+ Yorum Gönder
Bilgi Arşivi ve Felsefe Forumunda Psikolojide Nevrotik Bozukluklar Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Psikolojide Nevrotik Bozukluklar Nedir








    psikolojide nevrotik bozukluklar nedir kısaca







  2. SuSKuN bELa
    Devamlı Üye





    NEVROTİK BOZUKLUKLAR

    Günümüzde tedavi gören kişilerin çoğu nevrozdur.
    Nevroz nadiren hastanede tedavi olmayı gerektirir. Buna karşılık bireylerin yaşamı üzerinde de bozucu etkileri vardır.
    Normal ve nevrotik arasında kesin bir ayrım çizgisi yoktur. Çoğumuzda nevrotik eğilimler o-
    labilir. Önemsiz durumlar nedeniyle gereksizce üzülüyorsak, ya da ilk öksürmeye
    başladığımızda zatüre olduğumuzu düşünüyorsak ve doktorlar bizi bu durumun basit bir
    soğuk algınlığı olduğuna inandıramıyorlarsa büyük bir olasılıkla nevrotik belirtiler gösteriyoruz demektir.

    1. Kaygı: Nevrozun Temeli

    Nevrotik bozukluklardan en önde geleni kaygıdır. Bu reaksiyona kaygı reaksiyonu diyoruz.
    Kaygı günlük yaşantıda en sık gözlenebilen bir haldir. Kaygı bazı durumlarda o denli
    şiddetlidir ki dışardan herhangi bir kişi tarafından gözlenebilir. Herkeste değişik derecelerde
    kaygı vardır.

    Uygulama 2

    Okuldaki ilk gününüzü hatırlayın veya önemli bir konuşma yapmaya hazırlanırken duyduğunuz
    kaygı, üniversite sınavlarına girmeden önce yaşadığınız durumları düşünün, hislerinizi
    hatırlayın.
    Hiç kaygısıolmayan kişi hemen hemen yoktur. Kaygıhalinin etkisi altına kalan birey, bedensel
    ve psikolojik belirtiler gösterir. Bedensel belirtiler, şöyle sıralanabilir:
    ■ Kasların çok gergin olması. Kaslar gergindir, gevşeyemez ve bu gerginlik bireyde bir
    titreme yaratır.
    ■ Otonom sistemin çok faal olması. Bu kaygı kalp çarpıntısı, terleme, baş dönmesi,
    ishal, nefes alma zorlukları ile beraber gelir.
    Psikolojik belirtileri ise, şöyle sıralanabilir:
    ■ Bireyin normal davranışı bir çeşit bozulma gösterir. Her zaman üzülür, kendisi ve
    başkaları için kötü şeyler düşünür. Kaygıyı gizleme arzusu, bireyin günlük yaşamına
    etki eder. Bu da bireyi normal bir yaşam sürmekten alıkoyar.
    ■ Birey mantıksız davranışlar gösterir. Anlamı olmayan şeylerde bulunur. Bazen bir
    davranışı defalarca tekrarlar ya da asansöre binmekten korkmak gibi yersiz korkular
    geliştirir.
    ■ Kaygılar bunaltıcı olsa da, gerçekle bağlantılarını koparamazlar. Fantezi dünyasında
    yaşamazlar. Ayrıca nevrotik bireye, çoğu zaman anormal davranışları üzüntü kaynağı
    olur. Buna Nevrotik paradoks adı verilir. Nevrotik kişiler davranışlarında bir bozukluk
    olduğunun farkındadırlar, ama bunu değiştiremezler. Bununla birlikte, nevrotik kişinin
    bozukluğunun bilincinde olması tedaviyi daha kolaylaştırır.

