+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda Çanakkale ile ilgili geniş kitap özetleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Çanakkale ile ilgili geniş kitap özetleri








    çanakkale ile ilgili geniş kitap özetleri







  2. Mine
    Devamlı Üye





    1915 Çanakkale Savaşı kitabı özeti


    1915 Çanakkale Savaşı kitabı özeti Bu kitabımızda ismindende anlaşılacağı gibi Çanakkale savaş / Çanakkale Zaferinden bahsedilmektedir.
    Bu kitapta, Birinci Dünya Savaşı öncesi gelişen siyasal ve askeri olaylara kısaca temas edilerek, Büyük Osmanlı devletinin harbe girişi ile Çanakkale Müdafası öncesi Büyük Osmanlı devletinin cephelerdeki durumu özetlenmiştir. Müteakiben Çanakkale Deniz Muharebeleri anlatılarak bu muharebelerin planlama ve icrasındaki tarafların hatalarına da kısaca değinilmiştir. Çanakkale’nin sadece denizden geçilememesi sonucu donanma ile kara kuvvetlerinin müşterek olarak icra ettiği birinci çıkarma harekatı hakkında bilgi verilerek, kara muharebelerinin planları, icrası ve yapılan hatalar anlatılmaktadır. Birinci çıkarma harekatında hedeflerine ulaşamayan müttefiklerin, yeni takviye kuvveti olarak giriştikleri ikinci çıkarma harekatı da aynı birinci çıkarma harekatı esaslarına göre anlatılmaktadır. Arkasından çıkarmalarda başarılı olamayarak Çanakkale’yi geçemeyen müttefiklerin bölgeyi nasıl tahliye ettikleri açıklanmaktadır.
    20nci yüzyıl başlarında Avrupa ülkeleri, sanayi devrimini yapmış ve zenginleşmişti. Fakat Almanya sömürge paylaşımında yeteri kadar pay alamadığı için bölgede bir çatışmaya sebep olacak gibiydi. Bu olayların Büyük Osmanlı devletini ilgilendiren yanı ise; Almanya’nın Berlin-Bağdat demiryolu hattının İstanbul’dan geçmesinin, sıcak denizlere inme arzusundan dolayı gözü Türk Boğazlarında olan Rusya’yı rahatsız etmesi idi. Zenginleşen Avrupa’daki çıkar çatışmaları, buradaki ulusları muhtemel bir savaş için silahlanmaya yöneltmişti ve aralarında gruplaşmalar başlamıştı.
    Bu dönemde Büyük Osmanlı İmparatorluğu yeni çıktığı Balkan Harbinin yaralarını sarmakla meşguldü. Topraklarının büyük bir bölümünü kaybeden imparatorluğun geriye kalan toprakları da, stratejik önemi ve doğal kaynaklarının zenginliği yüzünden paylaşılmak isteniyordu. Devletin içindeki Ermeni, Rum ve Arap azınlıklar bağımsızlık ya da özerklik peşinde idiler. İçerde ve dışarıda zor durumda olan Büyük Osmanlı devletini olası bir harp için ittifaklar oluşturan devletler de yanına almak istemiyordu. Bir kısmı bu devletin savaşta yükünü taşımak istemiyor, bir kısmının da zaten bu devletin üzerinde emelleri vardı. Onları gerçekleştirmek istiyorlardı.
    Harp, beklenen zamandan daha önce çıkınca bu durum uzun sürmedi. Olayların akışına paralel olarak Büyük Osmanlı devleti de Almanya ve Avusturya’nın yanında yer aldı. 29 Ekim 1914 tarihinde Karadeniz’de bulunan Büyük Osmanlı donanmasının Rus limanlarını bombalaması ile de devlet kendini Birinci Dünya Savaşı’nin içine çekmiş oldu. 1 Kasım 1914te Kafkasya’daki Rus ordusu sınırımızı geçerek bizzat kara savaşlarını başlattı. Harbin başında seferberliğini tamamlayan Büyük Osmanlı silahlı kuvvetlerinin Birinci ve İkinci Ordusu Boğazlar bölgesinde, Üçüncü Ordusu doğu cephesinde Ruslara karşı, Dördüncü Ordusu ise Suriye’de bulunuyordu.
