşını ye*niden başlattı. Bir süre sonra Napolyon'un Rusya ile arası açılınca Napolyon, Rus seferine devam edilme*sini istedi. Fakat Osmanlı Devleti Napolyon'un iki yüzlü siyasetinden rahatsız olduğundan Ruslarla ba*rış yapmayı tercih etti.

    Ruslarla Bükreş Antlaşması yapıldı (1812):

    1) Eflâk ve Boğdan Osmanlı Devleti'ne geri veril*di.

    2) Prut ırmağı sınır kabul edildi.

    3) Anadolu'da sınır savaştan önceki duruma geti*rildi.

    4) Sırbistan'a imtiyaz verilmesi kabul edildi.

    * Bu anlaşmayla Osmanlı Devleti ilk defa bir topluma milliyetçilik hareketlerinin sonunda imti*yaz veriyordu.

    D. III. Selim'in Tahttan İndirilmesi (1807)

    III. Selim'in giriştiği Nizam-ı Cedit ıslahatı yeniçe*rilerin ve çıkarları elden giden çevrelerin işine gelme*di. Osmanlı-Rus Savaşı dolayısıyla ordunun Tuna boylarına gitmesinden yararlanan muhalifler Şeyhü*lislâm Ataullah Efendi ve sadrazam kaymakamı Köse Musa Paşa başta olduğu halde harekete geçtiler. Boğaziçi’ndeki topçu yamaklarına Nizam-ı Cedit elbisesi giydirilmesi konusunu istismar ederek isyan çıkardı*lar. Kabakçı Mustafa İsyanı adıyla tarihe geçen is*yan sonunda III. Selim tahttan indirildi. IV. Mustafa padişah oldu (1807).

    E. II. Mahmut'un Padişah Olması (1808)

    IV. Mustafa'nın padişah olmasıyla yönetim Ka*bakçı Mustafa ve adamlarının eline geçti. Nizam-ı Cedit ocağı kaldırıldı, taraftarları izlendi. III. Selim devrinde yapılan ıslahatlar bir anda yok edildi.Nizam-ı Cedit taraftarları ise Rusçuk ayanı Alem*dar Mustafa Paşa'nın yanına gittiler. III. Selim tarafta*rı olan Alemdar, III. Selim'i yeniden hükümdar yap*mak amacıyla İstanbul'a yürüdü. Alemdar'ın İstanbul'a gelmesiyle önce Kabakçı Mustafa ortadan kaldırıldı. Nizam-ı Cedit taraftarlarının saraya saldır*ması üzerine IV. Mustafa, III. Selim'i öldürttü. Bunun üzerine Alemdar Mustafa Paşa, IV. Mustafa'yı taht*tan indirerek II. Mahmut'u padişah yaptı (1808).

    F. Alemdar Mustafa Paşa Dönemi
    II. Mahmut kendisine sadrazam olarak Alemdar Mustafa Paşa'yı seçti. Alemdar Mustafa Paşa yöneti*me egemen oldu.

    • Nizam-ı Cedit taraftarlarını işbaşına getirerek yenilik hareketlerini başlattı.

    • III. Selim'in ölümünde etkili olan kişiler ceza*landırıldı.

    • Olaylara karışan ulema İstanbul'dan sürüldü.

    • İstanbul'un asayişi sağlandı.



    • Sened-i İttifak (1808)

    XIX. Yüzyıl başında Anadolu ve Rumeli'de ayan*lar türemişti. Alemdar sarsılan devlet düzenini yeni*den kurabilmek amacıyla bütün ayanları İstanbul'da topladı. Ayanların ve devlet adamlarının katılımıyla büyük bir toplantı yapıldı. Yapılan görüşmeler sonun*da hükümet ile ayanlar arasında "Sened-i İttifak" yapıldı (1808).

    1) Devlet, ayanların varlığını kabul etti.

    2) Ayanlar devlet otoritesini kabul edecekler, veri*len emirlere uyacaklardı.

    3) Ayanlar yapılan ıslahatlara bağlı kalacaklardı.

    4) Ayanlar kendi bölgelerindeki halka adaletli davranacaklardı.

    5) İstanbul'da isyan çıkaracak olursa ayanlar, İs*tanbul'a gelerek isyanı bastıracaklardı.

    Önemi:

    1) Sened-i İttifak, Osmanlı tarihinde başka örneği olmayan bir belgedir.

    2) Osmanlı Devleti ayanların varlıklarını tanıyarak onları hukuki hale getirmiştir.

    3) Bu belge, Osmanlı Devleti'nin ayanlara söz geçiremeyecek kadar zayıf duruma düştüğünü göstermektedir.

    4) Osmanlı tarihinde ilk defa padişah kendi otori*tesi dışında bir güç olarak ayanları kabul et*miştir.

    • Alemdar, Nizam-ı Cedit'in yerine Sekban-ı Ce*dit adlı yeni bir ocak kurdu.

    • Yeniçeri Ocağı ıslah edilerek eğitim yapmaları sağlandı.

    • Birçok kimsenin geçim kaynağı olan ulufe alım satımı yasaklandı.

    Alemdar Mustafa Paşa'nın sadrazamlığı ancak dört ay sürdü. Kendisinin ve etrafındaki kişilerin olumsuz davranışları halk üzerindeki etkinliğini azalt*tı. Yenilik hareketleri sonunda çıkarları bozulan Yeni*çeriler aleyhte faaliyetlere başladılar. Padişah da Se*ned-i İttifak'tan dolayı kendisine cephe aldı. Sonuçta Yeniçeriler ayaklanarak Alemdar'ın ölümüne neden oldular. İsyancılar IV. Mustafa'yı padişah yapmak is*tedilerse de II. Mahmut onu öldürttü. Bunun üzerine Yeniçeriler Sekban-ı Cedit'in kaldırılmasını istediler. Bu isteğin kabulüyle isyan sona erdi.



    G. Osmanlı İmparatorluğunda Milliyetçilik Ha*reketleri

    Fransız İhtilâli'nin sonucunda ortaya çıkan milliyetçilik akımı XIX. yüzyılda Osmanlı ülkesinde etkili oldu. Özellikle Balkanlarda bağımsızlık amacıyla is*yanlar çıktı. Bu isyanların başlamasında,

    • Milliyetçilik akımı,

    • Rusların Balkanlardaki halkı kışkırtmaları,

    • Mahalli yöneticilerin halka karşı yanlış politikalar uygulamaları,

    • Bazı toprakların savaşlar sırasında el değiştirmesi,

    • Balkanlardaki bir kısım toprakların savaş alanı du*rumuna gelmesi,

    • Merkezi otoritenin sarsılması etkili olmuştur.

