+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Uygurların siyasi birliği hakkında kısaca bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Uygurların siyasi birliği hakkında kısaca bilgi








    Uygurların siyasi birliği hakkında kısaca bilgi







  2. Asel
    Bayan Üye





    Uygurların siyasi birliği hakkında kısaca bilgi

    Uygurların siyasi birliği hakkında

    Çin kaynaklarında haesoqq, Vei-hoooh, Hui-ho, Hueu-hu, Wei-wu vb. şekilde görülen Uygur adının anlamı 974'te yazılan Çince bir eserde şahin süratiyle dolaşan ve hücum eden şeklinde açıklanmaktadır. Fakat bunun bir yakıştırma olduğu bellidir. Etimolojik olarak Uygur adının uy (takip etmek)+gur (Salgur gibi) tarzında ortaya çıktığı ileri sürülmüş ise de, o tarihlerde kullanılan Türkçe'de de "takip etmek" manasındaki eylem kökünün "ud-" biçiminde olduğu antitezinden hareketle sözcüğün oy (oymak, baskı yapmak) + gur ve kuvvetli bir olasılıkla uy (akraba, müttefik)+ gur şeklinde türediği savunulmaktadır. Nitekim tarihsel süreçte ortaya çıkan "On Uygur" federatif adının "On Müttefik" manasına kullanılmış olma olasılığı tarihsel gerçeklik açısından ağır basar.

    Uygur adıyla ilgili bir diğer mes'ele ise İslam kaynaklarında her zaman ve Çin kaynaklarında bazen kendilerine verilen Dokuz Oğuz adının kökeni ve ne şekilde ortaya çıktığıdır. Aslında Uygurlar'dan ayrı bir budun (boylar birliği, ulus) olan dokuz Oğuzlar, Göktürk siyasî otoritesinin dayandığı topluluk idi. Bu anlamda ayrı bir etnik yapı oluşturmayıp bizâtihî Türk budununu oluşturan boylara verilen isimdi.

    Zaten Çin kaynaklarında kendilerinden Türklerin dokuz kabilesi, Göktürkler'den ise "dokuz kabilenin Türkleri" diye bahsedilmesi; nitelik yönünden benzerliği ortaya koymaktadır. İşte bu Dokuz Oğuz boylarına -başka bir deyişle- dokuz adet Oğuz boyuna, dokuz oymaktan oluşan- Uygur boyunun eklenmesiyle "On-Uygur" denilen siyasal birlik ortaya çıkmıştır ve böylece Uygur adı ile Dokuz Oğuz adı birlikte ve bazen karıştırılarak kullanıla gelmiştir.

    Ortaçağ da gelişmiş bir uygarlık kuran Uygurlar önceleri Kuzey Moğolistan'da yaşıyorlardı.Hun İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Göktürkler'in buyruğu altına girdiler.Daha sonra da onlara karşı ayaklanarak 740 ta bağımsız bir devlet kurdular.Öteki Türk boylarını egemenlikleri altına alarak güçlendiler.Uygurlar Çinliler le de ilişki kurdular.lX.yy.ın ortalarında Tibetliler le Kırgızların saldırısına uğrayarak yıkılan Uygur Devleti ortadan kalkınca Uygurlar Batıya göç ederek (840) küçükdağınık devletler kurdular.Sonunda bütün Uygurlar Cengizhan zamanında Moğolların egemenlikleri altına girdiler.Böylece son Uygur devleti de ortadan kalktı (1212).O zamandan beri bir daha bağımsız olamayan Uygurlar bugün Çin'in kuzey batısında Çin egemenliği altında yaşamaktadırlar.
    Uygurlar Yenisey kaynaklarıÇu-Talas havalisi İç Asya ve Kerulen'a kadar olan sahaya yayılmıştır.
    Uygurlar sanatyapıyönetim işlerinde ileri bir uygarlıktılar.14 harfli bir alfabe kullanırlardı.Buddha dinine bağlıydılar.Uygur fikir adamları Arapça ve Hintçe den çeviriler yaptılar.Uygurlardan kalan en önemli yapıt Yusuf Has Hacip'in "Kutadgu Bilig" (mutlu olma bilgisi ) adlı eserdir.
    UYGUR DEVLETİ (745-840)
    Kurucusu: Kutluk Bilge Kül Kağan’dır.
    Başkenti: Karabalgasun’dur.
    Hükümdarları:

