+ Yorum Gönder
Eğitimle ilgili Bilgiler ve Forumacil Misafir Soruları Forumunda anadoluda türk mimarisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    anadoluda türk mimarisi








    çifte minareli medrese,gevher nefize darüşşifası,alara han ile ilgili<yapıldığı y
    üzyıl,yapıldığı yer,yaptıran devlet,yaptıran hükümdar ve yapılış amacı ile ilgili bilgi







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    ANADOLU EV MİMARİSİ Ve TÜRK EVLERİ HAKKINDA GENEL BİLGİ̷
    7/2/2008


    İnsan ırkının binlerce yıllık tarihi içerisinde en dikkat çeken uğraşılarından birisi yaşadığı doğal çevreyi çeşitli ihtiyaçları doğrultusunda düzenlemesi ve değiştirmesidir. Konutun kökeninde de bu uğraşı vardır. Doğadaki tüm canlılar gibi insanlar da dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı bir yere, bir şeye sığınma ihtiyacı duymuşlardır. Ancak, konutu sadece fiziki ihtiyaçların karşılandığı maddi öğeler olarak değerlendirmek yanlıştır. Bunlar aynı zamanda sosyal, kültürel ve duygusal ihtiyaçlarımızı da karşılayan, insana ait olma hissini aşılayan ortamlardır.

    Var olmamızla birlikte başlayan bu ihtiyaçlar en başında tabiat ananın sunduğu bir nevi hazır ürünlerle (mağara, kovuk, in ) ve bazı geçici çözümlerle karşılanmıştır. Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen bu insanlar Neolitik dönemde devrim olarak nitelenebilecek bir gelişmeyle yaşam tarzlarını değiştirmişler, toprağa bağlanarak tarıma, dolayısıyla üretime dayalı yeni bir çevre kurmaya başlamışlardır. 3 milyon yıl önce iki ayak üzerinde dolaşmaya başlayan, aşağı yukarı bu günkü fiziksel yeteneklerine kavuşan insanoğlunun “uygar” olarak nitelendirilmesi ancak bu dönemden sonradır.

    Yerleşik hayata geçilmesi beraberinde ilk mimari faaliyetleri de getirmiştir. Doğal olarak ortaya konulan ilk eserler tapınak, saray, hisar gibi anıtsal mimari ürünleri değil basit konutlar ve depolar olmuştur. Dolayısıyla mimarinin kökeninin konut mimarisinde yattığını söylemek yanlış olmaz.

    Orta Anadolu’ ya yerleşip Anadolu’da ilk merkezi devleti kuran Hititler’ in asimetrik ve doğal bir oluşuma sahip yerleşim yerlerinde avlulu, dikdörtgen planlı, bir kaç mekândan oluşan, taş temel üzerine kerpiçten basit konutlarla karşılaşırız. Evlerin pek çoğu iki katlıdır ve alt katlar ambar ve ya işlik olarak kullanılmıştır. Üst katlarda ise oturma ve yatak odaları bulunmaktadır. Dikdörtgen tasarlı iki odalı ev tipi bu dönemin ana biçimidir ve evlerin içinde muhakkak ocak bulunmaktadır. Evler düz balçık çatı ile örtülüdürler. Çorum Boğazköy (Hattuşaş) ve diğer Hitit yerleşimlerinde kazılarla ortaya çıkarılan konutların neredeyse tümü bu şemadadır.