    1. Sırp İsyanı (1804):

    Fatih zamanında Osmanlı topraklarına katılan Sırbistan halkına din ve mezhep özgürlüğü verilmişti. XIX. yüzyılda milliyetçilik düşüncesi etkisiyle ilk ayak*lanan toplum Sırplar olmuştur. Sırpların isyan etme*lerinde şunlar etkili olmuştur.

    • Osmanlı-Avusturya-Rusya savaşları dolayısıyla Sırbistan topraklarının sık sık istilaya uğraması.

    • Yeniçeri kodamanlarının halka zulmetmeleri.

    • Fransız İhtilâli'nin yaydığı milliyetçilik düşüncesi.

    • Rusya ve Avusturya'nın yaptığı propagandalar.

    Sırplar Kara Yorgi liderliğinde 1804 yılında ayak*landılar. Ayaklanmanın bastırılacağı sırada 1806'da Osmanlı-Rus savaşı başladı. 1812'de yapılan Bükreş Antlaşması'nda Sırplara imtiyazlar verilmesi şeklinde bir madde yer aldı. Bundan yararlanan Kara Yorgi Sırpların bağımsızlığını istedi. Bunun üzerine Os*manlı Devleti Sırbistan'a müdahele ederek isyanı bastırdı. Kara Yorgi Avusturya'ya kaçtı. Bir süre son*ra Miloş Obronoviç isimli bir domuz tüccarı Sırpların başına geçerek isyan etti. Osmanlı Devleti, Rus*ya'nın olaya karışmasını engellemek amacıyla Miloş'u Sırbistan prensi olarak tanıdı. Böylece Osmanlı Devleti'ne bağlı Sırbistan prensliği kuruldu.

    * Sırbistan, 1830 yılında Osmanlı Devleti'ne bağlı, fakat iç işlerinde serbest duruma geldi. 1878 yılında bağımsızlığını elde etti.

    2. Yunan İsyanı

    Osmanlı Devleti içinde yaşayan unsurların en im*tiyazlısı "Rum”lardı. Sanat, ticaret ve özellikle gemicilikle uğraşmaktaydılar. Ruslarla kurulan münasebet*lerle Rumlarda bağımsızlık şuuru gelişmeye başladı. 1768'de Rus donanmasının Mora sularına gelmesi üzerine Rumlar isyan ettiler. Ticaret yoluyla çok zen*ginleşen Rumlar açtıkları okullarda ihtilâl fikirlerini yaymaya başladılar.




  3. Asel
    Bayan Üye
    Yunanlıların isyan etmelerinde;

    • Ticaret sayesinde zenginleşmeleri,

    • Milliyetçilik akımının yayılması,

    • Rum aydınlarının bağımsızlık için çalışmaları,

    • Avrupalı aydınların çalışmaları: Avrupa aydınları ulaşılan bilim ve teknik seviyesinin temelinde Anti*kite denilen Yunan kültürünün olduğunu düşünü*yorlardı. Bu nedenle Rumlara sempati duyan Av*rupalı aydınlar Türkler aleyhinde yazılar yazıyorlardı.

    • Etniki Eterya Cemiyeti'nin kurulması: Etniki Eterya 1814 yılında Odesa'da kuruldu. Cemiyetin amacı İstanbul başkent olmak üzere Bizans İmparatorlu-ğu'nu kurmaktı. İlk amaçları Yunan devletinin ku*rulmasıydı.

    • Tepedelenli Ali Paşa'nın isyanı: Etniki Eterya, Mo*ra Rumlarını ayaklanacak duruma getirdi. Ancak bu sırada Yanya valisi olan Tepedelenli Ali Paşa, Rumlara göz açtırmıyordu. Tepedelenli'nin İstan*bul'la arasının açılması ve isyan etmesi Rumların işine yaradı.

    a) Eflâk İsyanı: Yunanlılar ilk defa Eflâk'da isyan ettiler. İsyanın lideri Aleksandr İpsilanti isyanı Mora yerine Eflâk'ta başlatmakla:

    • Rusya'nın yardımını sağlamayı,

    • Eflak-Boğdan halkının desteğini almayı

    • Diğer Ortodoks toplumlarında desteğini alarak Bal*kanlarda genel bir ayaklanma çıkarmayı amaçlamıştı.

    Aleksandır İpsilanti 1820'de Eflâk'ta isyanı başlattı. Uzun yıllardan beri Voyvodalık yapan Rumların bas*kısından dolayı onları sevmeyen Eflâk halkı destek vermeyince İpsilanti başarılı olamadı.

    b) Mora İsyanı: 1821 yılında isyan Mora'da baş*ladı. Yunanlılar köylerde görülmedik zulümler yaptı*lar. Osmanlı Devleti'nin bu sırada Tepedelenli Ali Pa*şa ile uğraşması Mora isyanının gelişmesine neden oldu.

    Avrupalılar Yunan isyanını büyük bir sevgiyle kar*şıladılar. Rumlara para ve malzeme yardımı yaptılar.





    Hatta ünlü İngiliz şairi Bayron gibi bazı gönüllüler Mora'ya gelerek savaşa katıldılar.Gittikçe yayılan Mora isyanı, bir türlü bastırılamadı. Bunun üzerine padişah II. Mahmut isyanı bastır*mak amacıyla, Mısır valisi Mehmet Alî Paşadan yar*dım istedi. İsyanı bastırdığı taktirde Mehmet Ali Paşaya Mora ve Girit valilikleri vaat edildi. Mehmet Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşayı kuvvetli bir donanma ile 16 bin kişilik kuvveti Mora'ya gönderdi.İbrahim Paşanın gelmesiyle Mora isyanı bastırıl*dı (1827).

    c) Navarin Olayı (1827): Yunan isyanının bastı*rılması üzerine İngiltere ve Rusya duruma müdahete ettiler. Çünkü Mora ve Girit'de Mehmet Ali Paşa gibi güçtü bir valinin bulunması yerine zayıf bir Osmanlı egemenliği ya da küçük bir Yunan devletinin kurul*ması işlerine geliyordu. İngiltere ve Rusya, araların*da anlaşarak, bağımsız bir Yunan devletinin kurulma*sına karar verdiler. Bu teklifi, Avusturya reddederken, Fransa kabul etti. İngiltere, Rusya ve Fransa arala*rında bir anlaşma yaparak Yunanistan'ın bağımsızlı*ğının tanınması amacıyla Osmanlı İmparatorluğu'na bir ültimatom verdiler. II. Mahmut'un bu teklifi reddet*mesi üzerine müttefikler donanmalarını Mora suları*na gönderdiler. Osmanlı ve Mısır donanmalarının bu*lunduğu Navarin limanını abluka ettiler. Tarihe Navarin Olayı adıyla geçen bu olay sonunda donan*mamız tamamen yakıldı (1827).

    d) Osmanlı-Rus Savaşı (1828-1829): Osmanlı Devleti, Navarin Olayı'nı protesto etti. İngiltere, Fran*sa ve Rusya'dan savaş tazminatı talep etti. Üç devle*tin suçlamayı kabul etmemeleri üzerine ilişkiler kesil*di. Bu gelişmeler sonunda:

    • Fransızlar Mora’yı işgal ettiler.

