+ Yorum Gönder
Kadın Forumu ve Gebelik ve Annelik Forumunda Tüp Bebek Yaptıran Hekesin Merak Edebileceği Tüm Sorulara Uzman Cevabı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Tüp Bebek Yaptıran Hekesin Merak Edebileceği Tüm Sorulara Uzman Cevabı








    Tüp Bebek Yaptıran Hekesin Merak Edebileceği Tüm Sorulara Uzman Cevabı

    SPERM ÖRNEĞİ EVDEN VEYA DIŞARIDAN GETİRİLİRSE RİSK OLUŞUR MU?
    Örneğin verildiği andaki jel kıvamından sıvı duruma geçmesi vücut ısısında (37°) daha hızlı ve sağlıklı olmaktadır. Sperm hareketliliği vücut ısısında gerçek değerini gösterdiği için en doğru değerlendirme dışarıda bekletilmemiş örneğe yapılabilmektedir. Normal şartlarda merkezimizde hazırlanmış olan özel bir odada verilecek sperm örneği oda ısısında 20 dakika bekletildikten sonra değerlendirilmektedir. Çok zorunlu hallerde örnek evden getirilecek ise koltuk altı veya avuçlar arasında, vücut ısısında tutulacak, 10 dakikayı aşmayacak bir sürede merkeze ulaştırılmalıdır.

    SPERM DEĞERLENDİRMESİ SONUCU
    Meni örneği 3-4 günlük bir cinsel perhiz sonunda temiz bir cam ya da plastik kaba, dışarı kaçırmadan ve tercihen masturbasyon yöntemi ile alınmalıdır . Örneklerin 2 saat içinde incelenmeleri gerekir. 2-3 haftalık aralıklarla en az 2 sperm örneği almak ve birbirlerini destekleyen örnekleri temel almak en doğru yöntemdir. Normal bulunan örneklerde tekrara gerek yoktur.

    Semen analizi WHO referans değerleri:

    Volüm: > 1.0 ml
    Sperm Yoğunluğu : > 20 milyon/ml.
    pH: 7.2
    Vitalite (Canlılık) : > % 25
    Motilite (hareket) > % 50 ( a+b motilite) ya da % 25 ( a motilite)
    Morfoloji (şekil) > %15 (strikt kriter)
    Lökosit < 1 milyon
    MAR testi (Partiküllere yapışıklık gösteren sperm oranı) < % 50
    IBT (Partiküllere yapışıklık gösteren sperm oranı) < % 50

    Sperm Hareketliliği 4 grupta sınıflandırılır
    +4 :İleriye doğru hızlı hareket (a)
    +3 :Yavaş,doğrusal olmayan hareket (b)
    +2 :Yerinde hareket (c)
    +1 :Hareketsiz (d)

    Spermin hareketi, özellikle orta kısım ve kuyruğun anatomik ve fonksiyon açısından sağlam olması ile ilişkilidir. Enfeksiyonlar, kuyrukla ilgili anormallikler, varikosel, alkol, antisperm antikorlar, immotil silia sendromu gibi hastalıklar sperm hareket bozukluğuna sebep olabilir. Sperm sayı ve hareketi kadar morfolojisi de döllenme için önemlidir. Normal şartlarla döllenmenin olması için normal şekildeki sperm yüzdesi ortalama % 30 bulunmuş, % 15 in altına düşmesi halinde dölleme hızının azaldığı görülmüştür. IVF tedavisinde normal sperm oranı % 14 ün üzerinde iken döllenme oranı % 88, % 4-14 iken % 63, % 4 ün altında ise % 7.6 oranındadır. Semen analizi sonuçlarına göre 4 değişik durum ile karşılaşabiliriz:

    1. Tüm parametreler normal
    2. Azoospermi (spermatogenetik elemanların olmaması, örnekte sperm bulunamaması)
    3. Sperm sayı, motilite ve morfolojisinde yaygın anormallikler
    4. Seminal özelliklerden birine spesifik izole problemler.