    Kutluk Bilge Kül Kağan
    Moyen- Çor Kağan
    Bögü Kağan’dır.
    Özellikleri

    İslamiyet’ten önceki Türk devletinin arasında ilk defa göçebe hayat tarzından yerleşik hayata geçerek tarım ve ticaret faaliyetleriyle uğraştılar.
    Türk tarihinde ilk defa şehir ve kasabalar kurarak ilk Türk mimari eserlerini meydana getirdiler.
    Çinlilerle ilişkileri sonucunda kağıt ve matbaayı kullandılar.
    Kendine özgü Uygur Alfabesi’ni kullandılar.
    Yıkılış Sebebi

    839 yılında meydana gelen kıtlık açlık şiddetli soğuklar ve salgın hastalıklarla devletin zayıflaması
    devletin zayıflamasından yararlanan Kırgızların akınlarını arttırmaları
    840 yılında Kırgızlar tarafından yıkıldılar. Devleti yıkılan Uygurların bir kısmı çeşitli yerlere göç ederek yerleştiler. Uygurlar XII. Yüzyıl başlarında Moğolların egemenliğine girdiler.
    “ Uygurlar Moğol egemenliğinde yaşarken Araplarla Çinliler arasında yapılan Talas Savaşı (751)’ndan sonra Müslüman olmuşlardır.”
    “ kültür ve medeniyet yönünden Moğolları etkileyen Uygurlar Moğollardan bir kısmının Türkleşmesini sağladılar.
    Devlet - Saray hayatı :
    Çağın en ileri ve aydın ülkesi idiler.Hanlığa hukuki esaslara dayanan devlet tadı verdiler.hukuk devleti vücuda getirdiler.Yabancı ellerde yaşayan Türk kolonileri için koruyucu kanunlar çıkardılar.Devlet idaresinin yürütülmesinde memurlar vekiller ve çeşitli mansuplar oluşturdular.Saray hayatını düzenli merasimleri tanzim ettiler.Han ve saray halkının yakarıcı sefirleri karşılama vazifeleri de düşünüldü.
    Fikir Hayatı :
    Yüksek seviyedendi.Uygur saraylarında yerli yabancı tarihçiler alimlerşairlersanatkarlarnakkaşlarmu*****inas lar himaye gördü.Mürebbilerin ders verdikleri kütüphaneler kurdukları Çin gezgincilerince bildirilir.Uygur şehzadesinin kopuz çaldığı manzum bir edebiyatın varlığıda unutulmamalıdır.
    Uygurlar lX.yy. dan beri yksek bir kültür gelişmesi geleneğini kurdularXll.yydan itibaren Orta-Asya Türk Moğol haklarının kültür terbiyesini üstlendiler.
    Son yarım asır içinde Uygur Hanlığı merkezi olan Hoço ve İdikut şehri harebelerinde yapılan kazılarda BudistManihey ve Hristiyan mabetlerinde çok sayıda malzeme elde edildi.Malzemeler Uygur dili ve edebiyatının azametini belirtmeye yeter.Çoğu da dinlerden yapılan tercümelerdi.Azı orjinal olmak üzere tabiata astronomiye ve edebiyat nevilerine ait tercüme vesikalar idi.Hatta Orjinali elde olmayan Tübetçe'den çevrilen Uygur hükümdarlarından birinin çevre memleketlerden bilgi edinmek amacıyla gezen memurların bir seyahatnamesi de vardır.
    Çoğu malzemeler çeviridir.Uygurca bu yüzden Uygur dil adını da almıştır.Uygurca'ya İranHind Sağa Çin dillerinden kelimeler girdi.Bunlar daha sonra mürebbi Uygurlar tarafından Moğolca'ya da eklenmiştir.Tabiatıyla Uygıurca'ya 1-Dini ve 2-Ticari münasebetler vasıtasıyla pek çok kelime girmiştir.
    Uygurların Alfabeleri :
    Uygurlar muhtelif alfabeler kullandılar.RumBrahmaTibetSüryaniSoğaUygurMa ni alfabeleridir.
    Hind harleriyle Budizm dinine ait Türkçe metinler Avrupalı bilginler tarafından bulunmuştur.629 yılında bu hurufati terkle milli Soğa alfabesi Budist Uygurlarca kullanılmıştır.DAha sonra Mani dinin mensup olanlar ManiHristiyan Uygurlar da Süryani alfabesini kullandılar.
    Soğal alfabesini Türkler ilkin Kara Balgasun abidesinde kullanmıştır.Bu abide 825-832 yılına kadar egemenlik süren Uygur halkının onuruna kazınmıştır.Bu harfler önce Uygur hurufatı sayıldı.F.W.K. Müller ise Soğa alfabesi olduğunu ortaya koymuştur.Soğa harfleri Uygu harflerinin bir eşidir.Soğa alfabesinin olgunlaşması da Uygur hurufatıdır.Soğaların ticari hayatı etkili olmuştur.
    Soğa harfleri 22 işarettir.Arami alfabesine yakındır.Üç işaret de noktalama işareti olarak kullanılmıştır;belki Soğa alfabesinin kaynağı Arami harfleridir.
    Uygur Harfleri
    Menşei Arami >soğa>Uygur alfabesi olan bu hurufatı Uygurlar müstakil bir devlet olunca Vlll.yy.ilk yarısında kullandıkları birkaçı dışında hepsi bitişik yazıldı.Göktürk alfabesine göre Uygur Alfabesi daha az işaretlidir.Yarı sedalı sese tekabül eden (y) nin dışında 18 işaret bulunur.
    Uygurca 'da ünlüler için üç işaret ;ünsüzler için 15 işaret kullanılmıştır.
    Uygur harflerine ilk temas eden Xl.yüzyılda KAşgarlı MAhmut olmuştur.