    • İngilizler Mora'da bulunan Mısır kuvvetlerini İsken*deriye'ye taşıdılar.

    • Ruslar ise Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar.

    Rusların, savaş açtığı sırada Osmanlı Devleti, sa*vaşa hazır değildi.

    • 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılmıştı.

    • Osmanlı donanması Navarin'de yakılmıştı.

    • Yapılan askeri ıslahatlar henüz sonuçlarını verme*mişti.

    Ruslar, bu durumdan yararlanarak önce Eflâk ve Boğdan'ı işgal ettiler, Tuna boylarına indiler. Doğu'da Kafkasya yönünde ilerleyen Ruslar Anapa, Soucak, Poti, Kars ve Ardahan kalelerini aldılar. Tuna'yı geçen Ruslar, Varna'yı işgal ettiler. Ancak Silistre önün*de mağlubiyete uğradılar.1829'da yeniden saldırıya geçen Ruslar Doğu'da Erzurum'a kadar geldiler. Rumeli tarafında ilerleyen Rus ordusu Silistre'yi alarak Edirne'ye kadar Ulaştı*lar. Sonuçta Ruslarla Edirne Antlaşması imzalandı (1829):

    1) Yunanistan bağımsız olacaktı.

    2) Tuna ağzındaki adalar Ruslara bırakıldı. Eflâk ve Boğdan Osmanlılara geri verildi.

    3) Eflâk, Boğdan ve Sırbistan'da özerk yönetim kuru*lacaktı.

    4) Doğu'da Anapa, Poti, Ahıska, Akçar, Ahikelk kale*leri Rusya'ya bırakıldı.

    5) Rus ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçe*bileceklerdi.

    6) Osmanlı Devleti, Rusya'ya savaş tazminatı ödeye*cekti.

    Yorum:

    • Osmanlı ülkesindeki milliyetçilik hareketleri ilk defa başarıya ulaştı.

    • Milliyetçilik akımının etkisiyle Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılarak ilk bağımsız devleti kuranlar, Yu*nanlılar oldu.

    • Yunanistan'a bağımsızlık verilmesiyle Mora'nın elden çıkması Mehmet Ali Paşa isyanına (Mısır meselesi) neden oldu.

    • Osmanlı Devleti, kendi kuvvetleriyle Rusya'ya karşı koyamayacağını anladı.

    H) Cezayir'in Fransızlar Tarafından İşgali (1830)

    1533 yılında Barbaros Hayrettin Paşa'nın Os*manlı himayesine girmesiyle Cezayir, daha geniş ifa*desiyle "Garp Ocakları" Osmanlı yönetimiyle beraber Batı Akdeniz denizciliğinde önemli bir yere sahip ol*du. 19. yüzyılın başında Avrupa devletleri Cezayir'in deniz gücünden kurtulmak amacıyla harekete geçti*ler. 1815 Viyana kongresinde bu yönde bir karar alın*dı. Ardından da Cezayir topa tutularak gemiler batırıldı. Böylece Cezayir büyük bir darbe yedi.Cezayir Dayısı İzmirli Hasan Paşa'nın alacağı olan paranın verilmemesiyle bozulan Fransız ilişkileri olumsuz gelişmelere neden oldu. Osmanlı Devleti'nin Yunan isyanıyla uğraşmasından faydalanan Fransız*lar, yıllarca Cezayir'i kuşattı (1827-1830). 1830 yılın*da da Cezayir, Fransızlar tarafından işgal edildi. 1847 yılında da işgal tamamlandı. Aynı yıl Osmanlı Devleti, bu durumu kabul etmek zorunda kaldı.

    * Böylece Osmanlı Devleti Kuzey Afrika'da stratejik önemi büyük olan bir toprağı kaybetti.

    I) Mısır Sorunu

    a) Mehmet Ali Paşa'nın Mısır Valisi Olması ve Yükselmesi:

    Kavala'da doğan Mehmet Ali Paşa Mısır'ı Fran*sızlardan kurtarmak amacıyla gönderilen askerlerin içinde subay vekili olarak Mısır' a gitmişti. Öğrenim görmemiş olmasına karşılık zeki, cesur ve kabiliyet*liydi. Fransızların geri çekilmesinden sonra Kahire'deki başıbozuk askerlerin komutanı oldu. Sonra da Valiyi Mısır'dan ayrılmak zorunda bırakarak yöne*timi eline geçirdi. Osmanlı hükümeti bu durumu tanı*mak zorunda kaldı (1805).

    Mehmet Ali Paşa, Mısır Valisi olduktan sonra ka*zandığı başarılarla kendisini kabul ettirdi.

    • İskenderiye ve Resife asker çıkaran İngilizleri geri püskürtmeyi başardı.

    • Mısır'ın büyük bir derdi olan Kölemenlerle uğ*raştı. Onları kılıçtan geçirerek mallarına el koy*du.

    • Hicaz'da isyan eden Vehhabilerle mücadele etti. Vehhabi isyanını bastırarak Hac yollarını açtı. Bu başarıyla İslâm dünyasında büyük bir kazandı.Babıâli bu gelişmeler karşısında Mehmet Ali Paşa'ya Hicaz ve Habeş valiliklerini verdi. 1822'de Sudan'ı da ele geçiren Mehmet Ali Paşa, bir Mısır dev*leti kurmayı başardı.Mehmet Ali Paşa; askerlik, bayındırlık, tarım ve ti*caret dallarında yaptığı yeniliklerle büyük bir güç ka*zandı. Elde ettiği gelirlerle Fransızların yardımıyla or*du ve donanmasını modernleştirdi. Avrupa'ya, özellikle Fransa'ya öğrenciler gönderildi. Mehmet Ali Paşa'nın çalışmaları, Mısır'ı Doğu Akdeniz'de önemli bir yere getirdi.

    b) Mehmet Ali Paşa'nın İsyanı

    Mehmet Ali Paşa, Mora isyanı üzerine Osmanlı Devleti'ne yardımcı kuvvet göndermiş, ancak Navarin'de Osmanlı donanmasıyla beraber donanmasını kaybetmişti. Özellikle Mora'daki askerlerini habersiz*ce çekmesi ve 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında yardım istendiği halde asker göndermemesi, Padişah ile arasının açılmasına neden oldu.

