+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda ahşap eserler hangi dönemde başlamıştır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    ahşap eserler hangi dönemde başlamıştır








    bunu bulunuz.siteye giren kişiler bunu bulmak isteye bilir.







  2. Mine
    Devamlı Üye





    ahşap eserler hangi dönemde başlamıştır

    konu hakkında bulunan tüm belgeler

    Zaman içinde mimarinin değişimine yeni konstrüksiyonu ve biçimlere yönelmesine çok çeşitli faktörler etkili olmuştur. Bunlardan biride yapı malzemeleri seçimi endüstriyel gelişmedir.
    Ahşap canlı bir organizma olan ağacın meydana getirdiği lifli heterojen ve an izotrop bir dokuya sahip organik esaslı bir yapıya sahiptir. Ahşap adı Arapça “odundan mamul eşya anlamına gelen” Hasep kelimesinden gelmektedir. Ahşap diğer yapı malzemelerinden farklı olarak belki de canlı bir dokunun ürünü olması nedeni ile yapılarımızda daha çok görmek istediğimiz sıcak bir malzemedir. Ancak özellikle ekonomik nedenlerle çağımızda kullanılması gittikçe zorlanan doğal ahşap günümüz teknik imkanları ile homojen ve izotrop bir malzeme olarak geliştirilmiş, böylece ölçü bakımından yapıda kullanılmaya elverişli olmayan ahşaptan ve de değerli ağaçlardan en fazla yararlanma imkanları getiren fabrikasyon ürünü ekonomik amaçlı yapıda doğal ahşaptan daha geniş olanlara sahip suni ahşap malzemeler kullanılmaya başlanmıştır genel olarak ahşabın yapı kuruluşunda yer alışının tercih nedenlerini, elde ediliş kolaylığı açıklık geçmede konstrüksiyon kuruculuğunda sahip olduğu imkanlar malzemenin işlenebilme ve istenilen biçime getirebilme rahatlığı ısı – ses tutuculuğu ve sıcaklık hissi ve hijyenik yönü ile mekanik mukavemetin oldukça yüksek değere sahip oluşu şeklinde özetleyebiliriz.