    Birinci Dünya Savaşınin başlangıcında Avrupa’nın batı cephesinde harp statik bir hal almıştı. Halbuki doğusunda Almanlar 1914 Ağustos’unda Tanenberg’de Ruslara karşı parlak bir zafer kazanmıştı. Fakat hiçbir blok istediği başarıyı sağlayamadı. Büyük Osmanlı cephesinde ise, Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın Üçüncü Ordu ile 22 Aralık 1914de başlattığı Sarıkamış Harekatı, Ruslar karşısında alınan acı bir yenilgi ve ağır bir kayıpla neticelenmiştir. Sarıkamış yenilgisinden kısa bir süre sonra 4ncü Ordu ile Cemal Paşa’nın Süveyş Kanalı’nı geçme teşebbüsü de başarısızlıkla neticelenince, batılı devletler son yıllardaki olayları da değerlendirerek Büyük Osmanlı ordusunu önemsemez olmuşlardı.
    İngiltere’nin Bahriye Nazırı bay Winston Churchill, Büyük Osmanlı devletini erkenden savaşın dışına atmak için boğazları donanma ile geçerek başkent İstabul’u kara birlikleriyle işgal etmek düşüncesindeydi. Bu düşüncesini 13 Ocak 1915te yapılan İngiltere’nin Yüksek Savunma Konseyi toplantısında kabul ettirdi. Churchill’in fikrinin faaliyete geçmesinin en büyük nedeni, Rusya’nın yardıma ihtiyacının olması ve bu yardımında en kolay Türk Boğazlarından yapılabileceği idi. Fransız donanmasından da destek alan tarihinde hiç yenilgi yüzü görmemiş Kraliyet Donanması, Çanakkale Boğazı’nı geçmek için hazırlanırken, Rus donanması da Odesa’da hazırlık yapıyordu. Kraliyet Donanması Büyük Osmanlı donanmasını yok edince onlar da İstanbul Boğazı’ndan geçerek İstanbul’a gireceklerdi.
    Büyük Osmanlı devleti, İstanbul ve Çanakkale Boğazları Savunma Komutanlığına harpten bir buçuk yıl önce Alman Amirali Usedom’u getirmişti. Çanakkale Boğazı’nın kıyılarında topçu birlikleri mevzilendirilmiş, Boğaz içinde de mayın ve su altı engelleri döşenmişti. Tahkimatın önemli kısmı Çanakkale’nin yakınındaki boğazın kritik yerini koruyacak şekilde yapılmıştı. Fakat tahkimat yetersizdi. Çünkü devletin imkanları da yetersizdi. Çanakkale’de bulunan Müstahkem Mevki Komutanlığı deniz savunmasıyla ilgili hazırlıkları yaparken, 3ncü Kolordu da düşmanın boğazı kara kuvvetleriyle işgaline karşı savunma önlemlerini almaktaydı.
    Müttefik donanmanın başında bulunan Amiral Carden, önce boğazdaki tahkimatı yok ederek Marmara Denizi’ne girecekti. Sonra da İstanbul’u işgal edecekti. Carden planını uygulamak için boğaza ilk saldırısını 19 Şubat 1915te yaptı ve bunu 18 Mart’a kadar fırsat buldukça denedi. Bu denemelerde beklenen başarıyı gösteremeyen Carde’nin son harekatı sevk ve idare edecek gücü kalmadığı için komutanlık görevini Amiral De Robeck’e bıraktığını görüyoruz. Robeck’de 18 Mart 1915 günü kesin sonuca ulaşmak için donanmayı harekete geçirmişti.
    18 Mart günü muhteşem donanma, boğaza birbirini destekleyerek ilerleyecek tarzda üç grup halinde girecekti. İlk grup saat 10.05te boğazdan içeriye girmeye başlamıştı. Saatler ilerledikçe Türk topçusu devleşiyor, zayiatı ve yokluklarına rağmen düşman donanmasını hayal kırıklığına uğratıyordu. Nusrat Mayın Gemisi’nin döşediği Karanlık Liman’daki mayınlar da topçumuz gibi tarihi görevini yapıyordu. Saat 17.50ye geldiğinde mağrur donanma boynu bükük şekilde geriye çekiliyordu ve yee
    nilgiyi ilk defa tadıyordu. Evet bu muhteşem donanma hem savaş gücünün üçte birini kaybetmişti ve hem de Mehmetçiğin direncini kıramayacağını anlayınca çaresiz kalmıştı.
    Yüzen kalelerin başarısızlığından sonra, Odesa’daki Rus kuvvetlerinin de beklediği olmamıştı. İngiliz Yüksek Savunma Konseyi yeni kararını verdi.
    Harekata devam edilecekti. İlk hedef Çanakkale Boğazı olacaktı ve sadece donanma değil kara kuvvetleri birlikleri de harekata katılacaktı. Donanma adalarda hazırlığını sürdürürken, Akdeniz Sefer Kuvvetleri Komutanı General Hamilton 27 Mart 1915te birliklerini kara harekatı için hazırlamak üzere Mısır’a hareket ettirdi. Büyük Osmanlı devleti de yeni kurduğu 5nci Ordu K.lığına Alman





