+ Yorum Gönder
Eğlence ve Muhabbet ve Forumda Başlığı Olmayan Konular Forumunda Dürüstlük kuralının uygulanması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Dürüstlük kuralının uygulanması









    DÜRÜSTLÜK KURALLARI'NIN UYGULANMASI İLE İLGİLİ BİLGİ


    Dürüstlük kuralı, sadece Türk Medeni Kanunu’nun değil hukuk düzeninin tamamını kapsayan genel ilkedir. Dürüstlük kuralı, çelişkili davranma yasağının, edim yükümünden bağımsız borç ilişkilerinin yani yan yükümlerin dayanağıdır. Dürüstlük kuralı, hakkın kötüye kullanılmasını engelleyen işlevi yanında sözleşme benzeri sorumluluk kaynağına da yaşam vermektedir. Sözleşme benzeri sorumluluk ile kast edilen, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşmeden doğan sorumluluk, bilgi vermeden doğan güven sorumluluğu gibi sorumluluklardır.

    Dürüst davranma ya da doktrinde bazen kullanıldığı üzere “dürüstlük kuralı” hakların nasıl ve hangi kurallara uyularak kullanılacağını ve borçların nasıl ve nelere uyularak yerine getirileceğini gösterir; böylece de hakların içeriğini ve kapsamını belirler. Medeni Kanunumuz ikinci maddesinin kenar başlığında “hukuki ilişkilerin kapsamı” demek suretiyle bunu açıkça ifade etmektedir.




    Dürüstlük kuralının uygulanması.jpg

    Dürüstlük Kuralı İle Alakalı Kanunlar

    M.K. Madde 2:

    “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır.

    Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz


    - Maddede, kişilerin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlü oldukları düzenlenmektedir. Gerek öğretide, gerek yargı kararlarında bu maddenin “doğruluk ve dürüstlük kurallarına” ilişkin genel ilkeyi ortaya koyduğu kabul edilmektedir. Maddenin içerik ve amacına uygun olarak kenar başlığı bu sebeple, “Dürüst davranma” olarak değiştirilmiştir. Bu deyim, bir sonraki maddede yer alan sübjektif iyiniyet ile bu maddede düzenlenen iyiniyeti birbirinden ayırt etmeye hizmet etmesi bakımından da daha isabetli görülmüştür.

    Madde içerisinde de iyiniyet sözcüğü yerine “dürüstlük kurallarına uymak” ifadesi kullanılmıştır. Maddenin ifadesi Arılaştırılmak suretiyle daha anlaşılır bir şekle ölçülmüştür. Maddede, ayrıca ödevi de ifade edecek şekilde geniş anlamda “borç” ibaresine yer verilmiştir.

    - Bu ana ilke, kişilerin sadece medeni hakların ve hatta özel hakların değil, fakat bütün hakların kullanılmasında ve bütün borçların yerine getirilmesinde uymakla yükümlü bulundukları genel bir ödevi ve yahut yükümlülüğü belirler. İşte bu ödev ve yükümlülük dürüstlüktür. Aslında bu madde dürüstlük kuralının bulunduğu değil, dürüstlük kuralının konulduğu maddedir.

    - Madde 2, 1. Fıkrasında herkese, 2. Fıkrasında direkt olarak hakime seslenir.
    - Aslında 2. Fıkra 1. Fıkrayı müeyyideye bağlar, hakime yetki verir.

    - Bu maddeden çıkarılabilecek bir başka sonuç, hakkın kötüye kullanımının içinde illaki dürüstlük kurallarına aykırılık söz konusudur.

    - Velhasıl hukuk uygulamasında dürüstlük kuralı fevkalade önemli bir yere sahiptir…


    MK. Madde 120:

    “Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.

    Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler. “

    - M. 120’de ‘dürüstlük kuralları çerçevesinde’ denilerek dürüstlük kuralına doğrudan atıf yapılmıştır.



    M.K. Madde 176/4:

    “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.”

    - Sözleşmenin kurulmasından sonra hal ve şartlarda olağandışı bir değişiklik olursa hakim hakkaniyete göre sözleşmede veya tazminat miktarında değişiklik yapabilir.


    M.K. Madde 188/1:

    “Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.”

    - Bir eş kanunun kendisine tanımış olduğu bu temsil hakkını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.


    M.K. Madde 189/1:


    “Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde , eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.”





    MK. Madde 190/1:

    “Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine temsil yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir. İstemde bulunan eş, temsil yetkisinin kaldırıldığını veya sınırlandığını, üçüncü kişilere sadece kişisel duyuru yoluyla bildirebilir. “

    - Eşlerden biri kanunun ona verdiği temsil yetkisini kötüye kullanırsa, (dolaylı olarak dürüstlük kuralına aykırı davranırsa) diğer hakimden bu yetkinin onun elinden alınmasını veya sınırlanmasını isteyebilir.