    AYRICA

    Ötüken Kansu ve Doğu Türkistan’da bir hâkanlık iki devlet kurmuş olan Türk boyu.
    Uygurların anayurtları Baykal Gölünün güneyindeki Orhun Selenga ve Tala nehirlerinin bulunduğu bölgedir. Bilinen tarihleri Büyük Hun İmparatorluğu ile başlar. Tabgaçlar (386-534) devrinden sonra beşinci yüzyılın ikinci yarısında beylik kurdular. Göktürkler'in ilk zamanlarında Selenga Nehri etrafında oturuyorlardı. Yedinci yüzyılın ilk çeyreğinde Sir-Tarduşların altı kabileden meydana gelen birliğine katıldılar. P’u-ku Tongra Bayırku ve Fu-lo-pu kabileleri de Uygurların etrafında toplanarak hep beraber Uygur adını benimsediler. Beyleri Erkin unvanını taşıyor ve elli bin muharip asker çıkarabiliyorlardı. Göktürklerin zayıflamasıyla kuvvetlendiler. Erkin yerine İl-teber unvanını kullanmaya başladılar. İl-teber T’u-mi-tu devrinde Tola havâlisini alıp güneyde Hoang-ho’ya kadar akınlar tertip ettiler. Uygurlar akınları neticesinde 646’da Çin İmparatoru tarafından da tanındılar. İl-teber T’u-mi-tu kendini kağan ilan etti. Uygurlar’ı Göktürkler tarzında teşkilâtlandırdı. T’u-mi-tu 648’de Çin’in entrikalarıyla öldürülünce yerine oğlu P’o-jon geçti. P’o-jon Çinlilerin on-okların başına kukla kağan yaptığı Ho-lu’yu mağlup ederek 656’da Taşkent yakınlarına kadar ilerledi. Uygurlar Göktürklü Kapagan Kağan (693-716) zamanında Göktürklere bağlandı.
    Bilâhare Uygurlar Göktürklerin iç mücadelesinden faydalanarak toplandılar. Göktürk Devletini yıktılar. 745’te Ötüken merkez olmak üzere Uygur Hakanlığını kurdular. Dokuz-Uygur Uruğu’ndan birlik haline geldiler. Uruklar Çince kaynaklarda şöyle geçer; Yaglakar (Yaglakır) Hu-tuko (Uturkar) Hu (Kürebir) Mo-ko-sik-i (Bagasıgır) A-vu-çö (Ebirceg) ko-sa (Hazar) Hu-vu-su (Khifuzu) Yo-vu-ku (Yagmurkar) Hi-ye-vu (Ayabire).