  3. Mine
    Devamlı Üye
    Mareşali Liman Von Sanders’i atayarak bölgede savunma hazırlıklarına başladı. Liman Paşa ile bizim komutanların savunmanın yapılış şekli hakkındaki düşünceleri farklı idi. Liman Paşa oynak savunma, bizim komutanlarımız da mevzi savunması yapılmasını istiyordu. Savunma Liman Paşa’nın fikri doğrultusunda yapılacaktı.
    5nci Ordu’nun; 15nci Kolordusu Anadolu kıyılarını, 3ncü Kolordusu Gelibolu Yarımadası’nı savunacaktı. Yb. Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19ncu Tümende ordu ihtiyatını teşkil edecekti. İki tarafın gücü karşılaştırıldığında ibre her yönüyle düşmandan yana idi. Sadece moral yönünden Türk tarafının üstünlüğü vardı.
    25 Nisan 1915 günü sabaha karşı düşman güçlü donanmasının desteğinde, Anadolu kıyıları, Saros Körfezi, Seddülbahir ve Arıburnu bölgesine kuvvet çıkarmaya başladı. Bu kadar çok yere çıkarma yapan düşmanın amacı, harekatın en kritik safhasında Türk birliklerini her yerde meşgul ederek, Seddülbahir ve Arıburnu bölgesine yaptıkları çıkarmaya müdahale etmekten alıkoymaktı. Anadolu kıyıları ve Saros bölgesine yapılan çıkarmalar bir aldatma ve gösteri hareketiydi. Çabuk sona erdi. Ancak düşman buraları da zorlamakla asıl çıkarma bölgesindeki amacına ulaşmıştı.
    Seddülbahir’de İngilizler beş yere çıkarma yapmıştı. Fakat Mehmetçiğin inatçı direnmesi sayesinde yeterli genişlikte ve derinlikte kıyıbaşı hattı tesis edemedi. Bu bölgeye çıkan düşmanın hedefi olan Alçıtepe’ye ise hiçbir zaman ulaşamadılar. Seddülbahir’deki ilk gün gündüz ve gece muharebelerinde 9ncu Türk Tümeninin direnişi ve gayreti her türlü takdirin üzerinde idi. Arıburnu bölgesine, Avustralya ve Yeni Zelandalılardan oluşturulan Anzak Kolordusu çıkmıştı. Bunlar baskın tarzında çıktılar. İlk hedefleri Kocaçimen Tepe idi. Sonrada Seddülbahir bölgesine çıkan kuvvetlerle koordineli olarak Maydos’u ele geçireceklerdi. Bu bölgeyi de 9ncu Tümenin erleri savunuyordu ve Seddülbahir’dekiler gibi kahramanca direniyorlardı. Düşman buradan Kocaçimen Tepe’ye el atarsa, Gelibolu Yarımadası’nı ikiye böler ve Seddülbahir’deki birliklerimizi de geriden kuşatırdı.
    Buraya anında müdahale edebilecek tek kuvvet vardı. O da Yarbay Mustafa Kemal’in ordu ihtiyatı olan 19 uncu Tümeniydi. Ancak Yb. Mustafa Kemal Ordu Komutanı Liman Paşa ile irtibat kuramıyordu. 19 uncu Tümen müdahalede geç kalırsa da iş işten geçecekti. İşte bu riskli kararı büyük bir cesaretle alan Yb. Mustafa Kemal, tümeniyle cephenin bu kesimine müdahale ederek düşmanı adeta kıyıya hapsetmişti. 28 Nisan 1915 tarihine kadar gerek Seddülbahir’de gerekse Arıburnu’nda tarafların karşılıklı olarak taarruzları durumu fazla değiştirmedi. Türk tarafı, Anadolu kıyıları ve Saros’ta bulunan birliklerden takviye aldığı için sürekli yarımadaya asker çıkaran İtilaf Devletlerinin karşısında tutunmayı başarmıştır.
