+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda atatürk ile ilgili örnek alarak kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    atatürk ile ilgili örnek alarak kompozisyon








    atatürk ile ilgili kompozisyon bulmak istiyorum çünkü o kompozisyonlardan örnek alarak kendim kompozisyon yazmaya çalışacağım







  2. Mineli
    Devamlı Üye





    Bağlanmış bilekler kalmışız naçar,
    İçindeyiz ızdırabın, kan akar
    Hançer değmiş yüreğimizden; ama
    Bil ki sana hasret ne gönüller var!”

    Bilmem nasıl giderilir bu hasret, neyle biter bu vuslat denen ebedi yolculuk Öğretmensiz köyler, kurucusuz ülkeler, öndersiz memleketler var Özlem kokan çiçekler açar gönül bahçemizde
    Senin isminle yetinen, yön bulan ne nesiller yetişiyor dünyanın dört bucağında İlmin yaratıcı definesini bizlere, ilme çorak kalmış milletine saçtınManevi boşlukta kalmış, ufkunu sis kaplamış nesillere “Kurtuluş Ufku” diye tanıttık seni Senin tüm duygun, düşüncen, tasan yüce Türk ulusuydu Senin emeğin, bizim emelimizle saadet dolu bir devlet inşa ettin Harcını da sevgi, saygı ve hoşgörüden oluşturdun Seslenişin tek bize değil, göklere kadar enginleşmişti Kararmış ufukları aydınlatan bir güneş olarak doğdun kalbimizde Kara bulutların ardından çıkan ay ışığı gibi istikbalimize ışık oldun Yıldırım inmiş gibi kendimize geldik senin gelişinle Tarihin en canlı örneği olan şu kurduğun Cumhuriyet’i, varlığına şahit olarak gösterdik Feyiz sahibiydin Kurduğun Cumhuriyet’in de feyizli kalmasını istedin Düşman kanıyla paslanmış kılıçlarımız, mermisi olmadığı halde süngüsünü kullandığımız namlusu kırık tüfekler anlatıyor tarihimizin ne ulvi bir tarih olduğunu Hele bu tarihte tüm dünyaya ismini duyurmuş, şanını yaymış altın saçlı önderi bulunca daha da tozdan arınıyor tarihimiz
    Okyanuslara meydan okuyan bakışlarında görürdük istikbali, hissederdik geleceği Bize en çok dokunan, en çok korktuğumuz şey; sensiz hayata bağlanmak, sensizliğe alışmak, hissedememek artık seni, doyasıya duyamamak ismini… Ama bunlar ne seni unutmak için, ne diriltici nutuklarına kulaklarımızın pas tutması için hiçbir engel teşkil etmez Senin bize emanet ettiğin milli ruhu istikbalimize yansıtarak, daha açık denizlere yelken açacağız, daha yüksek seviyelere merdiven dikeceğiz Amacımız tüm cihanda tamamıyla uygar bir toplum olmaktır Köhne zihniyetten kurtulup, medeniyet yolunda yürümek ve bu yolda yenilikleri kavrayıp, başarışlı olmak için yaşamalı ve bu yüce devleti de öylece yaşatmalıyız Bilmeliyiz ve bilinmelidir ki; büyük devlet kuranlar, büyük uygarlıklara da