  3. Asel
    Bayan Üye
    Bu uruklardan kurulu Uygur kabilesinin idaresi altındaki Dokuz-Oğuz birliği de; D’u-ku (Buku) Hun (Qun) Pa-ye-ku (Bayırku) T’ung-lu (Tongra) Sse-kie (Sıkar) K’i-pi A-pu-sse Ku-lun-vu-ku A-tie (Ediz)'dir. Dokuz Uruk’dan meydana gelen Uygur boyu Dokuz-Oğuz boyunun ilâvesiyle boy sayısı ona yükselerek On-Uygur diye anılan birlik meydana geldi. Basmıl ve Karluk boylarının katılmasıyla birlik sayısı onbire yükseldi. Uygur Hakanlığı her boyun başına birer bey olmak üzere on bir vali tarafından idare edilmekteydi.
    Uygur Hakanı Kutlug Bilge Kül Orhun kıyısında Ordu-balık şehrini kurup burayı merkez yaptı. Kutlug Bilge Kül 747’de ölünce yerine oğlu Moyen-çor (Bayan-çor Bilge Kağan) Uygur Kağanı oldu. Moyen-çor (747-759) kuzeyde Kırgızlar batıda Karluklar ve onlara yardım eden Türgişler ve Basmıllar ayrıca Sekiz-Oğuz Dokuz-Tatar ve Çikler ile muharebe edip bunları kendine bağladı. Hakimiyetini Yenisey kaynakları Çu-Talas havalisi İç-Asya ve Kerulen’e kadar genişletti. Oğullarını buralara Yabgu Şad unvanıyla tayin etti.
    Moyen-çor Çin üzerinde de çok tesirli oldu. Moyen-çor’a bağlı Karluklar Çinlilerle İslâm dînini tebliğ için bölgeye gelen Müslümanlar arasında yapılan Talas Meydan Muharebesi'nde (751) İslâm ordusu tarafını tuttu. Talas Meydan Muharebesinde Çinliler ağır mağlubiyete uğradı. Tarım Havzası Uygurlara geçti. Çinliler Orta Asya’dan çekildi. Çin’de büyük hâdiseler oldu. Annesi Türk olan An-lu-şan adlı bir kumandan 200.000 kişilik bir kuvvetle Çin’in merkezî şehirlerinden Lo-yang’ı 756’da ǒang-an’ı 757’de zaptetti. An-lu-şan kendisini imparator ilan etti. Çinliler bu hâdiseler üzerine Uygurlardan yardım istemek zorunda kaldı. Moyen-çor Uygurları yardıma çağıran T’ang İmparatoru Su-tsung’u destekledi. 757’de Lo-yang’ı ve diğer merkezî şehirleri geri aldı. Çin yılda 20.000 ton ipek vermeyi taahhüt etti. Uygur Hakanı İmparatorun kızıyla evlendi. Moyen-çor (Bilge Kağan) 759’da ölünce yerine Bögü Kağan (Alp Külüg Bilge Kağan) geçti.
    Bögü Kağan Çin’e hakim olmak niyetindeydi. Uygur Ordusu 762’de Çin’e sefere çıktı. Uygurların gelmesiyle Çin’deki iç mücadele sona erip birlik oldular. Uygur ileri harekâtı durdu. Fakat Çin’de Uygur nüfusu ve tesiri arttı. Çin’in merkez ve şehirlerinde pek çok Uygur serbestçe ticaret yapıyor istedikleri kadar ipekli kumaş alıp satıyorlardı. Bögü Kağan Tibetlilerin hücumuna uğrayan Çin’i korumak üzere Töles asıllı Çin kumandanı P’u-ku Huai-en’in davetiyle 762’de Lo-yang Seferini yaptı. Lo-yang Seferi Tibetlilerden Çin’i kurtardıysa da Türk kültürünün aleyhine oldu. Bögü Kağan Ötüken’e dönerken Mani dînini Türkler arasında yaymak için dört rahibi de beraberinde getirdi. Bögü Kağan Manihaizm'i kabul edince bu bozuk din Uygurlar ülkesinde resmî bir mahiyet kazandı. Manihaizm hayvanî gıdâlarla beslenmeyi yasakladığından disiplinli ve cesur bir kavim olan Uygurların muhariplik (savaşçılık) vasfını zayıflattı.