    Bundan sonra Seddülbahir ve Arıburnu cephelerinde, birliklerimiz düşman donanma ateşlerinden korunmak için gece taarruzları icra ettiler. Düşman kuvvetleri de gündüzleri, donanmanın yaptığı uzun hazırlık ateşlerini müteakip Türk mevzilerine taarruz ettiler. Fakat her iki taraf da durumda büyük bir değişiklik meydana getiremedi. Takviyeler geldikçe birlikler yeniden tertiplendiler. Türk tarafı Arıburnu’nda düşmanı denize dökmeyi başaramadı. Karşı taraf da Seddülbahir cephesindeki Alçı Tepe’yi ele geçiremedi. Birinci çıkarma harekatının sonlarına doğru Kirte (AlçıI) Tepe’yi düşüremeyen düşman, bu cephenin doğu ve batısındaki Kerevizdere ve Zığındere bölgelerinden harekatı geliştirmek istedi. Fakat bu çabaları da netice vermedi. Birinci çıkarma harekatının sonucu; mevzi harbi, her iki tarafta ağır kayıplar, bu savaşın mimarı Churchill’ in koltuğunu ve itibarını kaybetmesidir.
    Birinci çıkarma harekatında hedeflerine ulaşamayan müttefikler yeni takviye kuvveti olarak ikinci bir çıkarma harekatı için hazırlıklara başladılar. Taraflar bu iki harekat arasında yeniden tertiplendiler. Bu safhadaki harekat, eski cephelerde Türk tarafı üzerindeki baskılar devam ederken, kesin sonuç, yeni çıkan birliklerin açtığı cephe olan Anafartalar bölgesinde alınacaktı. Planlanan harekat 6 Ağustos’da başladı. Baskın ve gizlilik prensiplerine azami derecede itina gösteriyorlardı. Hamilton’un kuvvetleri Anafartalar cephesinde baskın tarzında başlattıkları taarruzları ile küçük başarı gösterdiler ama Yb. Mustafa Kemal’in aldığı tedbirler yüzünden Kocaçimen Tepe’yi ele geçiremediler.
    Suvla’ya çıkan kuvvetler doğru yere, yani savunmamızın zayıf olduğu yere çıkmışlardı. Fakat çabuk hareket edemedikleri için planladıkları hedefe ulaşamadılar. Bu son tehlikeyi bertaraf etmek üzere, Liman Von Sanders Paşa bölgeye takviye kuvvetleri gönderdi. Bu ikinci harekata ait yoğun muharebelerin cereyan ettiği bölgedeki birliklerin başına da Yb. Mustafa Kemal’i getirdi. Yeni oluşturulan Anafartalar Grup Komutanlığı önce Suvla bölgesine çıkan düşmanı geriye attı ve sahile sıkıştırdı. Sonra da Kocaçimen Tepe ve Conkbayırı’na dönerek buradaki düşman kuvvetleri de eski mevzilerine geri atıldı. Alb. Mustafa Kemal’in Mehmetçikleri gene göğsünü siper etmişti. Mustafa Kemal’in dehası ve azmi karşısında Hamilton bir kere daha hüsrana uğramıştı. En son yeni takviyeleri ile 21 Ağustos 1915 günü Anafartalar bölgesinde taarruzlarını tekrarladılar. Fakat Mustafa Kemal’i mağlup etmek mümkün değildi. Sonuç gene hüsrandı. Müttefikler artık bir çıkmaz içindeydiler.
    Bu sıralarda Büyük Osmanlı devletinin bütün cephelerinde durum fena sayılmazdı. Bulgaristan da Almanya safında yer alarak, 14 Ekim 1915de Sırbistan’a yeni bir cephe açmıştı. Bulgaristan, Almanya tarafına geçince, Almanya ile Büyük Osmanlı devleti arasında karadan bağlantı kuruldu ve yardımlar gelmeye başladı. Çanakkale’yi geçemeyeceğini anlayan müttefik kuvvetler de Aralık 1915 sonu, Ocak 1916 ayı başında büyük bir gizlilik içinde kuvvetlerini bölgeden tahliye ettiler. Ağır zayiat verilmişti ama Çanakkale’den geçit verilmemişti. Türk Milletinin onuru kurtarılmış, bu zaferle kendine olan güveni tazelenmişti.
    Birinci Dünya Savaşı öncesindeki siyasal ve askeri olaylar ile Çanakkale Cephesindeki muharebelerin, yığınaklanma, planlama ve icra safhaları, muharebelerin cereyanı ağırlıklı olarak anlatılmaktadır. Bu eser taktik bilgisi az olanların dahi anlayabileceği bir akıcılıkla hazırlanmıştır. Harp Tarihi incelemelerinde yardımcı doküman olarak kullanılacak niteliktedir





