+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Nöronun bölümleri ve görevleri nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Nöronun bölümleri ve görevleri nelerdir








    nöronun bölümleri ve görevleri nelerdir







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    cevap nöronun bölümleri ve görevleri nelerdir

    Beynin gizemleri arasında gezindiğimiz yazı dizisinin bu son bölümünde, beynin farklı bölgelerinin birbirleriyle nasıl koordineli ve hızlı bir şekilde iletişim kurup, tek bir sistem gibi düzgün çalışabildikleri ile tek bir kelime ile tanımlayabileceğimiz, ancak belki de beyin hakkındaki bilinmezlerin en bilinmezi olan “bilinç” kavramı üzerinde duracağız.

    Daha önceki bölümleri okumayanlar için küçük bir not: Tahmin edebileceğiniz üzere, bu yazıları okumaya birinci bölümden başlamak, konunun tümü üzerinde daha rahat görüş sahibi olmanızı sağlayabilir. Hem, birinci bölümün başına açıklayıcı “önsöz” de koydum, daha da tatlı oldu.

    9. Beynin uzmanlaşmış bölgeleri birbirleriyle nasıl koordineli olarak çalışabiliyorlar?

    Çıplak gözle bakıldığında, beyin yüzeyinin herhangi bir kısmı diğerlerinden çok dafarklı görünmez. Ancak, bu bölgelerin faaliyetleri ölçüldüğünde, her veri akışının beynin farklı nöral bölgelerini harekete geçirdiği görülür. Örneğin sadece görme duyusu için dahi, hareketlerin, köşelerin, insan yüzlerinin veya renklerin algılanması beynin farklı bölgeleri tarafından gerçekleştirilir. Bu anlamda, yetişkin bir insan beyninin alanı, rahatlıkla dünya ülkelerinin bir haritası gibi düşünülebilir.


    Beynin temel bölgeleri tanımlanmıştır.
    Günümüzde nörologların bu bölgelerin neye göre ayrıldığı hakkında genel bir fikre sahip olmalarından ötürü, artık bilimsel çalışmalar koku, açlık, ağrı, hedef belirleme, sıcaklık, tahmin yeteneği ve bunlar gibi yüzlerce birbirinden olabildiğince farklı görevi üstlenmiş olan nöron ağlarının tam olarak hangileri olduğunun belirlenmesine yönelmiş durumdadır. Şaşırtıcı olan durum, esas olarak değişik fonksiyonları olmasına rağmen, bu sistemlerin birbirleriyle kesintisiz olarak nasıl koordineli çalışabildiğidir. İşin kötüsü, nörologlar ve beyinle ilgilenen diğer bilim adamları, günümüzde bunun nasıl gerçekleştiği hakkında hemen hemen hiç bir fikre sahip değildir.

    Kaldı ki, beynin sözü edilen bu koordinasyonu nasıl olup da bu denli hızlı yapabildiği de anlaşılabilmiş değildir. Sinir hücrelerinin gerçekleştirdiği ani elektrik akımların göreceli olarak yavaş olan hızları (aksonlar boyunca saniyede yaklaşık 300 milimetre hızında ilerleyebilirler, zira aksonlar myelin adı verilen yalıtıcılara sahip değildir), dijital bilgisayarlardaki sinyal aktarım hızınının ancak yüz milyonda biri kadardır. Bu dezavantaja rağmen, bir insan bir tanıdığını neredeyse anında tanıyabilmekte, yani hatırlayabilmektedir, oysa ki dijital bilgisayarlar yüz tanımada hala hem çok yavaş kalmakta, hem de çoğu zaman başarısız olmaktadırlar. Peki, bu kadar yavaş çalışan bölümlere sahip bir organ olan beynimiz istediği sonucu nasıl bu kadar çabuk verebilmektedir





  3. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    nöronun kısımları ve açıklaması

    Soma: Çekirdek (nukleus) ve çekirdekçiği (nukleolus) ihtiva eden esas hücre kısmıdır

    Dentrid: Soma içerisinden çıkan çok sayıda dallanmalardır Yapı olarak bir ağacın dallarını andırır Dentridlerin görevi diğer nöronlardan gelen uyarıları alıp, nöron gövdesine iletmektir

    Akson: Gövdeden çıkan ve dallanama göstermeyen sitoplazmik uzantı kısmıdır Her nöronda bir tane bulunur Gövdeden çıkan akson, sinir hücresinden gelen işaretleri çevreye taşımakla görevli olup, böylece sinir hücresini diğer sinir hücreleri veya bir kas hücresi veya bir salgı bezi gibi iş yapan (effektör) hücrelerle bağlar Mesaj iletiminde önemli rolü vardır