    Etnik ve kültürel açıdan zaten heterojen bir yapı gösteren 11. Yüzyıl Bizans Anadolu’sunun bu çehresi yeni gelenlerle birlikte daha da zenginleşerek kısa sürede Selçuklu Anadolu’suna dönüşmüştür. Yarımadaya yerleşen bir kısmı göçebe, bir kısmı ise köylü-kentli bu insanlar kültürlerin üst üste ve yan yana yaşadığı bu kaotik ortamda orijini binlerce yıl eskiye dayanan ve yer yer farklılıklar gösteren zengin bir konut mimarisi ile karşılaşmışlardır. Kent kökenli insanların bu yeni topraklarda ilk anda karşılaştıkları konutları kullandıkları, Orta Asya’ nın yerleşik konut mimarisini Anadolu’ ya taşıyamadıkları göçebelerin ise kendi barınma alışkanlıklarını yeni yurtlarına kolayca taşıdıkları ve yerel olanaklardan da yararlanarak yeni bireşimler yarattıkları düşünülmektedir. Türk öncesi dönemin mimari ve kültürel gelenekleri kırsal kesimden çok şehirlerde yaşatılmış olmalıdır. Elazığ’ daki Kalaycık Höyüğünde yapılan kazılarda taş temel üzerine kerpiç tuğla malzemeden 11.-12. yüzyıllara Artuklu dönemine ait ev kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Evler düz damlı, bir veya iki mekânlıdır. İçlerinde ocaklar, depolar ve tandırlar ile ahşap direklerin oturtulduğu dikdörtgen taş kaideler ele geçirilmiştir. Odaların tabanları ve belli bir seviyeye kadar duvarlar sıvanmıştır. Bu evlerin o dönem Bizans konutlarından pek de farklı olmadıkları görülmektedir.

    Türklerin geçmişte yerleşik oldukları topraklar üzerinde edinmiş oldukları mimari geleneklerle, bu yeni coğrafya üzerinde karşılaşmış oldukları mimari geleneklerin yüzyıllar içerisinde kaynaşması sonucu bu gün genel olarak “Türk Evi” olarak adlandırılan olgu ortaya çıkmıştır. Anadolu’da yaratılan bu mimari gelenek özellikle Osmanlı devletinin siyasi genişlemesine koşut olarak farklı coğrafyalara (Bulgaristan, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Bosna, Kırım,) benimsetilerek yaygınlaştırılmıştır. Türk evinin etkileri Irak (Bağdat),Mısır (Kahire) ve Sudan’a (Suakin) kadar yayılmış ve kısmen de olsa bu bölgeleri etkilemiştir. Osmanlı Devletinin genişlemesine koşut olarak 15.-16.yüzyıllarda başlayan bu yayılma 17. ve 18. yüzyıllarda zirveye ulaşmış, imparatorluğun çökmeye yüz tuttuğu 19. yüzyılda bile devam etmiştir. Osmanlı devletinin çöküşüne de tanık olduğumuz 19. Yüzyılda yaşanan Endüstri Devrimi ise hem bu mimarinin hem de geleneksel bir yaşam biçiminin sonunu hazırlamıştır. Saraylar bir kenara bırakılacak olursa 16. yüzyıl öncesine ait orijinal yapısını koruyabilmiş yapıtların günümüze kadar ulaşamaması nedeniyle Türk konut mimarisinin oluşumu ve gelişimi hakkında kesin şeyler söylemek pek mümkün görünmemektedir. Ancak elde bulunanlar bu olgunun Anadolu’da tekdüze bir yapı olarak karşımıza çıkmadığını, farklı bölgelerin farklı şartlarının mimari üzerinde yerel, ayırt edici özellikler oluşturduğunu göstermektedir. Fakat her şeye rağmen ailenin toplum yapısı içerisindeki yeri, İslam dini ve günlük yaşamın özellikleri gibi etmenler yapıtlara bir bütünlük kazandırmıştır.Osmanlı toplumu gibi sınıfsal akışkanlığın fazla olduğu bir düzende konut açısından büyük sınıfsal farklılıklar görülmemektedir. Dolayısıyla zengin bir deri tüccarı için inşa edilen Birgi Çakır Ağa Konağı ile mütevazı bir Muğla evi arasında mekansal örgütlenme açısından bir fark yoktur.

    Türk konut mimarisinin en belirgin özelliklerinden birisi evlerin gösterişten şaşaadan uzak, sade, insani boyutlarda ve işlevsel olmasıdır. Evler genellikle bir ve ya iki katlıdır. Konut tek katlı olarak tasarlandığı zaman bu kat zeminden yükseltilerek, yaşama alanının rutubet ve gürültüden korunması sağlanmıştır. Aynı zamanda havalandırma ve aydınlanma ihtiyacı da giderilmiştir. Genellikle taştan inşa edilen zemin katlar ev içi yaşamın mahremiyeti nedeniyle sağırdır. Benzer kaygılardan dolayı evle sokağın ilişkisi bahçe duvarlarıyla kesilmeye çalışılmıştır. Taşlık ismi de verilen zemin katlar bazı yörelerde ahır, tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde ise hububat deposu olarak kullanılmıştır. Bu mekân genel olarak evin servis mekânıdır ve mutfak olarak da yaygın olarak kullanılmaktadır. Genel hizmetlerle ilgili kullanım alanlarına ayrılan zemin katla, yaşama alanı olarak ayrılan üst kat planları birbiri ile çakışmamaktadır. Odaların ve sofanın bulunduğu üst katlar zemin katın aksine pencereler, çıkmalar ve cumbalarla dış dünyaya açılmaktadır.

