+ Yorum Gönder
Tekerleme Fıkra ve Fıkralarla Nasrettin Hoca Forumunda Nasreddin Hoca Fıkraları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Nasreddin Hoca Fıkraları








    Secdeye Varırsa?


    Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış :
    -Evin tahtaları ses veriyor!
    Adam ukala ya :
    -Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!
    Hoca laf altında kalır mı :
    -Ya aşka gelip secdeye varırsa?


    Karıncalar

    bir gün istanbula seyehat amaçlı gelen bir alman otelin birine gider ve boş oda varmı der otelin resepsiyonuda var ama biraz sorunlu bir oda tek var isterseniz onu size kiralayabiliriz diyo adam da tamam diyo ve odasına çıkıyo adam içeri girince bide ne görsün odayı karıncalar basmış odayı adam korkudan kendini camdan aşağı atıyo,öbür günde bir ingiliz gelip aynı şekilde odayı tutmaya kalkıyo ve resepsiyonda aynı şekilde ingilize de odanın sorunlu olduğunu söylüyo ve ingilizde kalmayı kabul ediyo ve o da aynı şekilde odaya çıkıyo ve o da karıncaları görünce korkudan kendini camdan aşağı atıyo ve öbürgünde nasreddin hoca geliyo bir oda tutmaya otel resepsiyonu nasreddin hocaya da aynı şekilde oda sorunlu diye söylüyo ve nasreddin hoca da kabul ediyo kalmayı odada ve nasreddin hoca odaya çıkıyo o gece bir sorun çıkmıyo ve resepsiyonda gercekten şaşırıyo ve sabah nasreddin hoca otelden çıkarken odanın anahtarını teslim ederken resepsiyon merakla soruyo ya dün gece karıncalı odada nasıl kalabildiniz sizden önce iki kişi kalamadı diye nasreddin hocada diyoki karıncalardan birini öldürdüm öbürleride cenazesine gitti ve bende rahat rahat uyudum.


    Tesbih

    Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi'den mi kalmis, Kaalubela'dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca'nin yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
    "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
    "Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tesbih cekiyor!" demis.
    Hoca'nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
    "Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!"

    Timur'un Hediyesi

    Aksak Timur, Nasreddin Hocanın köyüne uğrar.Köylü padişahı layıkıyla ağırlar.
    Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık; "Köyünüze bir fil hediyem olsun" der ve gider.Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü ne yapsın çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.Hocaya:
    -Hocam perişan olduk bizi kurtar.Biz bu file bişey yapsak padişah kellemizi alır derler.Hoca:
    -Benimle gelin padişaha durumu arz edeyim der.Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.Timur:
    -Hoca niye geldin? Filim nasıl? diye sorar.Hoca:
    -Padişahım bu filiniz derken bi bakar korkudan arkasında kimse kalmamış herkes kaçmış.Padişah:
    -Eeeee ne olmuş file? Hoca:
    -Padişahım hediyeniz olan filden çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bir tane daha istiyoruz


    Dünya Kaç Metre?

    Arkadaşlarından biri Hocaya sorar:
    -Hoca, Dünya kaç metre?
    Tam o sırada bir cenaze geçiyormuş yanlarından. Hoca onu göstererek:
    -Ona sor! Bak, ölçmüş biçmiş, gidiyor!..


    Eşeğe Yazık Olur

    Nasreddin Hoca hayvanlarına ağır yükler yükleyip onlara eziyet eden köylülerine iyi bir ders vermek istemiş. Bir gün eşeğine binerek köy meydanında dolaşmaya başlamış. İşin garibi dolu bir çuvalı da sırtına vurmuş, öyle geziyor. Şaşırıp sormuşlar :
    - Yahu Hoca Efendi, hem eşeğin üzerindesin, hem çuvalı sırtında taşıyorsun. Nasıl bir iş bu ?
    Hoca cevabı yetiştirmiş hemen :
    - Zavallı hayvan, demiş. Zaten gece gündüz demeden hizmet ediyor bana. Sırtına bindiriyor, yüklerimi taşıyor, değirmeni çeviriyor. Bu kadar hizmetlerinden sonra dolu çuvalı da ona yüklemek istemedim. Bu yüzden ben vurdum sırtıma.


    Nezleyimde

    Timurlenk, Akşehir'de karargah kurulunca şehir halkı adına Nasrettin Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuş :
    - Karargahımı nasıl buldunuz?
    Beylerden biri cevap vermiş :
    - Çok güzel ama fena bir koku var!
    Timur fena halde kızmış, yanındakilere " Alın şu adamı, boynunu vurun" demiş ve öteki beye dönmüş :
    - Koku var mı?
    Adam korkusundan :
    - Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış :
    - Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şununda boynunu vurun!
    Sonra aynı soruyu Hoca'ya sormuş. Hoca bakmış pabuç pahalı yapıştırmış cevabını :
    - Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum koku almıyor.


    Hocanın Ölçüsü

    Nasreddin Hoca vaaz vermek istediği salona girmiş.Salon, ön sırada oturan seyis dışıda boşmuş.Konuşup konuşmama konusunda düşünen hoca sonunda seyise sormuş:
    -Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konusmamalımıyım? Seyis cevap vermis:
    -Hoca ben basit bir insanim, bu konulardan anlamam.Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.
    Bu sözlere hak veren Nasreddin Hoca vaaza başlamış iki saatin üzerinde konuşmuş durmuş.Dua da ettikten sonra kendini mutlu hissetmiş ve dinleyicisinin de vaazın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:
    -Vaazımı nasıl buldun? Seyis cevap vermiş:
    -Sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim.Gene de eğer ahıra gelip biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim dedim ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.


    Mum Ateşiyle Pişen Yemek

    Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere :
    - Tamam demiş. İddiayı kazandım.
    - Ne oldu ne yaptın demişler.
    - Bekledim sabaha kadar demiş.
    - Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek.
    - Ne yapıyorsun? demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş :
    - Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek!


    Balık

    Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer.Bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler isterler.Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir.Bunun üzerine Hoca:
    -Ben balığın sadece başını yiyeceğim der.Hancı bunun nedenini sorar.Hoca da:
    -Balık başı zekayı artırır.Balık başı yiyen insan akıllı olur der.Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca'ya :
    -Balık başını niye sen yiyeceksin? Ben yemek istiyorum der.Hocada itiraz etmez.Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur.Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca'ya seslenir:
    -Sen koca gövdeyi yedin karnını doyurdun.Ben sadece kafayı yedim aç kaldım der.Hoca da bunun üzerine şöyleder:
    -Bak nasıl akıllandın!


    Sen düştün

    Nasreddin Hocanın bir gün karısı ölmüş.Bir ay sonra kocası ölmüş dul bir kadınla evlenmiş.Evlendiği kadın Hoca ya sürekli eski kocasını anlatıyormuş.Yine bir gün yatakta kocasını anlatıyordu."İşte benim kocam şöyle yapardı, böyle yapardı" diye.Hoca sinirlenmiş ve kadına bir tekme atmış kadın yere düşmüş.Kadın sormuş:
    -Aman hoca niye attın beni yataktan? Hocanında cevabı hazır:
    -Eeee yatakta bi sen yatıyosun bi ben bide eski kocan.Üçümüz sığamadık sende düştün.


    İnşallah Benim Hatun!

    Bir gece hoca karısı ile konuşurken şöyle demiş:
    -Yarın hava yağmurlu olursa oduna, açık olursa tarlaya gideceğim.Karısı çıkışmış:
    -Efendi inşallah de! Hoca hiddetlenmiş:
    -Niçin inşallah diyeyim hatun? İki işten biri mutlaka olacak, ya o, ya bu!
    Ertesi gün hava yağmurlu olduğu için ormana gitmek üzere sabahleyin erkenden evden çıkmış, biraz gittikten sonra yolda bir sipahiye rast gelmiş. Atın üzerindeki sipahi seslenmiş Hocaya:
    -Bana bak baba! Filan köye nerden gidilir? Hoca da ilgisiz bir tavırla cevap vermiş:
    -Bilmem.Sipahi yoluna devam etmek isteyen Hocayı bırakmamış ve kamçıyla birkaç defa şiddetle vurduktan sonra bağırmış:
    -Seni gidi hain herif seni! Bilmezsin ha! Çabuk düş önüme! Sen beni ta o köye kadar götüreceksin!.Hoca bu emri yerine getirmezse başına neler geleceğini düşünerek sipahinin önüne düşmüş ve hayli uzakta bulunan köye kadar götürmüş. Fakat vakitte bir hayli geç olduğu için artık ormana gidememiş, doğruca evine gelmiş. Kapıyı çalınca karısı içerden seslenmiş:
    -Kim o ? Hoca da suçlu suçlu karşılık vermiş:
    -İnşallah benim hatun, aç kapıyı!