    ARKA ARKAYA 2. VEYA 3. SPERM ÖRNEĞİ ALINMASINA BAZI DURUMLARDA NEDEN GEREK DUYULUYOR?
    Sperm sayısının çok yetersiz bulunduğu vakalarda daha fazla sperm elde etmek için bazen birden fazla numune alınması gerekebilir. İlk örnekte sperm taşıyıcı kanallardaki (vaz deferensler) spermler alınmaktadır. İkinci örnekte ise epididimal kanallardaki daha az beklemiş spermin elde edilmesi mümkündür. Daha yüksek oranda hızlı hareketli spermler elde edilmesi ihtimali ile ikinci veya nadiren üçüncü örneğe ihtiyaç duyulmaktadır. Bu uygulama sperm sayısı ve hareketliliği çok kısıtlı olan erkeklerde yapılmaktadır.

    SEMEN ÖRNEĞİ VERİRKEN EJAKÜLATIN BİR KISMI KAYBEDİLİRSE DEĞERLENDİRME AÇISINDAN RİSK OLUŞTURUR MU?
    Verilen meni örneğinin ilk kısmı daha fazla sperm hücresi içerdiğinden çok önemlidir. Eğer örneğin ilk kısmı sperm verme esnasında dışarıya akar veya kaybedilir ise bu durum laboratuar görevlilerine mutlaka iletilmeli, mümkünse örnek verme işlemi tekrarlanmalıdır.

    SPERM ÖZELLİKLERİ VE SAYISI NEDEN FARKLI ZAMANLARDA DEĞİŞİKLİK GÖSTERMEKTEDİR?
    Semen parametrelerini etkileyen bir çok faktör vardır. Geçirilen hastalıklar, kullanılan ilaçlar, kimyasal ve çevresel faktörler sperm özelliklerini etkilemektedir. Bu nedenle ilaç kullanılmış ve ateşli bir hastalık geçirilmemiş ise 3–4 hafta ara ile en az iki sperm örneğinin değerlendirilmesi ve bu örneklerin ortalamasına göre karar verilmesi merkezimizde benimsenmiş olan yöntemdir.

    SPERM TETKİKİNDE SPERM SAYISININ ÇOK AZ OLMASI VEYA SPERM BULUNMAMASI DURUMUNDA NE YAPILMAKTADIR?
    Öncelikle ürolog tarafından erkek değerlendirilir. Gerekli olan hormonal ve genetik inceleme (kromozom analizi, Y kromozomu ve mikrodelesyon, FTR mutasyonu gibi), yapıldıktan sonra kadının tedavi için hazırlanması aşamasına geçilir. TESE, TESA, MESA, PESA sperm elde etmek için uygulanacak yöntemlerdir. Üreme hücrelerine rastlanmamışsa tedaviye son verilir