    Evi oluşturan diğer öğelerden sofa Anadolu’nun farklı bölgelerinde farklı isimler almaktadır: Hayat, sergah, ev ortası, yazlık, sayvan, çardak, divanhane, nanay, tahtaboş, çağnışır vb. Odalar arasında sirkülâsyonu sağlayan sofa aynı zamanda ortak yaşama mekânıdır ve oturma, dinlenme gibi pek çok işleve yanıt verir. Sofanın ev içerisindeki durumu doğrudan doğruya evin planını tayin etmektedir. Bazı yörelerde sofa eyvanlarla zenginleştirilerek genişletilmiştir. Tarımsal üretime dönük bir ekonomisi olan Türk toplumunun ev içi üretim faaliyetlerinin birçoğu bu mekânda gerçekleştirilmektedir. İklim koşullarının müsait olduğu bölgelerde sofaların yalnızca üstü örtülmüştür ve doğrudan doğruya arkaya ya da bahçeye açılır.

    Avlu ya da bahçe, evlerin sokakla bağlantısını sağlaması açısından önemlidir. Topraktan kopmak istemeyen Anadolu insanı büyük ya da küçük bir bahçe ile yeşile olan özlemini giderir. Tandır, kuyu, çeşme, havuz, ocak gibi öğelerin bulunduğu bahçe ya da avlular evin en renkli ve fonksiyonel bölgeleridir.

    Kökeni Sasaniler dönemine kadar giden eyvanlarda konutların öğelerindendir. Ancak sofanın aksine planı etkilemezler. Eyvan genel olarak avluya bakan tarafı açık, üç tarafı kapalı, üstü tonozla örtülü yerden yüksekçe zeminli hacimlerdir. Evde odalar arasında, ya da sofanın uzantısı şeklinde karşımıza çıkmaktadırlar. İklimin çok sıcak olduğu bölgelerde özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi konutlarında yer alan eyvanlar serin, havadar, rahat ve aydınlık hacimler olarak dinlenme ve çalışma mekânlarıdır.

    Anadolu’nun değişik coğrafi bölgelerinde, değişik yapı malzemeleri ile meydana getirilen konutların planlanmasında ve iç düzenlemesindeki en önemli etkenler Türk töreleri, İslam dininin esasları ve yaşama biçimleridir. Evler fizyolojik, sosyal ve pedagojik fonksiyonları gereği mahremiyeti esas alan içe dönük bir planla inşa edilmişlerdir. Ancak gene de evler tabiattan ve yerleşmeden bütünüyle ayrılmamış, tabiat ve ağaç tutkusu avlu ve bahçelerde vücut bulmuştur. Türk konut mimarisi günümüz şartlarının yaratmış olduğu konutların aksine, rahat ve sağlık şartlarına elverişlidir.



    TÜRK SİVİL MİMARİSİNDE YARARLANILACAK KAYNAKLAR

    --------------------------------------------------------------------------------

    AKIN Nur,”Ev”,Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, İstanbul 1997

    AKURGAL Ekrem, Anadolu Kültür Tarihi, Ankara 1998

    ANONİM, Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, İstanbul 1992

    AKYILDIZ Erhan, Taş Çağından Osmanlıya Anadolu, İstanbul 1997

    ACAR Erhan,”Anadolu’ da Tarihöncesi Çağlardan Tunç Çağı Sonuna Kadar Konut ve Yerleşme”, Tarihten Günümüze Anadolu’ da Konut ve Yerleşme, İstanbul 1996