    Kimin İçi Yanıyor

    Bir bayram günü nasreddin hoca komşusuna ziyarete gidince komşusu her misafire olduğu gibi hocaya da bal ikram ediyor. bir tepsi içinde gelen koca bir petek baldan her gelen misafir bir iki kaşık alır çekilirmiş. komşusu bakar ki hoca kaşığı daldırdıkça daldırıyor. peteğin yarısına gelmiş daha duracağa da benzemiyor. dayanamayıp:
    - 'aman hoca fazla yeme yoksa için yanar.' deyince hoca cevabı yapıştırır:
    - 'kimin içinin yandığını allah bilir.'


    Eşeğe Ters Binmek

    Nasreddin Hoca bir gün yabancı bir köyde misafir olur. Cuma günü O'nu kürsüye çıkartırlar. Güzel bir vaaz verir. Herkez pek memnun kalır. Camiden çıkınca Hoca'nın eşeğini getirirler. Köylülerin hepsi ona hizmet etmek için adeta yarışırlar. Hoca eşeğine binerken biraz düşünür. Sonra eşeğin üstüne ters oturur. Herkes hayret eder. Köylülerden biri dayanamayıp sorar :
    - Hocam der. Kusura bakma ama eşeğe niçin ters bindiğini sorabilirmiyim?
    Hoca tebesüm ederek cevap verir :
    - Eğer düz binip önünüze geçseydim siz arkada kalacaktınız. Siz öne geçseydiniz, bu defa ben arkada kalmış olacaktım. Böyle ters binince size arkamı dönmemiş oluyorum. Sebebi bu


    Ben Uyuyorum

    Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış.Gece yarısı arkadaşı sormuş :
    -Hocam, uyudunuz mu?
    -Buyurun birşey mi var?
    -Biraz borç para isteyeyim demiştim.
    Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp :
    -Ben uyuyorum! demiş.


    Yas Tutuyorlar

    Hocanın tavuğu ölmüş. civcivlerin de başı boş kalmış. hoca kaybolmalarından korkmuş. boyunlarına siyah bezler bağlamış. sonra da içlerinden ip geçirip birbirlerine bağlamış. meraklı bir komşusu sormuş: -hoca o civcivlerin boynundaki de nedir? komşusunun merakına içerleyen hoca, cevabı yapıştırmış:- anneleri öldü de yas tutuyorlar.



    Benim Yerime Seni Götürür

    Hoca Nasreddin ölüm döşeğindeymiş. Karısını çağırmış.
    -Hanım en güzel elbiselerini giy, iyice kokular sürün, tak takıştır yanıma gel otur.
    -Ayol hoca delirdin mi sen. Bu durumdayken ben nasıl süslenirim?
    -İyi ya azrail gelince belki beğenip benim yerime seni götürür.


    Sıpa

    Birgün hocanın eşeğenin sıpası olmuş.Sıpayı pazarda satacakmış.Yoldan geçen iki öğrenci hocaya demiş ki oğlunu nereye götürüyorsun.hoca bu çocuklarınalaycı davranışlarını anlamış.Demiş ki sizin gittiğiniz okula kaydını yaptıracağım.


    Tam İki Arşın

    Hoca bir gün Timur'un huzurundaymış. Aralarında tam iki arşın uzaklık varmış. Timur sormuş birden :
    - Söyle bakalım Hoca, eşekle senin aranda ne fark var?
    Hoca lafı yapıştırmış :
    - Tam iki arşın efendimiz..


    Kavuk

    Bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmiş.Mektup arapçaymış.Mektupu ters çevirmiş düz çevirmiş okuyamamış.Yoldan geçen birine sormuş:
    -Yahu şu mektubu okusana bana demiş.Adamda okuyamamış.3 kişiye daha sormuş onlarda okuyamamış.Sonuncu kişi Hocaya şöyle demiş:
    -Yaşından başından utan.Çok bilirim diye kavukla gezersin,sonrada bir mektup bile okuyamazsın yuh sana! Hocada sinirlenmiş:
    -Çok biliyosan al bu kavuğu tak kafana hoca ol sen oku bakalım! demiş.


    İnşallah

    Nasrettin Hoca bir akşam karısına "Yarın hava yağmurlu olursa ormana, açık olursa çift sürmeye gideceğim." demiş. "İnşallah de Efendi" demiş karısı. Hoca karısını dinlememiş bile.
    Ertesi gün hava yağmurlu olmuş. O'da ormana gitmek için erkenden çıkmış.Bir süre sonra bir sıpahiye rastlamış.
    Sipahi sormuş: "Filan köye nasıl gidilir?". "Bilmem" deyip orman yolunu tutmak istemiş Hoca. Sipahi, kamçıyla vurarak: "Çabuk önüme düş!. Beni o köye götüreceksin" diye emretmiş. Hoca istemeye istemeye yolunu değiştirip adamı epey uzaktaki köye götürmüş. Evine de ancak akşam dönebilmiş.Kapıyı çalıpta karısı "kim o?" diye seslenince
    Hoca: "Aç hanım aç.İnşallah ben geldim." demiş


    Allah'ın Rahmeti

    Nasrettin hoca birgün camdan yağan yağmuru seyrediyormuş. Yağmurdan kaçan bir adama gözü takılmış. Camı açmış adama bağırarak ;
    - Neden Allah'ın rahmetinden kaçıyorsun demiş. Adam hocaya cevap vermeden kaçışına devam etmiş.Ertesi gün adam camdan yağmuru seyrederken Hoca dışarda yağmurdan kaçıyormuş. Bunu gören adam Hocaya ;
    - Hocam Allah'ın rahmetinden kaçılır mı? Neden kaçıyorsun?
    Hoca cevap vermiş ;
    - Allah'ın rahmetine basmamak için kaçıyorum.


    sincap

    hoca birgün amerikaya gitmek üzere uçağa binmek ister fakat uçağın kapısındaki hostes nasrettin hocaya:
    -beyefendi sizi bu şalvarla uçağa alamayız demiş.
    hocanın arkasındada çok güzel bir kadın,kadının elinde de kafesin içinde bir sincap varmış.hostes kadına dönerek:
    -hanımefendi sizi de bu sincapla uçağa alamayız demiş.
    havaalanına inen hoca ve kadın uçak kalkmadan uçağa nasıl bineceklerini düşünmeye başlamışlar.kadın hocaya:
    -hoca sen benim sincabı şalvarın içine sok ben cazibemi kullanarak bizi uçağa aldıracağım demiş.hoca sincabı şalvarın içine sokmuş ve kadın dediğini yapıp ikisinide uçağa aldırmış.aradan zaman geçmiş fakat nasrettin hoca uçağın kalkmasını beklemeden sincabı alıp uçağın içinde fırlatmış.bunun üzerine ikiside uçaktan atılmış ve uçak kalkmış.kadın hocanın yanına gidip 'hocam neden böyle yaptın?'demiş.
    hocada sinirli bir tavırla kadına dönerek:
    -hanım hanım senin ki dal sandı tırmandı ses çıkarmadım,ceviz sandı kemirdi yine ses çıkarmadım,arkaya döndü yuva sandı girdi çıktı yine ses çıkarmadım amaaaa cevizi yuvaya taşımaya çalışınca ona dayanamadım demiş.


    Konya İle Akşehir Havası

    Bir gün,nasrettin hoca,konya'ya gitmiş.
    Camide vaaz verirken:
    -ey müslümanlar demiş,sizin kentinizin havasıyla bizim akşehir'in havası birdir.
    Vaazı dinleyenlerden biri:
    -nereden biliyorsun hoca'm?diye sormuş.
    Nasrettin hoca:
    -akşehir'de ne kadar yıldız varsa,konya' da da o kadar var, yanıtını vermiş.