    Mora'yı alamayan Mehmet Ali Paşa, II. Mah*mut'tan Suriye ve Girit valiliklerinin kendisine verilme*sini istedi. Mehmet Ali Paşa Suriye'yi alarak Navarin'de yanan donanmasını buradaki ormanlardan yararlanarak yeniden kurmak istiyordu. Padişah II. Mahmut, bu teklifi kabul etmediği gibi Mehmet Ali Paşa'yı Mısır Valiliğinden atmak için planlar yapmaya başladı. Fakat ilk harekete geçen Mehmet Ali Paşa oldu.

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa, bir alacak meselesiyle başlayan olayları bahane ederek Akka üzerine yürüdü.

    Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa komuta*sındaki Mısır Ordusu Akka'yı alarak Şam üzerine yü*rüdü. Şam'ı alan Mısır Ordusu Belen geçidinde bir Osmanlı ordusunu yenerek Adana'ya girdi (1833). Ardından da İstanbul üzerine yürüdü. Sadrazam Re*şit Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin de Konya'da mağlup olmasıyla Mısır ordusuna İstanbul yolu açıldı.

    c) Kütahya Antlaşması (1833):




  4. Asel
    Bayan Üye
    II. Mahmut, İbrahim Paşa'nın kazandığı bu başa*rılar üzerine Ruslardan yardım istemek zorunda kal*dı. Rus çarı l. Nikola, bu teklifi kabul ederek Karade*niz donanmasıyla 15 bin kişilik bir Rus ordusunu İstanbul'a gönderdi. Rus donanmasının İstanbul'a kadar gelmesi Mısır sorununu bir Avrupa sorununa dönüştürdü. Çıkarları tehlikeye düşen İngiltere ve Fransa II. Mahmut'la Kavalalı Mehmet Ali Paşa ara*sına girerek anlaşma yapılmasını sağladı. Bunun üzerine Kütahya Antlaşması yapıldı (1833).

    1) Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit Valiliklerine ek olarak Suriye Valiliği,

    2) Oğlu İbrahim Paşa'ya da Cidde valiliğine ek olarak Adana valiliği verildi.

    Yorum:

    • Bu antlaşma, Mısır sorununu bir süre için çö*zümledi.

    • İki tarafta yapılan antlaşmadan memnun olma*dı.

    • Rusların İstanbul'a gelmesi Mısır sorununu Av*rupa sorunu haline getirdi.

    • Osmanlı Devleti, Rusya ile antlaşma yapma yo*luna gitti.

    d) Hünkâr İskelesi Antlaşması (1833):

    II. Mahmut'un yardım istemesiyle İstanbul'a gelen kuvvetleri Hünkâr iskelesine yerleştiler. Kütah*ya Antlaşması yapıldığı ve Mısır kuvvetleri geri çekil*diği halde Rus kuvvetleri Boğazdan ayrılmadılar. Pa*dişah II. Mahmut ise Suriye ve Adana'yı kaybettiği için Kütahya antlaşmasından memnun değildi. Ayrıca, Mehmet Ali Paşa'nın yeniden isyan etmesinden endişelenen Padişah İngiltere ve Fransa'ya güvenmi*yordu. Bütün bunlar II. Mahmut'un Ruslarla ittifak yapmasına neden oldu. Bu amaçla Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Hünkâr İskelesi Antlaşması yapıl*dı (1833).

    1) Osmanlı Devleti ve Rusya savaş zamanında birbirine yardım edeceklerdi.

    2) Osmanlı Devleti'ne bir saldırı olursa, Rusya asker ve donanma gönderecekti, ancak masrafları Osmanlı Devleti karşılayacaktı.

    3) Rusya bir saldırıya uğrarsa, Osmanlı Devleti Rusya'ya asker ve donanma göndermeyecek, fakat buna karşılık Çanakkale ve İstanbul Bo*ğazlarını kapatacaktı.

    4) Bu antlaşma sekiz yıl süreyle yürürlükte kala*caktı.

    Yorum:

    • Hünkâr İskelesi Antlaşması, Rusya'nın Karade*niz'deki güvenini artırdı.

    • Osmanlı Devleti, Mehmet Ali Paşa'nın yeniden isyanına karşı kendini güvenceye aldı.

    • Boğazların kapatılması İngiltere ve Fransa'nın çıkarlarını tehlikeye düşürdü.

    • Hünkâr iskelesi Antlaşmasıyla Boğazlar soru*nu ortaya çıktı.

    • Osmanlı Devleti, Boğazlar üzerindeki egemen*lik hakkını son defa tek başına kullandı.

    e) Mehmet Ali Paşa'nın Yeniden İsyanı (1839)

    Kütahya Antlaşması ne II. Mahmut'u, ne de Meh*met Ali Paşa'yı memnun etmişti. Padişah; Mısır, Suri*ye, Adana, Girit ve Cidde gibi büyük eyaletleri Meh*met Ali Paşa'ya vermekten rahatsızdı. Mehmet Ali Paşa 1833 yılından itibaren adeta bağımsız bir hü*kümdar gibi hareket ediyordu. Ordu ve donanmasını güçlendirmeye devam etti. 1838 yılına gelindiğinde, Mehmet Ali Paşa'nın bağımsızlığını açıklayacağı söylentileri yayılmaya başladı.

    Doğu Akdeniz'de güçlü bir Mehmet Ali Paşa iste*meyen İngiltere Osmanlı Devleti'ni tercih ediyordu. İngiltere, Osmanlı Devleti'nin zor durumundan da ya*rarlanmak istedi. İki devlet arasında 1838'de bir tica*ret antlaşması yapıldı. Osmanlı Devleti İngiltere'ye yeni ticari ayrıcalıklar vererek buna karşılık onun desteğini aldı.

    Fransa ise Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'a egemen olmasına ve bağımsızlığını ilân etmesine, özellikle de ekonomik açıdan güçlenmesine taraftardı. Osmanlı Devleti, Fransa ile de bir ticaret antlaşması yaparak ikinci büyük devletin de siyasi desteğini sağladı.

