+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda demokritos ve datonun eğitim durumu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    demokritos ve datonun eğitim durumu








    la bi allahın kuluda cevap versin yaaa sıkıldım







  2. Mine
    Devamlı Üye





    Abderalı Demokritos hayati-Abderalı Demokritos hayati,kimdir,biyografisi

    Doğum ve ölüm tarihleri belli olmamakla birlikte, Zenon'dan 30 yıl sonra doğduğu sanılmaktadır. Çok gezmiş, Babil'e ve matematik öğrenmek üzere Mısır'a gitmiş ve orada beş yıl kalmıştır. Hatta bu seyahatları sırasında Hindistan'a kadar uzanmış olduğu sanılmaktadır. Ancak Demokritos bir gezgin değil, bir bilgi arayıcısıdır.


    Demokritos'a göre, evren doluluk ve boşluktan oluşmuştur. Dolu kısım, bölünemez küçük parçacıklar, yani atomlar tarafından doldurulmuştur; bunlar ölümsüz ve yalındırlar. Nitelikleri aynı ama biçimleri ayrıdır. Varlıklar bu atomların bir araya gelmelerinden oluşmuşlardır ve bir arada bulundukları sürece vardırlar; şayet bunları oluşturan atomlar bir nedenle dağılırsa yok olur giderler. Evrende gözlemlenen değişim, atomların birleşmesi ve dağılmasından ibarettir. Atomcu kuram, özünde mekanist ve deterministtir, ama bu dönemde atomların nasıl hareket ettiklerine ilişkin güçlü bir yaklaşımın eksikliği duyulmaktadır.


    Demokritos, ruhu maddeden ayırmaz; ruhu oluşturan atomlar daha ince, daha hafif ve daha hareketlidir; hepsi o kadar. Bu tür ince atomların birleşimine ruh dediği gibi akıl da der. Bunlar, evrenin her yerine dağılmıştır; öyleyse evren canlı ve akıllıdır. Ancak Tanrı yoktur; Anaksagoras'ın belirttiği anlamda bir nous da bulunmaz.


    Hindistan'da da atomcu görüşlerle karşılaşılmaktadır; ancak tarihini saptamak olanaksızdır. Eğer daha önce ise, Yunanlıların bundan haberdar olup olmadıkları düşünülebilir. Haberdar olmaları olanaksız değildir; çünkü Demokritos İran'da bulunduğu sıralarda doğrudan veya dolaylı olarak bu görüşleri öğrenmiş olabilir. Gerek Yunan'da ve gerekse Hint'te birbirlerinden bağımsız olarak düşünülmüş olması da mümkündür; ancak atomcu görüşün Doğu kökenli olduğuna ilişkin başka bulgular da vardır. Mesela Poseidonius (M.Ö. 1. yüzyıl) bu kuramı, bir Fenikeli olan Sidonlu Mochos'a, yine Byblioslu Filon ise Beyrutlu Sanchuniaton'a atfetmektedir. Filon, bu adamın kitaplarını Yunanca'ya çevirmiştir.


    Demokritos matematikle de ilgilenmiş ve Bir Daire veya Bir Küreye Çizilen Teğet, Geometri Üzerine, Sayılar Üzerine (aynı adı taşıyan bir yapıtı daha vardır) ve İrrasyoneller Üzerine adını taşıyan yapıtlar vermiştir.


    Bir Daire veya Bir Küreye Çizilen Teğet'te, kürenin veya dairenin teğetle ortak olan bir tek noktası bulunduğunu ve teğet biraz oynatılacak olursa, bu defa daireyi ve küreyi iki noktada keseceğini ve teğet olma özelliğini kaybedeceğini söyler.