    Bögü Kağan Kırgızlar üzerinde de zafer kazandı. Çin’e sefer etmek isterken buna karşı çıkan akrabası Nazır Tang Bağa Tarkan tarafından 779’da öldürüldü. Tang Bağa Tarkan Alp Kutlug Bilge Kağan unvanıyla Uygur Hakanı oldu. Alp Kutlug Bilge Kağan (779-789) cesareti iyi idaresi ve yapmış olduğu kanunlarıyla tanınır. Kırgızları tekrar mağlup etti. Çinli bir prensesle evlenince Uygur tüccarlarının Çin’de tahakkümlerinden doğan anlaşmazlıklar ortadan kalktı. 789’da ölmesiyle yerine Külüg Bilge Kağan (789-790) ve sonra bunun oğlu Kutlug Böge (790-795) hakan oldular.
    Uygurlar iktisadî ve kültürel menfaatleri sebebiyle Çin’i eskiden beri taarruzlardan koruyorlardı. Tibetlilerin tekrar Çin’e tecavüz etmeleriyle yine kuvvet yardımı gönderildiyse de başarılı olmadı. Kutlug Bilge Kağan bu başarısızlık üzerine 795’te öldürüldü yerine Alp Kutlug geçti. Alp Kutlug Bilge Kağan (795-805) sevilen bir kumandan ve idare adamıydı.
    Külüg Bilge Kağan (805-808) zamanında huzur devri açıldı. İktisadî hayat gelişti. İç-Asya’nın önemli ticaret şehirlerine nüfuz edildi. Alp Bilge Kağan’dan (808-821) sonra hakan olan Küçlüg Bilge Kağan (821-833); Karabalasagun Kitabesini 826’da diktirdi. Küçlüg Bilge Kağan zamanında Türkistan’ın doğusuna inmek isteyen Tibetliler durduruldu. Karlukların başına yeni bir Yabgu tayin edilip Soğd bölgesine kadar ticarî münasebetler geliştirildi. Fakat Uygur ülkesinde huzursuzluk da başladı hakan öldürüldü. Küçlüg Bilge Kağan’dan sonra yerine geçen Alp Külüg Bilge Kağan (833-839) da nazırının tahrik ettiği isyanda öldürüldü.
    Uygurlar millî vasıflarına ters düşen Manihaizm tesiriyle gittikçe gevşeyince; Yenisey bölgesinde olup Orhun bölgesini de kontrol altında tutan Kırgızların taarruzuna dayanamadılar. Kırgızlar kalabalık kuvvetleriyle 840’ta Uygur topraklarına girdiler. Uygur başşehri Ötüken’i zaptedip son hakanı öldürdüler. Ötüken’de devletleri yıkılan Uygurlar büyük topluluklar hâlinde yurtlarını terk ettiler. Karluk ülkesine Çin hududuna ve daha kesif olarak da zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya’da Beş-balık Turfan Kuça sahasına göçtüler.
    Uygurların Ötüken’den göçleri Hakan ailesine mensup Vu-hi Tegin ve Ngo-nic Tegin adlı iki kardeş tarafından idare edildi. Göçten sonra Uygur tarihinin ikinci safhası başladı. Göçü idare eden kardeşlerden Vu-hi Tegin (841-846) kağan seçildi. Uygurlar Kırgız ve Çin taarruzlarına maruz kalıp çok zarar gördüler. Bir kısmı Çin’in tâbiiyetine girip Kan-Çou Uygur Devleti'ni kurdular. Bir kısmı da eski yurtlarına dönüp Doğu Türkistan (Turfan) Uygur Devleti'ni kurdular. Fakat bu iki devlet de Bozkır Türk Devletinden farklı vasıflar taşıyorlardı. Hakimiyetlerini genişletme idealleri yoktu. Büyük siyasî mücadelelere girmekten sakındılar. Başta Çin hükümetleri olmak üzere komşularıyla dostluk ve ticarî münasebetlerini devam ettirdiler.




+ Yorum Gönder