  4. Mine
    Devamlı Üye
    ÇANAKKALE SAVAŞI

    KİTABIN YAZARI
    E.Korg. Selahattin ÇETİNER
    YAYINEVİ VE ADRESİ
    Dünya Aktüel Yayınevi
    BASIM TARİHİ
    1999
    KİTABIN YAYIM MAKSADI
    Çanakkale Savaşı hakkında bilmemiz gerekenleri okuyucuya sunmaktadır.
    KİTABIN ÖZETİ :
    I.BÖLÜM

    1. Türkiye'nin Jeopolitik ve jeostratejik önemi : Özellikle son yüzyıl içinde Osmanlı toprakları yağmalanmaktaydı ve Osmanlı, Balkanlardan kovulmuştu; İstanbul üzerindeki kavga ise sürüp gidiyordu. I.Napolyon'un "Asıl büyük sorun şu oluyor; İstanbul'a kim egemen olacaktır" şeklindeki değerlendirmesi, Boğazlar'ın önemini açıklıyordu.

    Ancak siyasi ve askeri dengeler, çatışan menfaatler Boğazlar'a göz dikenlerin, kollarını bağlıyordu.

    1.

    Müttefik Devletler için Türkiye'nin Önemi
    2.

    Merkezi Devletler (Almanya) Gözüyle Türkiye'nin Önemi

    2. Bölgenin Coğrafi ve Askeri Açıdan Etüdü:

    1.

    Genel
    2.

    Müttefik Devletler Akdeniz Seferi Kuvvetler Başkomutanlığı'nı İlgilendiren Mesafeler
    3.

    Kritik Arazi Arızaları
    4.

    Çıkarmaya Müsait Plajlar
    5.

    Akarsular

    3. Geçmişte Çanakkale Bölgesinde Yapılan Tahkimat ve Alınan Savunma Tedbirleri: Yıldırım Beyazıt 1390 yılındaGelibolu Boğaz Muhafaza Komutanlığı'nı kurdu ve bu göreve Sarıca Paşayı atadı.


    Fatih Sultan Mehmet 1462-1963 yılında, Kilitbahir Kalesi ile Karşı kıyıda Çimenlik Kalesini yaptırdı.

    Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa, Sultan IV.Mehmetin emri ile 1659 yılında Seddülbahir ve karşısındaki Kumkaleyi yaptırdı.

