+ Yorum Gönder
Bilgi Arşivi ve Felsefe Forumunda felsefe niçin insanın soru sorma yeteneğine dayanır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    felsefe niçin insanın soru sorma yeteneğine dayanır








    felsefe niçin insanın soru sorma yeteneğine dayanır







  2. Asel
    Bayan Üye





    felsefe niçin insanın soru sorma yeteneğine dayanır

    Felsefe Giriş Felsefe Nedir

    Yunanca; ”seviyorum”, ”peşi sıra koşuyorum”, ”arıyorum” anlamına gelen ”phileo” ile ”bilgi” anlamına gelen ”sophia” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan felsefenin sözcük anlamı: ”bilgelik sevgisi” ya da ”bilgi sevgisi”dir.

    Bu disiplinle uğraşan her türden araştırmacıya filozof adı verilmiştir. Başlangıçta tüm bilim ve disiplinleri içeren felsefenin, daha sonra kendisinden ayrılan tüm diğer disiplinlerden konusu ve yöntemiyle ayrıldığını görüyoruz. Felsefenin konuları; genel olarak varlık, bir bütün olarak evrenin kendisi ve insanın eylemlerini, yaşamını ve yazgısını en temel bir biçimde etkileyen şeylerdir. Bilim bilgi verir, felsefe ise bilginin ne olduğunu, neyi ve nasıl bilebileceğimizi araştırır. Bilimlerin ayrı ayrı ele aldığı konuları felsefe, bir bütün olarak ele alır ve en genel ilkelere ulaşmaya çalışılır.

    Felsefe bir düşünce faaliyetidir. Soru sorabilme yeteneğine dayanır. Belirli türden sorularla felsefe, insanların kendileri ve yaşamın anlamı üzerinde düşünmelerini sağlar. işte bu düşünme faaliyeti sonucunda felsefe bilgisi adını verdiğimiz bilgi türü ortaya çıkar. Felsefenin ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabilmek için bilginin ne olduğunu ve kaç tür bilgi olduğunu öğrenmemiz gerekir.
    1. Bilginin Tanımı

    İnsan aklı sayesinde elde ettiği bilgilerle mağaralardan, kerpiç binalara ve oradan da gökdelenlere ulaşmış ve buralarda yaşamaya başlamıştır. Önceleri seyahatlerini yürüyerek yapan insan daha sonra kendinden daha güçlü ve hızlı koşan hayvanlardan yararlanmış, tekerleği, otomobili, treni, uçağı son olarak da uzay araçlarını icat etmeyi başarmıştır.

    Bilginin ne oldu¤u konusunda çok çeşitli görüşller vardır. Bunlardan en yaygın ve kolay anlaşılır olanı ile konuya başlayabiliriz.

    İnsan, duyu organları yoluyla yaşadığı çevreyi ve evreni algılar. Bu algılamada “Özne” (suje) ve “nesne “(obje) adı verilen iki temel unsur vardır. Özne, bilen yani insan; nesne ise bilinen yani varlıklardır. Bilgi, çoğu zaman bilen özne ile bilinen nesne arasında kurulan ilişki sonucunda ortaya çıkan ürün olarak tanımlanır. Bu tanımlamada geçen özne; aktif bir tavır sergileyen insan, nesne; öznenin yöneldiği pasif durumdaki varlık ve bilgi aktı(bağ) ise algılama, düşünme, anlama, açıklama gibi faaliyetleri ifade eder. Aktif bir tavır sergileyen insan bilinçli ve amaçlı bir biçimde bir nesneye yönelir, onu kendisine konu yapar. Özne ile öznenin yöneldiği bu nesne arasında bilgi aktı ilişkisi kurulur ve bu ilişki sonucunda da bilgi oluşur.

    2. Bilgi Türleri

    İnsan çok yönlü bir varlıktır. Bu durum insanın birbirinden farklı soyut ve somut varlıklarla ilişki kurmasını saglar. Dolayısıyla insan için tek bir bilgi türünden değil bir çok bilgi türünden söz etmek gerekir. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: insan varlığı üzerinde düşünmek ve yaşamının amacını anlayabilmek için felsefe bilgisine, yaşadığı dünyayı ve toplumu anlayabilmek için bilimsel bilgiye, doğada var olan nesneleri araç gerece dönüştüre bilmek için teknik bilgiye, kendisindeki güzellik ve beğeni duygusunu geliştirebilmek için sanat bilgisine ve arınmak için dini bilgiye gereksinim duymuştur. Bunların her biri farklı bilgi türleridir. Bu bilgi türlerinin belki de tek ortak noktaları özne ile nesne arasında kurulan ilişki sonucu ortaya çıkmış olmalarıdır.

    a. Gündelik Bilgi

    Bu bilgi türü adından da anlaşılacağı üzere gündelik yaşamın içinde geçerli olan ve insanın pratik ihtiyaçlarını en kestirme yoldan karşılamak düşüncesinin ürünüdür. İlk medeniyetlerden bu yana insanlar bu tür bilgileri kullanarak yaşamlarını kolaylaştırmışlardır. Örneğin tahtanın suda yüzebildiğini defalarca görmeleri ve denemeleri sonucunda, tahtanın neden yüzdüğünü açıklayamasalar da kayıklar yapmış, ırmakları, gölleri ve denizleri aşmışlard›r. Yine birkaç defa yeşil elmanın ekşi olduğunu görmüş “Yeşil elmalar ekşidir.” genellemesine ulaşmışlardır.