    Mehmet Ali Paşa 1839'da bağımsızlığını ilân ede*rek ayaklandı. Nizip savaşı, Osmanlı Devleti'nin ye*nilgisiyle sonuçlandı. Yenilgi haberi İstanbul'a gelme*den II. Mahmut öldü, yerine Abdülmecit padişah oldu. Bu sırada Kaptan-ı Derya Ahmet Fevzi Paşa, Osmanlı donanmasını Mısır'a götürdü. Böylece, Os*manlı Devleti, savunmasız bir duruma düştü.

    Osmanlı Devleti'nin bu durumundan dolayı Rusla*rın Hünkâr İskelesi Antlaşmasından yararlanarak İs*tanbul Boğazı'na girebileceğini düşünen İngiltere ve Fransa, Mısır sorununu Avrupa sorunu haline getir*meye' karar verdiler. İngiltere ile çatışmayı göze ala*mayan Rusya da bu durumu kabul etti. Sonunda İn*giltere, Avusturya, Prusya, Rusya ve Osmanlı Devleti'nin delegeleri Londra'da toplandılar. Mısır so*runu görüşülerek Londra Antlaşması yapıldı (1840).

    1) Mısır eyaleti hukuk bakımından Osmanlı Dev*leti'ne bağlı olacak, yönetimi Mehmet Ali Paşa ve oğullarına bırakılacak.

    2) Mısır Osmanlı Devleti'ne yıllık vergi ödeyecek ve Osmanlı donanmasını geri gönderecekti.

    3) Suriye, Adana ve Girit Osmanlı Devletine veri*lecekti.

    Fransa'ya güvenen Mehmet Ali Paşa bu antlaş*mayı kabul etmedi. Bunun üzerine Osmanlı ve İngiliz donanmaları Suriye ve Mısır kıyılarına abluka ettiler.Akkâ kalesi kısa zamanda alındı. Mehmet Ali Pa*şa, Londra Antlaşması'nı kabul etti. Bu gelişmeler so*nunda:

    • Mısır sorunu çözüldü.

    • Mısır iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı Devleti'ne bağlı bir imtiyazlı eyâlet haline geldi.

    • Mehmet Ali Paşa isyanı sırasında Tanzimat Fer*manı ilân edildi (1839).

    İ) Boğazlar Sorunu
    a) Boğazlar Sorununun Ortaya Çıkması

    Osmanlı Devleti, 15. yüzyılın ortalarından itibaren İstanbul'u ve arkasından Sinop, Trabzon, Kırım, Eflâk-Boğdan'ı fethetti. Böylece Marmara ve Karade*niz bir iç deniz haline geldi. Bununla birlikte Boğazlar da tamamen egemenlik altına alındı. Boğazlar ve Ka*radeniz'in yabancı gemilere kapalılığı, Osmanlı Dev*leti'nin ısrarla üzerinde durduğu bir konu olmuştur.

    Osmanlı Devleti'nin 1535'de Fransa'ya, 1578'de İngiltere'ye, 1598'de Hollanda'ya verdiği kapitülas*yonlarla Boğazlar bu devletlerin ticaret gemilerine açık hale getirilmiştir.

    Osmanlı Devleti'nin zayıflamasıyla beraber Bü*yük Devletler, Avrupa'da üstünlük kurabilmek için Bo*ğazları ele geçirmeyi amaçladılar. Bu durum Boğaz*ların dolayısıyla Osmanlı Devleti'nin bir hedef haline gelmesine neden oldu. Rusya'nın güçlenmesi bu du*rumu daha da önemli duruma getirdi.

    1700'de İstanbul Antlaşması'yla Azak'ın Rusların eline geçmesi, Karadeniz'deki statüyü değiştirmeye başladı. Ruslar burada bir filo kurmaya başladılarsa da, Osmanlı Devleti'nin tepkisi üzerine Karadeniz'de Türk gemileri ile ticaret yapmak zorunda kaldılar.

    1774 yılında Küçük Kaynarca Antlaşması ite Rus*ya, Karadeniz'de kendi gemileri ile ticaret yapmak ve ticaret gemilerini Boğazlardan geçirmek hakkı*nı elde etti. Ancak bu bir kapitülasyon niteliği taşı*yordu ve Boğazların kapalılığı ilkesi yine devam edi*yordu.

    Napolyon'un 1789'de Mısır Seferi ile Fran*sa'nın buraya yerleşme durumu Akdeniz'de çıkar*ları olan devletleri harekete geçirdi. Bu devletler*den İngiltere, Fransa'nın Hindistan yolu üzerinde yerleşmesini istemiyordu. Akdeniz'le ilgili emelleri olan Rusya ise Osmanlı Devleti ile bir ittifak antlaş*ması yaptı. 1798'de yapılan antlaşma ile Osmanlı Devleti) Rus savaş gemilerinin geçici olarak ve kendisine yardım etmek amacıyla Boğazlardan geçmesine izin yerdi. Karadeniz'in Türk ve Rus gemilerinden başkasına kapalı olduğu, yani Rus*ya'nın ortaklığı kabul edildi.

    * Bu tarihe kadar Boğazları egemenliğinde bulun*duran Osmanlı Devleti, ilk defa Boğazları başka bir devletle yaptığı antlaşmada söz konusu yaparak, bazı kayıtlara bağladı.

    Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlamasıyla (1806) bu antlaşma geçersiz duruma geldi. Bu arada İngiliz sa*vaş gemileri, Çanakkale Boğazından zorla geçerek İstanbul önlerine geldi. Bundan sonra 1809'da İngiliz*lerle Kale-i Sultaniye (Çanakkale) Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmada, Boğazların bütün savaş gemilerine kapalılığı ilkesi kabul edildi. Osmanlı Devleti, barış zamanında hiç bir devletin savaş gemisinin Boğazlar*dan geçirmeyeceğine garanti verdi.

    * Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti ile Rusya arasında bir sorun olan Boğazlar konusuna ilk defa Boğazlarla ilgisi olmayan bir üçüncü devlet (İngiltere) resmen karıştı.

    1829 Edirne Antlaşması ile Rusya, hakkını Os*manlı Devleti'ne bir defa daha kabul ettirdi. Ayrıca Karadeniz'deki ticaretten bütün devletlerin gemileri*nin yararlanabileceği kabul edildi. Böylece "Boğazla*rın bütün devletlerin ticaret gemilerine açıklığı" il*kesi ortaya çıktı. Bundan böyle, bütün devletlerin ticaret gemilerinin geçmesine izin vermek, Os*manlı Devleti için zorunlu oluyordu.

    1.833te yapılan Hünkâr İskelesi Antlaşması ile Rusya durumunu daha fazla güçlendirdi. Karade*niz'de ve Boğazlarda en üstün nüfuza sahip devlet durumuna geldi. Bu durum diğer devletlerin, Boğazlar statüsü ile daha yakından ilgilenmesine neden oldu.