    Nöronlar işlevlerine göre 3 sınıfta incelenirler

    1- Duyusal nöronlar; duyuların alınmasını sağlarlar
    2- Motor nöronlar; doku, organ ya da organ sistemlerinin işleyişinde değişiklikler oluştururlar
    3- İnternöronlar; duyu ve motor nöronlar arasında yer alırlar

    Her nöron, dentritleri aracılığı ile diğer nöronlardan gelen uyarıları alır ve nöron gövdesine iletir Bu uyarılar ya inhibitör ya da eksitatör niteliktedir Değişik kaynaklardan gelen zıt yönlü uyarıların nöron gövdesindeki toplamına göre, nöron eksite ya da inhibe olur ve bu enformasyon nöronun aksonu aracılığıyla bağlı olduğu nöronlara ya da efektör organa (kas, salgı bezi) iletilir Basit ve karmaşık davranış arasındaki temel fark, karmaşık davranışta daha çok sayıda ve değişik enformasyon içeren nöron gruplarının olaya katılmasıdır

    Genellikle nöronlar, dentritleri ve aksonları arasında karmaşık ilişkilerin kurulduğu birimler oluştururlar Her birim diğeriyle karşılıklı ilişki içindedir ve her birim alınan uyarıyı modifiye ederek ilişki içinde olduğu diğer birimlere iletir Sinir sistemi omurilikten beyin kabuğuna, hiyerarşik bir düzen içinde birbirine eklenmiş birimlerden oluşmuştur

    Nöronlar arasındaki bağlantı noktaları; Sinapslar

    Uyaranların bir nörondan başka bir nörona geçişi sinaps adı verilen yapılar sayesinde gerçekleşir Sinaps boşluğundan uyarıların (impuls) iletimi nörotransmitterler (aracı maddeler) veya mediatörler denilen maddeler sayesinde gerçekleşir Nörotransmitterler iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal maddelerdir Başta serotonin adı verilen madde olmak üzere henüz yapısı tam olarak açıklanamamış olan binlerce madde nörotransmitter olarak görev yapmaktadır

    Sinapslarda presinaptik tarafa ulaşan aksiyon potansiyeli, bu uçtan kimyasal bir mediyatör salınmasına yol açar Bu mediyatör postsinaptik taraftaki reseptörlerle etkileşerek, bazı iyon kanallarını aktive eder ve postsinaptik zarda elektriksel potansiyel değişikliğine yol açar Sinaptik geçişi (transmission) sağlayan mediyatörler, nöronlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen temel ögelerdir Bugün 30 kadar nöromediyatörün varlığı bilinmektedir

    __________________________________________________

    Sinir sistemi, sinir hücrelerinden oluşmuştur



    Sinir hücreleri, vücudun içinden ve dış çevreden gelen uyarıları merkezi sinir sistemine, merkezi sinir sisteminde oluşan yanıtları da organlara iletir Sinir hücreleri, vücuttaki diğer hücrelerden farklı bir yapıya sahiptir; bulundukları yerlere göre çok değişik şekil ve kimyasal içerikte olabilirler Bir sinir hücresi; hücre gövdesi, dendritler ve akson olmak üzere üç kısımdan oluşur Hücre gövdesi diğer hücrelerde olduğu gibi zar, sitoplazma ve çekirdekten ibarettir Hücre gövdesinden ağaç dalları gibi uzanan çok sayıdaki kısa uzantılara dendrit, bir tane olan uzantıya ise akson denir Bazı sinir hücrelerinin uzantılarının (aksonlarının) üzeri miyelinden oluşan kılıfla kaplıdır Miyelin kılıfı hem uzantıyı korur hem de veri kaybını engeller, böylece uyarılar daha hızlı iletilirlerMyelin kılıfında hasar oluştuğunda iletim bozulur Sinir hücreleri vücudumuzu telefon ağı gibi kaplamıştır Sinirler vücudun her bölgesinden gelen uyarıları ilgili merkeze ve merkezi sinir sisteminden gelen emirleri ilgili organlara iletir Uyarıları merkezi sinir sistemi organlarına ileten sinirlere duyu sinirleri denir Emirleri kaslara ve salgı bezlerine ileten sinirlere ise motor sinirler (harekete yöneltici sinirler) denir Duyu sinirleri ve motor sinirleri arasında bağlantı kuran ve merkezi sinir siteminde yer alan sinirlere de ara sinirler denir Ara sinir hücreleri uyarıları değerlendirir Duyu organlarımızda görme, işitme, tatma, dokunma vb duyularla ilgili uyarıları alan “özel uyarı alıcıları” bulunur Sinir hücreleri ile bağlantılı olan bu uyarı alıcılar ile ışık, ses, acı, tatlı, basınç gibi uyarılar beyne iletilir Beyin bu uyarıları değerlendirerek gereken emirleri ilgili organlara gönderir

