+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda X ışınları insan sağlığını nasıl etkiler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    X ışınları insan sağlığını nasıl etkiler








    x ışınları insan sağlığını nasıl etkiler







  2. Ayşe
    Yeni Üye





    x ışınları insan sağlığını nasıl etkiler




    Radyasyon & X-Işınları ve Zararları

    Radyasyon: kararsız atomların enerjisini parçacık veya dalga formunda yaymasıyla oluşur.

    X ışınları, Atomun yörüngesindeki elektronların kopması veya koparılmasıyla oluşur



    X-ışınları 1895 yılında Wilhelm Conrad Röntgen tarafından keşfedildi.

    Teknolojik gelişme ile birlikte, günlük yaşamımızda sıkça karşılaştığımız kelimelerden biridir radyasyon. Radyasyonun kötü etkilerinden sıkça bahsederiz. Halbuki radyasyon her zaman insan sağlığını kötü etkilemez. Uygun doz ve biçimde kullanıldığı takdirde, hayat kurtaran etkenlerden biridir. Özellikle kanser tedavisinde kullanılan radyoterapi sayesinde, birçok kanser türü bugün ölümcül olmaktan çıkmıştır.

    Öncelikle radyasyon denen şey nedir? Kısaca bu konuya değinelim:

    Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji emisyonu (yayımı) ya da aktarımıdır. Bilindiği gibi maddenin temel yapısını atomlar meydana getirir. Atom ise, proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ile bunun çevresinde dönmekte olan elektronlardan oluşmaktadır.

    Herhangi bir maddenin atom çekirdeğindeki nötronların sayısı, proton sayısına göre oldukça fazla ise; bu tür maddeler kararsız bir yapı göstermekte ve çekirdeğindeki nötronlar alfa, beta, gama gibi çeşitli ışınlar yaymak suretiyle parçalanmaktadırlar. Çevresine bu şekilde ışın saçarak parçalanan maddelere “radyoaktif madde”, çevreye yayılan alfa, beta ve gama gibi ışınlara ise “radyasyon” adı verilmektedir.



    Genel kabul gören radyasyon sınıflaması aşağıdaki gibidir:

    1.Non-iyonize (İyonlaştırıcı olmayan) Elektromanyetik Radyasyon

    -Radyo dalgaları

    -Mikrodalga

    -Kızıl ötesi ışınları (isi)

    -Görünen ışık (Kırmızı,turuncu,sari,yeşil,mavi,mor)

    -Mor ötesi ışınlar

    2.İyonize (İyonlaştırıcı) Elektromanyetik Radyasyon

    -X-ışınları

    -Gama ışınları

    -Kozmik ışınlar



    3.İyonize (İyonlaştırıcı) Partiküller Radyasyon

    -Beta parçacıkları

    -Alfa parçacıkları

    -Nötronlar



    Temelde iki çeşit radyasyon vardır: Doğal ve yapay radyasyonlar.

    Doğal radyasyonlar, adından da anlaşılacağı üzere, doğa kaynaklarından ortaya çıkan radyasyon tipidir. Bunlar arasında kozmik ışınlar, topraktan yayılan radon ışımaları, toprakta, suda ve yiyeceklerde olabilecek doğal radyoaktif maddeler sayılabilir.

    Doğal olmayan radyasyonlar ise, insan eliyle oluşturulan veya kullanılan araç ve gereçlerden alınan radyasyonlardır.



    Bu iki kaynak birbiriyle kıyaslandığında, doğal kaynaklı radyasyona çok daha fazla maruz kalmaktayız. Başak bir deyişle (birçok yanlış görüşün aksine) insan eliyle oluşturulmuş kaynaklardan aldığımız radyasyonun çok daha fazlasını, soluduğumuz havadan, güneşten ve hatta kullanmakta olduğumuz sudan almaktayız. Bunu biraz örneklendirelim:

    Çevre koruma kurumlarının önerdiği standartlara göre, tek bir kaynaktan ya da bölgeden alınabilecek doz, yılda 15 miliremdir. Örneğin bir göğüs filmi çektirdiğimiz zaman aldığımız doz 10 milirem, tüm beden içinse 1-2 milirem olarak bulunmaktadır. ABD’deki Nükleer Düzenleme Kurulu ise tek bir kaynaktan alınabilecek yıllık dozu 25 milirem olarak belirlemiştir. Oysa doğal kaynaklardan alınan radyasyon düzeyinin bunun çok daha üstünde ve yılda 350 milirem düzeyinde bulunduğu düşünülmektedir. Sadece kozmik ışınlardan emilen radyasyon bile yılda 100-200 milirem dolayındadır.