    Kız isteme

    Nasrettin Hoca'nın komşusu, oğlu Mahmut'a kız istemeye gidecek.Düşünür taşınır, dünürcübaşı olarak Hoca'dan uygun kimse gelmez aklına. "Sevilen, sayılan, ağzı iyi laf yapan Nasrettin Hoca'ya da kızı vermezlerse kime verecekler?" der. Gider Hoca'ya açar konuyu. Hoca da "Tamam" der. Neyse, bir akşam dünürcü kafilesi Hoca'nın peşinde koyulurlar yola. Varırlar istenecek kızın evine. Hoş, beş, kahve derken gelir sıra asıl meseleye. Nasrettin Hoca bir-iki öksürdükten sonra girer konuya:"Bizim komşunun oğlu Mahmut, sizin kızı öpmek istiyor, onunla aynı yatakta yatmak istiyor, hatta onunla her gece sevişmek istiyor. Ne dersiniz?" deyince odada buz gibi bir hava eser. Komşusu " Hoca, Hoca! Sakalından utan! Bunlar nasıl laf, kız böyle mi istenir?" deyince Nasrettin Hoca odayı terk eder. İçeridekiler özür üstüne özür dilerler kızın babasından.Oğlan tarafından biri, kız isteme işini üstlenir, başlar söze: "Allah'ın emri, Peygamber'in kavli ile kızınız Ayşe'yi oğlumuz Mahmut'a istiyoruz." Vermeye dünden razı olacak ki kızın babası "Allah yazdıysa biz ne diyelim? Hayırlı olsun." deyip verir kızını. İçeridekilerin konuşmalarını dışarıdan işiten Nasrettin Hoca, açık olan oda penceresinden içeriye seslenir: " Yine benim dediğim oldu! Yine benim dediğim olacak!"


    Cenazenin neresinden

    Yine bir gün komşudan biri vefat etmişti.Herkes işi bırakıp cenazeye gitmişti.
    O sırada bir adam Nasreddin Hoca'ya yaklaşarak; "Hocam size sorum olacak" der ve şöyle devam eder:
    -Acımız fazla büyük elbette sabretmeli, cenaze gotürürken neresinde gitmeli? Hoca:
    -Elbette sonu budur her kulun, tabutta bulunma da nerde isterse orda bulun!


    Bizim Tekir Nerede?

    Hoca'nın canı bir gün etlice bir yahni ister
    Kasaba gidip bir okka et alır, eve gönderir.
    Hoca'nın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Gözü gönlü tok, eli açık olan kadıncağız komşularına yahni ikram eder. Komşular, yemeğin tamamını yiyip bitirir ve dönerler evlerine.
    Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine döner. İştahla oturur sofraya. Biraz sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir kaşık koymaz mı? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittiğini.
    "Efendi," der karısı, "Eti bizim Tekir yedi."
    Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alır ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi
    Hoca şaşkın : "Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi?" diye sorar. Karısı da "Evet Efendim, o hınzır yedi." diye cevap verir.
    Bunun üzerine Hoca alır eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karısına şöyle çıkışır
    Hoca :
    "Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet et bu ise bizim Tekir nerede?"


    Düşünen Hindi

    Küçük bir papağanın onbeş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış bağırmaya :
    - Satılık hindii. Satılık hindii. Yirmi altına satılık hindi !
    Şaşırmış pazardakiler.
    - Yahu hocam demişler. Bir hindinin yirmi altın ettiği nerde görülmüş.
    - Ne olmuş diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu onbeş altına sattılar.
    - Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o.
    - Olsun demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür !


    Hırsızın Hiç mi Suçu Yok ?

    Bir gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
    -Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki? Bir başkası:
    -Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor? diye konuşmuş.Bir diğeri de :
    -Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok.Nerden baksan dökülüyor.Hoca kızmış:
    -Yahu demiş, iyi güzel de kabahatin hepsi benim mi? Hırsızın hiç mi suçu yok


    Elimi Al


    Mahallenin bencil kasabı, göle düşmüş. Başlamış çırpınmaya. Hemen koşup köylüler:
    -"Elini ver, elini ver" diye bağırmışlar. Ama adam elini uzatmamış. Tam göz göre göre boğuluyormuş ki Hoca seslenmiş:
    - Yahu! o vermeyi bilmez."Elimi al " diye bağırsanıza.


    Ben Olsaydım


    Akşam geç saatte eve gelen Hoca pencerede bir karaltı görür.Hanımına sus işareti yaparak tüfeğini doğrulttuğu gibi ateşler.Eve girerler, bir de bakarlar ki ateş ettikleri Hocanın cüppesi.Hoca şöyle der:
    -Hanım ucuz kurtulduk.Ya içinde ben olsaydım!


    Kırk Akçelik Balta


    Nasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı :
    - Kahrolası kedi ciğeri yedi.
    - Hınzır hayvan ciğeri yemiş.
    - Canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş.
    Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş. Hanımı:
    - Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne? Hoca cevap vermiş:
    - Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?.


    Peşin Para

    Nasrettin Hoca tarlada uğraşırken birden alacaklısı gelmiş."Nasrettin Hoca, paramı ne zaman ödeyeceksin." demiş.Nasrettin Hoca'da"şu görüğün bölgeden devamlı koyunlar geçer. oraya bir tel örgü takıcam,takılan koyun yünlerini de satıp sana borcumu ödeyeceğim."demiş. Adam da haklı olarak gülmüş.Nasrettin Hoca buna karşılık adama "Ne oldu köftehor.Peşin parayı görünce gülersin demii!" demiş.


    10 Sene Öncesi


    Hoca'ya yaşını sorarlar, "Kırk" diye yanıtlar, "Tam kırk!"
    On sene sonra aynı soruyu yine "Kırk" diye yanıtlayınca:
    "E hocam, on yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin" demişler. Hoca hiç bozmadan:
    "Evladım, ne bileyim on sene öncesini!" diye yanıtlar.








  2. Uğur Baki
    Devamlı Üye





    Keşiş

    Bir keşiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş sıra nasreddin hocanın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş.
    - sizin köyün en akıllı adamı kim?
    demiş. Köylülerde:
    - nasreddin hoca demiş.
    bunun üzerine keşiş köy meydanında
    hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş, nasreddin hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş, keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş,hocada
    dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş,keşiş
    elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış,hocada yukarıdan aşağıya yapmış ve keşiş büyük bir hayranlıkla hocayı tebrik etmiş.
    Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş keşişde :
    - Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı, yere dünya çizdim
    o ortadan ekvator geçer dedi,ben dünyayı dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi,ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim o da yağmur yağar dedi.
    Bu sefer hocaya neler olduğunu sorar halk hoca da:
    - Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarısı benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi ben de üstüne fındık fıstık ekelersek daha iyi olur dedim.


    Eşek kaybolunca

    Nasrettin Hoca'nın eşeği kaybolunca arkadaşları üzülmüş ve eşeği aramaya aramaya koyulmuşlar. Hoca ise, bunların arasında "Allah'a şükürler olsun, Allah'a şükürler olsun" diye dolaşıyordu. Arkadaşları dayanamayıp "Hoca efendi, biz üzülüyoruz ve eşeğini arıyoruz, sen ise şükürler olsun diye adeta seviniyorsun. Bu ne haldir!" deyince:
    Hoca:
    -Ben, eşeğin kaybolmasına değil, eşeğin üzerinde ben olmadığıma şükrediyor, seviniyorum. Yoksa 4 gündür ben de yitik olacaktım


    Kitaptaki Yanlışlar

    Akşehir'e tayin edilen bir kadı halkın silah satmasını yasak etmiş. Küçük bir çakı taşımak bile suç sayılır olmuş. Görevli memurlar sıkı bir takibe ve kontrole başlamışlar. Bir gün Nasreddin Hoca'nın üstünü başını aramışlar. Kuşağın arasından kocaman bir bıçak çıkınca şaşırmışlar:
    - Bu da nedir Hoca ? Sen silah taşımanın yasak olduğunu bilmiyormusun ? demişler.
    - Evet demiş, biliyorum. Fakat bu silah değildir. Kitaplarda bir takım yanlışlar görünce bunun ucuyla kazıyorum.
    - Olur mu Hocam demişler, kocaman bir bıçakla kitaptaki yanlışlar kazınır mı?
    - Olur, olur demiş Hoca. Siz bilmiyorsunuz ama bazı kitaplarda o kadar büyük yanlışlar var ki bu bıçak bile küçük kalıyor.


    Aklın Varsa Göle Koş


    Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken :
    -Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı? diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur.Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır.Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar.Anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmağa başlar.Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır :
    -Aklın varsa göle koş!


    Yüzme bilirsin degil mi?


    Hocanin iki karisi varmiş. Bir gün ''en cok hangimizi seviyorsun''diye sorarlar hoca söylemek istemez. Yeni karisi:
    - ikimizde göle düşsek,önce hangimizi kurtarırdın?demiş.
    hoca eski eşine,
    - sen biraz yüzme biliyordun degil mi?


    Sana Ne?

    Bir gün Nasreddin Hoca eve doğru yürüyormuş, bir arkadaşı arkadan seslenmiş "aman hoca gördün mü biraz önce geçen helva kazanı ağzına kadar doluydu". Hoca istifini bozmadan "bana ne" demiş. Arkadaşı, "ama hoca helva kazanı sizin eve gidiyordu, buna ne dersin?" demiş; hoca yine istifini bozmadan "o zaman sana ne?" demiş.


