+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Balkanlarda yayılan milliyetçilik akımı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Balkanlarda yayılan milliyetçilik akımı








    balkanlarda yayılan milliyetçilik akımı







  2. Asel
    Bayan Üye





    balkanlarda yayılan milliyetçilik akımı

    Osmanlı Devleti tarihe karışmış, Millî Mücadele sonucunda ise, yerine yeni bir devlet ve yeni bir sistemle idare edilen Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Kurulan yeni cumhuriyet Türklerin çoğunlukla olduğu bölgeler üzerinde kurulmuş millî karakter taşıyan büyük oranda Türklerden oluşan millî bir devletti. Bu nedenle takip edilecek yeni politikanın da millî olması gerekirdi. Esasen daha millî mücadelenin yapıldığı yıllarda devam eden bir milliyetçilik anlayışı (ki, bu anlayışı istiklâl savaşında birleştirici bir rol oynamıştı) cumhuriyet döneminde de aynen taşınmıştır. 50

    Osmanlı Devleti’nin yıkılması daha önce hüküm süren bütün ana politik ideolojileri itibardan düşürmüştür. Osmanlıcılık var oluş nedenini yitirmiş İslamcılık ve Pantürkizm ise, İmparatorluğu kurtarmayı başaramamıştır. Dolayısıyla 1923’ü müteakiben Mustafa Kemal yeni Cumhuriyeti milliyetçiliğin birleştirici yeni bir anlayışı ile idare etmek için çaba sarf etmiştir. 51 Osmanlı dönemindeki milliyetçilerden başta Ziya Gökalp’in fikir ve düşünceleri olmak üzere, milliyetçilik düşüncelerini Cumhuriyete de taşımışlardır. Böylece Osmanlı dönemindeki milliyetçilik fikirleri de belli bir oranda yeni devletin ideolojisine de taşınmıştır. Yeni kurulan devlette Atatürk’ün tasavvur ettiği milliyetçilik düşüncesi temel ilkelerden biri olarak kabul edilmiştir. Zaten daha önce Mustafa Kemal Atatürk 1921 Tarihinde Eskişehir’de yaptığı bir konuşmada “Ne İslâm Birliği ne de Türk Birliği bizim için bir doktrin veya mantıklı bir politika meydana getirebilir. Bundan böyle yeni Türkiye’nin, hükümet politikası kendi millî sınırlan içerisinde Türkiye’nin kendi öz egemenliğine dayanma ve bağımsız yaşamadan meydana gelmektedir” 52 demiştir. Aslında,bağımsız yaşama, millî sınırlar içinde kalma, millî egemenliğe dayanma fikrî, Atatürk’ün Cumhuriyet kurulduktan sonra da savunduğu fikirlerdir. Bu konuşma Türkiye’nin Pantürkizmden uzaklaştığını da göstermekteydi. Atatürk bu konuşmanın bir benzerini de 1927’de tekrarlamıştır. 53

    Cumhuriyetim kurulduğu ilk yıllarda Atatürk’ün ortaya koyduğu yeni milliyetçilik anlayışının etkisiyle Pantürkizmi savunan Meşrutiyet dönemi Türkçü ve milliyetçi aydınların da fikirlerini, kısmen veya tamamen değiştiğini görmekteyiz. Mehmet Emin (Yurdakul) kendi şiirlerini yeniden düzenleyerek Turan kelimesi yerine vatan kelimesi kullanmaya başlamıştır. Ahmet Ağaoğlu basın bürosu müdürlüğünü kabul etmiştir. 1923 ve daha sonra 1927 yıllarında da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne millet vekili olarak seçilmiştir. Ağaoğlu bir Fransız gazeteciye “Ankara eski Osmanlı İmparatorluğunun gösterişinden feragat ederek milliyetçidir. Etnografik Türk sınırları ile tahdit edilmiş mütevazı bir Türk Yurdu kurmayı dilemektedir. Bunun için barışa ve huzura ihtiyaç duymaktadır” demiştir.. Yusuf Akçura ise, bir tarih profesörü olarak yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni Pantürkist görüşlerinin gerçekleştiği bir ülke olarak değerlendirmiştir. 54Ayrıca Meşrutiyet dönemi Türkçülerinden Tekin Alp da bu dönemde şiddetli bir Kemalist olmuştur. Daha doğrusu Mustafa Kemal Atatürk’ün milliyetçi düşüncelerini benimsemiştir.

    Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren uygulanan milliyetçilik anlayışı, Türk toplumunun çağdaşlaşmasını öngören ileriye dönük bir milliyetçilik olmuştur. 55 Cumhuriyet döneminde lâiklik ve reformlar konusunda n. Meşrutiyet milliyetçilerinin de tasavvur ettiklerinden daha ileriye gidilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Dış Türklerle yeterince ilgilenilememiştir. Bunda yeni cumhuriyette yapılan reformların da etkisi vardır. Esasen Mustafa Kemal Atatürk 1927’deki konuşmasında Türkiye’nin kendi iç sınırlan ile meşgul olacağını vurgulamıştır. Türkiye’nin izlediği bu politika Sovyetler Birliği ile ilişkilerini normalleştirmek amacını gütmüştür. 56 Diğer taraftan Türkiye’nin bundan vazgeçmesinin bir nedeni de savaş sırasında tahrip olmuş olan devletin yeniden yapılanması üzerine yoğunlaşmasından kaynaklanmıştır. Devlet bu dönemde milliyetçilik anlayışını basın, okullar, çeşitli hükümet daireleri, Cumhuriyet Halk Fırkası ve Türk Ocağı kanalıyla yapmıştır. 57

    Millî Mücadele yıllarında vatanın savunulması ve kurtarılması şeklinde sadece siyasî bir gaye olarak ele alınan milliyetçilik, Millî Mücadelenin gerçekleşmesinden sonra anlamı genişleyerek siyasî, kültürel ve ekonomik olmak üzere bütün hayat ve faaliyetlerin hepsini ifade eden bir gaye halini almıştır. 58

    Cumhuriyetin ilk yıllarındaki milliyetçilik anlayışı teorik olarak meşrutiyet milliyetçiliğinden beslenmesine rağmen, uygulamada farklılık arz etmektedir. Kemal Karpat; Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri milliyetçilik anlayışı arasındaki farkın değerlendirmesini şu şekilde yapmaktadır.

    “ Milliyetçilerin büyük bir kısmı, Osmanlı imparatorluğunun millî bir kültür yaratamamasının ve dolayısıyla millî bir devlet haline gelememesinin, yeni zamanların şartlarına uyamamasının başlıca sebebini islâmiyet’te buluyorlardı. Gerek bu yeni milliyetçilik, gerekse amaç edindiği devrin milliyetçilik doktrini, sistematik olarak ilk işlemiş olan, Ziya Gökalp’in görüşlerinden az çok ayrılıyordu. Ziya Gökalp’in dine, tarihe ve geleneksel topluma dayandırdığı milliyetçiliğin yerine akılcı ve son derece lâik bir milliyetçilik almıştı. Gökalp’in lâikçiliği, aslında Müslümanlığı Türk hayat tarzına uydurmak ve dinî müesseseleri halifelik de dahil olmak üzere bu bakımdan yorumlamak amacını güdüyordu. Oysa şimdi din devletten tamamıyla ayrılmış ve devlet üstün bir duruma girmiştir. Gökalp’in batıdan yalnız teknolojiyi almaya inhisar eden garplılaşma fikrî genişletilerek batı, maddî ve kültürel her türlü yenileşmenin biricik kaynağı olarak kabul edilmişti” 59

    SONUÇ

    Cumhuriyetin bu ilk yıllarındaki milliyetçilik anlayışı ve Atatürk’ün milliyetçilik uygulamaları üzerinde çalışmalarda bulunan çeşitli araştırmacılar, bu anlayışın temel özelliklerini şu şekilde belirtmektedirler:

    a. Millî birlik ve bütünlüğe büyük önem verir.

    b. Sınıf kavgasına karşıdır,

    c. Gerçekçidir ve vatan kavramına dayanır,

    d. Saldırgan değil barışçıdır,

    e. Irkçılığa karşıdır,

    f. Milliyetçiliği reddeden akımlara karşıdır,

    g. Lâiklik ilkesi ile bağlantılıdır,

    h. Millet egemenliği ilkesiyle bağlantılı ve demokrasiye yöneliktir




+ Yorum Gönder