    TESTİKULER SPERM YAPIM AZLIĞINA BAĞLI KISIRLIK OLGULARINDA TEDAVİ NASIL UYGULANMAKTADIR?
    Beyinden salgılanan ve sperm yapımını sağlayan hormon düzeyi yüksek ve testis boyutları küçük olan hastalarda testisten sperm bulunarak mikro enjeksiyon yöntemi ile biyolojik olarak baba olmaları mümkündür. Geçmişte testisten çoklu biopsi yöntemi uygulanarak rasgele testisin çeşitli bölgelerinden dokular alınarak sperm bulunmaya çalışılıyordu. Merkezimizde yine Türkiye’de önderliği yapacak mikroskop altında yeni bir cerrahi yöntemle testis sperm araştırması yapmaktayız. Dünyada ilk olarak NY Cornell Tıp Fak. uygulanan bu yöntemi başarı ile merkezimizde uygulamaktayız. Yeni operasyon tekniğinde testisin tek bir kesi ile tamamen açılması ve dokunun mikroskop ile 20 kat büyütülerek sperm yapımı olan bölgelerin tespiti ve o bölgelerden doku örneklerinin alınması şeklinde yapılmaktadır. Dolayısıyla eskiden uygulanan rasgele yöntemden başarı şansı daha yüksektir ve daha fazla sayıda sperm elde etme mümkün olmaktadır. Hastanın doku kaybı mikro cerrahi yöntemde çok az olmaktadır. Bu da operasyondan testislerin en az zarar görmesini sağlayarak testislerin testosteron hormon salınımı minimal etkilemektedir. Mikroskop altında yapılan mikrocerrahi yöntemin diğer bir avantajı testis dokusunu çevreleyen kapsüldeki damar yapısının görülerek, testisi besleyen damarlara zarar vermeden kesi yapılmasıdır. Bu operasyon sonrası olası komplikasyonları minimal düzeye indirgemektedir. Eski operasyon yöntemi ile başarılı olunamamış ve daha önceleri bazı genetik yapısal nedenlere bağlı sperm yokluğu olan hastalarımızda bu yöntemle %55-65 gibi yüksek oranlarda sperm bulmaktayız
    MİKRO TESE NEDİR
    Toplumda çocuğu olmayan çiftlerde erkek kısırlığı bu oranın yaklaşık yarısını oluşturur. Bir başka deyişle infertil çiftlerin yaklaşık yarısında erkek faktörü sorun olabilmektedir. Azospermi (hiç sperm olmaması), retrograd ejekülasyon (geriye doğru spermlerin boşalması) gibi erkeğe bağlı olgular yanında kadına ait yaş faktörü gibi durumlarda bu süre beklenmeden tedaviye başlamak gerekebilir. Tüp bebek tedavi içerisinde erkeklerin menisinde sperm olmasa da çocuk sahibi olmasına olanak vermiştir. Ancak bu işlemin yapılması, hastanın testislerinde sperm üretiminin az da olsa varlığını gerektirir. Yani spermlerin hastanın testislerinden elde edilmesi gerekir. Testislerden sperm elde edilmesi hastanın durumuna göre farklı metotlar uygulanarak yapılır. Semen analizinde hiç sperm saptanmayan erkeklerde testis biyopsisi uygulanabilir. Bu