+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ev Ödevleri Forumunda Vasiyetin Dini Hükmü Nedir? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Vasiyetin Dini Hükmü Nedir?








    Vasiyetin dini hükmü nedir?







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Vasiyetin Hükmü Hakkında Bilgi

    Vasiyetin hükmü müstehap veya menduptur. Ancak bu durum isteğe bağlı, ölüm sonrası mal bağışı ile ilgilidir. Diğer yandan, üzerinde ödemesi gereken borç olan veya başkasına ait bir emanet bulunan yahut da yerine getirilmesi farz olan bir ibadeti yapmayı üstlenen kişinin vasiyette bulunması farz hükmündedir.
    Vasiyet, sağlığında iken başkasına yapılan bağışın benzeridir. Aralarındaki fark, vasiyetin ölümden sonraya yönelik olmasından ibarettir. Mal üzerindeki vasiyet farz olsaydı, buna bütün sahabenin uyması gerekirdi. Halbuki sahabilerden vasiyet yapanlar olduğu gibi yapmayanlar da vardı. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önceleri anne, baba ve yakın hısımlara vasiyet farz iken miras âyetleri ile bu farzlık kaldırılmış ve serbest iradeye bağlı güzel bir amel olarak kalmıştır.
    Diğer yandan vasiyetin fakir olan ve mirasçı da olamayan yakınlara yapılması daha faziletlidir. Çünkü iyilik yapmaya en yakınından başlamak aynı zamanda aile içi dayanışma ve yardımlaşma demektir.
    Kur'an-ı Kerim'de yakınlara yardımı emreden çeşitli âyetler vardır. Bazıları şunlardır: "Akrabaya, fakir ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma". (el-İsrâ', 17/26.) "Ona olan sevgisine rağmen malı hısımlara veren". (el-Bakara, 2/177.) "Akrabalar (mirasta) Allah'ın kitabında birbirlerine diğer mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak velilerinize bir iyilik yapmanız durumu müstesnadır" (el-Ahzâb, 33/6.) Burada velîlere (yakın dostlara) iyilikte bulunmak vasiyet olarak tefsir edilmiştir.
    Vasiyetin hüküm bakımından çeşitleri:
    1) Farz vasiyet:
    Emânetlerin, belgeye bağlanmamış olan borçların yerine verilmesini ve ifa edilmemiş olan farzların yerine getirilmesini vasiyet etmek farzdır. Zimmet borcu olan zekât, hac, keffâretler ve oruç fidyesi bu niteliktedir.
    Şâfiîlere göre, borç, emanet ve ariyet gibi hakların yerine getirilmesini vasiyet etmek sünnettir. Ancak başkalarının bilmediği bir emânet ve gasp gibi bir hak varsa bunun vasiyet edilmesi ise farz hükmünde olur. (bk. el-Kâsânî, el-Bedâyî', VII, 330 vd; İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, VI, 648 vd.; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, II, 328; ez-Zühaylî, a.g.e., VIII, 12. Bilmen, a.g.e., V. 120)
    2) Müstehap vasiyet:
    Mali durumu elverişli olan mü'minin, mirasçı olmayan yakınlarına, yoksullara ve hayır kurumlarına vasiyette bulunması müstehaptır.
    3) Mubah vasiyet:
    Hısımlardan veya yabancılardan zengin olanlar için vasiyetle bulunmak mubahtır.
    4) Mekruh vasiyet:
    Mirasçıları fakir olanların, mallarını vasiyet etmeleri mekruhtur. Çünkü Allah'ın elçisi Sa'd İbn Ebî Vakkas'a, mirasçıyı başkasına muhtaç bir durumda bırakmak yerine varlıklı olarak bırakmanın daha hayırlı olduğunu belirtmiştir.
    Diğer yandan Hanefîlere göre akrabadan olsun yabancı bulunsun fısk ve fücur ehli kimseler lehine vasiyet yapılması tahrîmen (harama yakın) mekruh sayılmıştır.
    Bazı durumlarda vasiyet haram hükmünde olur. Kilise veya havra yapılması ya da bunların tamiri, Tevrat veya İncil'in yazımı ya da bunların okunmasını vasiyet etmek, topluma zararlı ilimlerin yayılmasına veya genel ahlâkın bozulmasına yönelik vasiyetlerin yapılması bu niteliktedir.
    Diğer yandan hayır ve iyilik yapma işini ölümden sonraya geciktirmek yerine sağlığında iken bağış yoluyla bunu gerçekleştirmek daha faziletlidir. Çünkü sağlığında iken verilen mal, servetin kullanımında etkili olan bir eksikliktir. Vasiyette ise malın eksilmesi ölüm sonrası olacak ve mal sahibini değil de mirasçıları etkileyecektir. Nitekim Allah'ın Rasûlüne hangi sadakanın daha üstün olduğu sorulunca şu cevabı vermiştir: "Sağlıklı, mala karşı tutkun, zengin olmayı isteyip yoksul olmaktan korktuğun zamanlarda tasaddukta bulunmandır. Sen, tasadduk işini ölüm kapına gelince; "filana şunu, falana şunu veriyorum, filanın da şu hakkı vardı" diyeceğin zamana kadar erteleme". (Buhârî, Vesâyâ, 7; Müslim, Zekât, 92; Ebû Dâvud, Vesâyâ, 3; Nesâî, Zekat, 60; İbn Mâce, Vesâyâ, 4.)





+ Yorum Gönder