    Kabaca oranlamak gerekirse, aldığımız radyasyonun yaklaşık üçte ikisi doğal kaynaklardan alınmakta iken, %15’i tıbbi tanı amacıyla kullanılan radyolojik incelemelerden alınmaktadır. Bunlar dışındaki kaynaklardan aldığımız radyasyon ise çok daha azdır.



    Çarpıcı bir örnek daha verecek olursak, Hiroşima ve Nagasaki örneklerinde, olayı yaşayan 80-90 bin kişi üzerinde yapılan çalışmalarda, aşırı bir kanser riski artışı gözlenmemiştir. Yukarıda sözü edilen kişilerden yaklaşık 12 bini kanserden dolayı ölmüş olmakla birlikte, normal nüfusa göre farklılık yalnızca 700 olarak bulunmuştur. Hatta bazı çalışmacılarda, düşük doz radyasyonun bağışıklık sistemini uyarabileceği yolunda görüşler de ileri sürebilmektedirler.



    RADYASYONUN HÜCRE ÜZERİNDEKİ (SEVİYESİNDEKİ) ETKİLERİ



    Peki biraz daha derine inersek, radyasyon hücre seviyesinde ne gibi etkiler göstermektedir?

    Radyasyonun madde ile etkileşimi sonucu, ısı, eksitasyon ve iyonizasyon oluşur. Bunların sonucunda, kimyasal ve biyolojik etkiler ortaya çıkar.



    Elementlerin dış orbitallerindeki elektronlar, kimyasal reaksiyonlarda önemli rol oynar. Radyasyon etkisiyle bu elektronların sökülmesi, maddenin kimyasal özelliğini değiştirir.



    Hücre içerisindeki makromoleküllerde (DNA-RNA) veya su moleküllerinde görülebilir. Buna göre radyasyonun hücreye etkileri doğrudan veya dolaylı olarak ikiye ayrılır:



    Doğrudan etki

    Makro moleküllerde görülür. Makromoleküllerden enzimler gibi bir kısmının, hücre içerisinde çok sayıda benzeri vardır. Işının etkisi ile yapısı değişen molekülün işlevi, benzerleri tarafından yerine getirilir. Böylece hücrede ışına bağlı bir değişiklik görülmez.

    DNA gibi makromoleküllerden ise, hücre çekirdeğinde ancak gerektiği kadar vardır, benzerleri bulunmaz. Bunlara “anahtar molekül” adı verilir. Işının anahtar moleküllerde oluşturduğu değişiklik, doğrudan hücrenin yapısını etkiler. Kromozomların yapısında bulunan ve kalıtsal karakterlerin geçişini saptayan DNA’da meydana gelecek değişiklikler, derecesine göre genetik mutasyon veya hücrenin ölümü ile sonuçlanır.



    Dolaylı etki

    Su moleküllerinde görülür. Su molekülleri iyonize olur, serbest kökler açığa çıkar. Bunların birleşmesiyle ortaya çıkan hidrojen peroksit, şiddetli oksidan bir maddedir, hücre metabolizmasını bozabilir. Ayrıca, oluşan serbest kökler makromoleküller ile birleşerek kimyasal yapılarını değiştirebilir.

    Böylece, doğrudan etki ile oluşan değişiklikler, dolaylı olarak ortaya çıkmış olur.



    İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLER



    İyonizan (İyonlaştırıcı) Radyasyonun Tıbbi Etkileri

    İyonizan radyasyonun olumsuz sağlık etkileri bilinmekle birlikte modern yasamda radyasyonun izolasyonu olanaksızdır. Bu nedenle radyasyon ve uygulama alanları konusunda otorite olan uluslar arası kuruluşlarca halk için ve radyasyonla uğrasan profesyoneller için azami izin verilen doz sınırları tespit edilmiştir. Buna göre; radyasyon görevlileri için azami doz ardışık beş yıl için 20 mSv/yil, tek yil için 50 mSv/yil iken halk için ardışık beş yıl için 10 mSv/yil, tek yıl için 5 mSv/yil olarak belirlenmiştir. Öte yandan, iyonizen radyasyonun her dozda zararlı etkileri olabileceği unutulmamalıdır. İyonizan radyasyonun tıbbi etkileri çeşitli safhalarda incelenebilir.