    MK. Madde 206:


    “Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.

    Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:

    1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,

    2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,

    3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,

    4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,

    5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

    Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.“







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    - Mal ortaklığında ortaklık malları üzerinde eşlerden biri tarafından yapılması kanuna ve sözleşmeye göre diğer eşin rızasına bağlı tasarruflar için, diğer eşin rıza vermekten dürüstlük kuralına aykırı olarak kaçınmasının yaptırımı bu mal rejiminin başvuru üzerine hakimin kararıyla mal ayrılığına dönüştürülmesidir.


    MK. Madde 363:

    “Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludurlar.

    Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri malların yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle yükümlüdürler.

    Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar. “

    - M. 363’te ‘dürüstlük kuralına uygun olarak’ denilerek dürüstlük kuralına doğrudan atıf yapılmıştır.


    MK. Madde 483:

    “Vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından görevden alınır.

    Vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir.”

    - Vasilik sıfatının kötüye kullanılmasının yaptırımı, vasinin görevden alınmasıdır.


    MK. Madde 730:

    “Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.

    Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir.”

    Hakkın kötüye kullanılmasında (dolaylı olarak dürüstlük kuralına aykırılıkta) mülkiyet hakkının kötüye kullanıldığını düşünen kimse, tazminat davası açarak hakkını temin edebilir.

    MK. Madde 737:

    “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.

    Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.

    Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.”


    B.K. Madde 25/1:

    “Hataya düçar olan taraf, hüsnüniyet kaidelerine muhalif bir surette ona istinat edemez.”

    - İrade bozukluğu hallerinden yanılmada, yanılgıya düşen taraf, hükümsüzlüğü ileri sürme hakkını dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullanamaz.


    B.K. Madde 182:

    “Beyi bir akittirki onunla bayi, satılan malı müşterinin iltizam ettiği semen mukabilinde müşteriye teslim ve mülkiyeti ona nakleylemek borcunu tahammül eder.

    Hilafına adet veya mukavele mevcut değil ise bayi ile müşteri borçları aynı zamanda ifa etmekle mükelleftirler.

    Hale göre tayini mümkün olan semen, tesmiye edilmiş hükmündedir.”

    - Satıcıya düşen borç, satılan malın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya nakil ve devretmedir. Bu çoğu hallerde malın alıcıya hemen teslim edilmesiyle gerçekleşir. Malın alıcıya ne şekilde teslim edileceği kanunda gösterilmediği gibi, çoğu kez sözleşmeyle de saptanamaz. İte bu durumda devreye dürüstlük kuralı girer.



    BK. Madde 245:

    “Hibeyi taahhüt eden kimse, aşağıdaki hallerde taahhüdünden rücu ve tenfizinden imtina edebilir:

    1 – Elden hibe edilen bir malın istirdadını talebe salahiyet veren sebeplerden biri varsa.

    2 – Hibeyi taahhüt ettikten sonra tenfizi müteahhit için fevkalade külfetli olacak derecede mali vaziyeti değişmiş ise.

    3 – Hibeyi taahhütten sonra yeni veya hissolunacak derecede külfetli aile vazifeleri tehaddüs etmiş ise.

    Hibeyi taahhüt eden kimse borcunu edadan aczi tevsik veya iflası ilan olunur ise, hibe taahhüdü iptal olunur. “

    - Bağışlamadan dönme – Emprevizyon ( Öngörülemezlik ) İlkesi

    B.K. Madde 300:

    “Ariyet alan, ariyet şeyi ancak akitte tayin edilen ve akitte birşey tayin edilmemiş ise o şeyin mahiyetinden veya tahsis olunduğu maksattan anlaşılan şekilde kullanabilir.

    Ariyet alan, ariyeti başkasına kullandıramaz.

    Bu kaideye muhalif hareket ettiği takdirde zuhura gelen kazadan dahi mesul olur.

    Meğerki, bu kaideye riayet etmiş olsaydı bile yine bu kazanın vukua geleceğini ispat eder.”

    - Bir ariyet ( kullanım ödüncü ) sözleşmesinde ariyet alanın hakkı, kendisine ariyet olarak verilen taşınırı sözleşmeye uygun olarak, eğer sözleşmede bir şey belirtilmemişse eşyanın mahiyetinden anlaşılacağı üzere kullanmaktır




+ Yorum Gönder


dürüstlük,  dürüstlük kuralına aykırılıkta tazmınat,  dürüstlük kuralı nerelerde uygulanır