işlemle sperm yokluğunun sebebinin ne olduğu ortaya konulur. Diğer bir deyişle bu yöntemle sperm yapılamadığı için mi semende görülemiyor yoksa tıkanıklık olduğu için mi semende görülemediği ortaya konulur. TESE sperm yapımında şiddetli bozukluk olan olgularda testisin içindeki sperm üreten küçük odakları bulmak için başvurulan bir yöntemdir. Testisten birkaç odaktan birkaç milimetre boyutunda parçalar alınarak sperm varlığı araştırılır. Mikrotese ise mikroskop altında sperm üretilen tüplerden sperm bulma işlemidir. Bu yöntemle tıkanıklığa bağlı olmayan yani sperm yapımında problem olan olgularda %36-%68 arasında sperm bulma şansı vardır. Mikrotese yöntemi ile daha az testis dokusu ile her biyopside sperm bulma şansı artar. Yani klasik TESE işlemine göre bu şans daha yüksektir. Ayrıca diğer bir avantajı biyopsi yapılırken testis dokusu bölgesindeki damar yaralanmalarını en aza indirir ve küçük parçalarda embriyoloğun daha kolay sperm bulmasına yardımcı olur
    MİKROSKOP EŞLİĞİNDE TESTİSTEN SPERM BULMA (MICRODISSECTION TESE) İŞLEMİNDEN SONRA HASTA NE KADAR DİNLENMEK ZORUNDADIR?
    Testisten sperm bulma işlemi lokal ve genel anestezi altında olmak üzere iki şekilde uygulanabilir. Lokal anestezi ile yapılan uygulamalar iğne ile testisten sperm elde etme (PESA-TESA) veya küçük bir kesi ile testis dokusunun çıkarılması (TESE) dir. Bu yöntemler testiste sperm yapımından emin olunduğunda ve tıkanıklığa bağlı olarak menide sperm görülmemesi durumlarında seçilebilecek yöntemlerdir. Merkezimizde testiste sperm yapımı bozukluğu ile menide sperm görülmeyen hastalara mikroskop eşliğinde testisten sperm bulunması işlemi (Microdissection TESE) uygulanmaktadır. Bu yöntemle yapılan operasyonda genel anestezi kullanılmaktadır. Operasyon mikroskobu kullanıldığında hastanın uzun süre hareketsiz olarak yatması lokal anestezi ile güç olduğundan genel anestezi tercih edilmektedir. Mikroskop eşliğinde yapılan operasyonun daha önce uygulanan lokal çoklu testis biyopsi yöntemine göre birçok üstünlükleri vardır. Operasyon mikroskobu ile x20 büyütmede testis içerisindeki yapılar çok detaylı bir şekilde incelenerek sperm yapımı olan bölgelerden örnek toplanmaktadır. Testis kesisi sırasında mikroskop ile damarlanmanı az olduğu bölgeler seçilerek kesi yapılır bu operasyon sırasında meydana gelecek kanamayı aza indirir. Ayrıca testisin beslenmesini sağlayan damar yapısının korunmasını sağlar. Çok az doku çıkarıldığından (çoklu biyopsiye göre 70 kat az) kanda testosteron hormon seviyesinde azalmaya neden olmaz.