    1. Moleküler/Hücresel Düzeyde Etki: İyonizan radyasyon ya direkt .olarak DNA zincirinde kırılmalar oluşturur ya da hücre içindeki moleküllerle etkileşerek oksijen radikalleri oluşumunu sağlar ve bu oksijen radikalleri DNA bileşenleri ile etkileşerek zincirde kırılmalar (baz hasarı, tek ve çift zincir kırılmaları) ve diğer tip bozulmalara yol açarlar. Her hücre tipinin radyasyona duyarlılığı farklıdır. Sik bölünen ve andiferansiye olan hücrelerin (over ve testisin germinal hücreleri, hematopoetik sistem hücreleri, gastrointestinal sistem epitel hücreleri) duyarlılığı fazla iken, bölünmeyen ve üst diferansiasyon gösteren hücrelerin (Karaciğer,böbrek, Kartilaj, Kas, Sinir hücreleri) duyarlılığı daha azdır.



    2. Doku/Sistem Düzeyinde Etki:

    Doku sistem etkileri somatik ve genetik (kalitimsal) olarak incelenebilir.



    Somatik etkiler;

    a. Non Sitokastik-deterministik etkiler: Geniş ölç ekte vücut alanın maruziyeti ile oluşur ve oluşum için bir eşik değer mevcuttur. Doz arttıkça hasar miktarı artar. Erken (radyasyon hastalığı, eritem, pulmoner pnömoni, epilasyon vb.) ve geç (katarakt, akciğer fibrozisi, keratozis, infertilite, fibroartropati vb.) dönem etkiler olarak iki ana alt gruba ayrılır.

    b.Sitokastik-Non Deterministik etkiler: Sadece birkaç hücrenin bile etkilenmesi ile gelişebilir. Eşik değer yoktur, doz arttıkça hasar oranı artmaz ancak etkilenen birey sayısı artar (lösemiler, kanserler, genetik mutasyonlar). Oluşan mutasyonların veya kanserlerin doğal yollarla oluşanlardan bir farkı yoktur.



    Genetik (kalıtımsal) Etkiler: Bu tip etki, organizmanın üreme hücrelerinde bulunan kromozomların radyasyon etkisinde kalması sonucu hasarlanması ile oluşur. Bu durumda önemli olan hasarlanan hücrenin yaşaması ve döllenme işlevini yerine getirmesidir. Böylece hasar bireyde değil çocuklarında ortaya çıkar ve sonraki kuşaklara da aktarılabilir. Bu etkiler sitotaksik tipte etkilerdir.



    RADYASYONDAN KORUNMA

    Radyasyondan korunma yöntemleri iki bölümde incelenebilir.



    1. İç Radyasyona karşı korunma:

    İç radyasyonla kirlenme (internal kontaminasyon), radyoaktif maddelerin solunum, sindirim, mukozalar ya da cilt bütünlüğünün bozulması yoluyla vücuda girmesi ile oluşmaktadır. Vücuda giren bir radyoaktif madde, vücutta bulunduğu süre boyunca ışınlama yapar. Bu nedenle, iç radyasyon tehlikesinden korunmak için, ortamın, giysilerin ve cildin radyoaktif madde ile bulaşmasını, radyoaktif maddenin yiyecek ve solunum yoluyla vücuda girmesini önleyici önlemler alınması gereklidir. Bu önlemler arasında özel solunum cihazlarının kullanılması, tam yüz maske ve filtrelerinin kullanılması koruyucu elbiseler giyilmesi, imkan olmaması durumunda mendil, havlu vb. ile solunum yollarının kapatılması, kirlenen bölgedeki gıda ve suların tüketilmemesi sayılabilir.