    Yemeğin Buğusuna Akçenin Sesi

    Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış :
    - Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
    Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :
    - Doğru mu bunlar ? diye sormuş.
    - Evet, demiş fakir adam.
    - Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
    Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca' ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış. Sonra da :
    - Haydi demiş aldın işte alacağını. Aşçı :
    - Nasıl olur ? diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz. Hoca cevap vermiş :
    - Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan akçenin de sesini alır elbet !


    Zıkkımın Kökünü Yer

    Hoca o aralar paraya sıkışmıştır. Bir vatandaş gelip hoca'ya: "şeytan nerede yaşar" diye sormuş. Hoca cevabı bilmez ama vatandaşı cevapsız bırakmamak için soruyu cevaplar. Adam giderek Hocayı soru yağmuruna tutmuş ve sonunda hoca'ya: "hocam peki şeytan ne yer" diye sorar. Hoca da: "eğer benim gibi parası yoksa zıkkımın kökünü yer" demiş.Hoca o aralar paraya sıkışmıştır. Bir vatandaş gelip hoca'ya: "şeytan nerede yaşar" diye sormuş. Hoca cevabı bilmez ama vatandaşı cevapsız bırakmamak için soruyu cevaplar. Adam giderek Hocayı soru yağmuruna tutmuş ve sonunda hoca'ya: "hocam peki şeytan ne yer" diye sorar. Hoca da: "eğer benim gibi parası yoksa zıkkımın kökünü yer" demiş.


    Neresinden gitmeli?


    Cenazenin Neresinden
    Yine bir gün komşudan
    Biri vefat etmişti
    Herkes işi bırakıp
    Cenazeye gitmişti..

    O sırada bir adam
    Yaklaşmış Nasreddin'e
    Demiş : Sorum olacak
    Ey Hocam sana yine

    Acımız fazla büyük
    Elbette sabretmeli!
    Cenaze götürürken,
    Neresinden gitmeli?

    Hoca demiş : Elbette,
    Sonu budur her kulun.
    Tabutta bulunma da
    Nerde istersen bulun!


    Halep Oradaysa Arşın Burada !

    Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş :
    - İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Evet ben Halep'te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!.. Nasreddin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp :
    - Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın. Haydi atla da görelim. Adam hık mık etmiş.
    - Ama demiş ben Halep'te atladım. Hoca kızmış :
    - Canım demiş, Halep oradaysa arşın burada


    Kuşa Benzedin

    Hoca yolda bir leylek bulmuş. Almış onu evine götürmüş. Daha önce hiç leylek görmemiş. Leyleğin uzun gagası ve bacakları çok tuhafına gitmiş. Tutup bir güzel kesivermiş onları. Sonra da yüksekçe bir yere koymuş. Karşısına geçmiş. Yaptığı işten memnun, seslenmiş:
    - Bak şimdi kuşa benzedin.


    Testiyi Kırmadan Önce

    Nasreddin Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp :
    - Testiyi kırma ha ! diye öğüt vermiş .
    Bunu gören komşulardan biri :
    - Yahu Hocam demiş, henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı ?
    Hoca cevap vermiş :
    - Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader !


    Evliliğin Böylesi

    Nasrettin Hoca evlenmeye niyetlenir. Eş-dost bir hatuncağızı öve öve öve göklere çıkarırlar.
    -Şöyle huylu!
    -Böyle soylu!
    -Dünyalar güzeli Hoca'nın gönlünü çelerler. Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Hoca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin.
    Gelin hanım, kocasına sadakatim göstermek için:
    -Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, kime görünmeyeyim? diye sorar.
    Hoca şaşkın:
    -Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün der.


    ipe un sermek

    Nasreddin Hocanın komşusuna ip lazım olmuş.Hocaya gitmiş kapıyı çalmış.Hoca kapıyı açmış.Komşu selamun aleyküm hocam demiş.Hoca da ve aleyküm selam diye karşılık vermiş.Adam hemen konuya girmiş:
    -Hocam bana ip lazım oldu sendekini bana ödünç verir misin? demiş.Hoca:
    -Verirdim komşu ama bizim hatun ipe un serdi demiş.Komşu:
    -Aman hocam ipe un serilir mi? demiş.Hoca kızmış:
    -Ah bre köftehor vermek istemediğimde serilir demiş.


    Hoca Kaynanasını Nasıl Arar?

    Hoca'nın kaynanası çamaşır yıkarken ırmağa düşmüş, sulara kapılıp yitip gitmiş. Kasaba halkı toplanıp aramaya koyulmuşlar kadıncağızı. Hoca da aramakta, ama herkes gibi ırmağın aktığı yöne değil de geldiği yöne doğru giderek
    Görenlerden biri şaşırmış bu işe ve seslenmiş Hoca'ya :
    "Hocam sen ters yöne gidiyorsun!"
    Başını adamdan yöne çeviren Hoca şu karşılığı vermiş :
    "Sen benim kaynanamı tanımazsın birader. Dünyanın en ters kadınıydı o. Mutlaka cesedi de ters yöne gitmiştir."


    eşeğe mi inanıyorsun bana mı

    bir gün nasreddin hoca nın komşusuna eşek lazım olmuş.hocadan istiyim demiş.ve hoca nın kapısını çalmış hoca kapıyı açmış.
    -ne oldu.demiş
    komşusu
    -eşeğini alabilirmiyim hocam.demiş
    hoca
    -eşek evde değil. demiş
    komşusu tam gideyim derken eşek anırmış
    komşusu
    -eşek hani evde değildi .demiş
    hoca bu durur mu:
    bana mı inanıyorsun yoksa eşeğe mi.demiş


    Yorgan

    Nasreddin hoca ve hanımı gece uyuyormuşlar,tabi kış, havada çok soğuk ortalık buz kesiyor gecenin tam bir yarısında birden bir gürültü patırtı ile uyanırlar.Karısı Nasreddin hocaya,hoca hanımına bakışırlar. Hoca ben bir bakıp geleyim der.Hava çok soğuk olduğundan yorganıda üzerine alır ve dışarı çıkar az sonra geri döner karısı sorar ne oldu diye.
    Hoca gayet sakin;
    -Yorgannnn gittiiii kavga bitti der.


    Kibir yok

    Nasreddin Hoca'ya yapılan şakalar tükenip bitmezdi. Akşehir'liler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar.
    - Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi oldugun söylenir. Aslı var mıdır?
    Hocanın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar :
    - Herhalde öyle olmalı.
    Bunu duyan bir kisi hemen söylenmeye baslar :
    - Böyle kisiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hocam madem kabullendin, göster bir mucize görelim. Hoca :
    - Pekala size şimdi bir numara yapalım, der. Karsisinda duran ulu çınara :
    - Ey ulu çınar çabuk yanima gel, der
    Tabii ne gelen agaç var ne de giden Hoca yürümeye baslar ve agacin yanına varır. Aksehir'liler ne oldu hocam agacı getiremedin kendin yanina gittin diyerek gülünce Hoca :
    - Bizde kibir yoktur. Dag yürümezse Abdal yürür, der.





  3. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Acemi Bülbül

    Hocanın canı meyve ister dalar birinin bahçesine. Ağaca çıkar ne bulursa atıştırır. Bahçenin sahibi gelir, "ne yapıyorsun benim ağacımda" der. Hoca ben bülbülüm der. Adam: "hadi ötte bir görelim". Hoca ağzını büzerek bir takım sesler çıkarır. Adam kahka atar: "hiç böyle bülbül olurmu" der. Hoca: "bülbülün acemisi böyle öter" der.


    Denge Bozulur

    Bir gün Nasreddin Hoca dışarıda beklerken bir arkadaşı gelip Hocaya sormuş. "Hoca,niçin şu adamların bazıları Doğu tarafa,bazıları ise Batı tarafa gidiyor." Hoca cevap vermiş."Bu çok iyi. Eğer adamların hepsi bir tarafa giderse , o zaman Yerin dengesi bozulur ."