    Geometri Üzerine adlı yapıtın içeriğine ilişkin fazla bir bilgiye sahip değiliz. Ancak Chrysippus'a dayanarak Plutarkos'un yapmış olduğu şu aktarma gerçekten çok ilginçtir :


    "Demokritos, bir koninin, tabanına paralel olan dairelerle kesilecek olursa, kesitlerin yüzeyine ilişkin neler söylenebileceğini sormuştur. Bunlar eşit midir? Yoksa değil midir? Eğer eşit değillerse, o zaman koninin yüzeyi merdivene benzeyecek, yani düzgün olmayacaktır. Eğer eşitlerse, o zaman da koni bir silindir özelliğine sahip olacaktır. Bu son derece gariptir."


    Bu yorum son derece ilginçtir; çünkü Demokritos, bu yorumunda, bir cismin sonsuz sayıda kesitten oluştuğunu göstererek Archimedes'e yaklaşmıştır. Demokritos şunu sezmiştir : Eğer iki piramit, eşit tabana ve eşit yüksekliğe sahipseler, tabana paralel olan düzlemler tarafından eşit yüksekliklerden kesildiklerinde oluşan piramit kesitleri birbirlerine eşit olacaktır. Sonsuz sayıdaki kesitleri eşit olduğu için, iki piramidin hacimleri de eşittir. Bu bir bakıma, Cavalier'in ortaya koyduğu, "İki hacimin, aynı yükseklikten alınan kesitleri, her konumda eşit iseler, bu iki hacim eşittir." ilkesine benzemektedir.


    Demokritos'un incelemiş olduğu konular, Eukleides'in Elementler'de incelemiş olduğu bazı konularla paralellik göstermektedir.


    İrrasyonel Doğrular ve Hacimler adlı yapıtı, konilere ilişkin yapmış olduğu çalışmaların sonucunda yazılmıştır. Burada irrasyonelleri incelemiş olması çok doğaldır. İçeriğinin ne olduğu bilinmese de, irrasyonel doğruların bölünemez olduğunu düşünmüş olabilir. Konilerde karşılaşmış olduğu sürpriz karşısında, nasıl bir tavır takınmış olduğu bilinmiyor. Acaba benimsemiş olduğu atom kuramıyla, bu sonucu nasıl uzlaştırmıştır? Çünkü atomun parçalanamaz olduğunu kabul ederse, koni kesitlerinin merdiven biçiminde olduğunu da kabul etmek zorunda kalacağı açıktır.


    Platon, Demokritos'tan hiç söz etmez, ama Aristoteles övgüler düzer. Archimedes ise, aynı taban ve aynı yüksekliğe sahip bir koni ile bir silindirin hacimleri arasında 1/3 oranının bulunduğunu keşfetmiş olmasına büyük bir değer verir; ancak bunun kanıtını vermemiş olduğunu da ekler.


    Demokritos'un Gezegenler Üzerine ve Büyük Yıl veya Astronomi adlı yapıtları ise astronomiyle ilgilidir. Yer'in, ortası delik, düz bir disk biçiminde olduğuna inanır. Gök küresini, kuzey ve güney gökküreleri olmak üzere iki yarım küreye böler ve güneydeki yıldız kümelerinin kuzeydekilerden farklı olduklarını söyler. Bu görüşleri, Yer'in düz olmasıyla nasıl uzlaştırabilmiştir? Bunu açıklamak güçtür; ancak bu yaklaşımı, kendisinin büyük ölçüde Babillilerin etkisi altında kaldığını göstermektedir.


    Aynı zamanda iyi bir kozmologdur (yani evrenbilimcidir). Ona göre, evrende çok sayıda ve çeşitli büyüklüklerde dünyalar vardır. Bunlar birbirlerinden farklı uzaklıklarda bulunurlar. Bazıları oluşmaktadır; bazıları oluşmuştur ve bazıları ise çökmektedir. Bunlardan bazıları çarpışarak yok olurlar. Bazılarında su, bitki ve hayvan yoktur. Bizim bölgemizde ilk önce Yer oluşmuştur. Ay, yıldızların en altında bulunur; onu Güneş ve gözle görülebilen beş gezegen izler.