    Sinir hücreleri aynı zamanda birbirleri ile ilişkidedir Bu sıkı ilişki, sinirsel işlevin temelini oluşturan bilgi akışını sağlar Sinir hücreleri arasındaki bilgi geçiş noktalarına SİNAPS adı verilir



    Sinapslar, değişik tip ve özelliklerde olmalarına karşın, hemen hepsi bilginin iletiminden sorumludur Kısacası, sinir hücreleri kendi aralarında bağlantılar kurarak, elektrik devrelerine benzer yollarla iletişimi sağlayıp, beyin işlevlerinin ortaya çıkmasını sağlayan ana elemanlardır Elbette ki, bu elektriksel devre sistemi, herhangi bir insanın hayal edebileceği karmaşıklığın çok çok ötesinde bir karmaşıklığa sahiptir

    Genel olarak bir sinir hücresi, gövde ve dendrit (dendron=ağaç; lat) dediğimiz gövde dalları aracılığıyla veriler “alır” Bu veriler, hücre içindeki genel duruma ve gelen tüm verilerin toplam etkisine göre, akson dediğimiz, o tek, uzun ve ince uzantı vasıtasıyla, diğer bir hücreye aktarılır Yani, nöron gövdesini ve gövdenin dallarını minik bir santral, aksonu ise, bilgiyi götüren bir telgraf teli gibi düşünebiliriz Daha sonra, aksonla gönderilen bu bilgi, o aksonun dalları aracılığıyla bir veya binlerce sinir hücresine (veya kas ve salgı bezi hücreleri gibi diğer hücrelere) ulaştırılır ve bu hücreler, yine aynı mekanizma ile bu uyarının gerektirdiği işi yaparlar Şimdi bu mekanizmayı biraz hayal etmeye çalışın ve ardından, sadece beyin kabuğu dediğimiz kısımda bulunan 4-5 milyar sinir hücresinin, birbirleriyle yapabilecekleri bağlantıların sayısını hesap edin İşte vücudumuzda bulunan ve hayal sınırlarını aşan bir organizasyon örneği

    Sinir sisteminde sadece sinir hücreleri bulunmaz Bunların yanı sıra, kütle olarak merkezi sinir sisteminin yarısını oluşturan, sayıca da sinir hücrelerinin on katı kadar olan yardımcı hücreler vardır, bunlara glia (=glue, yapıştırıcı) hücreleri denir Çeşitli tipleri olmasına karşılık, genelde sinir hücrelerinin ve sinir sisteminin görevini sürdürmesine yardımcı olurlar

    Oligodendrosit (az uzantılı hücre) denen hücreler; merkezi sinir sistemi içinde yan yana ve sıkı bir şekilde dizilmiş olan aksonları, yani sinirlerin elektrik kablolarını, birbirlerinden izole eden, myelin kılıfı oluşturur Bu kılıflar, sinir tellerinin her birinin etrafını sararak onların elektriksel olarak yalıtılmasını sağlayarak, iletkenliği artırırlar Bir başka glia hücresi olan mikroglia (küçük glia), en küçük glia hücrelerindendir; görevi, sinir sistemini yabancı madde ve mikroorganizmalara karşı korumaktır Mikroglialar, fagositoz yaparlar yani, yabancı maddeleri yiyerek yok ederler



    Astrosit (yıldızsı hücre; astroglia) denilen glia hücreleri, sinir hücrelerinin beslenmesine ve kimyasal işlemlerine çok önemli katkılar sağlarlar

    Son yıllarda, glia hücrelerinin, sinir sisteminin işleyişinde sanılandan çok daha önemli görevleri olduğuna dair bir çok çalışma yayınlanmaktadır Glia hücreleri, başta haberci moleküllerin üretimi ve dönüştürülmesi olmak üzere, sinir sisteminin işlevlerini yürütebilmesi için vazgeçilmez destekleyici görevler üstlenmektedirler Bunun yanı sıra, sinir hücrelerinin madde alış-verişi yaptığı çevreyi etkileyip değiştirerek, onların işlevlerinde belirgin değişikliklere yol açabilmektedirler Hatta kimi araştırıcılara göre, bilincin oluşumu, epileptik süreçler ve diğer geniş hücre topluluklarını ilgilendiren olaylarda glia hücreleri, sinir hücrelerine göre çok daha önemli roller oynayabilmektedir Sinirbilimlerinin gelişmesi ile birlikte şimdiye kadar hep arka planda kalmış olan bu hücrelerin daha etkin rollerle karşımıza çıkmalarını bekliyoruz





+ Yorum Gönder