    4.Uzak geçmişten bu yana boğazlardan geçiş girişimleri:

    a. M.Ö.480 yılında Pers Kralı Birinci Dara'nın oğlu Serhas Helen topraklarını işgal etmek için Nara Burnu ile Akbaş Limanı arasında kurdurduğu köprü üzerinden ordularını Avrupa'ya geçiren ilk komutandır.

    b. Daha önceki yıllarda Truva Savaşlarındada her iki yönde Çanakkale Boğazı'ndan geçişler olmuştur.

    c. M.Ö. 334 yılının baharında Büyük İskender'in Makedonya'dan hareketle ordusunu Çanakkale Boğazı'ndan geçirerek bu bölgeyi ve yakın adaları ele geçirdiği ve Asya seferine yöneldiği bilinmektedir.

    d. M.Ö.191 yılında Romalılar, Eceabat yöresinden Batıya geçerek Roma hakimiyetini kurdular.

    e. 1190 yılında Haçlı Seferleri sırasında, Alman İmparatoru ordusunu Anadolu'ya Gelibolu'dan geçirmiştir.

    f. Süleyman Paşa 1352 yılında Enrenos Bey, Ece Bey gibi komutanları ile Çanakkale Boğazı'ndan Rumeliye geçti.

    g. 1770 yılında Cebelitarık'tan dolaşıp gelen Rus Donanması Çanakkale Boğazına girmeye çalıştı. Fakat 1659 yılında Sultan IV.Mehmet tarafından yaptırılan Seddülbahir Kalesi toplarının şiddetli ateşleri nedeni ile Boğaz'a giremedi.

    h. Nara hizalarından geçerken Asya sahilinden şiddetli bir topçu ateşi yedi. İngiliz flosunun dönüşü şanslı olmadı. Nara önlerinde 29 ölü, 138'I yaralı olmak üzere 167 kayıp verdiler. Bütün gemiler hafif veya ağır hasara uğramıştı.

    i. Kırım Savaşı sonunda, 1856 Paris Antlaşması ile Karadeniz ve Boğazlar'daki Rus tehdidi önlenmiş oldu.

    j. Bir İtalyan flosu, Trablusgarp Savaşı sırasında, 18 Nisan 1912 günü. Çanakkale Boğazı dış tabyalarını topçusu ile dövdü, mukabele gördü, etkili olamadı. İtalyanların sekiz muhripten oluşan diğer bir flosu, 19 Temmuz 1912 gecesi Boğaz dahiline akın tipi bir harekat yaptıysa da, bir sonuç sağlayamadı. Başarısız oldu.

    II.BÖLÜM

    1. Siyasi Genel Durum: Batı ve Doğu Avrupa'daki savaşlar nihayet statik (hareketsiz) bir şekle yani mevzi muharebeleri karekterine dönünce, her iki taraf mecburen yeni arayışlar içine girdiler; tarafsız ülkeleri kendi yanlarına çekme girişimleri canlandı.

    2. 1908-1914 yılları rasında Osmanlı İmparotorluğu'nda meydana gelen olaylar:

    1.

    İkinci Meşrutiyetin ilanı.
    2.

    31 Mart (13 Nisan 1909) Vakası.
    3.

    Trablusgarp (Libya) Savaşı.
    4.

    Balkan Savaşı (17 Ekim 1912 : 29 Eylül 1913)
    5.

    Babıali Baskını.

    3. Askeri Genel Durum:

    1.

    Batı Cephesi (Fransa)
    2.

    Osmanlı Devleti'ndeki durum

    III.BÖLÜM

    1. Savaşa Sürükleniş: Ruslar'ın Galiçya Cephesinde ikinci bir başarısı, Türkler'I endişelendirebilir.Almanya'nın yanında fiilen savaşa katılmasına mani olabilirdi. Şu halde birşeyler yapmalı ve Türkler dahil savaşa sokulmalıydı. Alman İmparotoru ve Başkomutanı

    II. Kayzer Wilhelm, İstanbul'daki büyükelçisi Wangenheim'a durum bu merkezde iken, şu önemli talimatı verdi: "Osmanlı kabinesinin bütünü ile muvafakatını almak mümkün olmadığı takdirde, ordu veya donanmanın ani bir emirvaki (oldu bitti) yaratması suretiyle Türkiye muhakkak savaşa sokulmalıdır."