    Elalemin ağzı torba değilki büzesin

    Nasrettin Hoca oğlunu okulundan alırken eşekle gelmiş.Oğuluyla eşeğin üzerinde evin yolunu tutmuşlar.Aradan zaman geçmiş.Bir
    grup insan önlerine çıkmış.Bir insan;
    "Hoca ayıp değil mi? eşeğe o kadar yükü nasıl taşısın?"
    Hoca da oğulunu eşekden indirip yanından yoluna devam etmiş.Aradan zaman geçmiş bir insan;
    "Ayıp ulan ayıp. Küçücük çocuk yürütülürmü?"
    Hoca çocğu eşeğe oturtmuş. Kendi yoluna devam etmiş.Aradan yine zaman geçmiş birisi;
    Bu zamane çocukları böyle işte , ihtiyar babaları yürür kendileri eşeğe biner. Bu söz çocuğun ağrına gider ve eşekten iner ikiside yayan giderler. Ordan gevezenin birisi :
    Enayilere bakın eşek önde gidiyor bunlar yayan
    Bunun üzerine Nasreddin Hoca :
    Gürüyorsun ya oğlum elalemin ağzı torba değilki büzesin


    Kara kaplı

    Bir keresinde, Hoca Aksehir'de ki mahkemeye kadi tayin edilir. Bir gun bir adam kosarak mahkemeye gelir ve Hoca'ya:
    -Farzedelim iki inek mera da dovüstü ve biri oldu, Hoca Efendi. Oldürenin sahibi sorumlu tutulacakmıdır?
    Adamın hilekar gozlerini farkeden Hoca dikkatliydi.
    -Yerine gore, der, hüküm vermeden.
    -Karar vermene yardımcı olabilir, Hoca Efendi. Senin inek benimkini oldürdü!.
    -Bu halde, genel olarak bilindigi gibi inekler hayvandir. Hayvanlara sebep baglanmadıgından dolayı, kesinlikle sorumsuzlardır. Bu yüzden de, sahibi sorumlu tutulamaz!
    -Ozur dilerim, Hoca Efendi, dilim sürçtü. Benim inek seninkini oldürdü demek istemistim!
    Bu haber uzerine, Hoca'nın kanı beynine sıçrar. Sakalını çeker, kalkar ve yeniden oturur.
    -Bu ilk düşündüğümden daha karmaşık bir durum, der. Memurluğunun tüm agırbaslılığıyla katibine döner ve ekler "yanında ki rafta duran kara kaplı kitabı ver bakayım!"


    Göle Yoğurt Çalmak

    Kimi insanlar olmayacak hevesler peşinde koşup durur. Nasreddin Hoca böylelerine ders vermek istemiş bir gün. Elinde koca bir bakraç yoğurt mayasıyla gölün kenarına gelmiş. Başlamış kaşık, kaşık dökmeye :
    - Ne yapıyorsun Hoca ? demişler.
    - Göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş kıs, kıs gülerek.
    - Olur mu demişler, göl yoğurt mayası tutar mı hiç ? Hoca cevabı yapıştırmış tabii.
    - Ya tutarsa


    Ne yer ne içer?

    Nasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa'nin göğün dördüncü katında olduğunu söylemiş
    Vaazdan sonra, bir kadın Hoca' ya yanaşmış :
    -Hazreti İsa, orada ne yer, ne içer ?, demiş.
    Hoca'nin tepesi atmış :
    -Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip, içtiğimi sormazsın da, Allah' ın peygamberini sorarsın!


    Halim Ne Olurdu?

    Nasrettin Hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş:
    "Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş", deyip uykuya dalmış.
    Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve:
    "Yarabbi sen en iyisini bilirsin" demiş.
    "Şimdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu"


    Benim inşallah

    nasrettin hoca birgün camın önünde havaya bakıp hanımına yarın hava iyi olursa tarlaya gidip tarlayı süreceğini kötü olursada evde kalıp evi boyayacağını söylemiş.bunun üzerine hanımı hocaya;
    bey;deki inşallah
    hoca hanıma;
    ya inşallahı maşallahımı var demiş
    iyi olursa tarlaya kötü olursa boyaya.
    sabah olmuş hava çok güzel hoca tarlanın yolunu tutmuş.derken karşıdan gelen bir jandarma ekibi görmüş.jandarma hocaya yaklaşıp bi köyü sormuş.hocada;
    orası çok uzak ancak 2 günde gidebilirsiniz ve oraya araba işlemez demiş..bunun üzerine jandarma hocayı da alıp köyün yolunu tutmuş.hoca istemesede mecburen yola koyulmuş.jandarmayı götüren hoca 2 günde eve gelmek için yollarda çile çekmiş.derken kanter içinde eve ulaşmış.
    kapıyı çalmış.
    hocanın karısı;kim o demiş
    hoca;
    benim inşallah


    Katır

    Nasrettin Hoca bir gün katıra binmiş. Hayvan oldukça hızlı gidiyormuş. Hoca da onu tutamıyor, durduramıyormuş. Bu gören bir tanışı:
    -Hocam, demiş, böyle ivedi ivedi ne yana?
    -Katır nereye giderse o yana


    Evin Sahibiyim

    Hoca, bir gece gürültüyle uyanmış. bakmış, bir hırsız eşyaları topluyor. adamdan korkmuş. sesini çıkartmamış. ama peşine de düşmüş. az sonra, durumu fark eden hırsız, kızgınlıkla sormuş:- beni neden takip ediyorsun bakayım? hoca, sakin, pişkin yanıtlamış.- taşıdığın evin sahibiyim de.


    O kadar gezse

    Nasreddin Hoca' ya dert yanıyorlar:
    -Yahu Hoca senin karı çok geziyor.
    Hoca :
    -Olur mu canım? O kadar gezse arada bir bizim eve de uğrar.


    Allah Biliyor

    Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış. Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :
    -Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.
    Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :
    -Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor, demiş.


    Kavuk

    Hoca bir gün arkadaşıyla konuşuyormuş arkadaşı demiş ki :
    -Ya hocam dün sizin evden bir ses çıktı. Bu neydi?.
    Hoca ise :
    -Hiç sadece hanımla biraz tartıştık kavuğum merdivenlerden yuvarlandı, demis.
    Arkadaşı :
    -Yahu hocam hiç kavuktan bu kadar ses çıkar mı?, demiş.
    Hoca :
    -Ya anlasana içinde bende vardım, demiş


    tek ayaklı kaz

    nasrettin hoca yine bir gün karısına bir kaz pişirerek bunu alır ve hadiye olarak timurlenk `e götürür.ama yolda dayanamaz kazın bir ayağını yer .
    timurlen güzelce kızartılıp pişirilen kazdan memnun kalır. ama bunun bir ayağının noksan olduğunu görünce.
    - bu kazın öbür ayağına ne oldu ?diye sorar.
    hoca şaşırır , şöyle bir atrafına bakar az ötede bir kaç kazın tek ayakları üzerinde tünemiş olarak güneşlendikleri gözüne ilişince :
    - bizim akşehir`de kazlar tek ayaklıdır devletlim! der. inanmassanız bakınız!
    tabi timurlenk bunu yutmaz. adanlarından birine kazları kovalamasını emreder.adam elindeki çomakla kazlara vurunca , kazlar öbür ayaklarını da meydana çıkararak kaçmaya başlarlar.ozaman timurlenk:-işte yalanın ortaya çıktı . hoca hemen cevabını yapıştıır,
    - o çomağı banda yesem dört ayaklı olurdum , demiş


    Beş kuruş

    Bir gun Hoca sallana sallana yolda yururken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere dusecek. Hoca hiddetle,
    -Ne curetle vuruyorsun!
    Genc adam, biraz ukala bir tavirla, kisaca ozur diler. Kucuk bir hata yaptigini, Hoca'yi bir arkadasina benzettigini soyler. Ayrica, Hoca'nin kucuk bir tepeyi dag haline getirdigini belirtir.
    Bunun uzerine, Hoca'yi mahkemeye gitmekten baska hicbir sey tatmin etmez. Hoca israrlidir ve genc adamin kabul etmekten baska caresi yoktur. Kadiya giderler.
    Kadi her iki tarafida dinler. Ancak kadi genc adamin arkadasi oldugundan, onu muskul durumdan kurtarmanin caresine bakarken, Hoca'yi da yumusatmaya calisir.
    -Hoca, hislerini anliyorum. Herkes ayni seyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genc adam kendine bir tokat atsa kabul edermisin.
    Hoca bununla tatmin olmaz, israr eder mahkeme yapilsin der.
    Bunun uzerine kadi, genc adama 5 kurus ceza verir ve gidip getirmesini soyleyip kursuden iner.
    Hoca, genc adamin donmesini bekler. Bir saat gecer, iki saat gecer fakat genc adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapisinin kapanmasina az kalmisken, Hoca kadinin, en mesgul bir aninda ensesine okkali bir tokat atar ve ekler,
    -Kusura bakma kadi efendi, daha fazla bekleyemecegim.
    Gelirse soyle one, 5 kurusu sana versin


    Nerelere Kadar

    Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca
    hiziyla kosuyormus.
    Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina
    yaklasip sormuslar :
    - Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
    Hoca, kosmasini sürdürerek :
    - Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de demis. Onun için
    arkasindan kosuyorum


    Cennet dolup taşmış

    Bir gün padişah Nasreddin Hoca' ya sormuş.
    Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
    Hoca padişahtan korkmadan :
    -Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
    Padişahın sinirden sakalları titremiş.
    Bu durumu gören Hoca :
    -Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.