    2. Dış Radyasyona KarşıKorunma: Dış radyasyonlara karsı korunmak için başlıca üç yöntem bulunmaktadır:

    a) Uzaklık: Noktasal kaynaklardan yayınlanan radyasyon şiddetleri kaynaktan olan uzaklığın karesiyle azaldığından, uzaklık iyi bir korunma aracı olmaktadır. Örneğin; doz hızı 1 m de 100 mR/s ise, 10 m deki doz hizi 1 mR/s dir.

    b) Zaman: Radyasyon dozu miktarı radyasyon kaynağının yanında geçirilecek süre ile orantılı olarak arttığından kaynak yakınında mümkün olabildiğince kısa süre kalınmalıdır. Örneğin, doz hizi 100 mR/s ise bu alanda 1 s kalınırsa 100 mR, 10 s kalınırsa 1000 mR doz alınır.

    c) Zırhlama: Dis radyasyon tehlikelerinden korunmanın en etkin yöntemi zırhlama olup radyasyonun şiddetini azaltmak için radyasyon kaynağı ile kişi arasına uygun özelliklerde koruyucu engel konulmalıdır. Zırhlama toprak, beton, çelik, kursun gibi koruyuculuğu yüksek materyal kullanılarak yapılabilir.





  3. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye
    x ışınları insan sağlığını nasıl etkiler hakında bilgi

    Elektronların çarpabileceği metalik hedefli vakum bir tüp içerisinden geçen yüksek voltajlı elektrik akımının yarattığı çok kısa uzunlukta olan elektromanyetik dalgalardır. X ışınları maddelere veyaşayan dokulara nüfuz edici, kendilerine has bir güçleri vardır. İncelenmesi gerekli vücut kesiminden geçirilen ışınlar yoluyla gölgeler meydana gelmekte ve bunların yoğunluk derecesine göre kendilerine has şekiller almaktadır. Bu şekillerin ve gölgelerin yorumlanması radyoloji uzmanının görevidir; o çok kez bunların incelenmesi sonucunda özel teşhislere ulaşabilecektir.

    X IŞINLARININ BULUNUŞU:

    X ışınları 19. yüzyılın sonunda Röntgen tarafından bulundu . Bu ışınlar havası boşaltılmış lambaların (Crookes lambası , akkor katotlu lambalar vb .) dışında da yayılırlar . Ampul yüzeyinin katot ışınlarıyla bombardıman edilen kısımlarında meydana gelirler . Röntgen bulduğu bu ışınların yapısını bilmediğinden bunlara X adını verdi . X ışınları yaygın olarak x ışını tüplerinde ve son zamanlarda büyük hızlandırıcılarda (senkrotron ışıması) üretilmektedir . Bunlar,özellikle madde içine girme özellikleri bakımından kullanılır .

    X IŞINLARININ YAPISI:

    X ışınları ışık ışınlarıyla aynı özelliktedir,fakat frekansları daha büyük olan elektromagnetik ışımalardır . Dalga boyları mor ötesi ışınlarından daha küçüktür ve 0.03 ile 20 angström arasında değişir . X ışınlarının yapısını 1912’de alman fizikçisi Von Laue tespit etti;bu amaçla billur bir lam yardımıyla X ışınlarının kırınımını gerçekleştirdi;bu deney aynı zamanda, billurlar için ağ biçiminde kafesli bir yapıyı öngören Bravais teorisinin de doğrulanmasına yaradı . Bunu izleyen yıllarda,X ışınlarının tayflarından yararlanarak baba ve oğul Bragg’lar ve fransız Maurice de Broglie pek çok ölçme yaptılar .


    X IŞINLARININ ÜRETİLMESİ:

    Normal ışık gibi X ışıması da ,atomun bir elektronunun bir halden daha düşük enerjili bir başka hale hale kuvantal bir geçiş yaptığı bir atom sürecinden kaynaklanır . Tek fark ilgili elektronun enerji düzeyleri sıralamasındaki konumundan ileri gelir: görünür ışık yayımından sorumlu elektronların , atom çekirdeğine zayıf bir şekilde bağlı dış elektronlar olmasına karşın, X ışıması yayımında, atom çekirdeğine çok kuvvetli bir şekilde bağlı iç elektronlar söz konusu olur .
    X ışınlı bir lamba,bir elektron kaynağı (katot),bu elektronları hızlandırıcı bir düzenek ve elektronları frenliyerek X ışınları yayım kaynağı vazifesi gören madeni bir engel veya bir antikatotu bulunan basıncı düşürülmüş bir kaptan meydana gelir . Eskiden Crookes lambası veya soğuk anotlu lamba kullanılırdı;bugün Coolidge lambasından veya sıcak anotlu lambadan yararlanılır . Bu lamba,iç basıncı sıfır olan bir cam ampuldür . Elektronlar,uçlarına ısıtma devresi bağlanmış bir tungsten filamandan yayılır . Elektron demetinin yoğunluğu filamanın sıcaklığıyla orantılı olarak artar . Serbest elektronlara yeterli hızı verebilmek için filamanın çevresine mutlak değeri büyük,negatif gerilim taşıyan bir silindir geçirilir . Ve bütün donatım bir elektron tabancası meydana getirir . Antikatot, tungstenden yapılmış içi oyuk bir kütledir ve su ile soğutulur;filamanın bir sm yakınına yerleştirilmiş ve bir yüksek gerilim kaynağının pozitif kısmına bağlanmıştır . Katotun yaydığı elektronlar hızlandırma potansiyeli katot ile anota doğru hızlanarak hedef metale çarparlar . Hedef metal (anot) yumuşak yapıda bir metalden oluşturulduğu için çarpan bu elektronlar metale gömülürler yani yavaşlar . Gerçekleşen bu olaylar sonucunda elektronlara büyük bir negatif ivme verilmiş olur . Elektronlar bu negatif ivme sonucunda durur ve dururken kaybettiği kinetik enerji ivmelenme bölgesinden X ışını olarak yayılır . Bir başka şekilde elektriksel bir uyarılmayla atom çekirdeğine çok kuvvetli bir şekilde bağlı olan iç elektronlardan biri ilk halin dışına fırlatılır . Atom elektronlarının elektron durumlarında oluşan bu “boşluk” yine içte bulunan ama çekirdeğe daha zayıf bağlı bir başka elektronun bu “boş” duruma geçişiyle doldurulur .Bu iki düzey arasındaki enerji farkı bir foton biçiminde ortaya çıkar . İşe karışan enerjinin büyüklüğü dikkate alındığında bu fotonun,görünür fotonlardan 10.000 kez daha fazla enerjiye sahip olduğu anlaşılır . v frekansını fotonun E enerjisine bağlayan (Planck sabiti h aracılığıyla) temel bağıntı E=h.v=h.c/ X fotonlarının angström düzeyinde dalga boylarına denk düştüğünü gösterir .Üretilen X ışınları,10 mikron kalınlığında alüminyum yaprakla örtülü bir açıklıktan çıkar . Debi,filamanın ısıtma akımını değiştirmekle ayarlanır . Her elektron anota çarpıp duruncaya kadar bir X ışını dalgası yayılacağından X ışınlarının periyodu elektronların durma süresine eşittir .

    GAZLARDAKİ IŞIMA,DOZ TAYİNİ:


    X ışınları içinden geçtikleri gazları iyonlaştırma özelliği taşır . X ışınlarının deteksiyonu ve şiddetinin ölçülebilmesi için bu ışınlar biri altın yapraklı bir elektroskoba bağlanmış iki tablası bulunan gaz dolu bir kaptan,yani iyonlaşma odasından geçirilir . Elektroskop yapraklarının düşüş hızı iyonlaşma derecesini ve dolayısıyla bununla orantılı olan ışıma şiddetini ölçer . Bu şiddet röntgen cinsinden değerlendirilir .



    X IŞINLARININ NÜFUZ ETME ÖZELLİĞİ:

    Bir X ışınları demeti saydam olmayan bir cisimden geçerken , yavaş yavaş enerjisini bırakır . Soğurulan enerji geçilen kalınlıkla artar ; enerji kaybı , ışınları dalga uzunluğunun (dalga boyu kısa ışınlar daha çok nüfuz edebilir ) ve geçilen elemanın atom numarasının küpü ile ( ağır elementler daha çok enerji yutar ) doğru orantılıdır. Eğer söz konusu elementin soğurma tayfı incelenirse , dalga boyunun bazı değerleri için ani değişimlere uğradığı görülür . Bu özel değerler, atom çekirdeğini çevreleyen farklı elektronların enerji seviyeleri ile ilgilidir. Bu sebeple , X ışınlarının tayfları incelenerek atomların yapısı kesinlikle tespit edilebilir .

    XIŞINLARININ TEMEL ÖZELLİKLERİ:
    Yayılma hızı ışık hızıdır . Elektronların yavaşlama süresi çok küçüktür .Bu yüzden X ışınlarının frekansı çok büyüktür.
    Dalga boyları çok büyüktür.(Yaklaşık 1 angström )
    X ışın fotonlarının enerjileri çok yüksektir.
    Gazları yoğunlaştırırlar .
    Saydam olmayan maddelerden geçebilirler . Kurşun levhalarca tutulabilirler.