    2. 03 Kasım 1914 : 18 Mart 1915 tarihleri arasında boğazdaki deniz savaşları :

    IV.BÖLÜM

    1. Müttefik devletlerin çıkarma hazırlıkları, çıkarma ve taarruz planları, harekata ayırdıkları kuvvetler:

    1.

    Çıkarma hazırlıkları
    2.

    Çıkarma ve taarruz planları
    3.

    Müttefik Devletlerin harekata tahsis ettikleri ilk kuvvetler

    2. Türklerin savunma hazırlıkları, savunma planları ve savunmaya ayırdıkları kuvvetler:

    1.

    Türklerin savunma hazırlıkları
    2.

    Türklerin savunma düzeni ve savunmaya ayırdıkları kuvvetler
    3.

    Savunmaya tahsis edilen kuvvetler

    V.BÖLÜM

    1. 25 Nisan : 27 Nisan 1915 tarihleri arasında cereyan eden gösteriş ve yanıltma hareketleri:

    1.

    Kumkale Çıkarması
    2.

    Beşiğe gösteriş hareketi
    3.

    Saroz Körfezi gösteriş hareketi

    2. 25 Nisan 1915 : 09 Ocak 1916 tarihleri arasındaki muharebeler:

    VI.BÖLÜM

    Çanakkale Savaşı Müttefikler tarafından; hayati gerekçelere, kolay ve parlak zafer ümitlerine ve Türk direnişinin çok zayıf olacağı ihtimaline dayatılarak başlatılmıştır.

    Maceranın sonu bilhassa Büyük Britanya İmparotorluğu için hüsranla, acı ile bitmiştir.

    Maddi ve manevi kayıpları yanında Müttefikler Gelibolu'daki çarpışmalarda en az 250.000 kişilik bir zaiyat verdiler. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı'da en büyük prestij, itibar kaybına Çanakkale'de uğradılar.

    Çanakkale Savaşı bizim için Birinci Dünya Savaşını'nın zaferle sonuçlanan tek cephesidir. Her ne kadar Doğu Cephesi'nde de, 1878 yılında Ruslara kaptırdığımız üç ilimizi kurtarmış isek de Çanakkale Savaşının yeri başkadır.

    Aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi rahmetle, şükranla ve derin saygıyla anıyoruz. Vatan severlikleri ve kahramanlıkları şimdiki ve gelecekteki Türk kuşaklarına örnek olsun.

    SONUÇ:

    A. KİTABIN ANA FİKRİ: Çanakkale Savaşı; o tarihe kadar benzeri görülmemiş büyüklükte bir donanmanın desteklediği, çok uluslu kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından birlikte gerçekleştirilen deniz aşırı bir harekat olması itibarı ile önem ve özellik arz eder.

    B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER: Kitabın realist bir yaklaşım, engin bir araştırma ve bilgi birikimi sonucu ortaya çıktığı bir bakışta anlaşılmaktadır. Çanakkale Savaşını soru işareti bırakmayacak şekilde incelemiş olan bu kitap öğrenmek isteyenler için ideal bir kaynaktır


  5. FERAY
    Devamlı Üye
    1915 Çanakkale Savaşı

    Bu kitapta, Birinci Dünya Harbi öncesi gelişen siyasi ve askeri olaylara kısaca temas edilerek, Osmanlı devletinin harbe girişi ile Çanakkale Savaşı öncesi Osmanlı devletinin cephelerdeki durumu özetlenmiştir.
    Müteakiben Çanakkale Deniz Muharebeleri anlatılarak bu muharebelerin planlama ve icrasındaki tarafların hatalarına da kısaca değinilmiştir. Çanakkale'nin sadece denizden geçilememesi sonucu donanma ile kara kuvvetlerinin müşterek olarak icra ettiği birinci çıkarma harekatı hakkında bilgi verilerek, kara muharebelerinin planları, icrası ve yapılan hatalar anlatılmaktadır. Birinci çıkarma harekatında hedeflerine ulaşamayan müttefiklerin, yeni takviye kuvveti olarak giriştikleri ikinci çıkarma harekatı da aynı birinci çıkarma harekatı esaslarına göre anlatılmaktadır. Arkasından çıkarmalarda başarılı olamayarak Çanakkale'yi geçemeyen müttefiklerin bölgeyi nasıl tahliye ettikleri açıklanmaktadır.