    Köyün yabancısı

    Birgün Nasrettin Hoca başka bir köye gider.
    Yolda giderken bir adam ile karşılaşır.
    Adam:
    Bugün günlerden ne diye sorar.
    Nasrettin Hocada:
    Ben nerden bileyim ben buranın yabancısıyım demiş.


    Küçükken

    Nasreddin hocada küçükken arkadaşlarına hep şaka yapar ve karşılarına geçer gülermiş köyün çocukları aralarında anlaşmışlar.
    Bir oyunda bunlar oynuyacaklar. Neyse Nasreddin'i hamama cağırırlar herkez soyunur yıkanır. Biri çıkar hadi herkez yumurtlasın yumurtlayamayan hamam parasını öder olurmu olur. Herkez yanında getirdiği yumuratayı göbek taşına bırak bizim nasreddin şaşırır bakarki herkez yumurtluyor. Çıkar göbek taşına başlar ötmeye arkadaşları:
    -Nasreddin ne yapıyosun
    Nasreddin lafı yapıştırır:
    -Eee bu kadar tavuğa bir horoz lazım yoksa nasıl yumutlardınız.


    beni götürüyorlar

    bir gece nasreddin hoca ve karısı yatıyorlarmış. eve hırsız girmiş.hocanın karısı demiş ki:
    -hoca hoca kalk kalk televizyonu götürüyorlar! demiş.
    nasreddin hoca:
    -birşey olmaz zaten eskimişti yenisini alırız. demiş ve uyumuşlar.
    ertesi gece yine eve hırsız girmiş.hocanın karısı yine:
    -hoca hoca kalk kalk elbiseleri götürüyorlar!demiş.
    nasreddin hoca yine:
    -birşey olmaz zaten eskimişti yenisini alırız. demiş ve yine uyumuşlar.
    ertesi gece tekrer hırsız girdiğinde karısı daha yüksek bir sesle:
    -hoca hoca kalk kalk beni götürüyorlar!.demiş.
    -birşey olmaz zaten eskimişti yenisini alırız.



    Erkek adam

    Bir gün Nasreddin Hocaya sorarlar:
    -Hocam sen kaç yaşındasın?
    Hoca cevap verir:
    -40.
    Bu olayın üzerinden beş yıl geçer.Yine aynı adam sorar:
    -Hocam sen kaç yaşındasın?
    Hoca yine cevap verir:
    -40.
    Adam şaşırarak sorar:
    -Bu nasıl olur? Beş yıl önce de kırktı, şimdi de
    Hoca şöyle cevap verir:
    -Erkek adamın sözü bir olur.


    Komşuya Ders

    Bir gün Nasreddin Hoca komşusunun evinin önünden geçiyormuş.Evin camından içeri bakmış.Komşusu yatağa uzanmış,esneyerek "allahım bana cenneti nasib et"diyormuş.Nasreddin Hoca komşusuna ders vermeye karar vermiş.Çıkmış komşusunun d( küfür kullandınız -Yönetim Görmeden Silmeniz Tavsiye Edilir ! )( küfür kullandınız -Yönetim Görmeden Silmeniz Tavsiye Edilir ! )( küfür kullandınız -Yönetim Görmeden Silmeniz Tavsiye Edilir ! )( küfür kullandınız -Yönetim Görmeden Silmeniz Tavsiye Edilir ! )( küfür kullandınız -Yönetim Görmeden Silmeniz Tavsiye Edilir ! ),başlamış gürültü etmeye.Komşusu hemen doğrulmuş:
    -Sen kimsin.demiş.Nasreddin hoca:
    -Eşeğim kaybolmuş onu arıyorum demiş.Komşu:
    -Hiç damda eşek aranır mı hocam? demiş.Nasreddin hoca da:
    -Sen yatakta cennet ararsan bende damda eşek ararım der ve komşusuna ders vermiş olur.


    Testi Kırıldıktan Sonra

    Nasrettin Hoca, oğlunu çeşmeye gönderecekmiş. Testiyi eline verdikten sonra oğlunun kulağını çekmiş. Sonra da:
    -Sakın testiyi kırma!diye bağırmış. Bu durumu görenler:
    -Ne yapıyorsun , Hoca Efendi demişler. Çocuk testiyı kırmış değil ki Hiç suçu olmayan çocuğu ne diye azarlıyorsun Hoca:
    -Testi kırıldıktan sonra iş işten geçmiş olur demiş.





  4. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Farz

    Nasreddin Hoca'nin evine bir gun uc molla misafirlige gelir. Ucu de birbirinden obur seylermis. Hoca ne yemek cikarmissa silip supurmusler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sunnettir" diye ekmekle iyice siyirirlarmis. Bu sirada odaya Hoca'nin oglu girmis. Mollalar Hoca'yi memnun etmek icin:
    -Aman ne guzel cocukAdi ne bunun? diye sormuslar.
    Hoca:
    -Adi Farzdir, demis.
    Mollalar sasirip birbirlerine bakmislar:
    -Bu ne bicim isim Hoca Efendi? demisler. Simdiye kadar boyle bir isim hic duymamistik.
    Hoca hemen tasi gedigine koymus:
    -Ya, sunnet diyeyim de onu da mi yiyesiniz?


    Hocanın Eşeği

    Hoca eşeğini pazara götürüp satmak ister. Bir müşteri çıkar. Eşeğin yaşını anlamak için dişine bakacak olur. Eşek onun elini ısırır. Adam söylenerek çeker gider. Başka bir müşteri de kuyruğunu kaldıracak olur. Kaba etine bir çifte yer. O da kızar ve topallayarak oradan uzaklaşır. Onları gören biri der ki:
    - Hocam, bu eşeği kimse almaz. Baksanıza, önüne geleni ısırıyor, tekmeliyor.
    Hoca şöyle cevap verir:
    - Zaten ben de onu pazara satmak için getirmedim. İnsanlar görsünler de benim neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim.


    Isıtda içelim

    Nasreddin hoca kahveye çay içmeye gitmiş
    Çaycıya : soğuk çay varmı demiş ?
    çaycıda yok sıcak var demiş
    nasreddin hoca aradan 5-10 dakika geçince yine gelmiş aynı soruyu yine sormuş Derken
    böyle muhabbet sürmüş. Sonra çaycı nasreddin hocanın geleceğini tekrar hesaba katarak çayı dolaba koymuş.Hoca tekrar gelmiş.Soğuk çay varmı? demiş. Çaycı var diyip hocaya bi bardak çay vermiş ardından nasredin hoca çay gelince ''Isıtda İçelim'' demiş.


    O Bizden Daha Kirli

    Hoca bir gün göl kenarında karısıyla birlikte çamaşır yıkamaya gider.
    Tam işe başlayacakları sırada bir karga gelir ve sabunu kaptığı gibi havalanır.
    Karısı, “Yetiş efendi sabunu kuş kaptı” dediyse de Hoca kılını bile kıpırdatmaz. “Telaşlanma karıcığım,” der “Baksana simsiyah olmuş zavallı, o bizden daha kirli, varsın temizlensin.”


    Kusur nerede

    Hocannın bir gün kadıya işi düşmüş.Demişlerki kadı haraç ve rüşvetyiyen bir adamdır.Bir çömlek bal götür yoksa işin hallolmaz Hoca sinirlenmiş bir boş kavanoz almış ve içini balçıkla doldurmuş ve üstüne halis oğul bal sıvamış.Gitmiş kadıya cömleği bir yana koymuş başlamış derdini anlatmaya tabi kadının gözü baldaymış.Hemen ilamı vermiş .Ve bal kadının evine gitmiş . Kadı sofrada balı açmış ve ne görsün incecik balın altında bi de ne görsün balçık var. Kadı mübaşire çobuk o nasreddini buraya çağır ilamda hata olmuş düzelteyim. Ertesi gün mübaşir nasreddini bulur ilamda bir hata olmuş vericimişsin kadı söyledi
    Nasreddin : git kadıya söyle hata ilamda değil bal çömleğinde


    Eski Dolunaylar

    Kaybolan dolunayları merak eden biri sorar:
    -Hoca! Eski dolunayları ne yaparlar?
    -Kırpıp Kırpıp yıldız yaparlar


    Hindi

    Nasreddin Hoca Aksehir pazarinda bir adamin basina toplanmis olan kalabaliga yaklasir.Satici elindeki kusu satmaya calismakta ve fiyati ise cok yuksek 50 Akce, yan taraftaki tavuklar ise 5 Akce. Hoca bir turlu fiyattaki asiri farki anlayamaz ve sorar
    -Hemserim bu nasil kus 50 Akce istersin?
    -Hoca efendi bu bildigin kus degildir bunun ozelligi var.
    -Neymis ozelligi?
    -Hocam bu kusa papagan derler ve konusur.
    Hoca aniden hemen eve kosar, kumesten hindisini kaptigi gibi pazara doner. Papagan satmakta olan adamin yanina durur ve yuksek sesle;
    -Bu gordugunuz kus sadece 100 Akceye, gel, gelll!
    Herkesten cok papagan satan sasar bu ise ve sorar.
    -Hocam 100 Akce cok degil mi bir hindi icin?
    -Sen 50 ye satiyorsun ama
    -Dedim ya hocam benim kus konusur ama
    -Oyleyse, benimki de dusunur!