    TIBBİ UYGULAMALAR:

    Maddenin içine işleme kabiliyetleri fazla olduğu ve çeşitli organik maddeler tarafından büyük ölçüde soğurulduğu için X ışınlarının tıpta çok önemli uygulamaları vardır;özelikle insan vücudunun incelenmesinde kullanılır . Ayrıca X ışınlarının canlı dokular üzerindeki biyolojik etkilerinden yararlanılır . Bu tedavi,ya yok etme (tümör ve yeni oluşumlarda ) veya ağrılı ve iltıhablı bazı gelişmeleri değiştirme ( kan çibanı , bez iltıhabı , siyatik vb. ) şeklinde yapılır.



    X IŞINLARININ KULLANILDIĞI BAZI ALANLAR

    RADYOSKOPİ: Fluoresan bir ekran yardımıyla bir organ veya cismin X ışınlarıyla muayenesidir . Radyoskopi,baryum platinosiyanür veya tungstenle fluoresan hale getirilmiş bir ekran üstünde X ışınlarının meydana getirdiği gölgelerin incelenmesidir. Radyoskopi,bütün vücudun süratle muayenesini,her duruş şeklinde ve her açıdan organların incelenmesini sağlar .

    RADYOGRAFİ: Yalnız X ışınlarını geçiren bir kutudaki hassas bir film üzerinde X ışınlarının iz bırakması ve bu özellikten faydalanarak resim çekilmesidir . (Bu iş için kullanılan kutu alüminyum gibi hafif bir madenden yapılır ).
    Radyografi,için kullanılan röntgen filmi genellikle X ışınlarının etkisiyle fluorışıl hale gelen iki levha arasına yerleştirilir . Bu levhalar X ışınlarının etkisini fazlasıyla arttırır ve poz süresinin kısaltılmasını sağlar . Radyografi akciğer hava peteklerinde bulunan havanın sağladığı kontrast sayesinde özel bir hazırlığa ihtiyaç duymadan göğsün ve kalbin görüntülerini verir . Kalsiyumla yüklü olan iskelet Radyografide çok iyi belirir,içinde fazlaca kalsiyum tuzu bulunan anormal oluşumlar da (böbrek ve safra taşı,kireçlenmiş lenf düğümü vb.) çok iyi görülür .

    RADYOMETALOGRAFİ: Madeni parçaların bileşimini veya yapısını bozmadan incelemeye yarayan radyografidir .
    Tıbbi radyografi ile aynı fizik ilkeler üzerine kurulmuştur . Gerek kimyasal bileşim değişikliklerini,gerek madenin iç yapısındaki kusurları meydana çıkarmak için madeni bir parçanın çeşitli kısımlarının X ışınlarını farklı şekilde soğurması özelliğinden yararlanılır . Özellikle X ışınımlarını daha az soğurarak film üzerinde normal bölgelerden daha koyu lekeler halinde görülen boşlukların ve az yoğun kısımların belirlenmesini sağlar . Aynı şekilde parçaya karışmış olan ve soğurma kat sayısı parçanın yapıldığı madenden farklı olan yabancı maddeler de film üzerinde daha açık veya daha koyu lekeler halinde görülür . Ayrıca radyometalografi sayesinde bakır alaşımlarındaki bazı bileşenlerin veya madenlerin(soğurma gücü yüksek olan kurşun gibi) yapısal ve kimyasal bakımdan homojen olup olmadıklarını denetlemek kolaylaşır .

    TOMOGRAFİ: Bir organ ve organizma kesitinin röntgenle filmini çekmeye yarayan usuldür . Gerçekte 1-2 cm kalınlığında ince bir dilimin filmi söz konusudur . Böylece belli bir organ,mesela akciğer art arda dilimler halinde yatay veya enine ve boyuna dikey düzlemler üzerinde incelenebilir .
    Tomografi yapmak için X ışınları üreten tüpe ve hassas filme çeşitli yer değiştirme hareketleri yaptırılır,öyle ki sadece bu yer değiştirme hareketinin eksenine rastlayan belli bir düzlem üzerinde bulunan şekiller filmde gözükür ; belli düzlemin önünde,arkasında,üstünde,altın da vb. Bulunan şekiller açıkça gözükmez . Yani hassas filmi hemen hiç etkilemez ancak çok silik çizgiler halinde belirir.







+ Yorum Gönder