  5. Asel
    Bayan Üye
    b) Londra Boğazlar Antlaşması (1841)

    Mısır meselesi 1840 yılında çözümlendikten son*ra sıra Boğazlar konusuna geldi. 1833 tarihinde yapı*lan Hünkâr İskelesi Antlaşması, sekiz yıl süreyle ge*çerliydi. İngiltere ve Fransa'nın çıkarlarına ters düşen bu antlaşmanın süresi 1841'de doluyordu. Bu neden*le İngiltere Boğazların uluslararası bir antlaşmaya bağlanması amacıyla bir konferans toplanmasını tek*lif etti. Rusya böyle bir konferansa başlangıçta karşı çıktıysa da sonunda kabul etmek zorunda kaldı.

    1841'de Londra'da toplanan konferansa İngiltere,Rusya, Avusturya, Fransa, Prusya ve Osmanlı Dev*leti katıldı. Konferans sonunda şu kararlar alındı:

    1) Boğazlar Osmanlı Devleti'nin egemenliğinde kalacaktı.

    2) Barış zamanında hiç bir yabancı savaş gemisi Boğazlardan geçemeyecekti.

    • Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki hüküm*ranlık hakları sınırlanarak, Boğazların koruyuculu*ğu beş devlete bırakıldı.

    • Boğazlar ilk defa uluslararası bir statüye bağlandı.

    • 1841 Londra Antlaşması, Rusya'nın Hünkâr iske*lesi Antlaşmasıyla Boğazlar ve Osmanlı Devleti üzerindeki himaye hakkını sona erdirdi.

    • Avrupalı devletler, Rusya'nın aşırı isteklerini ilk de*fa engellediler.

    • Bu antlaşma, Rusya'nın zararına olmuş; İngiltere ve Fransa antlaşmadan karlı çıkmıştır.

    • Boğazların ticaret gemilerine açık, fakat yabancı savaş gemilerine kapalı olması, devletlerarası bir statüye dönüştü. Bu durum Avrupa devletler huku*kunun bir prensibi haline geldi.

    • Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki mutlak egemenliği sona erdi.

    A) Kırım Savaşı (1853-1856)

    Osmanlı Devleti, 1839 yılında Tanzimat Ferma-nı'nı ilân etmişti. Bütün eyaletlerde uygulanmaya ça*lışılan ıslahat hareketleriyle yönetim, askerlik, adalet ve eğitim alanlarında ıslahatlar yapıldı. Bu dönemde Osmanlı diplomasisi Rusya ve Avusturya'ya karşı, İn*giltere ve Fransa'nın desteğini sağladı. Özellikle ken*disine sığınan Macar milliyetçileri koruması Osmanlı Devleti'ne Avrupa'da büyük bir prestij kazandırdı.

    a) Kırım Savaşı'nın Nedenleri

    • Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri:

    Rusya, ıslahat hareketleriyle Osmanlı Devleti'nin güçlenmesini istemiyordu. 1848 ihtilâllerinden Avru*pa'da etkilenmeyen tek devlet olan Rusya, Osmanlı Devleti'ne karşı kendini güçlü hissediyordu. Bu ne*denle harekete geçmek için elverişli zamanı bekle*meye başladı.

    Rusya'nın başında bulunan Çar l. Nikola Osmanlı Devleti'ni "Hasta Adam" olarak görüyor ve Hünkâr İs*kelesi Antlaşmasıyla elde ettiği kazançları yeniden, sağlamak istiyordu, l. Nikola amacına İngiltere ile an*laşarak ulaşmayı denedi. Bu nedenle 1851 yılında Petersburg'da ingiliz elçisine Osmanlı topraklarını

    paylaşmayı teklif etti. İngiltere o sırada Osmanlı Devleti'nin parçalanmasını menfaatlerine uygun görme*diğinden bu teklifi reddetti. İngiltere'nin Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü koruma yanlısı olduğunu gören Rusya, plânını tek başına uygulamaya karar verdi. Savaş için bahane aramaya başladı.

    • Kutsal Yerler Sorunu: Hıristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs ve Filistin'de bir çok kilise ve anıt bu*lunmaktaydı. Katolik ve Ortodoks papazlar da bu kut*sal yerlere hizmeti kendileri için bir şeref sayıyorlar*dı.

    Fransızların Osmanlı Devleti'nden elde ettiği ka*pitülasyonlar sayesinde Katolikler kutsal yerlerde ge*niş haklar elde etmişlerdi. Rusya'nın güçlenmesiyle Ortodokslara da benzer imtiyazlar verilmişti. Fransız İhtilâli sırasında Ortodoksların Katoliklerin zararına haklar elde etmeleri, Ortodoks-Katolik rekabetini da*ha da artırmıştı. 1848 yılında Fransa'nın başına ge*çen Lui Napolyon, iktidara gelmesinde büyük yardım gördüğü Katolik partisini memnun etmek ve Fran*sa'ya karşı kurulmuş olan cepheyi parçalamak için kutsal yerler sorununa el attı.Rus Çarı l. Nikola, ortaya çıkan bu durumdan ya*rarlanmak istedi. Bu amaçla da Bahriye Nazırı Prens Mencikof'u İstanbul'a gönderdi.

    • Mençikof'un İstanbul'a Gelmesi ve Rus İs*tekleri: İstanbul'a gelen Prens Mençikof, günlük elbi*sesi ile Hariciye Nazırı ve Sadrazamı ziyaret etti. Protokol kurallarına uymayarak daha başlangıçta Osmanlı Devlet adamlarını baskı altına almak istedi. Mençikof, ardından açık ve gizli olarak isteklerde bu*lundu.

    Açık İstekler:

    1) Kutsal yerler sorununun Ortodoks kilisesi lehine çözümlenmesi,

    2) Ortodoks kilisesinin ayrıcalıklarının belirlenmesi.

    Asıl önemli olan ise gizli istekleriydi. Buna göre; Osmanlı Devleti ile Rusya arasında bir ittifak yapıla*cak, Osmanlı Devleti Batılı devletlerle savaşa girer*se; Rusya, askeri yardım gönderecekti. Bu istekler Rusya'nın asıl niyetinin Hünkâr İskelesi Antlaşması'na benzer bir antlaşma yapmak istediğini ortaya koydu.