sahiptir Aynı ortak geçmişe, kültüre ve ahlaka sahip bizler, senin getirdiğin ilke ve inkılaplar çizgisinden giderek daha medeni bir yaşama yön bulacak, daha uygar bir toplum olup, atalarımızın çizdiği zaferler çizgisinden yürüyeceğiz Toplumsal yaşayışın düzenlenmesinde büyük rol oynayan ve Cumhuriyet’in temel taşlarından biri olan inkılapların bize laik bir yaşam tarzı vermiş, çağdaş bir toplumun oluşmasında pay sahibi olmuştur Laikliğin duru sularıyla arınmıştır içimiz Pusulamız çağın gerisinde kalmamış düşüncelerinle yön bulmuştur Eşitliği de söz konusu içine alan bu inkılaplar, ‘toplumun yarısı toprağa bağlıyken diğer yarısı yükselebilir mi ki devlet de yükselsin’ başlığı altında devletin yükselmesi için, öncelikle içinin düzelmesi gerektiğini bildirmiştir Bu nedenle adalet ve eşitliğin sağlanması gerektiğini savunmuştur Geçmişin üzerine perde çeken yeniliklerin, bu milleti çağdaş ve uygar bir toplum haline getirerek asıl ilkesine ulaşmış durumdadır Hür olmak ve bağımsız kalmak bizim karakterimizdir Karakterimiz de her zaman yüksektir Haysiyet ve şerefimiz şimdiye kadar olduğu gibi, sonsuza dek el üstünde tutulacaktır
    Bu kurduğun yüce devlet kurduğunla sınırlı kalmayacak, daha açık kapılar bırakarak daha da yükselecektir İlke ve inkılaplarını kılavuz edinerek daha çok şeyler keşfedeceğiz Şehitlerimizin kanından bize yadigar kalan şu ay yıldızlı sancağımız hep istikbali armağan ettiğin göklerde olacak Bayrağımıza yan bakanın, bize emanet ettiğin binlerce candan değerli kutsal toprağın bir karışına el, sana ve tarihime dil uzatanın hep karşısında olup, hep göğüs gereceğiz Çünkü milli şuurumuz bunu gerektiriyor Çünkü sarsılmaz irademiz bununla güç buluyor Çünkü biz paha biçilmez, milli bütünlüğü sağlayan bu değerlerin ebedi bekçisiyiz Biliyoruz ki; bu topraklarda kaç şehidin kanı, kaç Nene Hatun’un ayak izi, kaç Seyid Onbaşı’nın topu var Çünkü ;
    “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ” diyerek arkasına bakmadan ilerleyen, canânını ve çocuklarını vatanı için gözden çıkaran ceddin torunları, “Ya istiklal, ya ölüm!”diyerek Türk milletinin istikbalini gölgeler içinden çıkaran bir önderin askerleriyiz Ve bu askerler şimdi komutanını arıyor Bülbülün gülü özlediği gibi özlüyor Bu kurduğun Türkiye ocağında artık hasretin tütüyor durmadan Ve bu ocak hiçbir zaman sönmeyecek, söndürmek isteyenler olsa bile Bize verdiğin meşale hiç sönmeyecek Sönmeyecek Atam, geride kalmasın gözün Seninde dediğin gibi; “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat; Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır!”