    Gündelik bilgide insan deneme yanılma yoluyla birtakım genellemelere ulaşır. Örneğin “Papatya öksürüğe iyi gelir.” Bilgisine bu sayede ulaşırız. Papatyanın öksürüğe neden iyi geldiğini ne kullanan ne de öneren bilmemektedir. İnsan bulutların yoğunlafşması ve havanın kararması sonucunda yağmurun yağdığını gözlemler. Bu durumu her gözlemlediğinde şemsiyesini alarak sokağa çıkması gerektiğini öğrenmiştir.

    b. Dini Bilgi

    Din, Tanrı’yı, evreni, toplumu ve insanı açıklayan inanç sistemidir. Bir inanç sistemi olarak din, Tanrı inancına dayanır ve hem insanın iç yaşamını hem de toplumsal yaşamı düzenler. Dini bilgi, bilenle bilinen arasındaki bağın, itikatla, inançla kurularak elde edilen bilgi türüdür. Fizik yasalarının ötesinde bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilir. Dini bilginin temel mantığı; evreni ve beni yaratan aşkın varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, “O halde doğru bilgi için onu dinlemeliyim, ona yönelmeliyim.” düşüncesinden kaynaklanır.

    İnanç esasına dayanan dini bilgi dogmatiktir. Yani dogmalar (inaklar), tartışılmaz, doğruluğundan kuşku duyulamaz. Bu açıdan dini bilgiler mutlaktır. Ancak mutlaklık o inanç sistemine inananlar arasındadır. Bir başka inanç sistemi için yine ve ancak kendi inançları mutlak, değişmez ve tartışılmazdır.

    Dini bilginin doğruluk değeri; nesnesine uygunlukta yada doğaya uygunlukta aranmaz. Doğa dini bilgiye uymuyorsa, yanlışı o bilgide değil doğanın kendisinde aranır.

    Dini bilgi; sistematiktir. Dünyaya özgün bir bakıştır. Kendi içinde mantıksal bir tutarlılık taşımaktadır. Ayrıca düzenleyici, yaptırım gücüne sahiptir. Genellikle örgütlüdür.

    Özetle

    * İnanca dayanır.

    * Dogmatiktir.

    * Sistematiktir.

    * Doğaya uygunluk aranmaz.

    c. Teknik Bilgi

    İnsan doğayı değiştirirken alet yapar ve kullanır. Alet ve avadanlık yapmak için gerekli bilgi teknik bilgidir. Adını “beceri” anlamına gelen yunanca “techne (tekne)” sözcüğünden almaktadır.

    Teknik bilgi, tarihsel süreç içerisinde, üç farklı aşama geçirmiştir.

    1. Alet teknolojisi,

    2. Makine teknolojisi,

    3. Otomasyon teknolojisi.

    Teknik bilgi somut varlık alanına ait bilgidir. Teknik tarihsel süreçte üç aşamalı bir gelişim göstermiştir. İlki alet tekniğidir. Özellikle başlangıç döneminde Teknik bilgi, gündelik bilgiye dayanmaktadır. Bu dönemde yapılan aletler el emeğiyle yapılan işlerin etkinliğini artırmıştır. Örneğin, orak ekinin biçilmesini kolaylaştırmış, el arabası ise eşyaların az emekle taşınmasını sağlamıştır. İkinci aşama makine tekniği aşamasıdır. Bu aşamada el emeği yerini makinelere bırakmşltır. Her şey makinelerle yapılır, insan da makineye kumanda eden öge durumundadır. Üçüncü aşama ise otomasyon tekniği aşamasıdır. Bu aşamada her şey otomatikleşmiş, hemen her şey makineler tarafından yapılır olmuştur. İnsanın görevi bu süreci denetlemek ve planlamaktır. Otomasyon günümüzde gelişmiş toplumlarda tamamen bilimsel bilginin bir uygulama alanı biçimindedir. Bu nedenle de bilim ve teknik birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içerisindedir. Hatta toplumların gelişmişlik düzeylerine ilişkin önemli bir ölçüdür.




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Felsefe tanımında olduğu gibi felsefe insanların olayların nedeni hakkında soru sormaktır. insan belli alanlarda soru sormasaydı bu gün din felsefesi , ahlak felsefesi, varlık felsefesi gibi felsefenin bu dalları oluşmazdı.




+ Yorum Gönder