    Psikolog Karen Horney, nevrotik özelliklerini şöyle tanımlıyor.
    1. Aşırı bir şefkat gereksinimi ve diğer kişilere bağımlılık gösterirler. Nevrotik
    birey güven ve dikkat gereksinimi içindedir. Fakat bu birey diğerlerine karşı şefkat
    göstermede zorluk çeker.
    2. Aşağılık duygusuna sahiptirler. Güvensizlik ve huzursuzluk vardır. Sosyal
    faaliyetlerde hastalık derecesinde rahatsız olurlar. Çok çekingendirler. Başkaları
    tarafından yargılanmaktan çok korkarlar.
    3. Plan yapmada zorlanırlar. Çok kötü organizatörlerdir. Çok temiz ve düzgün
    olmalarına karşın, ileriye dönük plan yapmazlar ve içinde bulundukları zamanın
    sorunlarıyla uğraşmaktan yorgun düşerler.
    4. Düşmanca ve saldıgan bir tutum içindedirler. Çekingen oldukları halde, gayet
    buyurganlardır. Önemli ve güçlü hissedilmek ihtiyacı içindedirler. Kendilerini kolayca
    aldatılmış ya da kırılmış hissederler ve tüm dünyanın onların kötülüğü için çalıştığına
    inanırlar.
    5. Anormal seks davranışları vardır. Doyumsuz seks dürtüleri ya da bilinçaltı
    korkuları vardır. Bu da çoğu zaman kişiyi sağlıklı ilişkiler kurmaktan alıkoyar.

    2. Nevroz Çeşitleri

    1. Kaygı bozuklukları
    2. Somatoform bozuklukları
    3. Dissosiyatif bozukluklar
    4. Duygudurum bozuklukları

    2.1. Kaygı Bozuklukları

    Daha öncede gördüğümüz gibi kaygı ve bireyin onu kontrole yönelik çabaları, nevrotik
    davranışın temel faktörleridir. Bireyler dengeli bir kaygı ve gerginlik hali içinde yaşarlar.
    Bireydeki iç kargaşa çoğu zaman kaygı patlamasına yol açar. Bu patlama sırasında kişinin
    aşırı kaygısına neden olmasa dahi telaş bireyi bunaltır.

    Şimdi kaygı bozukluklarına ilişkin örnekleri görelim.
    Obsesif - Kompulsif Bozukluklar: Obsesif kişinin düşünce alanında, kompulsif ise kişinin
    davranışlarında görülen bir bozukluktur. Bir düşünceye veya bir davranışa saplanma çoğu kez
    bir arada ortaya çıkar ve böyle bozukluklara Obsesif - Kompulsif adıverilir. Obsesif - Kompulsif
    bozukluklar olan bireylerde, devamlı olarak şüphe etme, bulaşıcı hastalıklarla ilgili düşünceler
    ve bireyin kendine ya da başkalarına zarar verme gibi kaygıları vardır. Örneğin, böyle bir kişi,
    birkaç dakikada ellerini yıkayabilir veya giyimde ve işte sürekli düzenlilik için çabalar. Saplantı,
    uzun zaman bireyi terketmeyen düşünce ya da zihinsel bir resimdir. O kadar rahatsız edicidir ki,
    bireyin yaşamının bütün yönlerini etkiler. Aşırı saplantısal davranışlar, bireyin başka bir
    düşüncenin üzerine konsantre olmasını engeller.
    Kompulsif davranışlar ise tekrar edilen, bir çeşit geleneğe bağlı fakat mantıksal bir yanı
    olmayan davranışlardan meydana gelir. Hemen hemen herkesin bir çeşit bastırılmış olan batıl
    inançlarıvardır. Bu bireyler genellikle davranışlarının anlam taşımadığının farkındadırlar, ama
    onu kontrol edemezler. Bu kişiler, her kapı tokmağını ellediklerinde, ellerini yıkamak
    isteyebilirler. Odalarındaki her eşyanın aynı yerde durmasını isteyebilirler.
    Fobiler: Herkesin hem kaygısı, hem de korkusu vardır. Fobi, herhangi bir şeyden duyulan
    mantık dışı ve yoğun bir korkudur. Korku gerçekten tehlike olmasa bile devam eder. Havlayan
    bir köpek görürsek ondan normal olarak korkarız. Ama tüm hayvanlardan korkuyorsak,
    yüksekliklerden korkuyorsak, korkumuzun temelinde ne olduğunu incelemeliyiz.
    Freud’un görüşüne göre fobi, bilinçaltında çözümlenmemiş çelişkilerdir. Uzmanlar fobi’yi ikiye
    ayırır.
    Basit fobi: İyi belirlenmemiş tek bir nesne veya durumdan gelen korku. Yılandan korkma,
    yüksekten korkma gibi.
    Karmaşık fobi: Çok boyutludur. Bu tür korkular dışarıda toplum içinde, yabancı kimselerin
    arasında ortaya çıkar.