  3. Mineli
    Devamlı Üye
    Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik’te dünyaya geldi Annesi Zübeyde Hanım, Babası Rıza Efendi olan Mustafa Kemal, eğitim hayatına Şemsi Efendi Mektebinde başladı, daha sonra Selanik Rüştiyesi’ne kaydoldu ve Selanik Askeri Rüştiyesi’ne girdi Eğitim ve öğretim hayatı Manastır Askeri İdadisi, Mekteb-i Harbiye Şahane ve Erkan-ı Harbiye ile devam ederek 1905 yılında Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur
    Mustafa Kemal bir asker olarak başladığı görevi süresince hem askeri yönü hem de liderlik vasfı ile her zaman başarılı bir kişilik olmuştur Mezun olmasının ardından 1905- 1907 yılları arasında Şam’da görev yapmış, “Vatan ve Hürriyet” cemiyetini kurmuş, bu cemiyetin ilhakı ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmuştur Meşrutiyet’in ilanı ile İttihat ve Terakki tarafından Trablusgarp’a görevli gönderilmiş, buradaki halkı Jön Türkler’e kazandırmaya çalıştı 1909 yılında Kurmay Başkanı oldu ve 31 Mart vakasını bastırmak için çalıştı 1911 yılında Trablusgarp Savaşı’nda, 1912 de Balkan Savaşı’nda ve 1913’de İkinci Balkan Savaşı’nda görev aldı Osmanlı Devleti’nin 1914 yılında Birinci Dünya Savaşına girmesiyle birlikte 19 Fırka Komutanlığı görevine getirildi Birinci Dünya Savaşı ile Mustafa Kemal’in devlet adına yüklendiği rol çok daha önemli hale geldi, 1915 yılında Çanakkale Savaşı, Anafartalar Zaferi, II Anafartalar Zaferi ve birçok vatan toprağının geri alınmasında büyük başarılara imza attı Kurtuluş Savaşı ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin devlet yapan günlerin zorlu fakat başarıya ulaşacak başlangıç noktasıydı 1919- 1923 yılları arasında yürütülen mücadele Kuvayı Milliye direnişleri ile başladı Padişah tarafından görevlendirilen Mustafa Kemal ve arkadaşları 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattılar “Ya istiklal, ya ölüm!” sloganıyla başlayan hareket 22 Haziran 1919 tarihli Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi ve 4–11 Eylül 1919 tarihli Sivas Kongresi ile şekillendirildi Osmanlı Meclisi yerine 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni bir alt yapı ve çalışma azmiyle açıldı Meclis mücadeleyi yürütecek planı oluşturacak, destekleyecek ve gerçekleştirecek kurumdu Denetimsiz kuvvetler yerine düzenli ordu kuruldu 1921 yılında “Başkumandan” unvanını alan Mustafa Kemal, askeri durumu düzeltmek adına daha çok yetki ile donatıldı O günlerde tepkilerin artması üzerine İtilaf Devletleri topraklarımıza müdahale etmeye başlamıştı, Yunan ordusunun Anadolu’ya girmesiyle I Ve II İnönü Muhabereleri vuku buldu ve Yunan ordusunun geri çevrilmesiyle sonuçlandı Yunanlıların hücumu üzerine gerçekleşen Kütahya- Eskişehir Savaşı ise aleyhimize sonuçlandı 1921 yılında yapılan Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunanlılar gücü tükendi ve bu başarılardan sonra Mustafa Kemal’e meclis tarafından “Gazi” unvanı verildi Ordu daha sonra Büyük Taarruz ve Dumlupınar Meydan Muharebesi ile tüm yurdu düşmandan Mustafa Kemal önderliğinde temizledi
    Milli Mücadele dönemini Gazi Mustafa Kemal önderliğinde gerçekleştirilen yenilikler, inkılâplar izledi 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal ilk cumhurbaşkanı seçildi, Cumhuriyet Halk Fırkası kuruldu Bir ülkenin zorluklardan çıkıp geldiği günleri ilk ağızdan anlattığı “Nutuk” eserini kaleme aldı ve 1927 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası kongresinde okudu 29 Ekim 1933 tarihinde Onuncu Yıl Nutku ile millete seslendi Siyasal, eğitim, kültür, toplum, hukuk ve diğer birçok alanda yenilikler, inkılâplar yaptı Cumhuriyetin ilanı, Laiklik anlayışı, Soyadı kanununun çıkarılması ve ilk soyadı olarak kendisine “Atatürk” soyadının verilmesi, uluslar arası ölçülerin kabulü, Medeni Kanun’un kabulü, eğitim alanındaki Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Latin harflerinin kabulü, Türk Dil ve Tarih kurumlarının kurulması gerçekleştirdiği başarılardan sadece birkaçıdır
    Mustafa Kemal Atatürk 1920 yılında İzmirli Latife Hanım ile evlenmiş, 1925 yılına kadar evli kalmıştır Ulu önder Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu uzun süredir tedavi gördüğü rahatsızlığı nedeniyle çok genç yaşta 10 Kasım 1938 tarihinde Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etmiştir Sadece askerlik ve yönetim alanıyla ilgilenmeyen Atatürk çok yönlü kişiliği ile tüm dünya çapında tanınan başarılı bir kişiliktir Kitaplara olan tutkusu, ata binmesi, yüzme, güreş, tavla gibi alanlara ilgi duyması ile tanınan Mustafa Kemal, Fransızca ve Almanca bilgisine sahipti Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kişiliği, hal ve tavırları, ileri görüşlülüğü, giyiminden konuşmasına örnek oluşu, liderlik vasfı, engin bilgisi ile bu devleti kuran ve bugünlere gelmemizi sağlayan ulu önderimizdir