  2. Mineli
    Devamlı Üye





    ERKEK KISIRLIĞINDA GENETİK İNCELEMENİN ÖNEMİ
    Son yıllarda genetik alanında ilerlemeler erkek kısırlığının nedenleri hakkında çok önemli bilgiler elde etmemizi sağlamıştır. Seks kromozomlarından Y kromozomu üzerindeki genlerdeki silinmeler vücut yapısı ve fonksiyonları normal olmasına rağmen testiste sperm yapımının azalması veya hiç sperm yapılmaması gibi duruma yol açmaktadır. Aynı şekilde yine seks kromozomlarındaki sayı anomalileri örneğin en sık görülen 47 XXY Klinefelter sendromu gibi genetik hastalıkta da testis gelişimi yetersiz kalmış ve sperm yapımı azalmış olabilir. Ayrıca testislerden sperm taşıyan kanalların doğuştan olmaması halinde testiste normal sperm üretimi olmasına rağmen çıkış imkanı olmadığı için menide sperm görülmez. Bu da genetik olarak Konjenital Bilateral Vas Deferens Agenezisi (CBAVD) denilen bir hastalığa bağlıdır. Merkezimizde erkek infertilitesi için dünyada uygulanan tüm genetik incelemeler yapılmaktadır.
    SPERM FISH VE TUNEL TEST NEDİR?
    Tekrarlayan düşükleri olan çiftlere veya spermde morfolojik kusuru olanlara uygulanabilen tanısal testlerdir. Sonuçları açısından farklı değerlendirilirler. Sperm FISH uygulamasında hazırlanan spermler flüoresan boya ile işaretlenerek bazı kromozomlar açısından incelenirler. Burada amaç spermlerin ne kadarının genetik materyal açsından hatalı olduğunu belirlemektir. Eğer bu oran artmış ise uygun spermlerin seçimi tek başına yeterli olamayacak beraberinde embriyoların genetik olarak taranması gerekecektir. TUNEL test ise spermdeki genetik materyalin kromozomal bozukluğunu değil ipliksi yapının (kromatin) bütünlüğünü inceler. Bazen sperm sayısal olarak normal olsa dahi çeşitli etkiler nedeniyle kısmi veya tam dejenerasyon gösterebilir, bu test ile böyle bir durumun varlığı belirlenebilir. Bu durum TUNEL testi ile belirlenmişse, spermdeki DNA fragmantasyonuna (genetik materyaldeki parçalanma) testis dışındaki kanallarda yol açabilecek olumsuz etkiler araştırılmalıdır ve bazen gerekli durumlarda TESE işlemi uygulanabilir.
    SPERM YIKAMA TEKNİKLERİ NEDİR?
    1- Swim-up (Yüzdürme)
    2- Gradient (Çöktürme)
    Svim-up (Yüzdürme): Hastadan alınan ejekülat (sperm) örneğinin midyumla yıkanarak , hareketli ve hızlı sperm hücrelerinin elde edilmesidir. Not: Svim-up yöntemi hareketliliği , sayısı, morfolojisi iyi olan sperm örneklerine uygulanır.
    Gradient (Çöktürme): Hastadan alınan ejekülat sperm örneğinin özel bir midyumdan süzülerek, çöktürülmesi ile yapılan işlemdir. Not: Gradient yöntemi sayısı hareketliliği ve morfolojisi bozuk olan sperm örneklerine uygulanır. Her iki yıkama tekniğinde de amaç en iyi kalitede sperm hücrelerinin elde edilerek doktor tarafından uygun görülen işlemde uygulanmasıdır.
    GENETİK TANI AMAÇLI BİYOPSİ İŞLEMİNİN EMBRİYONUN İLERİ GELİŞİMİNE ZARARI VAR MIDIR?
    Biyopsi işlemi embriyonun 7 veya daha fazla hücre (blastomer) içerdiği dönemde uygun teknik şartlarda ve tecrübeli kişiler tarafından yapıldığı zaman embriyonun ileri gelişimine zarar vermemektedir.
    TRANSFER EDİLMEDEN ÖNCE EMBRİYOLARA İŞLEM YAPILIYOR MU ?