    FOBİLER
    Fobi-Nedeni
    Akrofobi- Yükseklik
    Heperfobi -Sürüngen
    Aerofobi -Uçmak
    Hidrofobi -Su
    Agorafobi -Açık alan
    Mikrofobi -Mikroplar
    Ailorofobi -Kediler
    Murofobi- Sıçan
    Amaksofobi -Araba sürmek
    Misofobi -Pislik ve mikrop
    Anthofobi- Çiçekler
    Niktofobi- Karanlık
    Arakfobi -Örümcekler
    Ofidifobi -Yılan
    Astrafobi -Şimşek gürültüsü
    Ornthfobi -Kuşlar
    Brontofobi -Gök gürültüsü
    Fonofobi -Yüksek sesle konuşma
    Klostrofobi Kapalı yerler
    Pyrofobi -Ateş
    Sinofobi -Köpekler
    Thanatafobi -Ölüm
    Demetofobi -Delilik
    Trikofobi -Saç
    Sefirofobi -Köprüler
    Ksenofobi -Yabancılar

    2.2. Somotoform Bozukluklar

    Kaygının neden olduğu bedensel (somotoform) bozukluklar herhangi bir neden olmadan
    kendini gösterir. Bedensel hastalıkların oluşumunda duygusal belirleyicilerin önemi büyük-
    tür. Bu tür hastalıklarda duyguların boşalımını sağlayan yollar kapanmış olduğundan, geri-
    lim iç organlar yoluyla olur. Bu süreç bilinç dışında oluşur. Bu tür kişiler, hiçbir belirti taşıma-
    yan bedensel hastalıklardan yakınırlar. Diğer bir deyişle, onların hiçbir bedensel rahatsızlık-
    ları yoktur. Bu tür rahatsızlıklarda ortaya çıkan belirtiler, duygulara normal olarak eşlik eden
    bedensel tepkilerin abartılmış biçimleridir. Somotoform bozuklukların arasında Hipokondri-
    yasis, Konversiyon Histerisi, Hiperkondriyasis ve Psikojenik ağrı yer alır. Şimdi bunları ince-
    leyelim.
    Hipokondriyasis:Bunlar, küçük rahatsızlıkları olsa bile sağlıkları konusunda aşırı
    kaygılanırlar. Bu belirti kaybolduğu zaman yerini başka bir tanesi alır. Bireyin birgün çenesi
    ağrıyabilir, diğer gün mide kramplarıçekebilir, üçüncü gün ise başağrılarıolabilir. Bu şikayetler
    mantıklı bir yol izlemez. Varoluşçu yaklaşıma göre, bu bireylerin düşük benlik değerleri vardır
    ve bundan kaçmak için başkalarının ilgi ve dikkatlerini ararlar, ilgiyi ancak hastalık bahanesiyle
    elde edebileceklerine inanırlar.
    Psikojenik Ağrı: Psikojenik ağrı konversiyon histerisine benzemektedir. Tek farkı duyu
    organlarında bir işlev bozukluğu yerine, bedenin farklıyerlerinde devamlıağrıve acıolmasıdır.

    Hiperkondriyasis: Hipokondriyasisin tam tersidir. Bunlar hasta oldukları halde doktora
    gitmezler. Genellikle “bana bir şey olmaz, ben kuvvetliyim” derler. Kaçınma davranışı
    içindedirler. Hastalık belirtilerini benimsemedikleri için genelde doktora işişten geçtikten sonra
    giderler. Sonları ölümle biter.
    Konversiyon Histerisi: Bu tür bozukluğu olan birey fizyolojik ve nörolojik hiçbir neden
    olmadığı halde belirli işlevsel yetersizlikler gösterir. Örneğin, birey hiç bedensel bozukluğu
    olmadığı halde bayılır; işitmede bozukluk ve bedeninde felç durumları görülür. Freud böyle
    bireylerin davranışbozukluklarına konversiyon (biçim değiştirme) adınıvermiştir. Freud’a göre
    bilinçaltındaki çatışma biçim değiştirerek kendini bedende gösterir.