    Sema Özbek




  4. Mineli
    Devamlı Üye
    Atatürk bugüne kadar birçok savaşa katılmış Bu savaşlarda düşmanla kahramanca çarpışıp yurdumuzu düşmanlardan kurtarmıştır
    Atatürk birçok savaşa katılmıştır Fakat hiçbir zaman savaştan, savaşmaktan zevk almamıştır O her zaman barış yanlısı olmuştur Bunu Atatürk’ün yurtta sulh cihanda sulh sözünden anlaya biliriz O bu sözüyle savaşın gereksiz olduğunu barış olması gerektiğini ve bu barışın tüm dünyada hep beraber yaşanılmasını istemiştir atatürkün bu sözüne ve anlatmak istediklerine bizde elbette katılıyoruz Fakat bu fikre bizim gibi katılanlar çok az Hepimiz görüyoruz ki dünya da savaşlar var malesef bu savaşlar hız kesmeden her gün daha da artıyor Yeni çıkan teknolojik silahlar, atom bombaları vb bu savaşları tetikleyen unsurlardır Ülkeler güçlü olma yolunda savaşırlarken dünyamızın gün ve gün eriyip bittiği kimsenin umurunda değil Oysaki bizim yapmamız gereken çok bir şey yok Çok bir şey olmamasına rağmen önlem alıp savaşa hayır diyemiyoruz Bizler teknolojiye karşı değiliz Fakat bu dünyada bizim gibi çocuklar olduğunu da unutmamak lazım Bizler de bir bireyiz bizde geleceğimizin temiz olmasını isteriz Meslek sahibi olmak için okuyoruz Bir gün savaşlardan dolayı okulumuzun yıkılmasını istemeyiz Büyüklerimizin bizleri düşünmesi gerekir Onların da bizim halimizi düşünmeleri gerekir Şimdi eskisi gibi değil Simdi insanlar ülke zenginliği için masum çocukları gözlerini kırpmadan öldürüyorlar Bu da yetişkinlerden çok çocuklara ve onların geleceğine zarar veriyor Dünya bu şekilde devam ettiği için marsta hayat arıyor Bu savaşlar durursa Atatürk’ün istediği barış ortaya çıkacak
    O bizim için yıllarca çalıştı Ölümü göze aldı Sebebi barıştı Bizde biraz gayret edelim dünyaya karşı savaşalım Bu sayede Atatürk’ün sözünü gerçekleştiririz Atatürk ün “yurtta sulh cihanda sulh” sözü yerini tutar Atatürk mezarında rahat yatar Bizde geleceğimizi kurtarırız
    alıntıdır

  5. Mineli
    Devamlı Üye
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk,yalnızca bir asker,komutan, diplomat,politikacı ve devlet adamı değildi
    O,bir düşünürdü deO’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı,uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki, Türk halkına ulaştırılmamıştır
    Türk halkının büyük bir bölümü,bu nedenle,
    Mustafa Kemal Atatürk’ü,
    tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme
    ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır Aşağıda O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan "Bilim ve Teknoloji" hakkındaki görüşlerini okuyacaksınız
    Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir,
    cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanınınkoyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildirGözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız Aksine yükselmiş,ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız
    Hiçbir tutarlıkanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur
    Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh
    ve vicdanından alınmış olmalıdır Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak
    daha
    çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir Gençlerimiz ve aydınlarımız
    niçin yürüdüklerini ve
    ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice
    kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice
    benimsenip kabul
    edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya
    atmalıdır

    İlerlemek yolunda
    yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır
    Bu
    sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde
    hata yapmamak
    lazımdırİnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan
    kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir Manevi
    kuvvet ise özellikle ilim ve
    iman ile yüksek bir şekilde gelişirHer
    işin esas hedefine kısa ve
    kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber,
    yolun kabul edilebilir,
    mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır
    Her
    yeni yetişen kendinden
    eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o
    zaman gelecek
    nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği
    meydana
    getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budurBir
    millet için mutluluk olan
    bir şey diğer millet için felaket olabilir
    Aynı sebep ve şartlar
    birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz
    edebilir Onun için bu millete
    gideceği yolu gösterirken dünyanın her
    türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim,
    ancak
    unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak
    mecburiyetindeyizMilletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini
    gerçek,
    sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz
    Taassup cahilliğe dayanır
    Bundan dolayı taassubu
    olan cahildir İlim mutlaka cahilliği yener, o
    halde halkı aydınlatmak lazımdır