    Babıâli, İngiltere ve Fransa'nın da onayını alarak bu ültimatomu reddetti. Prens Mençikof ise İstan*bul'u terk ederek geri döndü.

    b) Savaşın Başlaması ve Avrupalı Devletlerin Savaşa Katılmaları

    Rus isteklerinin reddedilmesi üzerine savaş baş*ladı. Ruslar, Eflâk ve Boğdan'ı işgal ettiler. Bütün Hıristiyan dünyasını da savaşa davet ettiler. Avustur*ya'nın girişimleriyle savaşı önlemek için Viyana'da bir konferans toplandı ise de sonuç alınamadı.Tuna boylarında yapılan savaşlarda üstünlüğü ele geçiren

    Osmanlılar Anadolu'da da başarılar kazandılar.

    Bu sırada İngiliz ve Fransız donanmaları 1841 Londra Mukavelenamesine rağmen, Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'a girdiler. İngiltere ve Fransa böylece, Rusya'nın güneye inmesini engellemeyi ve Osmanlı Devleti'ni desteklediklerini göstermeyi amaçlamışlardı.

    Bunun üzerine bir Rus filosu, Batum'a erzak ve savaş malzemesi götüren, fakat fırtına dolayısıyla Sinop'a sığınmış olan on parçalık Osmanlı filosunu yaktı (1853).

    Sinop Baskını İngiltere ve Fransa'nın Rusya'nın gücünü anlamalarına neden oldu. İngiltere ve Fransa Osmanlı Devletiyle bağlaşma yaparak Rusya'ya sa*vaş açtılar.

    Silistre'de Osmanlı kuvvetleri karşısında yenilen Ruslar, Eflâk ve Boğdan'ı boşalttılar. Avusturya ise yeni bir savaşı engellemek için Osmanlı Devletiyle anlaşarak Eflâk ve Boğdan'ı işgal etti. Balkanlarda savaş durumu ortadan kalkınca müttefikler, Kırım'a asker çıkarmaya karar verdiler.

    İngiltere, Fransa, Piyemonte (Sardunya) ve Os*manlı kuvvetleri Kırım'a asker çıkararak Sivasto*pol'ün alındığı sırada Mençikof ve Çar l. Nikola öl*müştü. Yeni Çar l. Aleksandr, barış istemek zorunda kaldı.

    * Piyemonte (Sardunya) Hükümeti bu dönemde İtalyan birliğini kurmaya çalışıyordu. Kendi davasına Avrupa'nın dikkatini çekmek, Avusturya'ya karşı ileri*de İngiltere ve özellikle Fransa'nın desteğini sağla*mak için savaşa 15.000 asker göndererek katılmıştır.

    c) Paris Antlaşması (1856)

    Barış konferansı Paris'te toplandı. Konferansa Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya, Piyemonte hükümeti ve Kırım Savaşı'na katılmayan Prusya katıldı. Osmanlı delegelerinin başında Âli Pa*şa bulunuyordu. Uzun görüşmeler sonunda Paris Antlaşması imzalandı (1856). Buna göre;

    1) Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayıldı. Av*rupa devletler hukukundan yararlanacaktı. Topraklarının bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altına alındı.

    2) Karadeniz tarafsız bir deniz olacaktı. Bütün devletlerin savaş gemilerine kapalı fakat tica*ret gemilerine açık olacaktı. Osmanlı Devleti ve Rusya, bu denizde savaş gemisi bulundurma*yacaklar ve Karadeniz kıyılarında tersane kura*mayacaklardı.

    3) Boğazlar, 1841'de imzalanan Londra Antlaşması'na göre yönetilecekti,

    4) İki taraf savaşta almış oldukları yerleri geri ve*receklerdi.

    5) Eflâk ve Boğdan'a muhtarlık verilecek ve bu durum büyük devletlerin kefilliği altına alına*caktı.



    6) Tuna üzerinde ticaret gemileri serbestçe dola*şacaklardı. Bu işi antlaşmayı imza eden devlet*lerin delegelerinden kurulacak bir komisyon yönetecekti.

    7) Osmanlı Devleti'nin konferans sırasında ilân ettiği ve örneğini kongreye sunduğu Islâhat Fermanı büyük devletler tarafından dikkate alı*nacak, fakat bu fermana göre yapılacak ıslaha*ta karışılmayacaktı.

  6. Asel
    Bayan Üye
    d) Kırım Savaşı'nın Sonuçtan

    • Rusya'nın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri bir süre için gecikti.

    • Rusya, 1774'ten 1829'a kadar Balkanlardan elde eniği kazançları kaybetti.

    • Boğazların 1841 statüsüne getirilmesi İngiltere ve Fransa'nın Akdeniz'deki güvenini artırdı.

    • Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayıldı ve Avrupa devletler hukukundan yararlanma imkanını bul*du.

    • Osmanlı Devleti kendi toprak bütünlüğünü koruya*mayacak kadar güçsüz olduğunu kabul etti.

    • Osmanlı Devleti, savaşı kazandığı halde Karade*niz'de donanma ve tersane bulundurmamayı ka*bul etmekle yenik devlet muamelesi gördü.

    • Islahat Fermanı'nın anlaşma metnine konması, Osmanlı Devleti'nin zararına oldu. Çünkü Avrupa devletleri bu fermana dayanarak Osmanlı Devle*ti'nin içişlerine karıştılar.

    • Rusya'nın güneye inme politikasının önlenmesi, Doğu politikasına önem vermesine ve Asya'da ge*nişleme politikasına yönelmesine neden oldu.

    • Osmanlı Devleti ilk defa bu savaş sırasında dış borç aldı. Müttefik durumunda olan İngiltere ve Fransa'dan borç alınarak ihtiyaçlar karşılandı.

    • Osmanlı Devleti, kapitülasyonların kaldırılması için ilk girişimi bu konferans sırasında yaptı. Fakat bir sonuç alınamadı.

    K) 1856'dan Sonra Osmanlı Devleti

    a) Panislâvizm Hareketleri

    Paris Antlaşması, Rusya'nın emellerini 1870 yılı*na kadar engelledi. Bu tarihlerde Avrupa siyasi den*gesini değiştiren gelişmeler meydana gelmişti.

    • İtalya (1870), Almanya (1871) siyasi birliklerini ku*rarak siyasi güç olarak ortaya çıkmışlardı.

    • Fransa, yenilerek Alsace-Loraine bölgesini Alman*ya'ya bırakmıştı.

    • Avusturya bir kısım topraklarını İtalya'ya vermişti.

    • Rusya, bu gelişmelerden yararlanmayı amaçlaya*rak Paris Antlaşması'nın Karadeniz'in tarafsızlığı*na ilişkin olan maddesini tanımadığını bildirdi. Böy*lece Akdeniz'e inmeyi başaracaktı.