    2.3. Dissosiyatif Bozukluklar

    Dissosiyatif bozukluklar söz konusu olduğunda birey stres ya da kaygıyı azaltarak kendi
    kişiliğinden kaçar. Bireyin bilinci bölümlere ayrılır ve ilişkisiz biçimde işlemeye başlar. Üç temel
    dissosiyatif bozukluk vardır. Şimdi bunları inceleyelim.
    Amnezi: Bellek kaybıdır. Belleğin parçasal ya da tümden kaybı anlamına gelir. Bireydeki
    bellek kayıpları ya beyinde oluşan organik bozukluklardan ya da psikolojik nedenlerden
    oluşur. Psikolojik amnezi organik hiçbir nedeni bulunmayan bellek kaybına verilen
    isimdir. Bu seçici bir biçimde oluşur; yani birey belli türden bazı olayları hatırlamaz, başka
    türden olayları hatırlar. Bireylerin iç çatışmaları o kadar hoşgörülemeyecek hale gelir ki
    bellek kendiliğinden olaylara kapanır. Bu da bireyin, yeni bir kimliğe doğru kaçışına izin
    verir. Birey mutsuz bir geçmişi hayatından atar ve hayatını kendi istediği gibi yaşayacak
    gücü kendisinde bulur.
    Fug (Tüm bellek kaybı) : Bireyin bütün belleğini kaybetmesine verilen isimdir. Birey nerde
    olduğunu, niçin orada olduğunu bilemez. Bu durum birkaç saat veya en fazla bir ya da iki
    gün sürer. Çok ender durumlar da birkaç yıl sürebilir. Belleğini kaybeden birey, birdenbire
    belleğini yeniden kazanır. Bazen birey yeni bir hayata başlayabilir, evlenip, aile edinebilir.
    Bu yıllar sonra belleğine geri dönüp eskiden evlenmiş olduğunu ve bir ailesi olduğunu
    hatırlayana kadar devam edebilir.
    Çoklu kişilik: Genellikle erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Bireyler birden fazla
    kişilik gösterirler. Temel kişilik kibar, sakin ve temkinli ise, ikinci kişilik kaba, faal ve uçarıbir
    özellik gösterir. Bazı bireyler bir - iki - üç hatta dört kişilik gösterir. Genellikle, her zaman
    olmasa bile, her kişilik öbür kişilerden haberdar değildir. Çoklu kişilik, nevrotik davranış
    yapısına sahip olsa bile, kişiliğin bilinç yönü gerçekle bağını koparmamıştır. Çoklu kişilik
    vakalarıçok ender de bulunsa, medya tarafından çok işlenmişbir konudur. Chris Sizemore
    adlı bir kadının yaşamı buna örnek olarak gösterilir. Sizemore, yirmi yıl boyunca yediden
    fazla değişik kişiliği birarada bulundurmuştur. Hayatı kitap ve sinemeya konu olmuştur.
    Ayrıca kitap ve televizyon dizisi olarak çekilen “Cybil” onaltı değişik kişiliği olan bir kadının
    yaşamını anlatmaktadır.

    2.4. Duygudurum Bozuklukları

    Nevrotik bozuklukların son tipidir. En yaygın depresyon tipidir. Hemen hemen herkesin
    kendisini bunalımda hissettiği anlar olabilir. Bununla birlikte, kişi bu duygudan kurtulamıyorsa
    ve bu durum hep devam ediyorsa bireyin nevrotik olduğu düşünülür. Örneğin aileden bir yakını-
    mızı kaybedersek normal olarak aylarca bunalımda olabiliriz, ama bu süresiz devam ederse,
    kendi içimize kapanır, suçluluk ve değersizlik duygularına tutsak düşer ve gelecekten umudu-
    muzu keseriz. Bu durumda depresyon durumumuz ciddi boyutlarda demektir. Çoğu vakalarda
    birey işe ya da okula gitmek istemez. Boşluğa bakarak gözlerini dikerek çoğu zaman öylece
    oturur. Hayatın sadece karamsar yönünü görür. Bazı durumlarda ise birey çok hareketli ya da
    durgun haller gösterir, yemek yemez, gece uyumaz, hatta intihara bile teşebbüs edebilir. Bu
    durumlarda, kendi iyiliği için, bireyin hastanede tedavi görmesi gerekir.





+ Yorum Gönder