    Bu millet ve memleket
    ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma
    almış gelmiş olanları
    korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan
    başka, parti parti
    eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen
    almak için Avrupa’ya,
    Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve
    göndereceğiz
    İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa
    gidip,
    öğrenmeye mecburuz Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır
    Bunun yerine
    mecburiyet geçerli olur Hayati gerçekleri bilerek,
    bilmeyenlere de uygun bir yol
    ile veya zor ile anlatarak amacımıza
    yürüyeceğiz Bizi o amaca varmaktan
    alıkoyan iki kuvvet vardır Biri
    dış düşmanlardır Bunlar bizi bir sömürge
    haline koymak için
    ilerlememizi istemeyenlerdir Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar,
    bizim için
    bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır:
    O da
    içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir Aklı eren, memleketini
    seven, gerçeği gören
    kimselerden böyle bir düşman çıkmaz İçimizden
    böyleleri çıkarsa onlar ya aklı
    ermeyen cahiller, ya memleketini
    sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir Biz
    cahil dediğimiz
    zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz Kastettiğim ilim,
    gerçeği bilmektir
    Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı
    gibi, hiç okumak bilmeyenlerden
    de, özellikle sizlerin içinizde
    görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar


    Sanayileşmek, en büyük milli
    davalarımız
    arasında yer almaktadır Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları
    memleketimizde mevcut
    olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve
    işleteceğiz En başta
    vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi
    değerlendirmek ve en kısa yoldan en
    ileri ve mutlu Türkiye idealine
    ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur


    Memleket için kaçınılmaz
    olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her
    yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur
    Bu sebeple, memleketin
    sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve
    dikkatimizi
    çekmeyi yerinde buluyorumTürkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma
    hareketi ile yakından ilgili,
    önemli konulardan biridir
    Genel sanayileşme
    düşüncemizden başka, maden arama ve
    işletme işine, herşeyden önce dış
    ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için
    devam etmeye ve
    özel bir önem vermeye mecburuzMaden Tetkik ve Arama
    Dairesi’nin
    çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak
    madenlerin, verimlilik hesapları
    yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen
    işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır Elde
    bulunan madenlerin en
    önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır
    İtiraf ederim
    ki,
    düşmanlarımız çok çalışıyor Biz de onlardan daha çok çalışmaya
    mecburuz Çalışmak
    demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir Zamanın
    gereklerine göre bilim ve teknik
    ve her türlü madeni buluşlardan azami
    derecede yararlanmak zorunludur


    Harp sanayi kuruluşlarımızı, daha
    çok geliştirme ve genişletme için
    alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme
    çalışmamızda da ordu
    ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır Bütün uçaklarımızın ve
    motörlerinin memleketimizde
    yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu
    esasa göre geliştirilmesi gerekir
    Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi
    gözönünde tutarak, bu çalışmayı planlaştırmak ve bu
    konuyu layık olduğu
    önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdırİlim, tercüme ile
    olmaz,
    inceleme ile olurİlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde
    ben emir
    vermem Bu alanda isterim ki, beni bilim adamları
    aydınlatsınlar Onun için
    siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız,
    bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı)
    yönlerini gösteriniz,
    ben takip edeyim
    Ben, manevi miras olarak hiçbir
    ayet,
    hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum Benim
    manevi mirasım
    ilim ve akıldır Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda
    olduğumuz çetin ve
    köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen
    eremediğimizi, fakat asla taviz (ödün)
    vermediğimizi akıl ve ilmi rehber
    edindiğimizi tasdik edeceklerdir Zaman süratle ilerliyor,
    milletlerin,
    toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor
    Böyle bir dünyada,
    asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,
    aklın ve ilmin gelişimini inkâr
    etmek olur Benim Türk milleti için
    yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım
    ortadadır Benden sonra
    beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde
    akıl ve
    ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar•

    * Bu yazı Bütün Dünya dergisinden
    alınmıştır

  6. Ziyaretçi
    yani o kadar uzun olmaz

  7. Ziyaretçi
    kompozısyonlar cok gzl tesekkurler (:

+ Yorum Gönder


örnek aldığım kişi hakkında kompozisyon,  atatürk ile ilgili kompozisyon,  atatürk ile ilgili kompozisyon örnekleri