    Hoşt Beyim Hoşt

    Bir gün nasreddin hoca bir köpeğin mescidin kapısına işediğini görmüş. kovmak için öfkeyle hayvanın üstüne gidince köpek de hırlayarak ona gelecek olmuş.
    Hoca hemen sesini tatlılaştırarak:
    'hoşt beyim hoşt!'demiş.


    Peştemal

    Timur ile Hoca bir gün hamama giderler. Hoşbeş ederken Timur, Hoca'ya sorar:
    "Hoca, ben köle olsam bana kaç para değer biçerdin?"
    Hoca:
    "Ben bu işin tellalı değilim ama bir 15 akçe ederdin!"
    Bu laf üstüne Timur çok sinirlerinir:
    "Hoca" der "Senin dediğini kulağın duyuyormu? Sadece bu peştemal 15 akçe eder be!"
    Hoca hiç istifini bozmadan:
    "Ben zaten peştemale biçtim bu fiyatı!" der


    Namahrem

    Nasrettin hocaya birgün karısı sormuş
    -Akrabalardan kimlere görünürsem mahrem olur, kimlere görünürsem namahrem olur diye,
    Nasrettin hoca cevap vermiş;
    -Bana görünmede kime görünürsen görün..


    Beş Parmak

    Nasrettin Hoca, birgün yemek yerken biri sorar:
    "Neden 5 parmağınla yiyorsun".
    Hoca da:
    "6 parmağım olmadığı için.".


    Kapıya Sahip Olmuş

    Hoca, çocukken bir sabah annesi, onu yanına çağırmış :
    “Oğlum, biz komşularla göl kıyısında çamaşır yıkayacağız. Bugünlerde hırsızlar çoğaldı. Sen burada kal da eve kapıya sahip ol, aman evladım, göreyim seni!” demiş.
    Annesi gittikten bir süre sonra komşulardan biri gelerek :
    “Annene söyle, akşama size geleceğiz.” demiş.
    Küçük Nasreddin, ne etsin de bu haberi annesine ulaştırsın?.. Düşünmüş, taşınmış, sonra kapıyı yerinden söktüğü gibi sırtlanmış ve göl kenarına varmış. Annesi bu hali görünce şaşırakalmış
    “Ne oluyoruz, yaptığın nedir senin?” diye bağırmış.
    O da şu cevabı vermiş.
    “Sen bana ‘Kapıya sahip ol!’ demedin mi? Ben de oldum işte! Hem senin isteğini yerine getirdim, hem de komşunun!..”


    Son Ümit

    Nasreddin Hoca'nın çok sevdiği eşeği bir gün kaybolmuş. Hoca, eşeği aramak için, kırlara doğru açılmış. Bir taraftan da bir türkü söylemeğe başlamış.
    Böylece dolaşıp dururken bir tanıdığına rastlar
    Tanıdığı:
    - Hoca. böyle türkü çağıra çağıra nereye gidiyorsun? diye sorar.
    Hoca merhum da eşeğini kaybettiğini, onu aramakta olduğunu söyler.
    Ahbabı:
    - Bu ne iştir Hoca efendi? Benim bildiğim, insan eşeğini kaybetti mi, feryat eder, ağlar, dövünür. Sen ise türkü söylüyorsun!
    Hoca, ona önündeki tepeyi gösterir.
    - Bir ümidim şu dağın ardında kaldı. Eşeğimi orada da bulamazsam, o zaman siz dinleyin bendeki feryadı!


    Acemi Bülbül

    Nasreddin hoca ve arkadaşları bir gün ağacın birindeki eriklere göz dikmişler bir kişi gözcü olmuş bir kişi toplayıcı nasreddin de çıkmış ağaca başlamış erikleri yolup yolup aşağı atmaya tam o sırada ağacın sahibi gelmiş lan ne yapıyosun:
    nasreddin ne desin bal gibi çağala hırsızlığı sonra:
    abi ben bülbülüm, ağaca kondum ötüyorum
    ağaç sahibi : öt de göreyim nasreddin başlar ötmeye adam derki ne biçim ötüyon nasreddin lafı yapıştırır : Acemi bülbül ancak bu kadar öter


    Ateş düştüğü zaman

    Nasreddin Hoca'nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş.Hoca ona mantı pişirip getirmiş. Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış. Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş :
    -Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız.
    Hoca hemen :
    -Boğazına ateş düştüğü zaman, demiş


    Dokuz Akçe

    Hocaya rüyasında dokuz akçe verirler. Hocada yine rüyasında, dokuz yerine on akçe olsun diye kavga eder. Bu arada uyanır. Bakarki eli bom boş Hemen uyumak için gözlerini kapar, elini uzatır, getirin, on değil dokuz akçe olsun der


    Hocanın oğlu

    hoca kürsüye çıkmış hutbe vercek ama aklına bir şey gelmiyor sonra halka dönerek :
    Ey ahali siz benim söz söylemekten aciz olmadığımı bilirsiniz ama aklıma bir şey gelmiyor. O arada kürsünün önünde oturan oğlu baba aklına birşey gelmiyorsa kürsüden inmektemi aklına gelmiyor.


    Ecel Korkusu

    Hoca, Timur Han'ın askerlerinin yanından geçerken askerlerin nişancı komutanı tarafından çagrılır.
    - Hocam şu agaca yaslanın da askerlerimin hünerlerini size gösteriyim.
    Askerlere emir verir:
    - Rahat,
    - Hazır oll,
    - Ateş,
    kelimesi ile hocanın kavuguna tam 10 ok gelmiş kavuk delik deşik olmuştur
    Komutan:
    -Hocam askerlere söyleyim de size yeni bir kavuk getirsinler.
    -Komutanın izin verin bir adet de salvar alsınlar.
    -Hocam biz sizin salvarınıza birşey yapmadık ki, ne oldu hayırdır.
    -Yok canım ben biliyorum, onun da kavuk gibi giyilecek hali kalmadı.


    Sanane 2

    Adamın biri bir gün caminin avlusunda oturan hocanın yanına koşa koşa gelerek:müjde hocam oğlun oldu.hoca istifini hiç bozmadan müjde parası vermemek için oğlum olduysa allaha şükrederim senin böyle telaşlandığına şaştım.


    Altı Kağıt

    Nasrettin hoca caminin yanında çarık satarken altı kağıt altı kağıt diye bağırıyormuş.Adamın biri almış abdest alırken çarığın altında su aldığını fark etmiş sonra hocaya gelmiş sattığın çarığın altı kağıtmış yırtıldı.Nasrettin hocanın kılıfı hazır
    -Ben altı kağıt altı kağıt diye bağırmıyormuyum neden aldı o zaman..


    Kedi

    Nasrettin hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyomuş. yoldan geçen arkadaşı hocaya: "hocam kediyi yıkama ölür. " demiş. hoca aldırış etmemiş ve yıkamış. arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş. kedi ölmüştü. adam: " hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedimmi? " demiş. hoca: " ben kediyi yıkarken ölmediki sıkarken öldü " demiş.


    Kanatlı Develer

    Günlerden bir gün, Nasrettin Hoca camide vaaz verirken:
    -"Ey cemaat", der. "Allah, deveyi kanatlı yaratmadığı için hepimiz durmaksızın, sürekli şükredelim. Yoksa damlarımız çoktan başımıza yıkılmıştı"


    Aydınlık

    Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
    - Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
    - Mühürüm düstü de
    - Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim
    - Içeride düsürdüm, avluda
    - Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
    - Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum


    Saz

    Nasrettin hoca birgün eline almış sazı sol elini hiç oynatmıyormuş hep sağ eliyle calıyormuş. Bunu gören adam hocaya sormuş:
    -Hocam niye sol elini oynatmıyorsun? Öteki sazcılar iki elinide oynatarak çalarlar demiş.
    Hoca:
    -Onlar benim tuttuğum yeri bulmaya çalışıyor demiş.