    ARSEVEN Celal Esad, Eski İstanbul Abidat ve Mebanisi, İstanbul 1989

    AKIN G.”Orta Asya”,Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, İstanbul 1997

    ASLANAPA Oktay, Türk ve İslam Sanatı, İstanbul 1992

    ALTUN Ara, Ortaçağ Türk Mimarisinin Ana hatları İçin Bir Özet, İstanbul 1988

    AREL Ayda, Osmanlı Konut Geleneğinde Tarihsel Sorunlar, İzmir 1982

    BEKTAŞ Cengiz, Halk Yapı Sanatı, İstanbul 2001

    BOZKURT Nebi,”Ev”,İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1995

    ELDEM, S. Hakkı. 1984, “Türk Evi Osmanlı Dönemi ”T.A.Ç. Vakfı Yayınları, C. 1,İst.

    EBERSOLT Jean, Bizans İstanbul’u ve Doğu Seyyahları, İstanbul 1996

    ELDEM Sedat Hakkı, Türk Evi Osmanlı Dönemi, İstanbul 1984

    ELDEM Sedat Hakkı, Türk Evi Plan Tipleri, İstanbul 1955

    GÜNAY Reha, Türk Ev Geleneği ve Safranbolu Evleri, İstanbul 1999

    HODDER Ian,”Çatalhöyük: Orta Anadolu’ da 9000 Yıllık Konut ve Yerleşme”,Tarihten Günümüze Anadolu’ da Konut ve Yerleşme, İstanbul 1996

    KARPUZ Haşim,1996,” Fotoğraflarla Geçmişte Konya”, Konya Büyükşehir Belediyesi Yayınları, İst.

    KARPUZ Haşim, Türk-İslam Mesken Mimarisinde Erzurum Evleri, Ankara 1993

    KAZMAOĞLU Mine - TANYELİ Uğur, ”Anadolu Konut Mimarisinde Bölgesel Farklılıklar ”Yapı, 1979

    KÜÇÜKERMAN Önder - GÜNER Şemsi, Anadolu Mirasında Türk Evleri, İstanbul 1995

    KUBAN Doğan, Batıya Göçün Sanatsal Evreleri, İstanbul 1993

    KINAL Firuzan, Eski Anadolu Tarihi, Ankara 1991

    KÖMÜRCÜOĞLU Asım,1947,”Konya İmar Planlarının Son İzah Raporu Hülasası”,Arkitekt,S:1

    MUTLU Asım,”Türk Evleri”,Sanat Dünyamız,3,197

    MENDERES, A., 1964, Konya İl Analitik Etüdleri, Ankara

    ODABAŞI Sefa,1998, 'Geçmişten Günümüze Konya Kültürü', Kültür Müd. Yayınları, Konya

    RHEIDT Klaus,”Kent mi Köy mü? Orta ve Geç Bizans Anadolu’sunda Konut ve Yerleşme”,Tarihten Günümüze Anadolu’ da Konut ve Yerleşme, İstanbul 1996

    SÖZEN Metin - ERUZUN Cengiz, Anadolu’ da Ev ve İnsan, İstanbul 1992

    SÜMER Faruk, Eski Türklerde Şehircilik, Ankara 1994

    TANYELİ Uğur,”Bizans, Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Dönemlerinde Yerleşme ve Barınma Düzeni”,Tarihten Günümüze Anadolu’ da Konut ve Yerleşme, İstanbul 1996

    M.T. TARHAN-V.SEVİN, “Van Bölgesinde Urartu Araştırmaları II Konut Mimarlığı”,Anadolu Araştırmaları 1976/1977

    NAUMANN Rudolf, Eski Anadolu Mimarlığı, Ankara 1991

    NEVE Peter,”Hitit Krallığının Başkenti Hattuşa’ da Konut”,Tarihten Günümüze Anadolu’ da Konut ve Yerleşme, İstanbul 1996

    ULUSOY Mine, 1992,”19. Yüzyıl Konya Ev Mimarisine Avrupa Mimarisinin Etkileri”,S.Ü. Fen Bil. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya

    ULUSOY Mine, 2000,”Konya'da Apartman Yapılarının Tarihsel Gelişimi”, Konya




+ Yorum Gönder


anadoluda türk mimarisi,  anadolu türk mimarisi