  3. Mine
    Devamlı Üye
    JOHN DALTON(1766-1844)

    John Dalton ilk kez modern atom teorisine yol açan bir atılım içine girer.Atom,molekül,element ve bileşiklere ilişkin kimya alanında günümüze değin süren başlıca gelişmelerin bu atılımdan kaynaklandığı söylenebilir.

    John Dalton,İngiltere'de geçimini el dokumacılığıyla sağlayan yoksul bir köylünün çocuğu olarak dünyaya gelir.Küçük yaşında dinin yanı sıra matematik,fen ve gramer derslerine de programında yer veren bir tarikat okulunda öğrenimine başlar.Özellikle matematikte sergilediği üstün yetenek ona yerel çevrede ün kazandırır.On iki yaşına geldiğinde,kendi okulunu açmak için yetkililerden izin alır.Aralıksız on beş yıl sürdürdüğü öğretmenliği döneminde genç adam yüzlerce köy çocuğunu eğitmekle kalmaz,matematik ve bilime olan merak ve tutkusu doğrultusunda kendini de yetiştirir.Onun ömür boyu süren bir yan tutkusuda hava değişimleri üzerindeki gözlemleriydi.Çeşitli yörelerden topladığı hava örneklerini konu alan çözümlemeleri,havanın hep aynı kompozisyonda olduğunu gösteriyordu.

    Dalton'un anlamadığı bir nokta vardı:Gazlar neden tekdüze bir karışım sergiliyordu?Karışımda,örneğin,karbondioksit gibi ağır bir gazın dibe çökmesi niçin gerçekleşmiyordu?Sonra,gazların karışımı yalnızca esinti veya termal akımlara mı bağlıydı,yoksa başka etkenlerde var mıydı?

    Bu çalışmalarıyla bilim çevrelerinde adı duyulmaya başlayan Dalton,1793'te Manchester Üniversitesi'ne öğretim görevlisi olarak çağrılır.Üniversitede matematik ve fen dersleri veren genç bilim adamı,meteorolojik gözlemlerini yayınlaması üzerine,Manchester Yazım ve Bilim Akademisi'ne üye seçilir.Elli yıl süren üyelik döneminde Dalton,Akademiye yüzden fazla bildiri sunar,bilimsel konferanslarda aktif rol alır.

    Dalton bir bakıma kimyayı ve kimyasal çözümlemeyi tanımlayan ilk kişidir.Ona göre,kimyanın başlıca işlevi maddesel parçacıkları birbirinden ayırmak ya da birbiriyle birleştirmektir.Bu parçacıklar maddenin,o zaman bölünmez,parçalanmaz sayılan en ufak öğeleri,yani atomlardı.

    Dalton,kimi değişik atomların göreceli ağırlıklarını da belirler.En hafif madde olarak bilinen hidrojenin atomik ağırlığını ''1'' diye belirler.Ardından suyun ayrıştırılmasıyla ortaya çıkan her parça hidrojene karşılık sekiz parça oksijen olacağını söyleyerek,oksijen atomlarının hidrojen atomlarından sekiz kat daha ağır olduğunu ileri sürer.Bu yanlıştı kuşkusuz.Dalton suyun H2O değil,HO olduğunu sanıyordu.Ama bu yanlışlık onun düşünce düzeyindeki büyük atılımın önemini azaltmaz elbette.Unutulmamalıdır ki,atomların nasıl bir araya gelip şimdi 'molekül'dediğimiz bileşik atomlar oluşturduğunu gösteren kimyasal simgeler dizgesinde de ilk adımı ona borçluyuz.

    Renk körlüğü de tıp diline 'daltonizm'diye geçer.Dalton renk körüydü,zamanının bir bölümünü bu hastalığı incelemekle geçirmişti.

    Dalton'un çalışmalarıyla kimyanın matematiksel bir nitelik kazandığı,bir bakıma fizikle birleştiği söylenebilir.Maddenin elektriksel olduğu düşüncesini de ona borçluyuz.




+ Yorum Gönder