    Baş Ağrısı

    Nasrettin Hoca evinin önüne
    oturmuş çocukları izlerken komşusu gelmiş. Komşusu:
    -Hocam,demiş. Başım çok ağrıyor,acaba sende hap var mı?
    -Hapa ne gerek var benim de geçenlerde dişim ağrıyordu çekdirdim sende başını çekdirsene, demiş.


    Al Abdestini Ver Pabucumu

    Bir gün Nasrettin Hoca dere kenarında abdest alırken pabucu suya düşer. Su pabucu alıp gider. Hoca bir kenara çekilip abdestini bozacak bir harekette bulunur ve sonra dereye dönerek ;
    -"Al abdestini ver pabucumu" der.


    Eşek

    Bir gun Hoca esege yuzu arkaya bakacak sekilde yanlis oturmus.
    -Hoca, diye seslenir insanlar, esegine ters biniyorsun!
    Hoca,
    -Hayir, diye cevaplar, esege ters biniyor degilim. Esegin yonu ters!


    Doğuran kazan

    hoca komşusundan ödünç bir kazan alır kazanı verirken içine bir kazan yerleştirir .Komşusu sorar:
    -bu ne
    -senin kazan doğurdu der hoca da
    komşu çok sevinir
    ardan bir kaç gün geçer .Hoca yine komşusuna gider
    1 2 gün kullanmak için kazanı ister
    komşusu
    - Hay hay baş üstüne der kazanı sevinerek hocaya verir.
    Aradan oldukça uzun bir zaman geçer.
    komşu kazanı geri gelmeyince çediklerini giyer
    Hocanın evine gider,sorar:
    -bizim kazan ne oldu
    -sizin kazanmı,sizlere ömür,der Hoca.
    komşu şaşırır
    -aman hocam kazan bu nasıl ölür
    -komşum yine saçmaladın kazanın doğurduna inanıyorsunda öldüne inanmıyorsun.
    sadık köksoy


    Maya tutar mı?

    Hocanın canı bir gün sarma çeker.Ama elinde yoğurt bakraçları anası da ağlamış ne yapim ne yapim derken aklına göl gelmiş.Gelmiş gölün kenarına,atmış bakraçları kenara çıkarmış sarmış sigarasını hafif hafif demleniyor.Sonra birden bekçinin düdüğünü duymuş. Eyvah şimdi yandık derken aniden atmış sarmayı bakracın içine sonrada bakracı tutmuş göle dökmeye başlamış.O esnada bekçide yanında bitivermiş.Bakmış bakmış anlamamış sonra hocaya sormuş ne yapıyorsun diye.Hocada görmüyor musun yoğurt mayalıyorum demiş. bekçi kahakahalar içinde ilahi hoca koca göl hiç maya tutar mı demiş.Hocada ya tutarsa diye cevap vermiş.Sonra bekçi ilahi hoca diyip güle güle yoluna devam etmiş.Hoca hem keyfine hem yoğurda yanarken bekçinin arkasından bakıp şimdi bu ***** herkese anlatır demiş.


    Evlilik

    Günün birinde Nasreddin Hocaya sormuşlar:
    -Sizce evlilik nedir Hocam?
    Nasreddin Hoca ise şöyle cevaplamış:
    -Evlilik gündüzleri iki hırlama geceleri iki horlamadır demiş.


    Bomba

    Bir uçakta Türk,Fransız ve İngiliz seyehat ediyormuş.İngiliz:
    -Burası benim ülkem demiş ve uçaktan aşağı muz atmış.Fransız ise:
    -Hayır burası benim ülkem demiş ve uçaktan aşağı elma atmış.Türk kızmış ve:
    -Yanılıyorsunuz burası benim ülkem demiş ve uçaktan aşağı bomba atmış.O sırada aşağıda 3 çocuk ağlıyormuş.Bunları gören Nasreddin Hoca birine:
    -Niye ağlıyorsun yavrum demiş.O da:
    -Kafama muz düştü demiş.Hoca sonra ötekine:
    -Peki ya sen niye ağlıyorsun demiş.O da:
    -Kafama elma düştü demiş.Hoca bakmış biraz ileride bir çocuk gülüyormuş.Yanına gidip:
    -Sen niye gülüyorsun demiş.Çocuk:
    -Bir osurdum dünyayı patlattım demiş.


    Ben üzüntüden ne yaptığmı biliyo muyum?

    Nasrettin hocanın karısı ölmüş.Nasrettin hoca yemede içmeden kesilmiş ortalıklarda görünmüyomuş. Komşuları merrak edip gidmişler. Evde kimse yokmuş gidiyolarmışki aşşağıdan sesler ğeliyomuş ahırdanmış komşular ahıra girmişler. Birde ne görsünler nasrettin hoca ve baldızı alt alta üst üste. Komşular sen napıyosun burada komşular ben üzüntüden ne yaptığmı biliyomuyum allaşkına.


    Evliliğin böylesi

    EVLİLİĞİN BÖYLESİ
    Nasrettin Hoca evlen* meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka* rırlar.

    Şöyle huylu!
    Böyle soylu!
    — Dünyalar güzeli Hoca'nın gönlünü çelerler.



    Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho* ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin.

    Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:

    — Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki*
    me görünmeyeyim? diye sorar.

    Hoca şaşkın:

    — Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen
    görün der.


    ilerlesene

    Akşam vakti soğuk bir gündü.nasrettin hoca ile karısı yan yana televizyon izliyorlardı.karısı sıkışmıştı.hocaya:
    hoca yana ilerlermisin? demiş.
    hoca pabuçlarını giymiş yola çıkmış.yolda Akşeyir'e giden birisini görmüş ve şöyle demiş: bey Akşeyir'e varınca benim karıma söyle daha ilerleyimmi demiş.


    eşek öldü

    Hocanın eşeği ölmüş. Kapının eşiğine oturmuş, hüngür hüngür ağlıyormuş. Bir komşusu yaklaşarak:

    - A Hoca! Geçende karın öldü, ağlamadın. Bir eşek için ağlamak sana yakışır mı?

    - Nasıl ağlamam! Karım ölünce eş, dost hepiniz etrafımı aldınız, üzülme biz sana daha iyisini buluruz dediniz. Ama biri çıkıp da; Hoca ağlama, sana daha iyi bir eşek alırız demedi


  5. HARBİKIZ
    Moderator
    Nasrettin hoca Istanbul'a gidiyormuş.Istanbula'a vardıktan sonra eşeğini kaybetmiş,otele gitmiş.
    Odasına girmiş.Eşeğini düşünüyormuş.Yatak taş gibiymiş.yYatağın altına girmiş,bu sırada yeni evli bir çift gelmiş ve yatağa yatmışlar.
    Adam:
    "Hayatım senin gözlerine bakınca bütün Istanbul'u görüyorum" demiş.
    Nasrettin Hocada:
    "Benim eşeği görüyon mu benim eşeği?" demiş


  6. HARBİKIZ
    Moderator
    ALLAHIN RAHMETİ
    Yağmurlu bir günde Nasrettin Hoca pencereden dışarı bakarken komşusunun koşa koşa yağmurdan kaçtığını görür pencereyi açar :
    -Hey Ahmet Efendi, birde hacı olacaksın rahmetten kaçılır mı?, der.
    Zavallı adam eli mahkum sırılsıklam olur. Ertesi gün hocanın komşusu hocayı yağmurdan kaçarken görür ve hocaya bir ders vermek ister :
    -Hoca Hoca dün bana diyordun bugün sen neden rahmetten kaçıyorsun, der.
    Hoca hiç durmadan yoluna devam eder ve komşusuna şöyle der :
    -Ben rahmetten kaçmıyorum sadece allahın rahmetine basmamak için çabalıyorum.


  7. HARBİKIZ
    Moderator
    Baklava
    Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
    -Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu
    -Beni ilgilendirmez!
    -Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
    -O zaman seni ilgilendirmez!


+ Yorum Gönder


nasrettin hoca ile ilgili fıkralar,  nasrettin hocanın konukseverlik ile ilgili fıkraları,  nasrettin hoca ile ilgili fıkra,  türk konukseverliği ile ilgili nasrettin hoca fıkraları,  nasrettin hocanın o bizden kirli fıkrası resimli,  konukseverlikle ilgili nasrettin hoca fıkraları