    20'nci yüzyıl başlarında Avrupa ülkeleri, sanayi devrimini yapmış ve zenginleşmişti. Fakat Almanya sömürge paylaşımında yeteri kadar pay alamadığı için bölgede bir çatışmaya sebep olacak gibiydi. Bu olayların Osmanlı devletini ilgilendiren yanı ise; Almanya'nın Berlin-Bağdat demiryolu hattının İstanbul'dan geçmesinin, sıcak denizlere inme arzusundan dolayı gözü Türk Boğazlarında olan Rusya'yı rahatsız etmesi idi. Zenginleşen Avrupa'daki çıkar çatışmaları, buradaki ulusları muhtemel bir savaş için silahlanmaya yöneltmişti ve aralarında gruplaşmalar başlamıştı.

    Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu yeni çıktığı Balkan Harbinin yaralarını sarmakla meşguldü. Topraklarının büyük bir bölümünü kaybeden imparatorluğun geriye kalan toprakları da, stratejik önemi ve doğal kaynaklarının zenginliği yüzünden paylaşılmak isteniyordu. Devletin içindeki Ermeni, Rum ve Arap azınlıklar bağımsızlık ya da özerklik peşinde idiler. İçerde ve dışarıda zor durumda olan Osmanlı devletini olası bir harp için ittifaklar oluşturan devletler de yanına almak istemiyordu. Bir kısmı bu devletin savaşta yükünü taşımak istemiyor, bir kısmının da zaten bu devletin üzerinde emelleri vardı. Onları gerçekleştirmek istiyorlardı.

    Harp, beklenen zamandan daha önce çıkınca bu durum uzun sürmedi. Olayların akışına paralel olarak Osmanlı devleti de Almanya ve Avusturya'nın yanında yer aldı. 29 Ekim 1914 tarihinde Karadeniz'de bulunan Osmanlı donanmasının Rus limanlarını bombalaması ile de devlet kendini Birinci Dünya Harbi'nin içine çekmiş oldu. 1 Kasım 1914'te Kafkasya'daki Rus ordusu sınırımızı geçerek bizzat kara savaşlarını başlattı. Harbin başında seferberliğini tamamlayan Osmanlı silahlı kuvvetlerinin Birinci ve İkinci Ordusu Boğazlar bölgesinde, Üçüncü Ordusu doğu cephesinde Ruslara karşı, Dördüncü Ordusu ise Suriye'de bulunuyordu.
    Birinci Dünya Harbinin başlangıcında Avrupa'nın batı cephesinde harp statik bir hal almıştı. Halbuki doğusunda Almanlar 1914 Ağustos'unda Tanenberg'de Ruslara karşı parlak bir zafer kazanmıştı. Fakat hiçbir blok istediği başarıyı sağlayamadı. Osmanlı cephesinde ise, Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın Üçüncü Ordu ile 22 Aralık 1914'de başlattığı Sarıkamış Harekatı, Ruslar karşısında alınan acı bir yenilgi ve ağır bir kayıpla neticelenmiştir. Sarıkamış yenilgisinden kısa bir süre sonra 4'ncü Ordu ile Cemal Paşa'nın Süveyş Kanalı'nı geçme teşebbüsü de başarısızlıkla neticelenince, batılı devletler son yıllardaki olayları da değerlendirerek Osmanlı ordusunu önemsemez olmuşlardı.


+ Yorum Gönder


çanakkale ile ilgili kitap özetleri,  çanakkale ile ilgili kitap özeti,  çanakkale ile ilgili hikaye özetleri,  çanakkale ile ilgili roman özetleri ,  çanakkale ile ilgili bir kitabın özeti