    Ayrıca mimarimizde çok geniş kullanım alanına sahip olan ahşap malzemenin seçiliş nedeni içinde felsefi düşüncesinin bir yeri vardır. Örneğin Türklerin doğa sevgisini ağaca karşı olan geleneksel saygılarını ortaçağ Avrupa’sının kalıcı taş yapılarının yerine geçici yapılar yapmadır ki dünya görüşlerini ve sökülebilir bir malzeme seçimi ile göçebelik hislerini ahşap kullanımları ile bağdaştırabiliriz.
    Oğuz Türklerini Oğuz Destanındaki Fıstık Çamı, Kaynı ağacından doğan beş erkek çocuğun öyküsü veya Türkün her olayı bir ağaç dikme vesilesi yapmasını ağaç sevgisinin en güzel örneği sayabiliriz
    Eski insanlar evini yaparken hiçbir zaman onu en küçük detayına kadar tamamlamıştır. Gelecek kuşakların da bir takım ilaveler yapmasını istemiştir.ayrıca bazı evlerin kapılarının üstünde “mal ve mülk için yalan dendiği ve gerçek sahibinin kim olduğunu soran” çeşitli beyitlerin bulunuşu da Türk felsefesine gören evin geçici olarak kabul edildiğini açıkça göstermektedir. Çağdışı devirlerdeki Avrupa da görülen anıtsal ve kalıcı taş yapıların ise aynı anlamı taşımadığı gözle görülür bir gerçektir.
    Mimarinin biçimlenişinde malzeme önemli bir faktör olmuştur. Dolayısıyla yapı malzemeleri teknolojisindeki değişimler ve gelişimler mimarinin konstrüksiyon ve formuna da paralel olarak aksetmiş ve bu değişimlerin bütünleştirdiği yeni bir mimari çıkmış, zaman süreci içinde ahşabın mimarideki kullanımını öncelerken konuyu teknoloji büyük değişiklikler gösteren endüstri devrimi öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayırarak incelemek daha uygun olacaktır.
    Endüstri devrimi öncesi ahşap, ilk insanın barınak gereksinimlerini karşılamak amacı ile kullanıldığı doğal yapı malzemelerinden biri olmuştur. Önceleri ağaç kavuğundan başlayarak yapıda saz, kamış ve ahşap yığma tekniklerini uygulamış ve ahşap karkas sistemine geçilmiştir. Doğal ahşapta eskinin zamana bağlı geleneksel bir gelişme gösteren malzeme seçimi ve kullanımı bilgisi ile günümüz malzeme kullanım tekniği arasında çok az değişim görülmektedir.
    Örneğin ahşap çatı kuruluşun da ilk defa Prigya ‘ da uygulana teknik ile bu gün kullanılan geleneksel teknikler birbirine çok benzemektedir. Türkler doğa sevgilerini ve felsefi düşüncelerini ahşabın kendine özgü fiziksel özellikleri ile birleştirerek genellikle ahşaba yer vermişlerdir. Ahşap karkas sistemi çağdaş düzeye varacak şekildedir.
    17 nci ve 18 nci yüzyıla kadar görülen örnekler aynı devir Avrupa’sındaki örnekler karkasın her kısmında çok büyük kesitli ahşapların yer aldığı daha enine bağlayıcılardan kurulduğu pencere açıklıklarının ahşabın genel kullanım ilkesine uymadığı, kullanılan payandaların ise esas taşıyıcılık görevi yerine süs için yapıldığı görülür.
    9 ncu yüzyılda Selçuklulardan itibaren gelişen ahşap oyma sanatı da, Osmanlılarda 16 ncı ve 17 nci yüzyıllarda Hayrettin, Sinan, Davut ve Mehmet ağalar gibi devrin en ünlü mimarları tarafından Topkapı Sarayında açtıkları atölyede öğretilmekte idi.
    Endüstri devrimi sonrası ekonomik koşullar ve kullanım amacına yönelik malzeme, üretim endüstrisinin gelişmesi ile doğal ahşap şeklini değiştirerek yerini yavaş yavaş yapay ahşap malzemelere bırakmıştır. Kaplama malzemeler 1840 tarihinden sonra mobilyacılıkta endüstrileşme başlangıcı ile geliştirilmişse de M.Ö. 1500 yıllarında Mısır Firavunu Tutankemenin mezarında bulunan fil dişi kakmalı abanoz ve sedir ağacından kaplama yapılmış bir sandık bu tekniğin çok eskiden de bilindiğini ortaya koyan bir anıttır. Ayrıca M.S. 6 ncı yüzyılda Japonya’daki ev duvarlarında kullanılan ağır kağıtlar bu gün üretilen benzeri lif levhalara örnek olarak gösterilebilir. 1930-1939 yıllarında özellikle F.L. Wright, R. Nevtra gibi ünlü mimarlar ahşap türü geleneksel bir malzemeyi ileri yapı teknikleri ile bütünleştirerek çok güzel örnekler ortaya koymuşlardır. Bu arada doğal ahşap malzemenin rutubet, deformasyonunu gidermek, yanmazlığını sağlamak ve mikroorganizmalara karşı dayanımını arttırmak amacı ile çeşitli korunum yöntemleri üzerinde araştırmalar geliştirilmiş ve heterojen yapının istenilen kaliteye ulaşması sağlanmıştır. 1908’ de Avusturya’ da, 1915’ de Amerika’ da ahşap değişik şekillerde kullanılmıştır.
    Ülkemizde geleneksel yapılarımız incelendiğinde ahşap karkas sistemin yer aldığı sistem kuruluşunda sadelik ve fonksiyona aşırı özen gösterdiği ortaya çıkar. Karkas sistem arasındaki düşey yönde belli aralıklarla ara dikmeler kullanılmış, çerçeve sistemi payandalar yardımı ile rijitleştirilmiştir. Karkas arası boşluklar ker***, tuğla, taş gibi malzemelerle doldurulur, yöresel özelliklere göre dıştan yatay ahşap kaplamalar veya bağdadi sıva ile örtülmüştür. Duvar boşluklar ahşap kapaklar ve de alçının yer aldığı kafa pencereleri kullanılarak çözümlenmiştir. Geleneksel mimarimizin temel simgesi çatıda kendini göstermiş yapı hareketleri ilke olarak çatıya aktarılmadan oturtma çatı sistemi içinde çözümlenerek geniş saçaklarla yapılar kendine özgü bir biçim almıştır. Birbirine değen saçakları ve çıkmaları ile geleneksel bir Türk sokağı dış doğal etkilerden tamamen korunmuştur. Dolayısıyla genel mimari biçimin meydana gelişinde ahşap malzemenin gücüne bağlı kalınmıştır. Bu yüzden ahşap karkas zemin katta masif taş duvar üzerine yükselerek veya dikmeler üzerine alınmak suretiyle aşağıdan yukarıya doğru genişleyen sistem kendini göstermiş her iki şekilde ahşap yapıya bir oran ve modül anlayışı gelmiştir. Yapının doğa ile bütünleşmesi sağlanmış, tavan ve saçaklarda renk ve şekil cümbüşü ile yapıya ayrı bir güzellik kazandırılmıştır. Bu dönem malzemeden mimariye akış dönemidir. Günümüzde ise teknolojinin getirdiği imkanlarla yeni yeni çeşitler oluşturulmuş suni ahşap plak lambri, kirişlerle istenilen mimari formlar elde edilmiştir.





    Malzeme yapı fiziği sorunlarında halledilerek mimarimizin ihtiyacı olan malzemeler arasında önemli bir yer almaktadır.





+ Yorum Gönder