    •1871yılında Osmanlı İmparatorluğu,İngiltere,Rusya,Fransa,Almanya,İtaly a ve Avusturya'nın katılmasıyla Londra'da bir konferans kabul edildi.

    Buna göre;

    1) Paris Antlaşmâsı'nın, Rusya'nın Karadeniz'de savaş gemisi bulundurmasını ve tersane yapması*nı önleyen hükümleri kaldırılıyordu.

    2) Boğazların kapalılığı ilkesi devam edecekti.

    3) Karadeniz eskiden olduğu gibi bütün devletlerin ti*caret gemilerine açık olacaktı

    Rusya elde ettiği bu başarıdan sonra, tekrar Os*manlı ülkesi üzerindeki emellerinin yerine getirilmesi için çalışmaya başladı. Ancak bu kez milliyetçilik yo*lunu kullandı. Balkanlarda Slav ırkından olan bütün kavimleri bir amaç etrafında birleştirmek anlamına gelen Panizlâvizm idealini ortaya attı. Balkan milletle*ri arasında Panislâvizm idealini yaymaya başladı. Rusya'nın bu çalışmaları sırasında Osmanlı Padişahı Abdülaziz'di (1861-1876). Sadrazamlık görevinde ise Rus taraftarı olan Mahmut Nedim Paşa bulunuyordu. Ruslar bu durumdan yararlanarak Bulgar kilisesinin muhtarlığı konusunu kabul ettirdiler. Bu durum Bul*garistan'ı siyasi açıdan bağımsız duruma getirirken, isyanların da genişlemesine neden oldu.

    b) Balkan Bunalımı



    Ruslar Panislâvist örgütlerin yardımlarıyla Bosna, Hersek, Sırbistan ve Bulgaristan'da isyanlar hazırla*dılar. Avusturya ise, İtalya'ya verdiği yerlerin acısını çıkarmak için Bosna, Hersek taraflarını işgal etmek istiyordu. Bu devletlerin kışkırtmaları sonucunda ilk isyan bir vergi sorunundan dolayı Hersek'de başladı. (1875). Hersek isyanıyla ortaya çıkan bu gelişmeler "Balkan Bunalımı"na zemin hazırladı. Hersek'ten son*ra Sırbistan ve Bulgaristan'da isyanlar çıktı.

    Osmanlı Devleti'nin Balkan bunalımıyla içine düş*tüğü siyasi gelişmeler, maliyenin giderek kötüleşmesi Padişah Abdülaziz'e karşı gittikçe büyüyen bir tepki*ye neden oldu. Mithat Paşa ve arkadaşlarının çalış*maları sonunda Abdülaziz tahttan indirilerek yerine V. Murat padişah yapıldı. Ancak V. Murat'ın akıl has*tası olduğu anlaşılınca üç ay sonra yerine meşrutiyeti ilân edeceğine söz veren II. Abdülharnit padişah ya*pıldı (1876).

    İsyanların gelişmesi üzerine Avusturya, Rusya ve Almanya Berlin'de bir konferans topladılar. Bu konferans Osmanlı Devleti aleyhine kararlar aldı. Osmanlı Devlet adamları ülkede meşrutiyet ilân edilirse, bu is*yanların önünün alınacağını düşünüyorlardı. Bu ne*denle Kanun-u Esasi hazırlıklarına başladılar. Fakat Karadağlılar ve Sırpların yeniden harekete geçmeleri Osmanlı Devleti'nin asker kullanmasıyla sonuçlandı, isyanın bastırılması üzerine Rusya araya girerek ateşkes yapılmasını istedi.

    c) İstanbul Konferansı (1876)

    Avrupa devletleri, Balkan sorunlarına çözüm bul*mak amacıyla İstanbul'da konferans toplamayı karar*laştırdılar. İstanbul Konferansı'na Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya ve İtal*ya devletleri katıldı. Osmanlı Devleti konferansın açıldığı gün (23 Aralık 1876) Kanun-u Esasi'yi ilân ederek Meşrutiyet devrine geçti. Osmanlı Dışişleri Bakanı Saffet Paşa top seslerinin duyulması üzerine, temsilcilere, Osmanlı Devleti'nin meşrutiyet devrine geçtiğini ve bundan dolayı konferansın toplanmasına gerek kalmadığını açıkladı.

    * Böylece, Osmanlı Devleti, iç ve dış nedenle*rin sonucunda mutlak monarşiden, meşrutiyet rejimine geçmiş oldu.

    * Osmanlı Devleti, bu hareketiyle yabancı devletleri etkileyerek konferansın toplanma nedenle*rini ortadan kaldırmayı amaçlamıştı.

    Konferansa katılan devletler Meşrutiyetin ilânım konferansı etkilemeye yönelik bir taktik olarak göre*rek toplantıya devam ettiler. Yabancı delegeler önce kendi aralarında toplanarak kararları belirlediler. Sonra yapılan genel toplantı ile kararları açıkladılar.

    İstanbul Konferansı
    1) Sırbistan ve Karadağ'dan Osmanlı askerlerinin çekilmesine,

    2) Bulgaristan'da Doğu ve Batı Bulgaristan adıyla iki ayrı eyalet kurulmasına,

    3) Bosna-Hersek'le birlikte, bu iki eyalete de muhtarlık verilmesine karar verdi.

    Osmanlı Devleti'nin bu kararları kabul etmemesi üzerine konferans dağıldı. İstanbul Konferansı'ndan bir sonuç alınamaması üzerine Büyük Devletler İngil*tere'nin girişimleriyle Londra'da bir konferans topladı*lar. Londra Konferansı'nda, İstanbul Konferansı'nda alınan kararlar yumuşatılarak Osmanlı Devletine bil*dirildi. Osmanlı Devleti, bu kararları da kabul etmedi.

    d) 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı

    Osmanlı Devleti'nin konferans kararlarını kabul etmemesi üzerine Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Kafkasya ve Romanya'dan saldırıya geçen Ruslar iki koldan ilerlemeye başladılar. Balkanlarda isyanlar yeniden başladı. A. Muhtar Paşa'nın bütün gayretlerine rağmen Ruslar, Erzurum'a kadar geldiler. Balkanlarda Gazi Osman Paşa komutasındaki Plevne savunması altıncı ayın sonunda bozuldu. Rusların Edirne'ye kadar gelmeleri üzerine Padişah II. Abdülhamit ateşkes istedi. Bu gelişme karşısında İngiltere harekete geçti

+ Yorum Gönder


mondros ateşkes antlaşmasının bizi savunmasız bırakan maddeleri