    Embriyoların gelişiminin 3. gününde "Assisted Hatching" (traşlama, soyma) işlemi rutin olarak kullanılmaktadır. Bu işlemi 35 yaş üzeri, bazal hormon değerleri yüksek olan, önceki uygulamalarda iyi embriyo transferine rağmen gebelik oluşmayan yumurtanın zarının kalın olduğu durumlarda, içerisindeki istenmeyen artıkların temizlenmesi gereken olgularda ve genetik araştırma yapılması için biyopsi alınacak vakalarda uygulanmaktadır.
    LAZER YÖNTEMİ NEDİR ? SİZDE KULLANILIYOR MU?
    Embriyoyu çevreleyen zarın inceltilmesi işlemi sırasında mekanik işlemler ve asitle birlikte lazer cihazı da dış cidarının tıraşlanması amacı ile uygulanmaktadır. Hastanemizde lazer cihazı kullanılmaktadır. Lazer kullanımının diğer yöntemlere üstünlüğü gösterilememiştir.
    TRANSFER EDİLEN EMBRİYOLARIN İYİ KALİTEDE OLMASINA RAĞMEN TUTUNAMAMA SEBEPLERİ NELERDİR?
    İyi kalitede 2-3 embriyo transferine rağmen tekrarlayan başarısızlıklarda öncelikle daha ileri tetkikler ile çiftler araştırmalıdır. Kadın ve erkeğin genetik incelenmesi, bu olası endokrin hastalıklar, kanda pırtılaşmayı artırıcı faktörlerin varlığı, rahim içinin histeroskopi veya histerofigrafi ile değerlendirilmesi gibi. Fakat yaklaşık %20–25 hasta grubunda herhangi bir neden sayılamaz. Araştırılan faktörlere rağmen bir neden bulunmayan olgularda daha ileri immunolojik incelemeler (her iki partner için de ) gerekmektedir.
    EMBRİYOLAR DONDURULABİLİYOR MU?
    Merkezimizde embriyoların dondurulma işlemi, transfer için gerekli olan sayıdan daha fazla ve iyi kalitede embriyo elde edilmesi sonucunda yapılmaktadır. Transfer edilen embriyolar ile benzer kalitede en az 3–4 adet embriyonun daha mevcut olması durumunda dondurma işlemi yapılmaktadır. Embriyolar l. ve 5. günler arasında dondurulmaktadır. Dondurulan embriyolar, hastanemizde, Sağlık Bakanlığı'nca yayınlanan yönetmelik gereğince 3 yılı geçirmemek şartıyla saklanmaktadır.
    TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE DIŞ GEBELİK OLUŞMA ŞANSI VAR MIDIR?
    Doğal olarak oluşan gebeliklerde olduğu gibi Tüp bebek uygulanan hastaların da % 2-3 ünde dış gebelik görülebilmektedir. Hatta bu oran kendiliğinden gelişen gebeliklerde ortaya çıkan dış gebelik oranından biraz daha fazladır. Çünkü tüp bebek uygulaması gerektiren kadınların bir kısmında sebep zaten tüplerdeki problemlerdir. Bazen bu problemler tüpü tamamen tıkamak yerine kısmi bir tıkanıklığa yol açmışsa transfer sonrası embriyoların tüpün içersine geçip burada dış gebeliğe yol açmasına da söz konusu olabilmektedir. Tüp Bebek tedavisi sonrasında kanda hamilelik hormonu yeterli düzeyde yükselmeyen hastalar dış gebelik yönünden mutlaka takibe alınır. Daha sonra belirli bir hormon düzeyine karşın, ultrasonografide gebelik saptanmaması veya gebeliğin USG ile rahim dışında gebelik izlenmesiyle tanı konulmaktadır. Dış gebelik tanısı alan hastalarda tedavi genellikle cerrahi olup, daha çok laparoskopik olarak yapılmaktadır. Bazı hastalarda sadece gözlemle dış gebelik gerileyebilir veya dışardan verilen bir ilaçla (Methotrexate) ile de sonlandırılabilir.
    TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE BİRÇOK UYGULAMAYA RAĞMEN GEBELİK GERÇEKLEŞMEZSE .




  3. Mineli
    Devamlı Üye
    HANGİ İNCELEMELER YAPILMAKTADIR?
    TİB (tekrarlayan implantasyon / tutunma başarısızlığı), daha önce 3 veya daha fazla kereler yapılan tüp bebek denemeleri ile iyi embriyolar transfer edilmesine rağmen gebe kalamama durumunda kullandığımız bir terimdir. Bu gibi olgularda genellikle altta yatan sebep olabilecek bazı durumları ortaya koymak için birtakım testler uygulamaktayız; çiftin ikisinden beraber istenen periferik karyotip dediğimiz genetik testler ile muhtemel kromozom problemini araştırmak, rahim iç duvarı dediğimiz endometrium tabakasını değerlendirmek için rahim filmi (HSG) çekmek veya histeroskopi denilen operasyonu gerçekleştirmek, kadına ait muhtemel kan pıhtılaşma sorunlarını ortaya koymak için pıhtılaşma mekanizmaları ile ilgili birtakım kan testleri istemek, prolaktin hormonu problemlerini ve de tiroid bezi kaynaklı sorunları ortaya koymak için PRL ve TSH testleri istemek yeni bir deneme öncesi değerlendirilmesi gereken noktalardır.
    YÜKSEK FSH DEĞERLERİ NEYİ GÖSTERİR ? HANGİ FSH DEĞERİNDE ÇİFT TEDAVİYE KABUL EDİLMİYOR?
    FSH (Follikül Stimülan Hormon) hormonu beyindeki hipofiz bezinden salınan ve kadının yumurtalıklarını uyararak follikül adı verilen yapıların içerisinde bulunan yumurtaların gelişimini sağlayan bir hormondur. Yumurtalık rezervi azalan yani yumurta gelişimi ve hormon salgılama kapasitesi azalmayan başlayan bayanlarda FSH hormonu yavaş yavaş yükselmeye başlayarak bu eksikliği telafi etmeye çalışır. Bu yükseliş vücudun doğal dengeyi sağlama mekanizmasıdır. Genel olarak kabul edilen; 3. gün bakılan FSH değerinin 10 mIU/ml ‘ nin altında olmasının yumurtalık rezervinin normal olduğunu yansıttığıdır. Daha yüksek değerler yumurtalıkların rezervinin azaldığını işaret eder. 10–15 arası değerlerde tedaviden az sayıda yumurta elde edileceği ve hamilelik şansının azaldığı anlaşılır. 15–20 arası değerlerde ise şansın çok azaldığı bilinmektedir. 20’den daha yüksek 3. gün FSH değerlerinde ise Tüp Bebek Tedavisiyle sonuç alınması ve gebelik oluşması pek mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla daha yüksek değerlerde genellikle çift bilgilendirilerek tedavi başlatılmamaktadır.
    YÜKSEK DOZDA HORMON KULLANILMASI YUMURTALKILARA ZARAR VERİR Mİ?
    Bugüne kadar yapılan çalışmalarda tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların ve hormon uygulamalarının yumurtalık kapasitesine zarar verdiği bilimsel olarak gösterilmemiştir. Ancak yaşı 35 ve yukarısında olan bayanlarda yumurtalık rezervinin yıllar içersinde süratle azaldığı bilinmekte ve bu yaşlarda bir iki yıl ara verilerek yapılan denemelerde yumurtalıkların verdiği yanıtın azaldığı açıkça gözlenmektedir.
    İKİ TÜP BEBEK UYGULAMASI ARASINDAKİ SÜRE NE KADAR OLMALI?
    İkinci deneme için ortalama 2 ay ara vermek yeterlidir. Yumurtalıkların çok sayıda yumurta içerdiği ve büyük boyutlara ulaştığı kişilerde normal boyutlara dönmesi beklenmektedir. Az sayıda yumurtası olan ve yumurtalık boyutları küçük olan bayanlarda 1 ay sonra dahi ikinci denemeye başlanılabilmektedir. Uzun bir ara verilmesi ile daha kısa ara verilmesi arasında tedavinin başarısı arasında fark saptanmamıştır. Verilecek aralığın uzunluğunda önemli olan çiftin ikinci bir tedaviye maddi ve manevi olarak hazır olmasıdır. İlk üç deneme için gebelik şansı aşağı yukarı her deneme için aynı kaldığı halde daha sonraki denemelerde şansın biraz azaldığı bilinmektedir.
    TÜP BEBEK UYGULAMASI BAŞARISIZ OLURSA DONDURULMUŞ EMBRİYOLARI NE ZAMAN VEREBİLİRİZ?
    Ortalama 1-2 aylık bir ara sonrasında dondurulmuş embriyolar çözülerek ana rahmine transfer edilebilir. Sadece 2 hafta boyunca rahim içini kalınlaştıran ilaçlar kullanılarak bu işlem yapılabilir, tedavi süresince iki defa ultrasonografi muayenesi de yeterli olmaktadır. Dolayısıyla normal tüp bebek tedavisine göre çok daha kolay ve az masraflı bir tedavi şeklidir.
    TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE CİNSİYET BELİRLEYEBİLİR MİYİZ?
    Hayır bu yöntem Türkiye'de kanunlarla kesin olarak yasaklanmıştır. Ancak cinsiyete bağlı geçiş gösteren kalıtımsal hastalık durumu söz konusu olabilir. Bu durumda PGT ile cinsiyet tayini yapılabilir.
    İNFERTİLİTE'NİN OLUŞMASINDA GENETİK FAKTÖRLERİN ROLÜ NEDİR?
    Günümüzde çiftlerin yaklaşık %15 inde azalmış fertilite saptanmaktadır. Bu olguların büyük bir kısmında neden erkek infertilitesidir. Erkek infertilisinde özellikle sperm bulunmayan kişilerde patojenik sebep Y kromozomu mikrodelesyonlarına bağlı sperm üretiminin azalması veya kistik fibrozis transmembran regülatör (CFTR) gen mutasyonlarına bağlı oluşan konjenital vaz deferens yokluğu ile karakterize obstrüktif azospermidir. Bunların yanısıra cinsiyet kromozomlarındaki sayısal anomaliler ve yapısal kromozom bozukluklarıda spermatogenezde, dolayısıyla da fertilizasyonda problemlere neden olur. Ayrıca hipogonadotropik hipogonadizme neden olan KAL (X e bağlı kalıtılan Kalman sendromu), DAX1 (X e bağlı kalıtılan Konjenital Adrenal Hipoplazisi), GNRHR (GnRH sekresyonunda bozukluk) ve PC1 (prohormon convertase 1 ) gen mutasyonları ile Androjen Reseptör gen mutasyonları spermatogenezis yetmezliği ile birlikte gözlenebilir. Ayrıca sekonder infertil olarak adlandırılan tekrarlayan gebelik kayıpları veya ölü doğum öyküsü olan çiftlerde bazı genetik bozukluk taşıyıcılığı gözlenebilir.
    ICSI UYGULAMASINDA BEBEKTE KROMOZOMAL BOZUKLUK RİSKİ ARTIYOR MU?
    ICSI yani mikroenjeksiyon uygulaması şekil, hareketlilik gibi kriterlerle seçilen spermin yumurta içerisine mekanik olarak verilmesiyle yapılır. Bu durum, döllenme için doğal olarak gerçekleşmesi gereken bazı basamakların atlanmasına neden olur ve embriyolarda anne veya babadan kalıtılmayan yeni kromozomal bozuklukların oluşumuna neden olabildiği düşünülmektedir. Bu bozukluklar 23 çift kromozomda sayısal veya yapısal olarak ortaya çıkabilir. Sayısal bozukluklarda kromozomların tek kalması (monozomi) veya üç tane olması (trizomi) gözlenebilirken, yapısal bozukluklar kromozomlar arası parça değişimi (translokasyon), mikrodelesyon, duplikasyon olarak gözlenir. Ancak bu problemlerin büyük kısmı gebeliğin erken dönemindeki düşüklerle sonlanabilir ve pek azı canlı doğuma ulaşır. Düşüklerin nedenleri arasında genetik bozukluklar önemli bir yer tutar ancak bunun haricinde de birçok etken vardır. Günümüzde mikroenjeksiyon uygulamalarının minor doğumsal kusurları artırıp artırmadığı tartışılmaktadır.
    TÜP BEBEK DİNİ AÇIDAN HARAM MIDIR?
    Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerinin defalarca yaptıkları açıklamalarda, İslam dinine göre, tüp bebeğin haram olmadığı bildirilmiştir. Tüp bebekte, amaç bir evlat sahibi olmaktır. Erkeğin spermlerinin nikahlı olduğu kadının rahmine yerleştirilerek doğum olayının meydana gelmesi kesinlikle günah değildir. İslam dini günah olmayan her türlü oluşuma açıktır. Yetkisiz ağızlardan çıkan iddialara ve kulaktan duyma söylentilere itibar edilmemesi gerekir




  4. Eleman
    Devamlı Üye
    Tüp bebek yaptıranlarda yumurtalar nasıl alınır? yumurtalar serum hortumu benze bir hortuma iğne takılarak ve anne adayı uyuturularak alınır. Erkek sperminin canlılığını koruması için ne yapılmalı ? Erkeğin sperminin 37c sıcaklıkta olması ve bekletilmemesi gerekir eğer klinikte değilde evde alınacaksa en fazla 10 dk kiliniğe ulaştırılması gerekir.

+ Yorum Gönder


tüp bebek yaptıranlar,  yumurta rezervi az olup tüp bebek yaptıranlar,  mikroenjeksiyon yaptıranlar,  fsh yüksek olup tüp bebek yaptıranlar,  azospermi olup tüp bebek yaptıranlar